Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 6,8223
Euro 7,5691
Altın 379,35

Salgından dijital kentler çıkar mı?

Yeni tip koronavirüse bağlı salgın dünyanın ilk defa karşılaştığı bir şey değil, muhtemelen son defa da olmayacak.

Daha başka salgınlar, daha farklı virüsler süregiden insan hayatını gelecekte de tehdit etmeye devam edecek.

İnsanlık yeni tip koronavirüs ile birlikte salgınla baş etmek için yeni yöntemler keşfettiği kadar felaketlere karşı gelişmişlik düzeyini de sınama şansına kavuştu.

İnsanlığın elde ettiği en büyük kazanım budur.

Öncelikle dijital bir çağ içinde olduğumuz için salgın sürecini en başından, yani salgının ortaya çıktığı ilk noktadan içinde yaşadığımız kıtaya ve oradan sırayla ülkemize, şehrimize, mahallemize gelişine kadar her bir adımını izleme şansına sahip olduk.

Tabi ki bu avantaj geçmiş yıllarda yaşanan salgınlara nazaran bütün dünyada insanların daha az zarar görmesini sağladı.

Ülke olarak sağlıkçılarımızın başarıları ve çabaları da yadsınamaz, onu da bir kenara not edelim.

Ancak sağlık bakanlığı çerçevesinde ne kadar başarılı olduğumuzu söylersek söyleyelim, yetki paylaşımı söz konusu olduğunda ülkemizdeki bütün çarpıklıklar su yüzüne çıktı.

Devlet yönetiminde yetkili olan bütün organlar organize bir şekilde üzerine düşen görevleri yapmak yerine anlamsız/istenmeyen tartışmalara giriştiler.

Ülkemiz için en büyük kayıp bu çekiştirme oldu.

Yansımalarını ilerleyen dönemlerde göreceğiz.

Önümüzdeki birkaç ay içerisinde insanlar salgın kaynaklı travmanın etkisini yitirmesi ile birlikte salgın öncesi hayatlarına geri dönecekler.

Ancak bu normalleşme süreci, insanların geçmişte talep ettiği hizmetlerin benzer şekilde sürdürülmesi anlamına gelmiyor, görünen köy kılavuz istemez.

Dolayısıyla gerek merkezi yönetimin gerek yerel yönetimlerin ve meslek odalarının geçmiş dönemdeki alışkanlıklarını sürdürme şansının kalmadığını söyleyebiliriz.

Kaldı ki salgın döneminde yaşayan çekiştirmelerin gölgesinde ilerlemeye devam etmek felaketin büyümesine yol açar.

Bundan sonra her şey yeniden yapılandırılmalı, teknolojik değişim ile birlikte uyum süreci hızlandırılmalı ve planlama mantığı kökten değiştirilmelidir.

Her şeyden önce kişiye yönelik hizmetler öne çıkarken sosyal sınıflar ve aralarındaki ilişkiler yerel yönetimler aracılığı ile yeni baştan düzenlenmelidir...

“Dijital belediye,” “dijital devlet” kavramları otorite ile yurttaş ilişkisini ifade ediyor.

“Dijital kent” kavramı ise yurttaşların kendi aralarındaki ilişkilerini ifade ediyor.

İnsanlar artık çantalarını yürüyen bir bant üzerine bırakmak istemeyebilirler, döner kapıdan geçmek istemeyebilirler, hava perdelerinin altından geçmek istemeyebilirler, yolda giderken tanıtım broşürü uzatılmasına tepki gösterebilirler.

Daha başka şeyler de eklenebilir bu listeye.

Bunların dışında kapılar, turnikeler, asansörler, zil butonları ve daha birçok geçiş noktası temassız hale gelecektir ister istemez.

Sesle veya kartla komut verme daha da yaygın hale gelecektir.

Ortak kullanım alanlarında bulunan aydınlatmalar, musluklar, sabunluklar, çöp tenekeleri vb kullanım noktaları da temassız hale getirilecektir.

Yapay zekâ sokaklarda daha fazla görünür olmaya başlayacaktır.

Scooter ve bisiklet kullanan insanların sayısı artacaktır.

Duraklarda, ulaşım araçlarında, mağazalarda, tabelalarda ve şehrin belirli noktalarında insanları yönlendiren, bilgilendiren ve aradıklarını bulmalarına yardımcı olan KİOKS’lar eskisinden çok daha fazla sayıya ulaşacaktır.

Dezenfektan köprüleri, dezenfektan otomatları, maskematiklerin yaygınlaşması kadar eldiven ve bone gibi hijyene dönük malzemelere erişim de kolaylaşmalı.

Üstelik bütün bu değişimler sadece koronavirüsü değil diğer viral enfeksiyonları da azaltacaktır.

Bütün bunlar için belirli bir miktar maliyet gerekiyor. Ve belirli bir düzenleme. Kim yapacak bu düzenlemeleri? Kim takip edecek?

Salgından dijital kentler çıkar.

Çıkması için merkezi otoritenin yerel yönetimler ile organize bir çatı altında buluşabilmesi ve gereken adımları atması gerekiyor…

Yerel yönetimlere, ticaret ve meslek odalarına yapılacak işler için fon yaratması ve bu fonların kullanımını sıkı denetlemesi gerekiyor.

Gerekli adımlar ortaklaşa atılmazsa ülke olarak zaman kaybederiz…

Zaman kaybetmenin de maddi ve manevi maliyeti ağır oluyor ne yazık ki.

 

Yüksel TAYLAN

22 Mayıs 2020 - Okuyun


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi