Trump’a 120, Putin’e 150

28.10.2019 - 11:37
0 Kişi Yorum Yaptı
İsmet ÇİĞİT ismetcigit@seskocaeli.com

Neredeyse yarım asra yaklaşan meslek hayatımın tamamını İzmit’te geçirmiş bir gazeteciyim.

Bu kentin olaylarına vakıf olmak, bu kentteki aktörlerin büyük bölümünü ciğerinin derinliklerine kadar tanımak konusunda, hiç kimsenin elime su dökemeyeceğine inanıyorum.

Bu konuda tevazu gösteremem.

Ancak, ulusal ve küresel olayların analizi konusunda da kendimi ehil veya uzman olarak tanımlayamam.

Bizim gibi yerel gazetecilerin, Cumhurbaşkanı’nın, ya da Dışişleri Bakanı’nın uçağı ile  Washington’a, Moskova’ya gidip, olayları ve tarafları yerinde izlemek gibi bir  şansımız yok..

Ben, ülkesine sevdalı, devletine bağlı,  ortalamanın üzerinde eğitim almış ve bütün olayları olabildiğince hassasiyetle izleyen bir vatandaş olarak ancak, ikinci veya üçüncü ağızlardan,  Türk veya yabancı medya organlarından aktarılan bilgileri akıl süzgecimden geçirip, değerlendirebilirim.

Bu bağlamda, son zamanlarda ülkemin bütün dünyada ilgi odağı haline geldiğini biliyorum. Dünyada ilgi odağı olduk, bütün yabancı medyada birinci haber(manşet) olduk ama tabii ki iyi şeyler yazılıp çizilmedi hakkımızda.

Ancak biz, gavur medyasının  “Kin ve öfkeyle” bizim hakkımızda söylediklerine değil, yandaş yerli medyamızın bize anlattıkları ile olayları değerlendirmek durumundayız.

………………………….

Kim ne derse desin; bence Cumhurbaşkanı Erdoğan bu süreçte başarılı oldu. Aylarca, “Benim sınırlarımın dibinden teröristleri temizleyin. Bir güvenli bölge oluşturun. Ben, ülkemdeki Suriyeli göçmenleri geri göndereyim. Siz bunu yapmazsanız ben ordumla girer, kendi güvenlik bölgemi kendim yaratırım” diye haykırdı.

Bütün dünyaya, “Bakın, bir gece ansızın girebilirim” diye gözdağı verdi.

Emperyalist güçlerin tek hedefi, Türkiye’nin yanı başında sadece terör örgütünü barındırmak değil, makul bir gelecekte Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devletini kurmaktı.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin temelinde de bu hedef yatıyordu.

Erdoğan sürekli “Gireceğim, temizleyeceğim” dedi. ABD hep çelişkili davrandı, bizi oyalayarak kandırmaya yöneldi.

Sonunda Türkiye, “Barış Pınarı” harekatını başlattı.

Haklıydık, ama haklı olduğumuzu kimselere anlatamadık. Barış Pınarı Harekatı yüzünden bir anda bütün dünyada tek başımıza kaldık.

Bizim yandaş medyamız kahramanlık şiirleri, kahramanlık türküleri çığırırken, bütün dünya üstümüze gelmeye başladı.

Suriye’ye giren Mehmetçiğin, hareket planında başarılı olduğu ve kısa sürede hedeflerine ulaştığı konusunda bir kuşkum yok.

Zaten en azından  “Güvenli bölge” konusunda kararlı olduğumuzu gösterdik. Bu kararlılığımızı göstererek, sınırlarımızın hemen dibinde bir Kürt Devleti oluşması girişimini, en az 50-60 yıl ötelemiş olduk.

İyi de bir yabancı devletin topraklarında, bütün dünyanın gözü önünde bu harekatı sürdürebilir miydik?

Elbette ordumuz girer, Mehmetçik postalı ile bastığı yeri ezip, geçen, birkaç ay içinde Şam’a kadar bile gidebilirdi. Ama sonra biz ne olurduk? Ekonomimiz ne hale gelirdi?

……………….

Güvenli bölge konusundaki kararlılığımızı ortaya koyup, dünyaya gösterdikten sonra, bu konuyu tadında bırakmak, müzakere masasına oturmak gerekiyordu.

Önce ABD Başkanı Trump, Başkan Yardımcısı’nı ve Dışişleri Bakanı’nı gönderdi. Beştepe Külliyesinde asık suratlı tipler 5,5 saat oturdu, pazarlık yaptı.

Cumhurbaşkanı, ABD heyeti ile pazarlıkta 120 saatlik ateşkes süresi verdi. Bu zaman dilimi, tam Sayın Cumhurbaşkanı’nın Rusya’ya gidip, Putin ile görüşeceği zamanda sona erecekti.

Yani benim aklımca, aslında Trump ve Putin bizim Cumhurbaşkanımıza karşı danışıklı dövüş yapıyor, “İyi polis-Kötü polis” oynuyorlardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün Rusya’ya gitti. Soçi’ deki yazlık sarayında Putin ile masaya oturdu. Rusya’da kapalı kapılar ardındaki pazarlıklar 6,5 saat sürmüş. Sonunda yapılan açıklamaya göre, bu kez ateşkesin süresi 150 saate çıkartılmış…

Buradan da anlaşılıyor ki, CumhurbaşkanımızTrump’a 120 saat, Putin’e 150 saatlik güven duyuyor.

Ancak bütün bu gelişmelerin çok olumlu olduğunu düşünüyorum.

Hepimiz biliyoruz ki, ABD’ye tanınan 120 saatlik ateşkes süresi içinde, teröristlerin bölgeden tamamen çekilmediğini biliyoruz.

Ama ne yapacaktık, tekrar topumuz, tüfeğimiz, tankımız, uçağımızla savaşa mı devam edecektik.

Putin’e verilen 150 saatlik sürenin sonunda da bölge tamamen teröristlerden temizlenmiş olmayacak.

Ama biz yeniden savaşı başlatıp, Suriye topraklarında ilerleyecek miyiz?

Bu süreç birkez daha göstermiştir ki, “En kötü barış, en güzel savaştan çok daha iyidir.”Öyle ya da böyle, Türkiye haklılığını kanıtlamak için bir başka ülkenin topraklarına askerleri ile girdi.

Sonra, yine kendi iradesiyle, gerekli görüşmeleri yapıp, tavizleri alarak Barış Pınarıharekatını durdurdu.

Ben şimdi, muhalefete şaşıyorum.

Harekat başlamadan önce “Savaşa ne gerek var” diyen Kılıçdaroğlu ve Akşener , “Şimdi neden askerler durdu? Neden harekat durdu?” diye bağırıyorlar.

Lütfen bırakalım bu savaş nağralarını.

Gömelim bütün baltaları toprağa..

Bütün dünya ile bağdaş kurup oturarak barış çubuklarını tüttürelim.

Sayın Cumhurbaşkanı, 13 Kasım’da da ABD’ye gidip, Beyaz Saray’ daTrump ile el sıkışacak. Demek ki Erdoğan, muhatapları ile oturup saatlerce konuları müzakere edebiliyor, anlaşmanın da bir yolunu bulabiliyor.

Türkiye’de de insanlar özgürlük, demokrasi, hak, hukuk, adalet istiyor. Ekonomide istikrar istiyor.Sadece batık iş adamlarının devlet parası ile kurtarılmasını değil, geniş halk kesimlerinin refahını istiyor.

Artık biraz da bunlara zaman ayıralım.

Savaşkan çok daha güzel olmaz mı?

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.
Diğer Yazıları +
Kerpe’de Sonbahar KÖŞE YAZILARI
Avrupalı olmak, iyidir KÖŞE YAZILARI
Çabuk yıprandılar KÖŞE YAZILARI
MİA iyi projedir DİĞER
Gelin üzerine gelin, benim işim kolaylaşıyor KÖŞE YAZILARI
Cumhurbaşkanımız ABD’ye uçarken KÖŞE YAZILARI
CHP’lilerin aklının köşesinde Küçükkaya’ da bulunmalı KÖŞE YAZILARI
Erken kalkın; Ata’mızı anın KÖŞE YAZILARI
Karanlıklar ülkesi KÖŞE YAZILARI
Korkmayın, suyumuz bitmez KÖŞE YAZILARI
Kemal Bey sopasını partisinde sallamalı KÖŞE YAZILARI
6 Kasım: SEKA’nın kuruluş yıl dönümü KÖŞE YAZILARI
Liderliğin kıymetini bilelim KÖŞE YAZILARI
Yeniden Ahmet Serimer ile birlikte çalışmak..! KÖŞE YAZILARI
41 milyon turistin kaçı bize geldi? KÖŞE YAZILARI
Her 1 Kasım’da içim “Cız” eder (Arif’imin anısına) KÖŞE YAZILARI
Fuar alanı zaten Millet Bahçesi’ydi KÖŞE YAZILARI
Atatürkçü Dernekler de susup, korkarsa..! KÖŞE YAZILARI
15 Temmuz mu? 29 Ekim mi? KÖŞE YAZILARI
Bu şehirde gazeteciliğe yeniden itibar gelecek KÖŞE YAZILARI
CHP’de yarış kimler arasında? KÖŞE YAZILARI
Ey muhalefet; hâlâ buradaysan ses ver KÖŞE YAZILARI
Kendinize iyilik yapın, Biraz kahkaha atın KÖŞE YAZILARI
Sağlam dostlar olsun, Başka şeye gerek yok KÖŞE YAZILARI
Trump’a 120, Putin’e 150 KÖŞE YAZILARI
İzmit’in en güzel yeri: Fevziye’nin Bahçesi KÖŞE YAZILARI
Bu kentin ıskaladıkları KÖŞE YAZILARI
Barış, her haliyle güzeldir KÖŞE YAZILARI
Umut da olmasa KÖŞE YAZILARI
İyi yapılan bir iş, başarılı bir kişi arıyoruz KÖŞE YAZILARI
Bize kızmakta çok haklılar KÖŞE YAZILARI
Üzülmez’in sopası KÖŞE YAZILARI
Off İzmit’im off KÖŞE YAZILARI
İzmit nostaljisi KÖŞE YAZILARI
Kocaelispor hakkında KÖŞE YAZILARI
Elbette, askerimiz ve ülkemiz için duacıyız KÖŞE YAZILARI
Nihat Ergün, önemli adamdır KÖŞE YAZILARI
Banliyö tren ne büyük yalan..! KÖŞE YAZILARI
Der Spiegel’in makalesi KÖŞE YAZILARI
İzmit’te üç noktaya içki ruhsatı hikayesi KÖŞE YAZILARI
Tahir Kardeş,benden şikayetçi KÖŞE YAZILARI
Camiler ve Din Görevlileri haftası KÖŞE YAZILARI
Çok iyi konuşuyorsun da Sevgili Başkan..! KÖŞE YAZILARI
Bu kent, çok pis kokuyor KÖŞE YAZILARI
GS-FB maçını statta izledim KÖŞE YAZILARI
Muhteşem yeni yol; Rezalet mevcut yol KÖŞE YAZILARI
Beni yiyemezsiniz; DİŞİNİZ KESMEZ..! KÖŞE YAZILARI
20 yıl önceki proje KÖŞE YAZILARI
Cep telefonuna güvenmeyin; deprem olur, elinizde kalır KÖŞE YAZILARI
Uzun yaşamak bir lütuf mu? KÖŞE YAZILARI
​ Tahir Hoca’m haklıymış, CHP’liden dost olmazmış KÖŞE YAZILARI
Korkmayın, ısırmayacağız KÖŞE YAZILARI
Kaltak ne demek? KÖŞE YAZILARI
Bizde bir tane Greta çıkmaz mı? KÖŞE YAZILARI
Başımıza ne yağacak? KÖŞE YAZILARI
Unutulan projeler KÖŞE YAZILARI
İşsizlik ve fuhuş birlikte yükselir KÖŞE YAZILARI
Siz, ne varsa satın; Hürriyet’e su vermeyin KÖŞE YAZILARI
AKP kendisini de eleştirebilmeli KÖŞE YAZILARI
Neler neler kaybettik? KÖŞE YAZILARI
En güzel mevsim, ama arkası kış KÖŞE YAZILARI
Her yer kiralık, herkesin çeki patlak KÖŞE YAZILARI
Engin Hoca ve Şenol Hoca KÖŞE YAZILARI
AKP iktidar, CHP muhalefet kalsın KÖŞE YAZILARI
Büyükşehir dağınık KÖŞE YAZILARI
Gelecek yıl, hamsi de olmazsa KÖŞE YAZILARI
Belki de en zor maç KÖŞE YAZILARI
Vatandaş için yüksek, Esnaf için düşük fiyat KÖŞE YAZILARI
​ Saat 11.30’da herkes oturup, maçı izlesin KÖŞE YAZILARI
Yüzde 0.86 ne mutlu, söyle de inanalım KÖŞE YAZILARI
Bırakın Fatma Hanım biraz iş yapsın KÖŞE YAZILARI
Krizi bir de sanayiciden dinledim KÖŞE YAZILARI
Önce Karadeniz, sonra Körfez KÖŞE YAZILARI
Büyükakın, BÜYÜK iş yaptı KÖŞE YAZILARI
Bayrak asın, bayram yapın KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım yalnız değildir KÖŞE YAZILARI
Devlet vergi, Vatandaş keyif alamıyor KÖŞE YAZILARI
Sıcaklar mı bizi bu hale getirdi? KÖŞE YAZILARI
Gebze’yi il yapalım KÖŞE YAZILARI
İki ayda hayatım nasıl değişti KÖŞE YAZILARI
Balık zamanı geliyor KÖŞE YAZILARI
Bir işe ya hiç başlamayın; ya da başladığınız işi bitirin KÖŞE YAZILARI
Kocaelispor camiasının “cek-cak”lara karnı tok KÖŞE YAZILARI
Bir gün herkes AKP’li olursa KÖŞE YAZILARI
Yürüyüş Yolu, siyaset üstü olmalı KÖŞE YAZILARI
AKP ve CHP’de kongreler KÖŞE YAZILARI
Geri dönüşüm kutusundan taşan cam şişeler KÖŞE YAZILARI
20 yıl önce bugün KÖŞE YAZILARI
1 yaşındaki temiz, tertipli çocuk; 18 yaşındaki huysuz, yorgun ihtiyar KÖŞE YAZILARI
2. İztop skandalı KÖŞE YAZILARI
Bayramlarda çok daha güzelsin sevgili İzmit KÖŞE YAZILARI
Şahabettin Bilgisu Caddesi böyle mi olmalı? KÖŞE YAZILARI
100. yıla yeni anayasa KÖŞE YAZILARI
Lütfen kendinize çok dikkat edin KÖŞE YAZILARI
Bayramda da kolum askıda KÖŞE YAZILARI
Daha çok (ıhh) diyeceğiz KÖŞE YAZILARI
Toplu taşıma işi kötü patlayacak KÖŞE YAZILARI
TÜPRAŞ giderse büyükşehir biter KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım yanlış yapıyor KÖŞE YAZILARI
Erken seçim mi? Hadi canım siz de… KÖŞE YAZILARI
Haydi İzmit’e turist getirelim KÖŞE YAZILARI
Haydi İzmit’e turist getirelim KÖŞE YAZILARI
Bu güvene layık olmak zorundayız KÖŞE YAZILARI
Bu “SES” sizin sesiniz KÖŞE YAZILARI
Sendikalar yandaş olursa, çalışanlar kaybeder KÖŞE YAZILARI
Başladığınız bir işi de bitirin KÖŞE YAZILARI
Murat Kekilli mi? Aleyna Tilki mi? KÖŞE YAZILARI
Çöp kamyonu ve çekici terörü KÖŞE YAZILARI
İl başkanını boşverin şimdiden büyükşehir adayı bulun KÖŞE YAZILARI
Balık özlemi KÖŞE YAZILARI
Fatma Hanım’ın köpekle imtihanı KÖŞE YAZILARI
Fikri Işık doğru söylüyor KÖŞE YAZILARI
Bulut’u çok ararız KÖŞE YAZILARI
Ellibeş’in Sorumluluğu KÖŞE YAZILARI
Değişim zamanı KÖŞE YAZILARI
“İlimizin özelliği nedeniyle…” KÖŞE YAZILARI
Bu şehirde yapılan güzel işlerde var KÖŞE YAZILARI
Korkan korksun BİZ HEYECANLIYIZ KÖŞE YAZILARI
Bu yılı da ıskalamayalım KÖŞE YAZILARI
Biz ne yapacağız? KÖŞE YAZILARI
Her şey (DAHA) güzel olacak KÖŞE YAZILARI
Kendinize iyilik yapın, Biraz kahkaha atın KÖŞE YAZILARI
Sağlam dostlar olsun, Başka şeye gerek yok KÖŞE YAZILARI
Dünya da bizden büyük DİĞER