Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 6,7275
Euro 7,5444
Altın 373,47

Salda Gölü ve Mars

İnsanoğlunun uzaya, gezegenlere merakı çok uzun zaman öncesine dayanıyor. Uzayın derinlikleri, gezegenler ve orada su, hayat ve başka bir yaşam var mı gibi sorular hepimizin ilgisini çekiyor.
Öyle ki devletler önemli sayılacak bütçelerini uzay araştırmalarına ayırıyor. Hatta bilim insanları son olarak, Mars’ta tam 20 km genişliğinde bir göl bulunduğunu açıklamış ve bununla birlikte, bu haber de Mars’ta kalıcı su kaynağı bulunduğuna dair şu ana dek bulunan ilk kanıt olarak da tarih sayfalarında yerini almıştı.
Bundan sonra da yani son birkaç yıldır, insanların uzaya ve Mars’ta yaşam konularına ilgileri daha da artmıştı.
Hatta öyle ki Hollandalı bir şirket Mars’a gitmek isteyenler için başvuruları almaya başlamış, ülkemizden de bu şirkete 11 kişinin başvurmuş ve başvuru sayısı da dünyada toplam 100 bine ulaşmıştı.
Ülkemizde, Burdur’da bulunan ve 1989 yılından beri de Doğal Sit Alanı olarak korunan Salda Gölü, Mars’ın yeryüzünde jeolojik yapısına benzer iki yerden biri.
Türkiye’nin en değerli ve 185 metre ile en derin tatlı su göllerinden, dünyanın da en temiz beşinci gölü olan Salda gölü, özellikle son yıllarda sosyal medya sayesinde de oldukça popüler oldu.
Türkiye’nin Maldiv’leri olarak da adlandırılan bu muhteşem güzellikteki göl özellikle son zamanlarda kıyısına yapılacak olan Millet Bahçesi ile gündemde.
Salda Gölü’nü bu denli eşsiz ve önemli yapan üç milyon yıllık bir geçmişe sahip olması, Mars’ın toprağıyla aynı şekilde benzerlikler göstermesi, masmavi rengi, temizliği ve çok değerli kumulları.
Dünyada bu tarz bir doğal oluşum ise sadece 2 yerde var, biri Burdur Salda Gölü, diğeri de Kanada’nın kuzeyinde bir yerde.
Uzmanların söylediğine göre, biyokimyasal olaylar sonucu oluşan bir yapı olan Salda Gölü’nde bulunan kumullar (oradaki kumun yapısı gereği verilen ad) asla başka bir yere götürülmemeli ve hiçbir şekilde buradaki doğal yaşam ve çeşitlilik bozulmamalı.
Yine aynı şekilde burada bulunan kumullara kesinlikle basılmamalı, hatta ayakkabıyı bırakın çıplak ayakla bile basılmaması gerektiğini söylüyor bu konuda bilim adamları.
Çünkü, Salda Gölü’nün kumullarının, orada bulunan biyomineralizasyon sonucu oluşmuş bir canlı tabaka olduğunu ve oraya istemeden de zarar verebileceğimiz burayı inceleyen bilim insanları tarafından çok önceden de söylenmişti.
Buna ek olarak özellikle son yıllarda bu güzel göl ve çevresine artan yoğun ilgi ile birlikte oraya gelecek olan kalabalık, kamp kurma gibi nedenler sonucu oradaki canlı türüne de zarar verebileceğimiz ve hatta yok edebileceğimiz söyleniyor.
O beyaz kumlar aslında bir canlı türü olduğu için ayrıca özen gösterilmeli diyor birçok uzman.
Ben özellikle son birkaç gündür bu eşsiz güzellikteki doğa harikasına baktıkça ve o müthiş kumlarının üzerinde kamyonları, kepçeleri ve o doğal ortama hiç uygun olmayan yapay inşaat hazırlıklarını, ekipmanlarını gördükçe çok üzülüyorum.
İnsanın bakmaya doyamadığı bir güzelliği olan gölün kumlarına çıplak ayakla dahi basılmaması gerekirken üzerinde kamyonların gezdiğini görmek hepimizin içini burktuğu aşikar.
Nihayetinde bu işi yapan firmaya Bakanlığın talimatıyla ceza kesilmiş, bu çalışma durdurulmuş.
Fakat, bunun üzerine şimdi de oradaki o tahrip edilen alandaki, o paha biçilmez değerdeki kumulların nasıl geri geleceğini insan düşünmüyor da değil.
Belki sizler de görmüşsünüzdür Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde olan Pamukkale, 19 Mayıs 2020 tarihinden itibaren, coronavirüs tedbirleri kapsamında ziyarete kapanmıştı.
Bu tarihten beri kimsenin girmediği Pamukkale, şu anda hiç olmadığı kadar beyaz oldu.
Doğa bir başınayken kendini nasıl da güzelleştiriyor, onarıyor.
Konumuza dönecek olursak, aslında öncelikle Mars’ı bu kadar merak ediyor, orayı yakından görmek ümidi ile ve bir şekilde bu farklı deneyime ortak olmak istiyor ve binlerce dolarlık başvurular yapıp sıraya giriyorsak acaba aynı çabayı ülkemizdeki bu eşsiz güzelliği, üstelik Mars’ın yapısına benzer özelliği ile de Salda Gölü’nü korumak için de harcamamız gerekmez mi?
Bu şekilde bu doğal güzelliği hem koruyabilir hem de gelecek nesillere de aktarabiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlksen Çağlayan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi