Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 9,6155
Euro 11,2367
Altın 554,31

“HAKKIMI HELAL ETMİYORUM”

Turcoin davasında 3,5 yıldır tutuklu yargılanan SATIROĞLU gazetemize mektup gönderdi

Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikisi tutuklu 37 sanığın yargılandığı Turcoin davasında tam 40 aydır tutuklu bulunan Muhammet Satıroğlu gazetemize gönderdiği mektupla ilk defa dava dosyasına dair geniş açıklamalarda bulundu.

İŞTE O MEKTUP

“Ben Muhammet Satıroğlu
Bundan yaklaşık 3,5 yıl önce, 21 Haziran 2018’de kolluk kuvvetlerinin daveti üzerine kendi isteğimle Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’ne giderek teslim oldum. Ve maalesef bir daha evime geri dönemedim. Tam 40 aydır suçsuz yere cezaevindeyim. Ülkemin adaletine güvendim. Fakat adaleti tesis etmekte görevli olanlar tarafından adaletsizliğe uğratıldım. Yüzlerce kişiyi dolandırmakla! suçlanıyorum. Müştekilerden bir kuruş para almadığım halde hakkımda binlerce yıl hapis cezası isteniyor. Mal varlığına karşı işlemiş bir suç iddiasıyla yargılandığım halde 3,5 yıllık tutukluluğum boyunca ne soruşturma ne de kovuşturma aşamasında henüz banka hesap hareketlerim dahi incelenmedi. Hala müştekilerin şifahen iddia ettikleri maddi zararlarının tespiti yapılmadı, gerçekliği araştırılmadı.”

MÜŞTEKİLER BİLE ŞAHSIM HAKKINDAKİ ŞİKÂYETLERİNDEN VAZGEÇTİLER!

Birilerinin şahsımı ve şirketimi hedef tahtası olarak göstermesi ve insanları kışkırtarak şikâyete yönlendirmesi nedeniyle bana para ödemedikleri halde müşteki konumunda olan kişilerin delilsiz, soyut şikâyet beyanları tutuklanmama sebep oldu. Fakat aynı müştekilerin bu kez suçsuz olduğumu belirten yazılı ifadelerle şahsım üzerindeki şikâyetlerinden vazgeçmeleri, aslında bir yanlış anlaşılma nedeniyle birilerinin kışkırtmasıyla benden de şikayetçi olduklarını ve hiçbir şekilde şahsıma ya da şirketime para ödemediklerini belirten yazılı ifadeleri mahkemeye sunmuş olmaları ne yazık ki tahliye edilmeme yeterli gerekçe olamadı.
Evet, müştekiler bile pişman olarak hakkımdaki şikâyetlerinden vazgeçtiler. Ama mahkememiz tutukluluğumun devamı kararından bir türlü vazgeçemedi.

PEKİ NE Mİ YAPTIM?

Şimdi diyeceksiniz ki “3,5 senedir cezaevindeyse mutlaka bir suçu vardır!” Kısaca ney yaptığımı anlatayım, öyle karar verin. 

Ben 18 yaşımdan beri kurduğum şirketlerle çeşitli firmalara yazılım, reklam ve pazarlama hizmetleri verdim. Yine 2016 yılında bir firmaya yaptığım yazılıma kredi kartı ödeme entegrasyonu kurmak için hizmet sağlayıcı firma arayışına girdiğim sırada bir arkadaşım vasıtasıyla Kocaeli’de Sadun Kaya ile tanıştım.
Sadun Kaya; Türkiye’de kredi kartı ödeme hizmeti sağlayan Anafis A.Ş.’nin, Kıbrıs merkezli GBC Digital Games Marketing firmasının ve genellikle online oyunlarda kullanılan elektronik para markası GSCash’in sahibiydi. 83 ülkede faaliyet gösteren 23 firmasının olduğunu ve yıllık milyarlarca dolarlık cirolar yaptığını söylüyordu. Bana yurtdışındaki şirketleriyle ilgili bir takım belgeleri ve banka hesaplarındaki yüklü miktarları gösterdi. Sadun Kaya aynı zamanda Bitcoin üretimiyle de ilgileniyordu ve kripto paralara hakimdi. O dönem Bitcoin’in adını bile çok az kişi duymuşken Sadun Kaya, kendine ait bir coin çıkarmayı planlıyordu. Kendisiyle biraz samimiyetimiz ilerlediğinde bana, çıkartacağı coinin Türkiye genelinde işlem hacmini artırmak ve geniş kitlelere yaymak için iş birliği yapmayı teklif etti. Bununla birlikte Bitcoin üretim tesislerini de büyütmek istiyordu. Ben bu düşüncelerde bir art niyet sezmedim. Açıkçası Sadun Kaya dolandırıcılık yapacak zihniyette bir insana benzemiyordu. En azından ben öyle tanıdım. Velhasıl teklifi kabul ettim.Birkaç ay sonra da şirketimin yüzde 49 hisselerini Sadun Kaya’ ya devrettim.

ŞAHSIMA VE ŞİRKETİM HİPPER A.Ş’YE HİÇBİR MÜŞTEKİ PARA YATIRMADI

Böylece şu anda dosyamızdaki diğer tutuklu sanık olan Sadun Kaya’ya ait coin üretim tesislerindeki cihazların satışını ve isteğe göre kiralanmasını sağlamak için Türkiye genelinde pazarlama organizasyonu kurmaya başladım, gerekli yazılımları geliştirdim ve aynı zamanda yine Sadun Kaya’ ya ait olan Turcoin adlı kripto paranın tanıtımını yaptım. Bu ticari faaliyetlerde bulunurken hiçbir müşteriden hiçbir yolla para almadım. Tanıtım için düzenlediğim toplantı ve konferanslarda şirketim Hipper A.Ş’nin adını ön planda tutmam ve işlemleri şirketimin web sitesi üzerinden gerçekleştirmem nedeniyle insanlar beni de sorumlu olarak gördüler. Ancak pazarlama organizasyonu ve yazılım dışındaki hiçbir yetki bana veya şirketim Hipper A.Ş.’ye ait değildi. Müşterilerin doğrudan ödeme yaptığı banka hesapları, Sadun Kaya’nın sahibi olduğu GBC ve Anafis firmalarına aitti. Kısacası tüm finansal yetki ve parasal inisiyatif hakkı yalnızca Sadun Kaya‘daydı. Bu kadar zengin ve mevcut işlerinde profesyonel olarak gördüğüm bir adamın, insanları mağdur edebileceği ihtimalini bile düşünmeden işimi yapmaya devam ettim.

BANKA HESAPLARI BLOKELENDİKTEN SONRA SADUN KAYA ÇİRKİN YÜZÜNÜ GÖSTERDİ!

1,5  yıl boyunca her şey sorunsuz bir şekilde devam ederken Çiftlikbank vakası yaşandıktan sonra sıkılaştırılan mali denetimler kapsamında Hipper A.Ş.’nin ve Sadun Kaya’ya ait tüm şirketlerin banka hesapları MASAK tarafından incelenmek üzere blokelendi ve normal şartlarda azami 7 iş günü olması gereken bloke süresi OHAL dönemine denk gelmesi nedeniyle 2 aydan fazla sürdü. Bu süreç içerisinde müşterilere ödeme yapamayan Sadun Kaya, baskıların ve tehditlerin artması üzerine çirkin yüzünü ortaya çıkararak sorumluluktan kaçındı ve anlam veremediğim bir şekilde mesnetsiz iftiralarla insanlara karşı beni hedef göstermeye başladı. Bu sıkıntılı süreçte Sadun Kaya gibi herkesten saklanmak yerine gruplar halinde insanlarla yüz yüze görüşerek onlara durumu izah ettim, sakin olmalarını sağladım ve hukuki açıdan da yanlarında olduğumu belirttim.
Hatta iyi niyetimi gösterme adına da bu iş dolayısıyla Sadun Kaya’dan aldığım ücretin büyük bir bölümünü, ödemelerin gecikmesi sebebiyle mağduriyet yaşayan ve çok acil ihtiyaçları olan tanıdığım müşterilere dağıttım. Bir yandan da tüm müşterilerle uzlaşı sağlaması için Sadun Kaya’yı ikna etmeye çalıştım. Tüm iyi niyet çabalarıma rağmen Sadun Kaya’nın insanları bana karşı kışkırtmaya devam etmesi ve şahsıma iftiralar atması üzerine henüz hakkımızdaki soruşturma başlamadan önce Sadun Kaya hakkında suç duyurusunda bulundum ve şirketlerine noterden ihtarname gönderdim. Bu sıkıntılarla mücadele ederken Ticaret Bakanlığı ve MASAK denetimlerinden sorunsuz şekilde geçen şirketlerimizin blokedeki banka hesapları açıldı.

MEDYADA ÇIKAN ASILSIZ HABERLER HÂKİM VE SAVCILAR ÜZERİNE BASKI OLUŞTURDU!

Herhangi bir suç unsuruna rastlanamaması nedeniyle blokelerin kaldırılmasından hemen sonra tam her şey yoluna girecekken 18 Haziran 2018 tarihinde medyada çıkan asılsız haberler nedeniyle Eskişehir C. Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alındım ve bir gün sonra mahkeme kararıyla serbest bırakıldım. Yaşadığım şok nedeniyle 2 gün kimseyle iletişime geçmeden ailemin yanında evimde istirahat ettim. 21 Haziran 2018’de Eskişehir polisi beni arayarak bu sefer Kocaeli C. Başsavcılığı’nın hakkımda gözaltı kararı çıkarttığını söylediğinde hemen Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’ne giderek teslim oldum.  Sanki kendi isteğimle teslim olmamışım gibi hakkımda “Kaçarken yakalandı!” söylentileri yayılmış. Bunun üzerine kamuoyu baskısına karşı güçlü durmaktansa adaletten vazgeçen savcı ve hâkimlerimizin kararlarına adeta rota çizen medyanın, “Topladığı paralarla birlikte lüks rezidansının otoparkında, lüks aracıyla kaçarken düzenlenen operasyonla yakalandı!” şeklindeki hakkımda çıkarttığı asılsız haberler de tabiri caizse işin tuzu biberi oldu.

ŞİRKETİM HAKKINDAKİ OLUMLU RAPOR, NASIL OLDUYSA DEĞİŞTİRİLDİ!

Kocaeli Emniyetinde verdiğim ifadede şirketim hakkında dönemin Gümrük ve Ticaret  Bakanlığı başmüfettişleri tarafından tanzim edilen raporun olumlu olduğunu belirttim ve raporu düzenleyen müfettişlerin iletişim bilgilerini, soruşturmada görevli polis memuruna verdim. Nasıl olduysa gözaltında tutulduğum 13 günlük süre içerisinde bu rapor bariz usûl hataları yapılarak olumsuza çevrildi. Ve 5 Temmuz 2018 tarihinde düzenlenen rapor enteresan bir şekilde 3 gün önceki (2 Temmuz 2018 tarihli) tutuklanma kararımıza gerekçe olarak gösterildi.

CEZAEVİNE GİRDİKTEN SONRA ŞİKAYETÇİ SAYISI HIZLA ARTMAYA BAŞLADI!

Netice olarak tutuklanıp cezaevine girdikten sonra soruşturmada görevli polis memurunun ve art niyetli bazı şahısların kışkırtmalarıyla şikâyetçi sayısı hızla arttı. Özelikle de Sadun Kaya’nın cezaevinden savcılık izniyle Kocaeli Emniyetine götürülüp müştekilere ödeme yaptırıldığı 10 günlük süreç içerisinde “Şikayetçi olan herkes sırasıyla parasını geri alacak!”  şeklindeki söylemlerle birileri sosyal medya gruplarında insanları galeyana getirdi ve birbirinin aynısı matbu dilekçeler hazırlayarak tüm şikayetleri topluca organize etti. Böylece gözaltına alındığımız gün hakkımızda 8 kişinin şikayeti varken iddianame çıktığında (6,5 ay sonra) matbu dilekçelerle bu sayı 1000’i aştı.

TÜRK ADALETİ ADINA İÇLER ACISI BİR İDDİANAME HAZIRLANDI!

Tutuklanmamın ardından ”Şu kadar alacağım var, şikâyetçiyim!” diyen herkesi bir belge ya da dekont talep etmeden, hatta bir çoğunun şikayet dilekçesini bile dosyaya koymadan sorgusuz sualsiz iddianameye müştekî sıfatıyla ekleyen soruşturma savcısı; internette şirketimizle hiçbir ilgisi olmayan “parasitesi.net” adlı web sitesinden alıntı yaptığı bir yazıyı “Şirket Ana Sözleşmesi” başlığıyla, sanık Sadun Kaya’nın  özel bir danışmanlık firmasına ücreti karşılığında hazırlattığı raporu ise “BDDK 3. Daire Başkanlığı Denetim Raporu” başlığıyla sanki resmi bir belgeymiş gibi iddianamesine eklemeyi de kendi hukukçu kimliğine yakıştırdı. Fiil-fail eşleştirmesi dahi yapmadan, içerisinde çarpıtılmış ifadeler, medyadan ve internetten alınan yazılar dışında elle tutulur  tek bir somut delil bulunmayan, tabiri caizse şişirilmiş bir iddianame hazırlayan soruşturma savcısı, tüm tahkikat ve delil toplama yükünü mahkeme bırakmış oldu.

