Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,3156
Euro 10,0275
Altın 479,96

KUR’AN’IN İNDİRİLDİĞİ AY: RAMAZAN

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun…”

Bu ayet-i kerime ramazan ayının ne büyük bir önemi haiz olduğunu bizlere göstermektedir. Çünkü ramazan ayı kendisinde Kur’an’ın indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi’ni bulunduran bir aydır. Kur’an’da ramazan ayı dışında hiçbir ay ismen anılmamaktadır. Bu da ramazan ayının farkını ortaya koymaktadır. Tefsir alimleri ramazan ayı ve Kadir Gecesi faziletli olduğu için mi Kur’an-ı Hakim bu ayda ve bu gecede indirilmiştir yoksa ramazan ayı ve Kadir Gecesi’ni faziletli kılan Kur’an-ı Kerim’in bu ayda ve bu gecede indirilmiş olması mıdır, konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Ancak her iki durumda da bu ayın kıymeti göz ardı edilmemektedir. Sonuç olarak Kur’an’ı Kerim şerefli, değerli ve mukaddes bir zaman diliminde indirilerek o zamanın katbekat değerlenmesine ve şereflenmesine sebep olmuştur ve indirildiği geceyi bin aydan daha değerli bir konuma getirmiştir(Kadr, 97/3). Kur’an’ı kalbine, düşüncesine, ameline, hayatına ve yaşamının her bir parçasına hakim kılan kimsenin de Kur’an-ı Kerim ile şeref ve değer bulacağı inkar edilemez bir gerçektir.

Allah Teala’nın kullarına hayat vermesi, onlar üzerinde rahmetinin ve inamının bir neticesi olduğu gibi onları belirli vakitlere ulaştırması da aynı şekilde rahmetinin, nimetinin ve esenliğinin bir sonucudur. İşte ramazan ayına ulaşmış olmak da çoğumuzun fark edemediği büyük bir lütuftur. Hz. Peygamber(s.a.s.), “Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle ve bizi Ramazan ayına ulaştır.”(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259; Taberani, el-Mu’cemü’l-evsat, IV,189) şeklinde dua ederek bu ehemmiyeti gözler önüne sermektedir. Bizlere düşen görev ise ramazan ayının kıymetini bilerek; Kur’an ayı, oruç ayı, mukabele ayı, teravih ayı, şükür ayı, takva ayı, doğruyu bulma ayı, Allah’ı yüceltme ayı, tevbe ayı, tefekkür ve tezekkür ayı olan ramazan-ı şerifi hakkıyla değerlendirmektedir.

Ramazan ayı; Kur’an’ın kendisinde indirildiği, ve yine ilahi kelamda ismi geçen tek aydır. Hz. Peygamber’in kendisine kavuşmak için münacatta bulunmuştur. İbadet, kulluk ve itaat ile geçirilen, gündüzünde saim gecesinde kaim olunan ramazan ayı, Müslümanların gönlünde derin sevinçler uyandıran bir aydır. Ramazan denince akla fakirin gözündeki mutluluk gelir. Ramazan denince karnını doyuracak ekmek bulamayan, içecek suyu olmayan insanların halinden anlamak gelir akla. Bunlardan öte ramazan demek gözleri hilalde birleşen ümmetin ittihadı demektir. Müminlerin kendi özlerine, yaratılış gayelerine döndükleri ve Rahman’ın merhametine sığındıkları aydır ramazan.

Ramazan ayı şükür vesilesidir. Zira bu ay kişinin kulluğunu hatırladığı, tevbede bulunduğu, dünyayı ikinci plana atıp ahret yurdu için çalıştığı, kulluğunun ve acziyetinin farkına vardıkça Rabbine yönelerek özüne döndüğü aydır. Bu aya erişmeyi fırsat bilip yaratılış gayesini hatırlatmak ve buna uygun bir şekilde hareket etmek gerekir.

Ramazan ayını oruç, namaz ve sadaka gibi ibadetlerle değerlendiren bir kul, bunun bir yıllık işlemiş olduğu küçük günahlarına kefaret olacağını bilir. Ramazan ayı bu yönüyle de yani rahmet kapılarının ardına kadar açılmasıyla da inanlar için büyük bir müjdedir. Nitekim alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.s.) “Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, beş vakit namaz ile Cuma, bir sonraki cumaya kadar ve ramazan diğer ramazana kadar, aralarında işlenen günahların bağışlanmasına vesiledir.”(Müslim, Taharet,16) buyurmuştur. Hatta bunun da ötesinde samimi ve ihlaslı bir yekilde ramazan ayını ihya eden kimseler için Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiği bir hadiste Resulüllah(s.a.s.) şöyle buyurmuştur. “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”(Buhari, İman,28).

Ramazan ayı yine öyle bir aydır ki kendisinde yapılan ibadetlerin mükafatı kat kat verilecektir. Bunun yanı sıra farz olan ramazan orucunun başka bir zaman diliminde kaza edilmesi halinde ise bu ayda elde edilecek sevabın benzerine ulaşılmasının imkanı yoktur. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda, ramazanda mazeretsiz olarak tutulmayan bir günü, bir sene boyu tutulan orucun karşılamayacağını belirtmiştir(Ebu Davud, Savm, 38; bkz. Buhari, Savm, 29), Yine bir gün kasıtlı olarak ramazan orucunu bozan kimsenin bu günahına tevbe etmesi ve kefaretini ödemesi emredilmiştir. Bütün bunlar cennet kapılarının ardına kadar açıldığı, cehennem kapılarının kapatıldığı ve şeytanların zincire vurulduğu (Buhari, Savm, 7) bu rahmet ikliminde kulluğu ön plana çıkarmanın ne kadar mühim olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ele aldığımız ayet-i kerimede de insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği bu ayda oruç emredilmektedir. Bu aya erişen, sağlık ve sefer açısından bir problemi olmayan Müslümanlardan bu ibadet istenmektedir. Allah’ın biz kulları için kolaylık isteyip zorluk istememesi de ayette vurgulanan hususlardandır.

Sonuç olarak bu mübarek aya erişen Müslümanlar, farz olan ibadetlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmeli ve nafile ibadetlerle özellikle sadakalar ile amel defterlerini güçlendirmeye gayret etmelidirler. Bununla birlikte bu ayı, bir iç muhasebe fırsatı olarak görmek, tefekkür ve tezekkürle nefsi kötülüklerden arındırmak suretiyle kişinin kendi özüne dönmesine bir fırsat bilmesi gerekir. Dünyanın fani, ahretin ise daha hayırlı ve baki olduğunu hatırlayan ve hayatını Allah’ın istediği şekilde yaşayan insan, özünü yakalayan ve doğru yolda olan insandır. Cenab-ı Hak ramazan-ı şerif’i bizlere hayırlı ve mübarek eylesin ve bizi özünde sabit kalan kullarından eylesin!

Yazan: Mustafa MEHMETOĞLU –Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcısı

NOT: Bu yazı Diyanet İşleri Başkanlığı yayını olan DİYANET Aile Dergisi’nden alınmıştır.

16 Nis 2021 - 12:10 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi