Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 6,6372
Euro 7,2215
Altın 344,30

Her 1 Kasım’da içim “Cız” eder (Arif’imin anısına)

Bu coğrafyada 1 Kasım günleri genellikle karanlık, puslu, yağmurlu, soğuk geçer.

Hani böyle insanın içini çürütür gibi bir ortam olur.

Dün de 1 Kasım’dı ve hava yine öyleydi.

Böyle 1Kasım’larda ayrıca benim içim “Cız” eder. Çünkü 1 Kasım’lar, benim can kardeşlerimden Arif Kobak’ın ölüm yıldönümüdür.

Benim çocukluk arkadaşım Arif Kobak gerçek bir İzmitli’ydi.

Çok iyi, şefkatli, inançlı, her daim neşeli ve çok çalışkan bir İzmitli

Uzun yıllarımız birlikte geçti. Neredeyse birlikte girip çıkmadığımız yer kalmadı.

Bizim “Kızılderili Çetesi”nin (Ahmet Küçükörs, Nusret Uğur, Ahmet Kobak, Sedat Sapmaz, Metin Karan) en aktif, en güzel üyelerinden biriydi.

20 yıl önce 1 Kasım’da çok trajik bir şekilde kaybettik O’nu…

Bu nedenle 1 Kasım’lar karanlık gündür bizim için…

İçimizin yandığı, anılarımızın canlandığı, gözyaşlarının yağmur gibi içimize aktığı karanlık, soğuk bir gün…

………………………………….

17 Ağustos 1999

Artık bu kentte o günü hatırlayandan çok, hatırlamayanlar olduğuna eminim..

Ama biz, bizler için hiç unutulmayacak bir tarihtir.

Çok büyük bir depremle, yüzyılın felaketi ile karşı karşıya kaldık….

Sadece sarsılmadık…

Yıkıldık, öldük, enkaz altında kaldık.

İşler bozuldu…

Çok kaçan oldu, kent boşaldı…

Sonra toparlanmaya başladık.

İnsanlık vardı.

Dayanışma vardı…

Hepsinden önemlisi, bu kentte çok güçlü bir yerel basın,

ÖZGÜR KOCAELİ

gazetesi vardı…

Hakkımızı istedik, çok bağırdık.

Büyük felaketten yaklaşık iki ay sonra, bu kentte yaklaşık 30 bin insan çadırlarda, konteynerlerde yaşıyordu.

Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek…

30 binden fazla insan..

1999 yılının ekim ayında devlet, deprem bölgesinde çadırlarda ve prefabriklerde kalan insanlara günde iki öğün yemek verilmesini kararlaştırdı.

Sabah kahvaltısında, her depremzedeye birer kase sıcak çorba, akşam yemeğinde herkese iki kap yemek…

Kocaeli’dekidepremzedeler için yemek ihalesini Kocaeli Valiliği yapacaktı…

Dönemin valisi, Sayın Memduh Oğuz’du…

Aramız da iyiydi. Duydum ki, 30 bin kişiye günde iki öğün yemek işi, İstanbullu bir firmaya verilmiş…

O zamanlar gazeteci İsmet Çiğit olarak bıçağımız kesiyor.

Sayın Vali’den randevu talep ettim.

Valilik binası da gazeteye çok yakın. Hemen çağırdı, gittim. Sayın Vali’ye;

-Efendim, Depremzedeye yemek işini İstanbullu büyük bir firmaya vermişsiniz. Bu kentte insanlar perişan. Lokantacısı, bakkalı, manavı, kasabı batıyor. Bu işi mutlaka İzmitli firmaya vermelisiniz. Bu para bu kentte kalmalı” dedim.

Vali Memduh Oğuz, mantıklı ve makul bir adamdı, “Nasıl yapacağız, kime vereceğiz” dedi. Kime verileceğin beni ilgilendirmediğini, ama bu işin parasının mutlaka ilimizde kalması gerektiğini anlattım, “Bu şehirdeki lokantacılardan bir konsorsiyum kuralım. Onlar yemeği yapıp dağıtsınlar. Bütün malzemelerini de bu kent esnafından alsınlar” diye bir öneri ortaya attım.

Sayın Vali kabul etti. Konsorsiyumu oluşturma görevini de bana verdi.

………………………………..

İzmit’teki lokantacılar birleşti.

İZAŞ

isimli bir şirket kurdular. Her siyasi görüşten, kentin her yerinden lokantacılar var işin içinde.

Benim dostum, kardeşim Arif Kobak da o sıralarCumhuriyet Caddesi üzerinde, Kobak İşhanı’ndaMurat Kebap isimli bir küçük lokanta işletiyor.

Sabahları sıcak çorba yapıyor.

Öğlen ve akşam servislerinde ızgara köfte, kuru fasulye, pilav, tas kebabı, sütlaç falan…

Deprem sonrası kent boşalmış, işler durmuş…

İZAŞ

10 ortaklı olarak kuruldu. Bu 10 ortaktan birinin de Arif Kobak olmasında ısrar ettim. Arif’in sermaye koyacak parası da yoktu. Yine bizim ekipten Ahmet Küçükörs ile bir araya geldiler.

Yani depremzedeye yemek verecek şirketin 10 ortağından biri, Arif ile Ahmet oldu.

Yani anonim şirkette, her biri 20/1 ortak…

Yeni Gölcük yolu kenarında bir yemek fabrikası kuruldu.

Günde 30-40 bin kişilik yemek yapılacak. Sonra bunlar çadır kentlere, prefabriklere götürülüp insanlara dağıtılacak. Büyük iş, zor iş…

Kocaeli Valiliği, yemek dağıtma işinin 1 Kasım 1999 tarihi sabahı itibariyle başlamasına karar verdi.

Yemek firması, bütün hazırlıklarını tamamladı.

Şirketin 20’de 1 ortağı Arif Kobak, 31 Ekim günü bana geldi…

O sıralar, bu kentteki kimi siyasetçiler yakınlarına hafriyat, nakliyat işlerini kapmış, kimi siyasetçiler dönemin Bayındırlık Bakanı Koray Aydın ile ortaklık kurup, bina güçlendirme firmaları, toplu konut inşaatlarına mal satacak inşaat şirketleri kurmuşlar…

Pekçok kişi, depremzede üzerinden köşeyi dönmenin yollarını arıyor.

Arif’le 31 Ekim günü, bizim şirketin Cumhuriyet Caddesi üzerindeki muhasebe-idare bürosunda buluştuk.

O neşeli adamın yüzü gergindi.

Elleri sırılsıklamdı.

Çok tuhaf görünüyordu.

Eğildi, benimle çok özel bir konuyu paylaşır gibi anlatmaya başladı:

“-İsmet, sen bizi bu yemek işine soktun ama benim uykularım kaçıyor. Biz bu işi ya beceremezsek. Ya depremzedenin parasını çarçur edersek. Bu iş benim boyumu çok aşıyor. Benim tek varlığım oturduğum evim. Bu iş yüzünden bunu da kaybedersem ben ne yaparım diye düşünüyor, işin içinden çıkamıyorum” dedi.

Arif’in hareketlerinden ürkmüştüm. Arka odada oturan, bizim şirketin müessese müdürü Nazif Çanakçılı’yı çağırdım. Üçümüz oturduk. Arif’e, “Nazif Ağabey, bu kentteki en deneyimli, en bilgili muhasebe uzmanıdır. Anlat derdini ona, o da sana bilgi versin” dedim.

Nazif Çanakçılı Arif’i dinledi, sonra şunları söyledi:

“-Kardeşim, bu bir Anonim şirket. Herkes koyduğu para kadar sorumludur. İş sandığın kadar zor bir iş değil. Organizasyon meselesi. Tıkır tıkır işler. Sana da evine de hiçbir şey olmaz” diye uzun uzun anlattı.

…………………………

Arif, yanımızdan ikna olmuş, sakinleşmiş gibi ayrıldı.

1 Kasım 1999 günü sabahı, hergün olduğu gibi erkenden işe geldim.

Yine karanlık, insanın içini sıkan, yağmurlu ve soğuk bir sabahtı.

Gazete binasının giriş katında günlük gazeteleri karıştırıyorum…

Saat 07.30 sıraları.

Cep telefonları daha yeni çıkmış. Heryerden çekmiyor.

Sabah sabah telefonum çaldı.

O dönem gazetemizde asayiş-polis muhabiri olarak çalışan Cenap Elmas arıyor:

Abi” dedi; “Gar yakınlarında bir intihar olayı yaşandı. Birisi kendini trenin altına attı. Galiba senin arkadaşın Arif Kobak’mış” dedi.

O andan sonraki uzun bir süreyi hatırlayamıyorum.

Galiba, Metin Karan’ı da yanıma alıp, hemen olay yerine gitmiştim…

Tren trafiği kesilmiş.

Rayların üzerine yığılıp, uzun süre kaldığımı hatırlıyorum.

Bizim Arif kafasında kurmuş. “Ya biz bu işi yapamazsak. Ya depremzedeye layık olamazsak. Ya devletin parasını çarçur edersek” diye karalar bağlayıp, bir tüp sakinleştirici hapı yuttuktan sonra, demiryoluna inmiş…

Kendisini kara trenin altına atmış….

…………………………………

İzmitlilerin kurduğu şirket, aylarca yemek işini başarıyla yürüttü. Para da kazandılar. Bu iş sayesinde Rahmetli Ahmet Küçükörslokantacı oldu.

Çadırlar, prefabrikler kapandıkça, yemek verilen depremzede sayısı azaldı ve

İZAŞ

firması bu kentin en büyük yemek fabrikası olarak bir süre daha devam etti.

Arif’in dünya tatlısı eşi Leyla, benim çocuklarımla yaşıt tek oğlu Muratbüyük acılar içinde hayatlarına devam ettiler. Murat okudu, deniz subayı oldu.

Şimdi çocuğu, Leyla’nın torunu var.

Hayat devam ediyor ama bizim Arif’imiz 20 yıldan beri Bağçeşme’de yatıyor.

İzmit’i bu acıları bilen, bu duyguları yaşayan, devletin ve garibanı beş kuruşuna zarar verme korkusuyla kendi canına kıyabilecek kadar düzgün ve dürüst insanların yönetmesi gerekmez mi?

Bu kent,Arif Kobak gibi insanları yetiştirdiği için, onlarla yaşadığı için çok özel bir kent değil mi?...

Yazılarımda de hep bunları anlatmaya çalışıyorum.

Anlayan kadar, anlamayanın da olduğunu biliyorum.

…………………………..

Her 1 Kasım, benim için acının, insanlık dersinin, İzmit’lilik gerçeğini içinden ağlayarak hissetmenin yıldönümüdür.

Biz, 20 yıldır Arif’ siz. Nusret’siz, Ahmet’siz.

Bizler de ebediyete göç ettiğimizde, o günleri kim hatırlayacak, yazacak ve yeni nesillere aktaracak, bunu da çok merak ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

08

Nilsu Çekmen - Dürüst insanmış, Saygı, ragmetle hatırlayacağız..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Kasım 00:02
07

Akın Öz - Çok kötü, acı bir ölüm. Ama ders dolu. insanlığın, helal para kazanmanın, ahlakın çöktüğü günümüzde böyle insanlar kalmadı. Bir şeylerin başına geçen, siyasetcinin eteğini öpenler trilyoner olurken helale haram karıştırmaktan korkan rahmetli Arif Kobakın yattığı yer NURla dolsun, Allah onu affetsin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Kasım 00:02
04

Serdar Ersek - Depremde enkaz altında kalmayan nice İzmit’li sonrasında böylesine ağır travmaların altıda ezildi.Mutsuz onca insanın arasında mutlu olmak mümkün müydü ? İzmit ‘ ten o sendromu yaşayıp atlatamayan bir kuşak yetişti.Belki de açıklayamadımız bir çok şeyin sebebi buydu.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Kasım 00:02
03

Sena - Biz yazıp çizip anlatacagiz hep sizi ve o günleri, gelecek nesillere. Saygılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Kasım 00:02
02

sevimc - 17 yaşındaydım Deprem olduğunda o günden beri her gün okurum takip ederim sizi. Bende bu kent için sizin gibi insanların yazamadığı dönemleri düşünüp hep hüzünlerinirim. Çünkü artık gazeteci kalmadığı gibi tarafsız gerçek ve doğru haber yapabilecek cesareti olan insan yok olanında yazıya dökecek kabiliyeti yok eminim. Umarım tüm yazılarınızı bir kitap yaparsınız alıp çocuklarımıza yeğenlerimiz okuturuz. Saygılar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Kasım 00:02

Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi