Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 31,0391
Euro 33,6226
Altın 2.032,18

100 yıllık Cumhuriyetimizde neler başardık, neler başaramadık ?

29 EKİM Pazar günü Cumhuriyetimizin 100.Yılını gururla, onurla, şanla, şerefle kutladık.

Fakat bu yüz yıllık Cumhuriyet yolculuğumuzun başarılarını, övünülecek yanlarını görüp, başaramadıklarımızı, eksiklerimizi, yanlışlarımızı görmemek, özdenetim mekanizmamızı harekete geçirmemiş, görev ve sorumluluğumuzu yerine getirmemiş, Mustafa Kemal Atatürk’e olan vefa borcumuzu, Şehitlerimize, gazilerimize, Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyet dönemi savaşlara katılan kahramanlarımıza, gelecek kuşaklara olan vefa borcumuzu ödememiş oluruz. 

Atatürk, sadece çok başarılı, gözü pek, savaş dehası bir asker değil, çağının filozoflarını, onların verdiği eserleri okumuş, Fransızcayı, Almancayı, Farsçayı, Arapçayı bilen, dünya tarihini, Osmanlı tarihini, çok iyi öğrenmiş, adeta bir filozoftu. Yeni Türkiye Cumhuriyetini işte bu yetenek ve bilgi donanımı ile başarmıştı. 

Batılı Türk dostu, en önemli tarihçilerden Bernard LEVİS bu konuda şöyle diyordu “ Osmanlı’nın duraklama ve gerileme döneminde, Osmanlı savaş ve topraklarını kaybetmeye başlayınca, Osmanlı yöneticileri ülkenin bu durumdan kurtuluşu için arayışlara başladılar.

Zaman zaman batının teknolojisini Osmanlıya transfer etmek için batıya ajanlar gönderip, Osmanlıya başarılı mucitleri transfer ettiler.

Fakat genel felsefeleri şu idi: Biz Osmanlılar, batının teknolojisini, icatlarını severek alacağız.

Fakat kültürünü, uygarlığını, sanatını asla almayacağız. Bu felsefeye sıkı sıkı sarılmışlardı.

Oysa bir ülkenin teknolojik gelişmesi, böyle tekçi bir düşünce tarzı ile asla gelişmeyeceği bilinen bir gerçekti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün farkı ise teknolojik gelişmeyi bir tek başına değil, uygarlık, sanatını, müziğini, sahne, resim ve heykel sanatlarını ve teknolojik gelişimini bir bütün olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne batıdan getirmişti.

İşte Cumhuriyet Türkiye’sindeki eksik de olsa teknolojik gelişme bu sayede sağlanmıştır.

Atatürk’ün Osmanlı yöneticilerden farkı budur.” der Bernard LEVİS.

Mustafa Kemal, in Osmanlı subayı olarak çok değişik cephelerde görev almış ve asker olarak ülkesine önemli hizmetlerde bulunmasına rağmen, ülkemizin kaderine damga vurarak Çanakkale’de ülkenin makûs talihini yenmesi, Anafartalar’da, Conkbayır’da, Kanlı sırtta Çanakkale savaşının Osmanlı lehine çevirmesinin baş mimarı komutan olması ve “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum. “Kahramanlık timsalı emir vermesi ile tüm yurtta tanınarak, Kurtuluş savaşında Atatürk olma yolunda ilerleyen bir kahraman olurken, maalesef Cuma Namazımı Körfez’de Yeni yalı camiinde kılmaya çalışırken, Diyanet’in cami imamından bir kere bile, Çanakkale Savaşı hutbede anlatırken Atatürk’e şükran duygusu veya ruhuna bir tek dua ettiğine rastlamadım.

Cumhuriyet ve Atatürk nefreti adeta onların yaşam biçimi haline geldiğini gördüm.

Bu nefretin, son yıllarda gittikçe arttığını görmemek mümkün değildir.

Bu durum, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılın en önemli problemi ve Tarikatlar için geçmişte olduğu gibi darbe ve çatışma nedeni olma ihtimali olacağını tahmin etmek zor değildir.

Ülkemize binlerce İmam hatip ve İlahiyat fakültenin kurucu mimarı olan Mustafa Kemal ile İmam hatipli ve İlahiyatçıların 100 yıldır cumhuriyetle barışmaları mümkün olmadı. 

Bu yüzyılda Hukuku, hukukun üstünlüğünden çok iktidarın üstünlüğünü, egemenliğini, devlette liyakata değil, siyasi iktidara sadakati önceleyen kadroların egemen olmuş bir devlet mekanizmasının en önemli sorun olduğu bir dönemini ve problemlerini yaşayacağımız gerçeği ile karşı karşıyayız. 

Maalesef, hala kadınlarımızı kuluçka makinesi olmaktan,” Kadına Müslüman denmez fakat her Müslüman erkeğe bir tane lazım “ Denen çirkin ve insana yakışmayan görüş ve düşünceden kurtulmayı başarıp, öldürülen, doğranan, dövülen, parçalanan, kan revan içindeki kadınlarımızı erkeklerin zulmünden kurtaramadık.

Bu ortamda bile kadın haklarını koruyan TBMM’nin oy birliği ile kabul ettiği İstanbul sözleşmesini Sayın Cumhurbaşkanımızın iki satır yazı ile kaldırıldığını görüyoruz.

Burada sözün bittiği yerdeyiz.

Bu ülkemiz için hayatı önemdeki problemi 2. yüzyıla taşıdık. 

İşsizliği bu yüzyılda çözemedik, yoksulluğu, hiç olmazsa gelir dağılımını, millî gelirin azıcık bile olsa birbirine yakınlaşmasını beklemek biz emeklilerin de beklemek, ne yazık ki 2.yüzyıla kaldı. 

Eğitim ve bilimdeki gelişmeler, üniversitelerimizin gelişimleri dünyadaki sıralamaları içler acısıdır.

Sayı olarak üniversiteler artmış fakat nitelikleri, kaliteleri maalesef yerlerde sürünüyor.

Ortaokullar ilkokul seviyesine, Liseler ortaokul seviyesine, üniversiteler ise lise seviyesinin de altına düştü.

Bu okulların kalitelerini yükseltmek, Köy Enstitüleri niteliğinde, yaparak yaşayarak eğitim niteliğini yükseltmek, Cumhuriyetin 2.Yüzyılına kaldığı ortadadır.

Demokrasiyi, adaleti, hakkaniyeti yaşam biçimi haline getirmek, yine 2. Yüz yıla kaldı. Cumhuriyetimizi, onun kazanımlarını korumak, ona gözümüz gibi bakmak, hala bilinçli ve Cumhuriyetin kazanımların değerini bilen yurttaşların yaşamsal görevidir.

Bizden söylemesi. 


      
       
        
 
  
      
     
 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vezir Ekinci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Engin - GENE KRAliceye bağlıyız dunde bağlıydık bugunde bağlıyız

yani ona sormak lazım.ona sormadan iş yapılamaz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ekim 13:03


Anket Yeni asgari ücreti yeterli buldunuz mu?
Tüm anketler