VE KOCAELİ 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Tabi bu sırada cezaevinde görüşüme gelen avukatların, çeşitli vaatler verenlerin ‘’Şu parayı verirsen ilk mahkemede tahliyesin !’’ diyenlerin haddi hesabı yoktu. ‘’Neden bahsediyorsunuz ? Ben suç mu işledim ki çıkmak için illegal yollar arayayım ?’’ diyordum hepsine. Bir de bütün Kocaeli avukatlarının ve cezaevindeki herkesin dediği bir şey vardı: ‘’1. Ağır’a düşersen işin zor. Derdini anlatana kadar 2-3 yıl geçer!’’ ‘’ Yahu ! 1. Ağır, 3. Ağır, Kocaeli, İstanbul ne fark eder ?’’ diyordum. ‘’Hukuk her yerde bir değil mi?” Değilmiş demek ki.. İstanbul’da, Eskişehir’de, İzmir’de düpedüz dolandırıcılık yapanlar 6 ay yatıp çıkarken biz 3.5 senede daha yaptığımız işi anlatamadık maalesef. Neyse.. Kader bu ya, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne düştük. 3.5 yıl içinde çok sevdiğimiz :) sayın başkanımız dışındaki tüm mahkeme heyeti birkaç sefer değişti.

İLK DURUŞMADA MAHKEME SAVCISI TAHLİYEMİ İSTEDİ !

İlk duruşmada aleyhimdeki iddiaları tamamen çürüten ve şirketimiz hakkındaki dönemin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından düzenlenen raporun, gözaltında tutulduğum 13 günlük süre içerisinde polisin de baskı ve uğraşları sonucu olumsuza çevrildiğini, haliyle de gerçeği yansıtmadığını delilleriyle kanıtlayan saatler süren ancak tutanaklara birkaç cümleyle geçirilen sözlü savunmam neticesinde duruşma savcısı da beni haklı bularak bu raporun yetersiz oluşu nedeniyle yeni bir rapor hazırlanmasını ve benim de tahliyemi talep etti. Fakat ilk 2 duruşma, tarafların ve Cumhuriyet Savcısı’nın tüm talepleri mahkeme tarafından reddedildi. Yaklaşık 1.5 yıl sadece usulî işlemlerin yapılması ve taraf teşkilinin sağlanmasıyla geçti. Tüm müştekilerin ifadelerinin alınması için bulundukları illerdeki mahkemelere yazılan talimatların cevapları beklendi. Fakat yine müştekilerden, iddia ettikleri maddi zararları ispatlayan bir belge veya dekont istenmiyordu.


3.5 YILDIR MÜŞTEKİLERİN İDDİA ETTİKLERİ MADDİ ZARARLARIN TESPİTİ YAPILMADI !

Nihayet 3. duruşmadan sonra, yani tutukluluğumun 18. ayında (01.11.2019 tarihinde) ısrarlı taleplerimiz üzerine tüm sanıkların banka hesap hareketlerinin raporlanması için mahkeme tarafından MASAK’a yazı yazıldı. Ancak yazıda, şirketlerin değil yalnızca bireysel sanıkların hesap hareketlerinin raporlanması istendi. Bu yazıya istinaden yaklaşık 6 ay sonra (29.04.2020 tarihinde) MASAK tarafından düzenlenen ve hesaplarıma müştekilerden para yatmadığını da ortaya çıkaran 853 sayfalık rapor ne yazık ki hala mahkemenin belirlediği hesap bilirkişileri tarafından incelenmiş değil. İncelense dahi Sadun Kaya’ya ait şirketlerin hesap hareketleri istenmediği için bu şekilde sağlıklı verilerin ortaya çıkarılması mümkün değil. Kısacası aradan 3.5 yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olmasına rağmen müştekilerin iddia ettikleri maddi zararların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, eğer gerçekten bir zararları varsa da bu paraları hangi şirketlere veya hangi sanıklara yatırdıkları hususu mahkeme tarafından hala tespit edilmedi.


MİLLİ SERVET ÇÖP OLUYOR !

Davamızın asıl konusunu oluşturan ve 3.5 yıldır mahkeme kararıyla kapalı tutulan Sadun Kaya’ya ait coin üretim tesislerini keşfine gitmeye, içeride bulunan cihazların önemli bir kısmının çalınması olayından bir gün sonra karar veren mahkeme, bu keşfi re’sen seçtiği bilirkişilerle birlikte 05.03. 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Bu keşiften sonra tanzim edilen bilirkişi raporuna göre sadece 1 no’lu tesisin içerisinde coin üretimi için hazır halde bulunan cihazların günlük yaklaşık 5.000 dolar değerinde Ethereum üretebilecek kapasitede olduğu tespit edildi. Eğer hırsızlık olayı da yaşanmasaydı diğer tesisle birlikte yapılacak günlük üretim ortalama 10.000 dolar seviyelerinde olacaktı. Bu demek oluyor ki, mühürlenerek 40 ay (yaklaşık 1.200 gün) boyunca kapalı tutulan tesisler çalıştırılmış olsaydı, bugüne kadar 12.000.000 dolar yani yaklaşık 100 milyon TL nakit para kazanılacaktı.
Henüz tespit edilmediği için müştekilerin maddi zararlarının toplamı ne kadar? Tam olarak bilmiyorum ancak 100 milyon TL’nin çok çok altında bir rakam olduğunu söyleyebilirim. Kısacası müştekilerin kiraladıkları coin üretim cihazlarının bulunduğu tesisler mühürlenerek kapatılmasaydı bugün hiç kimse mağdur olmayacaktı ve belki de şu anda bu projenin başarısını konuşuyor olacaktık.

BİR KİŞİNİN BİLE MAĞDUR OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNSEYDİM ASLA BU İŞE GİRMEZDİM

Ben; Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin ve daha birçok spor kulübünün yeni yeni adım attığı kripto para sektöründeki vizyonu, bundan 5-6 yıl önce görerek herkes için faydalı işler yapmak istemiştim. Amacım, kendi vizyonuma ulaşırken benimle birlikte hareket eden herkese de kazandırmaktı. İş birliği yaptığım kişiye ait bulut madenciliği cihazlarını (coin üretim cihazlarını) insanlara kiralayarak hem pasif kazanç elde eden hem de birbirlerinden kazanan binlerce kişiyi bir araya getirdikten sonra Turcoin’i piyasaya çıkararak geniş kitlelere yaymayı planlıyorduk. Böylece bu ülkeden ortaya çıkan milli bir coinin birçok yerli ve yabancı kripto para borsasında milyonlarca kişi tarafından talep gören, ülke ekonomimize de katkı sağlayan bir emtia olacağına inanmıştım. Ve ben neye inandıysam herkese de onu anlattım. Şimdi soruyorum size: İnsanların mağdur olabileceği ihtimalini bile düşünmeden tamamen iyi niyetli bir şekilde başladığım bu işin sonunda, ticari anlaşma yaptığım kişinin basiretsizliği veya art niyeti nedeniyle ya da banka hesaplarının blokelenmesi, tesislerinin kapatılması gerekçesiyle, kısacası hâkim olamadığım ve elimde olmayan nedenlerle mağduriyetler yaşanabileceğini nereden bilebilirdim? Suç bunun neresinde?

HAKKIMI HELAL ETMİYORUM !

Sanki ortada bir suç varmış gibi şizofrenik bir düşünce tarzıyla her fırsatta beni suçlayan, bana bin bir türlü iftiralar atan, şahsımı zor duruma düşürme uğruna her türlü çirkinliği yapmaktan çekinmeyen ve sırf mahkemelerde istediği ifadeyi vermeyip doğruları konuştuğum için kendi yaptığı işi savunmayı bırakıp avukat ordusuyla birlikte bana saldıran Sadun Kaya’ya; bu iş üzerinden insanlara farklı vaatler vererek milyonlarca lira kazanıp ortadan kaybolan ve herkesi şikayete yönlendirenlere; 13 günlük gözaltı sürem içerisinde hakkımdaki olumlu raporun olumsuza çevrilmesinde büyük rol oynayan, şikayetçi olan herkesin sırasıyla parasını geri alacağı söylentilerini yayarak şikayet sayısının hızla artmasını sağlayan ve Sadun Kaya’nın Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ndeyken yaptığı toplam 3.5 milyon TL’lik kime gittiği belirsiz müşteki ödemelerinden rant sağladığı söylenen soruşturmada görevli polis memuruna; şirketim hakkında aylarca inceleme yaptıktan sonra başta olumlu rapor düzenleyip medyada çıkan haberlerden sonra gözaltında tutulduğum süre içinde tepki çekmemek için bu raporu apar topar olumsuza çeviren dönemin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı baş müfettişlerine; ‘’Çamur at, izi kalsın!’’ mantığıyla asparagas haberler yaparak hakim ve savcıların üzerine kamuoyu baskısı uygulayan medya mensuplarına; internetten aldığı yalan yanlış bilgilerle olayı farklı yönlere çeken ve işin içinden çıkılmaz bir hale sokan, kimseden bir belge ya da dekont talep etmeden tabiri caizse önüne geleni müşteki sıfatıyla iddianamesine ekleyerek benim için astronomik cezalar isteyen soruşturma savcısına; son olarak 3.5 yıl boyunca olayı aydınlatmak ve tarafların mağduriyetlerini gidermek adına pek bir çaba sarf etmeyen, kripto para sektörüne karşı ön yargılarını bir türlü kıramayan ve henüz hesap hareketlerimi bile incelemeden beni 40 aydır tutuklu yargılayan mahkeme başkanına hakkımı helal etmiyorum!
Her şeyi geçtim. 3.5 yıl boyunca benden ayrı kalan ve bu yüzden hastalığı ilerleyen Alzheimer hastası yaşlı annemin göz yaşlarının bedelini hiç kimse ödeyemez!

 
02.09.2021

Saygılarımla
Muhammet SATIROĞLU

TURCOİN DAVASI’NIN 9. CELSE DURUŞMASI 17.09.2021 TARİHİNDE SAAT 10.00’DA GÖRÜLECEKTİR.

08 Eyl 2021 - 00:25 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

09

Yıldız Konutlari - Yıldız konutlarında bulunan üretim tesisi nasıl kuruldu, nasıl soyuldu, sitenin yoneticileri nerde ve bu işten nasıl rant sağladı?? Sayın savcı bunları da dikkate alır umarım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Eylül 12:33
08

Aslıhan - Avukatlar bile bu davanın hukuki olmadığını söylüyor. Sadun Kaya nın yanında,Muhammed Satıroğlu da yanıyor. Hakim altından kalkamadığı bu davayı bıraksa keşke.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 12:20
07

Kerem - İş avukatlarda değil çakma adalet sisteminde kardeşim umarım ahını alanlar tek tek hesap verir

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 00:08
06

Celal Gülsüm - Bu çocuğu tanıyorum, yazdıklarınında hepsi doğru. Hiç doğru işlemedi süreç, sadece hakimin yoğunluğundan, konuyu anlamamasından mı bilmem!!

Birileri bir işler çevirip bu çocuğu ortada bırakacaklar gibi geliyor, takip etmeli bu işi. Umarım iyi avukatları vardır

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 13 Eylül 10:23
05

Yavuz Türk - Hakim başını yastığa nasıl koyuyo acaba resmen kul hakkı bıraksaydı şimdiye kadar herkes alacağını alırdı böyle ne ileri ne geri tıkandı kaldı gencecik çocuk çıkar inşallah

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 10 Eylül 15:51
04

İzmitimmm - Kocaeli adliyesinde eşimin 5 ci yılı davası vardı.Bizim davaya bakan hakim değiştrildi yeni gelen çok güvenilir ülkemin hakimi dosyanın kapağını açmadan reddi karar verdi şimdi soruyorum nerdesin adalet nerdesin yemin eden hakimlerimiz ve savcılarımız siz neyin üstüne yemin edip görev yapıyorsunuz. Hakimlerin en büyük hakimi Allah var,mahşer var,cennet , cehennem var. Yazık çok yazıkkk .

Yanıtla . 10Beğen . 0Beğenme 08 Eylül 16:01
03

Zkry76 - Ne yazmış be çocuk. Koca koca adliyeler, cübbeli adamlar adalet dağıtıyor sanıyoruz biz de !

Yanıtla . 9Beğen . 2Beğenme 08 Eylül 08:52
02

Arif Isık - Kocaeli adliyesinden ne bekliyorsun kardesim. Hukukun olmadigi bir adliye iste

Yanıtla . 11Beğen . 1Beğenme 08 Eylül 07:56
01

Doğukan Edip - Tüm samimiyetiyle yazmış daha da inanmayan varsa onların da Allah belasını versin

Yanıtla . 8Beğen . 3Beğenme 08 Eylül 07:20


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi