Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 6,4505
Euro 7,1882
Altın 338,14

Beni yiyemezsiniz; DİŞİNİZ KESMEZ..!

Tahir’i, Cengiz’i, Aysun’u Fatma’sı, kendileri gibi olanları peşlerine takmış, bir haftadır üzerime geliyorlar.

Ne köpekliğimi, ne ahlaksızlığımı bıraktılar.

Hapislerde sürüm sürüm sürüneyim, bir daha tek cümle yazı yazamayayım, bu kentte burnumu bile dışarıya çıkartamayayım istiyorlar.

Sanıyorlar ki o zaman İzmit kendilerine kalacak.

Ben hayatı iplemeyen, dostluklarla, samimiyetle yaşamını sürdüren bir adamım.

Bana yönelik bu saldırılara hiç üzülmüyorum dersem yalan olur.

Elbette üzülüyorum.

Çevremdeki beni tanıyan insanlar, ailem de üzülüyor.

Ama emin olun kafamı takmıyorum.

Haksızlığa uğramanın, ağzından kan damlayan bir canavar sürüsünün üzerime saldırmasının ızdırabını hissediyorum.

Herkesin içindeyim.

Beni tanıyan, tanımayan insanların arasındayım.

Büyük bir sevgi bağı ile çevrem kuşatılmış.

İnsanlar“Yürü abi, senin yanındayız”diyorlar. Güngör’le benim birlikte kurduğumuz

“SES KOCAELİ “

internet sitesini kim tanırdı?

Bir haftada öyle bir popüler olduk ki, milyonlar versek bu reklamı yapamazdık.

Bunlar, beni yiyeceklerini sanıyorlar.

Bu kentten kaçıracaklarını sanıyorlar.

Oysa yiyemezler.

Dişleri kesmez benim etimi.

Çiğnemeden yutsalar, bağırsaklarına yapışır kalırım.

Dışkılayamazlar.

………………………………

Ben bunların yani bana köpekler gibi saldıranların bildiği İzmit’i, pantolonumun saat cebine sığdırırım.

Yenidoğan’dadoğdum.

Karabaş’ta büyüdüm, Kozluk’ta yaşadım.

Halen Alikahya’da yaşamıma devam ediyorum.

Ben Ulugazi’yim, İzmit Lisesi’yim, Kocaeli Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi’yim(KDMMA).

Bu şehri, bugünkü paçozların içinde değil;Halil Köseoğlu’nun, Şahabettin Bilgisu’nun, Hüsnü Efe’nin, Ali Rıza Belgin’in, Ferruh Öven’in,beyefendi insanların içinde yaşadım.

İzmitli olmanın moleküllerini onlardan kendime aldım.

Benim geçmişim Bağçeşme’de, geleceğim deBağçeşme’deolacak…

Ben,Karabaş Mahallesi Köseoğlu Sokak’tabugün dev binaların bulunduğu olanlardaki bostandan marul aldım, salata topladım.

Oturduğumuz evi seller bastı, depremi yaşadım.

………………………………..

Ben, Eski Stat da geniz yakan selüloz kokusu altındaAvni Kalkavan’ıseyrettim.

İsmetpaşa’da İbrahim Yazıcıoğlu’nu,Atatürk Spor SalonundaNurgül Karlıoğlu’nuseyrettim…

Siz bilmezsiniz; benBatı Trakya Börekçisi’ninKalaycılar Çarşısı’ndaki ilk şubesinin açılışını bilirim.

Siz bilmezsiniz, ben her sabah seyyar börekçiBayram Usta’nınbol pudra şekerli“Küt böreğini”yedim.

Fevziye’de, Yenicuma’da, Orhan’da, Baç Çınarlı’da namaz kıldım, mevlit dinledim, cenaze uğurladım.

Bugün Belsa’nın bulunduğu eski Hal’de hamsinin yanında rakımı yudumladım.

Gazete kağıdıyla kaplı masanın üzerinde yumruğumla soğan kırdım.

Siz tanımazsınız; ben hepsi rahmetli olanArif Kobak’ın, Ahmet Küçükörs’ün, Şener Kaya’nın,Barbaros Artvinli’ninarkadaşıyım.

Ben yine hepsi rahmetli olanFeridun Baruksal’dangömlek,Güngör Derman’danAltınyıldız kumaş,Ekrem Moralı’danrugan ayakkabı aldım.

Aykut Moralı’dan100 gramlık taze çekilmiş kahve aldıktan sonra, paranın üstünü gıcır banknotlarla verişine hep hayran kaldım.

Ben gençliğimde rahmetliİhsan Tüzün’ün Şato Pavyonu’nda,dönemin ünlü sanatçılarındanSerpil Örümcer’inoryantal dansını izledikten sonra, rahmetliSeçkin Yiğit’insalonuna gidip, bol sirke-sarımsaklı tuzlama yedim…

Siz bunları bilmezsiniz, bilemezsiniz.

