İki ayda hayatım nasıl değişti

27.10.2019 - 21:27
0 Kişi Yorum Yaptı
İsmet ÇİĞİT ismetcigit@seskocaeli.com

Beni yakından tanımayan pek çok kişinin sandığının aksine, belli kalıplar içine sokulmuş biçimde çok sıradan, çok monoton yaşayan biriyimdir.
 

Bir Allah’tan korkarım.
 

Kimseye haksızlık yapamam. Kimseyi üzmek, kırmak istemem.
 

Bir de bunca yıl benim kahrımı çekmiş, eşimden korkarım. O’nu üzmek,  kırmak, benim için en büyük sıkıntı olur. Herkese saygılıyımdır da, başka da hiçbir şeyden korkmam.
 

Cebimde çok parayla krallar gibi yaşadığım da, günlerce beş kuruşsuz dolaştığım da olmuştur. Ama hayatımdaki en büyük değişikliği, son iki ay içinde yaşadım.
 

Eskiden gazetede bu tür yazıları daha sık yazardım. Bugün Pazar, tatil günü ya, biraz kendi hayatımdaki değişiklikleri anlatmak istiyorum.

……………………………………..

40 yıl boyunca, haftanın her günü, sabah saat 07.00’de başucumda çalan saatin sesiyle uyandım. Saat 08.00 olmadan önce, mutlaka iş yerimde, masamda oldum. Bayram, yılbaşı sabahları da buna dahildir.
 

Okkalı, köpüklü koyu kahve ile sigaramı içerken yerel-ulusal gazetelere göz geçirdim. Sonra oturup, günlük yazımı yazdım. Sonra gazete yaptım. Gazetede bulunduğum her an bütün antenlerim, bütün çakralarım açık olur, oturduğum yerde maraton koşan bir insandan daha çok yorulduğumu hissederdim. Bir dönem, gazetenin tamamını satır satır yazdığım yıllar geçti. Hiç tatil yapmadığım, kendime hiç zaman ayırmadığım yıllar. İki oğlumun bebekliğini, çocukluklarını hiç yaşayamadığım yıllar.
 

Sonra gazeteyi sattık. Yine aynı heyecan ve iş namusu ile çalışmaya devam ettim. Akşam olur, gazete baskıya gönderilince, doğruca evime gittim. Gece hayatım eğlence hayatım falan da hiç olmadı. Akşam evde TV’den maç, film izlerken veya tuvaletteyken bile hep ertesi gün ne yazacağımı düşündüm. Sabah yine saat 07.00’de kalktım, her gün aynı günü yaşadım.
 

…………………….

Ta ki, 2017 yılı aralık ayına kadar. Bu monoton hayatın sıkıcılığı içinde, günde üç paket de en ağır sigaradan içince, beni ambulansla hastaneye kaldırdılar. Prof.Dr. Haluk Akbaş, tamamı tıkalı kalbime giden 4 damarı değiştirdi. Ameliyattan sonra taburcu oluşumun ikinci günü yine kendi kullandığım arabayla (ki iki ay araba kullanmak yasaktı) işime gittim. Ama o tarihten sonra hiç eski tempoda çalışmadım. Aslında Haldız’lar bana çok dayandı. Ben sadece adımın yarattığı etki ile ve günlük yazılarımla gazetedeydim. Gazeteyi Metin Karan ve Ali Gündoğdu yapıyordu.
 

Ama işler artık tatsızdı. Gazetede kimsenin neşesi yoktu. Her ay, benimle birlikte yıllarca çalışmış arkadaşlarımdan 1-2’si işten atılıyordu. Gazetede pek çok kişi birbirine  “Günaydın” , “İyi akşamlar” demiyordu. Benim çalıştığım ortamda insanların yüzü gülmüyorsa, samimiyet ve kardeşlik ortadan kalkmışsa, benim de bütün keyfim kaçar.
 

Aybaşını 15-20 gün geçmiş, hala maaşını alamamış, evinin gaz faturasını ödeyememiş bir muhabirle ben nasıl çalışabilirim. Ondan nasıl iş isteyebilirim. İçimizde patrondan çok patroncu olanlar, benim yüzüme gülüp, yalakalık yaparken, bir yandan arkamı oyan insanlar olduğunu bilirseniz, nasıl huzurlu, rahat kafayla çalışabilirsiniz.
 

Çok sıkıntılı, çok tatsız günler yaşadım. Yine sabahın köründe kalkıp, işi herkesten önce ben gidiyordum ama istemeyerek gidiyordum. Gazete binasına girerken, ayaklarım geriye gidiyordu. Orada, o ortamda bulunmak beni daraltıyordu.  Tek kelimeyle mutsuzdum.

…………………………

17 Haziran Pazartesi günü sabahı erkenden Recep Haldız gazeteye geldi, beni nazik bir üslupla işten kovdu. Aslında Recep Haldız veya Macit Haldız’ın her şeye rağmen beni bu şekilde gazeteden uzaklaştırabileceklerine ihtimal vermezdim. Onların bu kararı alması için, başka birilerinin baskı yaptığını kesinlikle biliyorum. Ama kim yaptıysa, Allah razı olsun.Benim hayatımı kurtardılar. Bana yeni bir hayat verdiler.
 

İşten kovulduğumdan buyana aradan geçen iki buçuk aylık sürenin büyük bir bölümünü, omuzum kırık olduğu için, sol kolum askıda geçirdim. Klavye kullanamadım, yazılarımı elle yazdım. Sıcak gecelerde askılı kolumla çok zor uyudum.
 

Ama yıllar sonra huzuru, mutluluğu buldum. Boşta kalınca pek çok teklifle karşılaştım. Bu konuda Sinan Saral’a, Tanju Cılızoğlu’na, Kemal Yılmaz’a, Tahir Büyükakın ve Ömer Polat’a özellikle teşekkür borçluyum. Kendimi Güngör Arslan’ın yanında buldum…
 

İki buçuk aydan beri, Şahabettin Bilgisu Caddesi’nde mütevazi bir büroda Güngör Arslan, Başar Kardeşler, Faruk Bostan ile birlikte çalışıyoruz. İşe büyük bir keyifle geliyorum. Akşam nasıl oldu, anlamıyorum. Çevremde yüzü gülen, şakalaşan, birbirine “Günaydın” diyen insanlar.
 

Ne yazacağım diye düşünmüyorum. Şunu yazsam buna mı dokunur, bunu yazsam şu kişi mi kızar, şöyle yazsam patronlara kim zarar verir gibi kaygılar taşımıyorum.
 

Ben Yay burcuyum. Özgürlüğümü her şeyin üzerinde tutarım. İki buçuk aydır kollarımdaki, bacaklarımdaki zincirlerden kurtuldum. Çok mutlu ve huzurluyum.
 

Eskiden sabahları açlık şekerim 300’lerde çıkardı. Şimdi aynı şeyi yiyor, içiyorum; şekerim 150’lerde. Çünkü kafam rahat.
 

Güngör’ün ailesiyle de tanıştım. Eşi Suna Hanım’la.. Dünya tatlısı kızı Nazlıcan, oğlu Özgünle..
 

Biz neden yıllarca kavga etmişiz, dalaşmışız diye düşünüyorum.
 

Bu arada, iki tane çok güzel kızım oluyor. Küçük oğlum Emir, dün aile arasında gerçekleşen törenle, Gölcüklü Hasret ile nişanlandı, sözlendi. Bayram’da büyük oğlum Can’ın arkadaşı Damla’nın ailesi ile tanışmak için Zonguldak Devrek’e gittim.  Ailemiz büyüyor. Çocuklarım nişanlanıyor. Gelecek yıl için düğünlere hazırlanıyoruz.
 

Sanmayın ki parayı bulduk, para içinde yüzüyoruz. Öyle bir şey yok. Ama Güngör ile bu birlikteliği kabul etmemiş olsam, iki oğlumun söz, nişan işlerinin de altından kalkamazdım. Şimdi, önümüze koyduğumuz hedef için,  bu kentin hak ettiği, beklediği gazeteyi çıkartmak için hazırlanıyoruz.
 

Sonuç olarak beni işten kovanlara da, benim işten kovulmamı Haldız’lara baskı yaparak telkin edenlere de yürekten şükranlarımı sunuyorum.
 

İki buçuk aydır, kafam rahat, huzurlu ve özgürüm. Her halde emeğimizin, bu kentteki birikimlerimizin karşılığı olan, yaşayacak kadar parayı da buluruz.
 

İyi pazarlar dilerim.

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.
Diğer Yazıları +
MİA iyi projedir DİĞER
Gelin üzerine gelin, benim işim kolaylaşıyor KÖŞE YAZILARI
Cumhurbaşkanımız ABD’ye uçarken KÖŞE YAZILARI
CHP’lilerin aklının köşesinde Küçükkaya’ da bulunmalı KÖŞE YAZILARI
Erken kalkın; Ata’mızı anın KÖŞE YAZILARI
Karanlıklar ülkesi KÖŞE YAZILARI
Korkmayın, suyumuz bitmez KÖŞE YAZILARI
Kemal Bey sopasını partisinde sallamalı KÖŞE YAZILARI
6 Kasım: SEKA’nın kuruluş yıl dönümü KÖŞE YAZILARI
Liderliğin kıymetini bilelim KÖŞE YAZILARI
Yeniden Ahmet Serimer ile birlikte çalışmak..! KÖŞE YAZILARI
41 milyon turistin kaçı bize geldi? KÖŞE YAZILARI
Her 1 Kasım’da içim “Cız” eder (Arif’imin anısına) KÖŞE YAZILARI
Fuar alanı zaten Millet Bahçesi’ydi KÖŞE YAZILARI
Atatürkçü Dernekler de susup, korkarsa..! KÖŞE YAZILARI
15 Temmuz mu? 29 Ekim mi? KÖŞE YAZILARI
Bu şehirde gazeteciliğe yeniden itibar gelecek KÖŞE YAZILARI
CHP’de yarış kimler arasında? KÖŞE YAZILARI
Ey muhalefet; hâlâ buradaysan ses ver KÖŞE YAZILARI
Kendinize iyilik yapın, Biraz kahkaha atın KÖŞE YAZILARI
Sağlam dostlar olsun, Başka şeye gerek yok KÖŞE YAZILARI
Trump’a 120, Putin’e 150 KÖŞE YAZILARI
İzmit’in en güzel yeri: Fevziye’nin Bahçesi KÖŞE YAZILARI
Bu kentin ıskaladıkları KÖŞE YAZILARI
Barış, her haliyle güzeldir KÖŞE YAZILARI
Umut da olmasa KÖŞE YAZILARI
İyi yapılan bir iş, başarılı bir kişi arıyoruz KÖŞE YAZILARI
Bize kızmakta çok haklılar KÖŞE YAZILARI
Üzülmez’in sopası KÖŞE YAZILARI
Off İzmit’im off KÖŞE YAZILARI
İzmit nostaljisi KÖŞE YAZILARI
Kocaelispor hakkında KÖŞE YAZILARI
Elbette, askerimiz ve ülkemiz için duacıyız KÖŞE YAZILARI
Nihat Ergün, önemli adamdır KÖŞE YAZILARI
Banliyö tren ne büyük yalan..! KÖŞE YAZILARI
Der Spiegel’in makalesi KÖŞE YAZILARI
İzmit’te üç noktaya içki ruhsatı hikayesi KÖŞE YAZILARI
Tahir Kardeş,benden şikayetçi KÖŞE YAZILARI
Camiler ve Din Görevlileri haftası KÖŞE YAZILARI
Çok iyi konuşuyorsun da Sevgili Başkan..! KÖŞE YAZILARI
Bu kent, çok pis kokuyor KÖŞE YAZILARI
GS-FB maçını statta izledim KÖŞE YAZILARI
Muhteşem yeni yol; Rezalet mevcut yol KÖŞE YAZILARI
Beni yiyemezsiniz; DİŞİNİZ KESMEZ..! KÖŞE YAZILARI
20 yıl önceki proje KÖŞE YAZILARI
Cep telefonuna güvenmeyin; deprem olur, elinizde kalır KÖŞE YAZILARI
Uzun yaşamak bir lütuf mu? KÖŞE YAZILARI
​ Tahir Hoca’m haklıymış, CHP’liden dost olmazmış KÖŞE YAZILARI
Korkmayın, ısırmayacağız KÖŞE YAZILARI
Kaltak ne demek? KÖŞE YAZILARI
Bizde bir tane Greta çıkmaz mı? KÖŞE YAZILARI
Başımıza ne yağacak? KÖŞE YAZILARI
Unutulan projeler KÖŞE YAZILARI
İşsizlik ve fuhuş birlikte yükselir KÖŞE YAZILARI
Siz, ne varsa satın; Hürriyet’e su vermeyin KÖŞE YAZILARI
AKP kendisini de eleştirebilmeli KÖŞE YAZILARI
Neler neler kaybettik? KÖŞE YAZILARI
En güzel mevsim, ama arkası kış KÖŞE YAZILARI
Her yer kiralık, herkesin çeki patlak KÖŞE YAZILARI
Engin Hoca ve Şenol Hoca KÖŞE YAZILARI
AKP iktidar, CHP muhalefet kalsın KÖŞE YAZILARI
Büyükşehir dağınık KÖŞE YAZILARI
Gelecek yıl, hamsi de olmazsa KÖŞE YAZILARI
Belki de en zor maç KÖŞE YAZILARI
Vatandaş için yüksek, Esnaf için düşük fiyat KÖŞE YAZILARI
​ Saat 11.30’da herkes oturup, maçı izlesin KÖŞE YAZILARI
Yüzde 0.86 ne mutlu, söyle de inanalım KÖŞE YAZILARI
Bırakın Fatma Hanım biraz iş yapsın KÖŞE YAZILARI
Krizi bir de sanayiciden dinledim KÖŞE YAZILARI
Önce Karadeniz, sonra Körfez KÖŞE YAZILARI
Büyükakın, BÜYÜK iş yaptı KÖŞE YAZILARI
Bayrak asın, bayram yapın KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım yalnız değildir KÖŞE YAZILARI
Devlet vergi, Vatandaş keyif alamıyor KÖŞE YAZILARI
Sıcaklar mı bizi bu hale getirdi? KÖŞE YAZILARI
Gebze’yi il yapalım KÖŞE YAZILARI
İki ayda hayatım nasıl değişti KÖŞE YAZILARI
Balık zamanı geliyor KÖŞE YAZILARI
Bir işe ya hiç başlamayın; ya da başladığınız işi bitirin KÖŞE YAZILARI
Kocaelispor camiasının “cek-cak”lara karnı tok KÖŞE YAZILARI
Bir gün herkes AKP’li olursa KÖŞE YAZILARI
Yürüyüş Yolu, siyaset üstü olmalı KÖŞE YAZILARI
AKP ve CHP’de kongreler KÖŞE YAZILARI
Geri dönüşüm kutusundan taşan cam şişeler KÖŞE YAZILARI
20 yıl önce bugün KÖŞE YAZILARI
1 yaşındaki temiz, tertipli çocuk; 18 yaşındaki huysuz, yorgun ihtiyar KÖŞE YAZILARI
2. İztop skandalı KÖŞE YAZILARI
Bayramlarda çok daha güzelsin sevgili İzmit KÖŞE YAZILARI
Şahabettin Bilgisu Caddesi böyle mi olmalı? KÖŞE YAZILARI
100. yıla yeni anayasa KÖŞE YAZILARI
Lütfen kendinize çok dikkat edin KÖŞE YAZILARI
Bayramda da kolum askıda KÖŞE YAZILARI
Daha çok (ıhh) diyeceğiz KÖŞE YAZILARI
Toplu taşıma işi kötü patlayacak KÖŞE YAZILARI
TÜPRAŞ giderse büyükşehir biter KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım yanlış yapıyor KÖŞE YAZILARI
Erken seçim mi? Hadi canım siz de… KÖŞE YAZILARI
Haydi İzmit’e turist getirelim KÖŞE YAZILARI
Haydi İzmit’e turist getirelim KÖŞE YAZILARI
Bu güvene layık olmak zorundayız KÖŞE YAZILARI
Bu “SES” sizin sesiniz KÖŞE YAZILARI
Sendikalar yandaş olursa, çalışanlar kaybeder KÖŞE YAZILARI
Başladığınız bir işi de bitirin KÖŞE YAZILARI
Murat Kekilli mi? Aleyna Tilki mi? KÖŞE YAZILARI
Çöp kamyonu ve çekici terörü KÖŞE YAZILARI
İl başkanını boşverin şimdiden büyükşehir adayı bulun KÖŞE YAZILARI
Balık özlemi KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım’ın köpekle imtihanı KÖŞE YAZILARI
Fikri Işık doğru söylüyor KÖŞE YAZILARI
Bulut’u çok ararız KÖŞE YAZILARI
Ellibeş’in Sorumluluğu KÖŞE YAZILARI
Değişim zamanı KÖŞE YAZILARI
“İlimizin özelliği nedeniyle…” KÖŞE YAZILARI
Bu şehirde yapılan güzel işlerde var KÖŞE YAZILARI
Korkan korksun BİZ HEYECANLIYIZ KÖŞE YAZILARI
Bu yılı da ıskalamayalım KÖŞE YAZILARI
Biz ne yapacağız? KÖŞE YAZILARI
Her şey (DAHA) güzel olacak KÖŞE YAZILARI
Kendinize iyilik yapın, Biraz kahkaha atın KÖŞE YAZILARI
Sağlam dostlar olsun, Başka şeye gerek yok KÖŞE YAZILARI
Dünya da bizden büyük DİĞER