Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 18,6397
Euro 19,4474
Altın 1.065,76

Hazır değiliz hem de hiç !

Bugün sabah saatlerine karşı Düzce merkezli yaşanan 6.0 şiddetli deprem, var olan duyguları gün yüzüne çıkarmaya yetti. 

Düzce'den başlayıp İstanbul'a karşı uzanan hatta Ankara'ya dahi uzanan sallantı, 1999 depreminde bastırılmış olan korku ve endişeleri yeniden yaşattı. 

1999 Ağustos'unda İzmit'te Yahya Kaptan Mahallesi'ndeki evimizde beşiğimde uyurken tanıştığım depremde annemin beşiğimden çekip alamayacağı kadar şiddetli sarsıntının yanında babamın bir anda beni kucakladığı, bir elinde abimi bir elinde de annemi tutup 4. kattan nasıl bizi aşağı indirdiğini hala anlayamasak da anneme sorsanız ''Nazlı hem abinin hem benim elimi tuttu'' ve ''bizi baban indirdi sen kucağındayken'' diye anlatırdı. 

Depremin izlerini biraz olsun sindirmek ve biraz da nefes almak için 1999 yılının Kasım'ında Bolu Abant'a doğru yola çıkmıştık.

Otelimize vardığımızda annemler valizlerdeki eşyaları boşaltırken ben de abimle birlikte yatağın üzerinde zıplıyordum. Hatta annemin ''Zıplamayın, sallanıyoruz'' diye uyarmasını umursamıyorduk bile. 

Depremmiş. 

12 Kasım 1999 tarihinde merkezi Düzce olan Abant'ta yaşanılan depremde kalacağımız otelin önünde toplanıp ateş yakmıştık. 

Halen izleri üzerinde olan Ağustos depreminin ardından yaşanılan ikinci bir deprem adeta şok etkisi yaratmıştı. 

Annemi tanıyanlar bilir çay sevdasını. 

Hatta bir gezi yazımda kendisinin çay sevdasının bir eseri olan Nemrut Dağı'na karton bardakla çayıyla tırmandığını da anlatmışımdır. 

Araba yolculuğunun beraberinde getirdiği mola verme isteği ile annemin bir restoranı gösterip ''Güngör burada bir mola verelim'' demesine karşın babamın ''Suna geldik, şurası zaten'' deyip bu isteğini reddetmesi şu anda bizim hayatta kalmamızın başlıca sebebidir. 

Depremin ardından bir süre bekleyip İzmit'e doğru yola çıktığımızda, geliş güzergahımızda olan ve annemin mola vermek istediği o restoranın deprem anında yerle bir olduğunu ve harabe gibi kaldığını, içerisindekilerin hayatlarını kaybettiğini öğrendik. 

Bizler de bir çay için mola veriyor olsaydık bizler de enkaz altında kalan canlardan biri olacaktık belki de. 

Çok şükür demeli her güne, her an'a. 

Sabaha karşı her yaştan; beşikteki yaşından erişkinliğe kadar her kişinin benliğinde yer eden ve bastırılmış deprem duygusu kendini bizlere hatırlattı. 

Sallanmanın etkisi ile önce kafalarımız sallantıyı teyit etmek için evlerimizdeki avizelere, daha sonra kimisi çocuğuna kimisi evcil hayvanına kimisi eşyalarına koştuk.

Çaresizliğin getirdiği endişe ile kimisi kendini dışarıya attı kimisi de olduğu yerde sallantının geçmesini bekledi. 

Trafikte olan araçlar, zincirleme kazaya karışırken, sallantının olduğu yerden uzaklaşmak isteyenler araçlarına koştu. 

Telefonlara sarıldı herkes. 

Depremi hisseden, yakınının iyi olduğunu duymak için aradı. 

Depremi hissetmeyenler de neler olduğunu öğrenmek için sosyal medyaya sarıldı.

Ancak depremin merkezi Düzce'de ve civar illerde manzara değişmedi. 

Bastırılmış kaybetme korkusunun berberinde getirdiği çaresizlik paniğe sebep oldu. 

Meydana gelen panik de hatalara. 

Yüksek yüksek tepelere yapılan evler, kaçak çıkılan katlar, çarpık olan kentleşmeler, ev içlerindeki duvara monte edilmeyen mobilyalar; 1999 depremindeki kurulan çadırların ortasında yakılan ateş ve çevresinde üzerinde battaniye sarılı insan manzarasının aynısını 2022 yılında da gözler önüne serdi. 

Sabaha karşı yaşanılan sarsıntının ardından kızıl bir gökyüzüne uyanılan sabahta 1-2 dakika durup gerçekten daha şiddetli bir depremde hemen elime alacağım bir çantanın olmayışını düşündüm. 

Kendimi eleştirdim. 

Her ne kadar bahçe üzerinde bir evde otursam dahi deprem anında yanıma ne almalıyım telaşı yaşamayacağım bir çantamın dahi hazır olmadığını düşündüm. 

Geçtiğimiz gün sevdiğim birinden duyduğum bir cümle aklıma geldi: Bana ''99 depremini yaşayan hiç kimse sağlıklı değil. Her birinin mutlaka tedavi görmesi gerekiyor.'' demişti.

O kadar anlamlı bir cümleymiş ki. 

Gerçekten beşikten erişkinliğe, anne karnından baston kullanacak yaşa kadar 99 depreminin izlerini taşıyan hiç kimse iyi değil.

Ve ne acı ki hazır değil. 

Aradan geçen 23 yıla, verdiğimiz acı kayıplara rağmen ne depreme ne de başkaca bir felakete maalesef hazır değiliz. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazlıcan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Kkkass - Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten çok hazırlıksızız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 12:43


Anket Kocaelispor'da kimi teknik direktör olarak görmek istersiniz?