Sizin dışkınız daha İzmit Körfezi’ne inmedi.

Benim İzmit’te yaptığım, okyanusta dolaşıyor.

Ben bu Körfez’de kaşık olta ile lüfer tuttum, Zıpkınla kırlangıç vurdum…

Siz bilmezsiniz arkadaşlar; ben eski futbolcular Hayri ile Kemal’in Köseoğlu Sokak’ta açtıkları yer altı saunasında, rahmetliDr. Nafiz Eren’le,tombul şişede Bostay vişne suyu içmiş adamım.

Kolum kırıldığındaAli Hürmeydan’a,idrar yollarım tıkandığındaSerdar Özbek’egiderim,

Ben 30 yıl önceki düğünümdeTerzi Burhan’ın(Utlu) diktiği hotcotire takım elbiseyi giymiş adamım.

Ben her sabah saat 06.00’da şimdiki Merkez Bankası binasının yerindeki Eski Garajlar’a gidip, Varan yazıhanesinden,Hüseyin Çağlayan’ınelinden İstanbul’a bilet almış adamım.

Sırtında küfesi ile eşya kaşıyanKenan Acar da,Kapanönü meydanında ayakkabı boyayanCo Mehmetde benim en yakın dostlarımdır.

Ben, Kızılay pasajındaki dükkandaYusuf Usta’nınkesip,Adem Baba’nıntabağa dizdiği döneri, sıra beklemeden Başol Bey’in sunumu ile yemiş adamım.

Ben bu kentte Behçet’in, Ferruh’un, Selman’ın, İlhan’ın köftelerindeki lezzet farklılıklarını en iyi bilen adamım.

Ben, KDMMA ‘deki öğrencilik yıllarındaCengiz Topel CaddesiüzerindekiHüsnü Babaile oğluMahir’inişlettiği küçük yeraltı meyhanesini de, en lüks otelin restaurantını da, Marina iskelesine bağlı balıkçı teknelerini de bilirim.

Garsonlarını, aşçılarını tanırım

Ruşen Hakkı’nın, Cevat Çetin’in,Tanju Cılızğlu’nuntezgahında büyümüş biriyim.

Örnekleri daha çok fazla arttırabilirim.

Ben bu kentin beyni, kalbi, dalağı, böbrekleri, ciğerleriyim.

Bir kişi birisinden beşkuruş menfaat temin ettiğimi, talep ettiğimi söyleyemez.

Ben İzmit’im.

Siz İzmit’i sömürenlersiniz…

Şimdi yine size uygun bir sıfat yazardım da, artık daha edepli olmaya karar verdim.

Ben yıllardır bu kentte gazetecilik yapmıyor olsam, bugün bu kentteKocaelispor Kulübüyoktu.

Bugün tramvay Yürüyüş Yolundan geçiyor, 6 dakika içinde iki kez çan çanlar kapanıyor, trafik daha beter kilitleniyordu.

Tarihi Çınar ağaçlarının iki yıllık ömrü kalmıştı.

Bu kent için siz ne yaptınız?

Hangi taşı öbür taşın üzerine koydunuz?

Ben bu kentteki faydalarımı anlatmaya kalksam, sizin aklınız almaz…

Gelin üzerime..!

Birleşin, kolkola girin, hep birlikte gelin. Kıskançlıklarınızı ortaya dökün, korkaklığınızı birbirinize yaslanarak yenmeye çalışın.

Ama unutmayın.

Bu günleri, bana yapılan haksızlıkları hiç unutmayacağım. Hesap sormaya benim ömrüm yetmezse, çocuklarıma, torunlarıma sizin isimlerinizi intikam için miras bırakacağım.

Siz beni yiyemezsiniz.

Etimi dişiniz kesmez.

Gün gelecek, bu haksızlıklar nedeniyle ben hepinizi, rakı masasında yiyeceğim.

……………

Pazar yazısını, rahmetliCevat Çetin’inanısına bir fıkra ile bitireyim:

“İki genç arkadaş, parasız kalmış, hırsızlık yapmaya karar vermişler. Bir apartmana girip, her daireyi soymuşlar. Yükte hafif pahada ağır eşyaları kucaklayıp, binadan çıkmış, koşarak kaçmaya başlamışlar. Mahallenin Bekçi’si görmüş. Önce düdük çalmış, sonra bağırmış:

“O….. Çocuğu dur” demiş..

İki hırsız arkadaştan biri, diğerine, “Bekçi beni tanıdı. Sen kaç “ demiş…

…………..

Benim durumumda buna benziyor.

Biri için bir kelime yazdım, herkes üzerine alındı..!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi