Her 1 Kasım’da içim “Cız” eder (Arif’imin anısına)

02.11.2019 - 00:02
9 Kişi Yorum Yaptı
İsmet ÇİĞİT ismetcigit@seskocaeli.com

Bu coğrafyada 1 Kasım günleri genellikle karanlık, puslu, yağmurlu, soğuk geçer.

Hani böyle insanın içini çürütür gibi bir ortam olur.

Dün de 1 Kasım’dı ve hava yine öyleydi.

Böyle 1Kasım’larda ayrıca benim içim “Cız” eder. Çünkü 1 Kasım’lar, benim can kardeşlerimden Arif Kobak’ın ölüm yıldönümüdür.

Benim çocukluk arkadaşım Arif Kobak gerçek bir İzmitli’ydi.

Çok iyi, şefkatli, inançlı, her daim neşeli ve çok çalışkan bir İzmitli

Uzun yıllarımız birlikte geçti. Neredeyse birlikte girip çıkmadığımız yer kalmadı.

Bizim “Kızılderili Çetesi”nin (Ahmet Küçükörs, Nusret Uğur, Ahmet Kobak, Sedat Sapmaz, Metin Karan)  en aktif, en güzel üyelerinden biriydi.

20 yıl önce 1 Kasım’da çok trajik bir şekilde kaybettik O’nu…

Bu nedenle 1 Kasım’lar karanlık gündür bizim için…

İçimizin yandığı, anılarımızın canlandığı,  gözyaşlarının yağmur gibi içimize aktığı karanlık, soğuk bir gün…

………………………………….

17 Ağustos 1999

Artık bu kentte o günü hatırlayandan çok, hatırlamayanlar olduğuna eminim..

Ama biz, bizler için hiç unutulmayacak bir tarihtir.

Çok büyük bir depremle, yüzyılın felaketi ile karşı karşıya kaldık….

Sadece sarsılmadık…

Yıkıldık, öldük, enkaz altında kaldık.

İşler bozuldu…

Çok kaçan oldu, kent boşaldı…

Sonra toparlanmaya başladık.

İnsanlık vardı.

Dayanışma vardı…

Hepsinden önemlisi, bu kentte çok güçlü bir yerel basın, ÖZGÜR KOCAELİ gazetesi vardı…

Hakkımızı istedik, çok bağırdık.

Büyük felaketten yaklaşık iki ay sonra, bu kentte yaklaşık 30 bin insan çadırlarda, konteynerlerde yaşıyordu.

Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek…

30 binden fazla insan..

1999 yılının ekim ayında devlet, deprem bölgesinde çadırlarda ve prefabriklerde kalan insanlara günde iki öğün yemek verilmesini kararlaştırdı.

Sabah kahvaltısında, her depremzedeye birer kase sıcak çorba, akşam yemeğinde herkese iki kap yemek…

Kocaeli’dekidepremzedeler için yemek ihalesini Kocaeli Valiliği yapacaktı…

Dönemin valisi, Sayın Memduh Oğuz’du…

Aramız da iyiydi. Duydum ki, 30 bin kişiye günde iki öğün yemek işi, İstanbullu bir firmaya verilmiş…

O zamanlar gazeteci İsmet Çiğit olarak bıçağımız kesiyor.

Sayın Vali’den randevu talep ettim.

Valilik binası da gazeteye çok yakın. Hemen çağırdı, gittim. Sayın Vali’ye;

-Efendim, Depremzedeye yemek işini İstanbullu büyük bir firmaya vermişsiniz. Bu kentte insanlar perişan. Lokantacısı, bakkalı, manavı, kasabı batıyor. Bu işi mutlaka İzmitli firmaya vermelisiniz. Bu para bu kentte kalmalı” dedim.

Vali Memduh Oğuz, mantıklı ve makul bir adamdı, “Nasıl yapacağız, kime vereceğiz” dedi. Kime verileceğin beni ilgilendirmediğini, ama bu işin parasının mutlaka ilimizde kalması gerektiğini anlattım, “Bu şehirdeki lokantacılardan bir konsorsiyum kuralım. Onlar yemeği yapıp dağıtsınlar. Bütün malzemelerini de bu kent esnafından alsınlar” diye bir öneri ortaya attım.

Sayın Vali kabul etti. Konsorsiyumu oluşturma görevini de bana verdi.

………………………………..

İzmit’teki lokantacılar birleşti. İZAŞ isimli bir şirket kurdular. Her siyasi görüşten, kentin her yerinden lokantacılar var işin içinde.

Benim dostum, kardeşim Arif Kobak da o sıralarCumhuriyet Caddesi üzerinde, Kobak İşhanı’ndaMurat Kebap isimli bir küçük lokanta işletiyor.

Sabahları sıcak çorba yapıyor.

Öğlen ve akşam servislerinde ızgara köfte, kuru fasulye, pilav, tas kebabı, sütlaç falan…

Deprem sonrası kent boşalmış, işler durmuş…

İZAŞ 10 ortaklı olarak kuruldu. Bu 10 ortaktan birinin de Arif Kobak olmasında ısrar ettim. Arif’in sermaye koyacak parası da yoktu. Yine bizim ekipten Ahmet Küçükörs ile bir araya geldiler.

Yani depremzedeye yemek verecek şirketin 10 ortağından biri, Arif ile Ahmet oldu.

Yani anonim şirkette, her biri 20/1 ortak…

Yeni Gölcük yolu kenarında bir yemek fabrikası kuruldu.

Günde 30-40 bin kişilik yemek yapılacak. Sonra bunlar çadır kentlere, prefabriklere götürülüp insanlara dağıtılacak. Büyük iş, zor iş…

Kocaeli Valiliği, yemek dağıtma işinin 1 Kasım 1999 tarihi sabahı itibariyle başlamasına karar verdi.

Yemek firması, bütün hazırlıklarını tamamladı.

Şirketin 20’de 1 ortağı Arif Kobak, 31 Ekim günü bana geldi…

O sıralar, bu kentteki kimi siyasetçiler yakınlarına hafriyat, nakliyat işlerini kapmış, kimi siyasetçiler dönemin Bayındırlık Bakanı Koray Aydın ile ortaklık kurup, bina güçlendirme firmaları, toplu konut inşaatlarına mal satacak inşaat şirketleri kurmuşlar…

Pekçok kişi, depremzede üzerinden köşeyi dönmenin yollarını arıyor.

Arif’le 31 Ekim günü, bizim şirketin Cumhuriyet Caddesi üzerindeki muhasebe-idare bürosunda buluştuk.

O neşeli adamın yüzü gergindi.

Elleri sırılsıklamdı.

Çok tuhaf görünüyordu.

Eğildi, benimle çok özel bir konuyu paylaşır gibi anlatmaya başladı:

“-İsmet, sen bizi bu yemek işine soktun ama benim uykularım kaçıyor. Biz bu işi ya beceremezsek. Ya depremzedenin parasını çarçur edersek. Bu iş benim boyumu çok aşıyor. Benim tek varlığım oturduğum evim. Bu iş yüzünden bunu da kaybedersem ben ne yaparım diye düşünüyor, işin içinden çıkamıyorum” dedi.

Arif’in hareketlerinden ürkmüştüm. Arka odada oturan, bizim şirketin müessese müdürü Nazif Çanakçılı’yı çağırdım. Üçümüz oturduk. Arif’e, “Nazif Ağabey, bu kentteki en deneyimli, en bilgili muhasebe uzmanıdır. Anlat derdini ona, o da sana bilgi versin” dedim.

Nazif Çanakçılı Arif’i dinledi, sonra şunları söyledi:

“-Kardeşim, bu bir Anonim şirket. Herkes koyduğu para kadar sorumludur. İş sandığın kadar zor bir iş değil. Organizasyon meselesi. Tıkır tıkır işler. Sana da evine de hiçbir şey olmaz” diye uzun uzun anlattı.

…………………………

Arif, yanımızdan ikna olmuş, sakinleşmiş gibi ayrıldı.

1 Kasım 1999 günü sabahı, hergün olduğu gibi erkenden işe geldim.

Yine karanlık, insanın içini sıkan, yağmurlu ve soğuk bir sabahtı.

Gazete binasının giriş katında günlük gazeteleri karıştırıyorum…

Saat 07.30 sıraları.

Cep telefonları daha yeni çıkmış. Heryerden çekmiyor.

Sabah sabah telefonum çaldı.

O dönem gazetemizde asayiş-polis muhabiri olarak çalışan Cenap Elmas arıyor:

Abi” dedi; “Gar yakınlarında bir intihar olayı yaşandı. Birisi kendini trenin altına attı. Galiba senin arkadaşın Arif Kobak’mış” dedi.

O andan sonraki uzun bir süreyi hatırlayamıyorum.

Galiba, Metin Karan’ı da yanıma alıp, hemen olay yerine gitmiştim…

Tren trafiği kesilmiş.

Rayların üzerine yığılıp, uzun süre kaldığımı hatırlıyorum.

Bizim Arif kafasında kurmuş. “Ya biz bu işi yapamazsak. Ya depremzedeye layık olamazsak. Ya devletin parasını çarçur edersek” diye karalar bağlayıp, bir tüp sakinleştirici hapı yuttuktan sonra, demiryoluna inmiş…

Kendisini kara trenin altına atmış….

…………………………………

İzmitlilerin kurduğu şirket, aylarca yemek işini başarıyla yürüttü. Para da kazandılar. Bu iş sayesinde Rahmetli Ahmet Küçükörslokantacı oldu.

Çadırlar, prefabrikler kapandıkça, yemek verilen depremzede sayısı azaldı ve İZAŞ firması bu kentin en büyük yemek fabrikası olarak bir süre daha devam etti.

Arif’in dünya tatlısı eşi Leyla, benim çocuklarımla yaşıt tek oğlu Muratbüyük acılar içinde hayatlarına devam ettiler. Murat okudu, deniz subayı oldu.

Şimdi çocuğu, Leyla’nın torunu var.

Hayat devam ediyor ama bizim Arif’imiz 20 yıldan beri Bağçeşme’de yatıyor.

İzmit’i bu acıları bilen, bu duyguları yaşayan,  devletin ve garibanı beş kuruşuna zarar verme korkusuyla kendi canına kıyabilecek kadar düzgün ve dürüst insanların yönetmesi gerekmez mi?

Bu kent,Arif Kobak gibi insanları yetiştirdiği için, onlarla yaşadığı için çok özel bir kent değil mi?...

Yazılarımda de hep bunları anlatmaya çalışıyorum.

Anlayan kadar, anlamayanın da olduğunu biliyorum.

…………………………..

Her 1 Kasım, benim için acının, insanlık dersinin, İzmit’lilik gerçeğini içinden ağlayarak hissetmenin yıldönümüdür.

Biz, 20 yıldır Arif’ siz. Nusret’siz, Ahmet’siz.

Bizler de ebediyete göç ettiğimizde,  o günleri kim hatırlayacak, yazacak ve yeni nesillere aktaracak, bunu da çok merak ediyorum.

3 hafta önce - Ercan

Abi ağlattın inan saygılar

3 hafta önce - sevimc

17 yaşındaydım Deprem olduğunda o günden beri her gün okurum takip ederim sizi. Bende bu kent için sizin gibi insanların yazamadığı dönemleri düşünüp hep hüzünlerinirim. Çünkü artık gazeteci kalmadığı gibi tarafsız gerçek ve doğru haber yapabilecek cesareti olan insan yok olanında yazıya dökecek kabiliyeti yok eminim. Umarım tüm yazılarınızı bir kitap yaparsınız alıp çocuklarımıza yeğenlerimiz okuturuz. Saygılar...

3 hafta önce - Sena

Biz yazıp çizip anlatacagiz hep sizi ve o günleri, gelecek nesillere. Saygılar.

3 hafta önce - Serdar Ersek

Depremde enkaz altında kalmayan nice İzmit’li sonrasında böylesine ağır travmaların altıda ezildi.Mutsuz onca insanın arasında mutlu olmak mümkün müydü ? İzmit ‘ ten o sendromu yaşayıp atlatamayan bir kuşak yetişti.Belki de açıklayamadımız bir çok şeyin sebebi buydu.

3 hafta önce - Fatih GüL

Ah be abi-(((

3 hafta önce - Barbaros

Herbirisine ALLAH rahmet eylesin.inşallah

3 hafta önce - Akın Öz

Çok kötü, acı bir ölüm. Ama ders dolu. insanlığın, helal para kazanmanın, ahlakın çöktüğü günümüzde böyle insanlar kalmadı. Bir şeylerin başına geçen, siyasetcinin eteğini öpenler trilyoner olurken helale haram karıştırmaktan korkan rahmetli Arif Kobakın yattığı yer NURla dolsun, Allah onu affetsin.

3 hafta önce - Nilsu Çekmen

Dürüst insanmış, Saygı, ragmetle hatırlayacağız..

3 hafta önce - Ogün AYDIN

Allah rahmet eylesin Nurlar içinde yatsın

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.
Diğer Yazıları +
Tarhan’ın suçlamaları; Büyükakın’ın savunması KÖŞE YAZILARI
Yine çok geriliyoruz KÖŞE YAZILARI
Yapmayın, Din kardeşiyiz KÖŞE YAZILARI
Hazır okullar tatilken; Şu İzmit’i dolaşsanız KÖŞE YAZILARI
Kerpe’de Sonbahar KÖŞE YAZILARI
Avrupalı olmak, iyidir KÖŞE YAZILARI
Çabuk yıprandılar KÖŞE YAZILARI
MİA iyi projedir DİĞER
Gelin üzerine gelin, benim işim kolaylaşıyor KÖŞE YAZILARI
Cumhurbaşkanımız ABD’ye uçarken KÖŞE YAZILARI
CHP’lilerin aklının köşesinde Küçükkaya’ da bulunmalı KÖŞE YAZILARI
Erken kalkın; Ata’mızı anın KÖŞE YAZILARI
Karanlıklar ülkesi KÖŞE YAZILARI
Korkmayın, suyumuz bitmez KÖŞE YAZILARI
Kemal Bey sopasını partisinde sallamalı KÖŞE YAZILARI
6 Kasım: SEKA’nın kuruluş yıl dönümü KÖŞE YAZILARI
Liderliğin kıymetini bilelim KÖŞE YAZILARI
Yeniden Ahmet Serimer ile birlikte çalışmak..! KÖŞE YAZILARI
41 milyon turistin kaçı bize geldi? KÖŞE YAZILARI
Her 1 Kasım’da içim “Cız” eder (Arif’imin anısına) KÖŞE YAZILARI
Fuar alanı zaten Millet Bahçesi’ydi KÖŞE YAZILARI
Atatürkçü Dernekler de susup, korkarsa..! KÖŞE YAZILARI
15 Temmuz mu? 29 Ekim mi? KÖŞE YAZILARI
Bu şehirde gazeteciliğe yeniden itibar gelecek KÖŞE YAZILARI
CHP’de yarış kimler arasında? KÖŞE YAZILARI
Ey muhalefet; hâlâ buradaysan ses ver KÖŞE YAZILARI
Kendinize iyilik yapın, Biraz kahkaha atın KÖŞE YAZILARI
Sağlam dostlar olsun, Başka şeye gerek yok KÖŞE YAZILARI
Trump’a 120, Putin’e 150 KÖŞE YAZILARI
İzmit’in en güzel yeri: Fevziye’nin Bahçesi KÖŞE YAZILARI
Bu kentin ıskaladıkları KÖŞE YAZILARI
Barış, her haliyle güzeldir KÖŞE YAZILARI
Umut da olmasa KÖŞE YAZILARI
İyi yapılan bir iş, başarılı bir kişi arıyoruz KÖŞE YAZILARI
Bize kızmakta çok haklılar KÖŞE YAZILARI
Üzülmez’in sopası KÖŞE YAZILARI
Off İzmit’im off KÖŞE YAZILARI
İzmit nostaljisi KÖŞE YAZILARI
Kocaelispor hakkında KÖŞE YAZILARI
Elbette, askerimiz ve ülkemiz için duacıyız KÖŞE YAZILARI
Nihat Ergün, önemli adamdır KÖŞE YAZILARI
Banliyö tren ne büyük yalan..! KÖŞE YAZILARI
Der Spiegel’in makalesi KÖŞE YAZILARI
İzmit’te üç noktaya içki ruhsatı hikayesi KÖŞE YAZILARI
Tahir Kardeş,benden şikayetçi KÖŞE YAZILARI
Camiler ve Din Görevlileri haftası KÖŞE YAZILARI
Çok iyi konuşuyorsun da Sevgili Başkan..! KÖŞE YAZILARI
Bu kent, çok pis kokuyor KÖŞE YAZILARI
GS-FB maçını statta izledim KÖŞE YAZILARI
Muhteşem yeni yol; Rezalet mevcut yol KÖŞE YAZILARI
Beni yiyemezsiniz; DİŞİNİZ KESMEZ..! KÖŞE YAZILARI
20 yıl önceki proje KÖŞE YAZILARI
Cep telefonuna güvenmeyin; deprem olur, elinizde kalır KÖŞE YAZILARI
Uzun yaşamak bir lütuf mu? KÖŞE YAZILARI
​ Tahir Hoca’m haklıymış, CHP’liden dost olmazmış KÖŞE YAZILARI
Korkmayın, ısırmayacağız KÖŞE YAZILARI
Kaltak ne demek? KÖŞE YAZILARI
Bizde bir tane Greta çıkmaz mı? KÖŞE YAZILARI
Başımıza ne yağacak? KÖŞE YAZILARI
Unutulan projeler KÖŞE YAZILARI
İşsizlik ve fuhuş birlikte yükselir KÖŞE YAZILARI
Siz, ne varsa satın; Hürriyet’e su vermeyin KÖŞE YAZILARI
AKP kendisini de eleştirebilmeli KÖŞE YAZILARI
Neler neler kaybettik? KÖŞE YAZILARI
En güzel mevsim, ama arkası kış KÖŞE YAZILARI
Her yer kiralık, herkesin çeki patlak KÖŞE YAZILARI
Engin Hoca ve Şenol Hoca KÖŞE YAZILARI
AKP iktidar, CHP muhalefet kalsın KÖŞE YAZILARI
Büyükşehir dağınık KÖŞE YAZILARI
Gelecek yıl, hamsi de olmazsa KÖŞE YAZILARI
Belki de en zor maç KÖŞE YAZILARI
Vatandaş için yüksek, Esnaf için düşük fiyat KÖŞE YAZILARI
​ Saat 11.30’da herkes oturup, maçı izlesin KÖŞE YAZILARI
Yüzde 0.86 ne mutlu, söyle de inanalım KÖŞE YAZILARI
Bırakın Fatma Hanım biraz iş yapsın KÖŞE YAZILARI
Krizi bir de sanayiciden dinledim KÖŞE YAZILARI
Önce Karadeniz, sonra Körfez KÖŞE YAZILARI
Büyükakın, BÜYÜK iş yaptı KÖŞE YAZILARI
Bayrak asın, bayram yapın KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım yalnız değildir KÖŞE YAZILARI
Devlet vergi, Vatandaş keyif alamıyor KÖŞE YAZILARI
Sıcaklar mı bizi bu hale getirdi? KÖŞE YAZILARI
Gebze’yi il yapalım KÖŞE YAZILARI
İki ayda hayatım nasıl değişti KÖŞE YAZILARI
Balık zamanı geliyor KÖŞE YAZILARI
Bir işe ya hiç başlamayın; ya da başladığınız işi bitirin KÖŞE YAZILARI
Kocaelispor camiasının “cek-cak”lara karnı tok KÖŞE YAZILARI
Bir gün herkes AKP’li olursa KÖŞE YAZILARI
Yürüyüş Yolu, siyaset üstü olmalı KÖŞE YAZILARI
AKP ve CHP’de kongreler KÖŞE YAZILARI
Geri dönüşüm kutusundan taşan cam şişeler KÖŞE YAZILARI
20 yıl önce bugün KÖŞE YAZILARI
1 yaşındaki temiz, tertipli çocuk; 18 yaşındaki huysuz, yorgun ihtiyar KÖŞE YAZILARI
2. İztop skandalı KÖŞE YAZILARI
Bayramlarda çok daha güzelsin sevgili İzmit KÖŞE YAZILARI
Şahabettin Bilgisu Caddesi böyle mi olmalı? KÖŞE YAZILARI
100. yıla yeni anayasa KÖŞE YAZILARI
Lütfen kendinize çok dikkat edin KÖŞE YAZILARI
Bayramda da kolum askıda KÖŞE YAZILARI
Daha çok (ıhh) diyeceğiz KÖŞE YAZILARI
Toplu taşıma işi kötü patlayacak KÖŞE YAZILARI
TÜPRAŞ giderse büyükşehir biter KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım yanlış yapıyor KÖŞE YAZILARI
Erken seçim mi? Hadi canım siz de… KÖŞE YAZILARI
Haydi İzmit’e turist getirelim KÖŞE YAZILARI
Haydi İzmit’e turist getirelim KÖŞE YAZILARI
Bu güvene layık olmak zorundayız KÖŞE YAZILARI
Bu “SES” sizin sesiniz KÖŞE YAZILARI
Sendikalar yandaş olursa, çalışanlar kaybeder KÖŞE YAZILARI
Başladığınız bir işi de bitirin KÖŞE YAZILARI
Murat Kekilli mi? Aleyna Tilki mi? KÖŞE YAZILARI
Çöp kamyonu ve çekici terörü KÖŞE YAZILARI
İl başkanını boşverin şimdiden büyükşehir adayı bulun KÖŞE YAZILARI
Balık özlemi KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım’ın köpekle imtihanı KÖŞE YAZILARI
Fikri Işık doğru söylüyor KÖŞE YAZILARI
Bulut’u çok ararız KÖŞE YAZILARI
Ellibeş’in Sorumluluğu KÖŞE YAZILARI
Değişim zamanı KÖŞE YAZILARI
“İlimizin özelliği nedeniyle…” KÖŞE YAZILARI
Bu şehirde yapılan güzel işlerde var KÖŞE YAZILARI
Korkan korksun BİZ HEYECANLIYIZ KÖŞE YAZILARI
Bu yılı da ıskalamayalım KÖŞE YAZILARI
Biz ne yapacağız? KÖŞE YAZILARI
Her şey (DAHA) güzel olacak KÖŞE YAZILARI
Kendinize iyilik yapın, Biraz kahkaha atın KÖŞE YAZILARI
Sağlam dostlar olsun, Başka şeye gerek yok KÖŞE YAZILARI
Dünya da bizden büyük DİĞER