Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 6,7367
Euro 7,5339
Altın 377,00

16 ile oturup; 7 ile kalkmak

İki yılda bir, dünyanın en ağır ve meslek hastalıkları açısından en riskli işini yapan, çok önemli katma değer üreten lastik işçileri sendikalarının imzaladığı toplu sözleşmeler ile moral bulur, geleceğe daha güvenli bakar hali gelirlerdi.

Sözleşmenin imzalandığı günün sonunda  lastik işçisi, evine, ailesine gururla giderdi.

Eşine, çocuklarına gururla sarılır, “Bakın ben sizin için yoruluyorum. Sizin için kanser riski altında çalışıyorum. Ama sizin geleceğinizi inşa ediyorum” diyebilirdi.

Dün sabah, ilimizdeki lastik fabrikalarında çalışan, tanığım, güvendiğim, sevdiğim arkadaşlarımı aradım.  “Hayırlı olsun, sözleşmeniz imzalandı. Durum nedir?” diye sordum.

Hepsinin ilk cümleleri hemen hemen aynı oldu:

“-Abi fabrikalarda yangın var. Çok büyük tepki var. Herkesin morali dibe vurmuş durumda. Çok sevdiğimiz, güvendiğimiz sendikamız bizi sattı” dediler.

………………………..

Alaaddin Sarı’nın Başkanlığındaki Lastik-İş Sendikası, efsane Genel Başkan Karacan sonrasındaki ilk toplu  sözleşme pazarlığında kelimenin tam anlamıyla çuvallamıştır.

Sarı ve arkadaşları, çuvalladıklarını, üyeleri işçilere ihanet ettiklerini kendileri de biliyor olacaklar ki, Brisa ve Pirelli işverenleri ile kapalı kapılar ardında imzaladıkları yeni sözleşmeyi işçilere anlatmak için kendileri fabrikalara gidemediler.

İşçiler, yeni sözleşmenin koşullarını ve bu işin bittiğini, işyeri temsilcilerinden öğrendiler.

Oysa Abdullah Karacan sonuna kadar pazarlığı yapar, iş imza aşamasına geldiğinde masadan kalkıp tek tek fabrikalara gider, sözleşme şartlarını kendisi işçiye açıklardı.

Onay alırsa gidip imzayı atardı.

Sarı ve arkadaşları bu yürekliliği ve geleneği bile sürdüremediler.

Ama hiçbir ihanet yapanın yanına kalmaz. Sarı ve arkadaşları da bu ihanetin bedelini eminim bir şekilde ödeyeceklerdir.

Kendilerine muhalif olan herkesi mafyamatik yöntemlerle susturmaya kalkar veya birlikte oldukları işverenlere işten attırmaya kalkarlarsa, karşılarında sözleşme kapsamındaki yaklaşık 6500 işçinin tamamını bulacaklar ve herkesi harcamaya da güçleri yetmeyecektir.

……………………….

Lastik-İş’in önceki akşam kendi üyelerinden bile gizleyerek kapalı kapılar ardında imzaladığı son toplu sözleşmeyi çok ayrıntılı ve kapsamlı değerlendirmek gerekiyor.

Genel Başkan Sarı ve arkadaşları bu sürecin ilk gününden itibaren çok önemli yanlışlar yaptılar.

İşveren tarafı ise kurnaz.

İlk oturumlarda Karacan’dan kurtulmuş olmanın da verdiği cesaretle Sarı ve ekibinin nabzını yokladılar.

Daha sonra işverenler adına masaya oturan profesyoneller bütün süreci ellerine geçirdiler.

Tarihte ilk kez Goodyear diğer iki lastik fabrikasından ayrı olarak masaya geldi.

Aslında Lastik-İş’in işi, daha o zaman bitmişti.

Genel Başkan Sarı’nın geçen aralık ayında açıkladığı toplu sözleşme taslağı aslında kötü değildi.

İlk altı aylık dilim için yüzde 16 civarında  zam talep ediliyordu. 

Resmi enflasyonun üzerinde, reel enflasyon rakamları civarında makul ve haklı bir talepti.

İki yıllık süreçte, lastik işçisinin ürettiği ürünün fiyatına yüzde 80 civarında zam gelmişti.

İki yıl önce 3.80 TL civarında olan Dolar kuru, şimdilerde 7 TL’yi gördü yüzde 100’e yakın arttı…

Romanya’daki lastik fabrikasında çalışan  işçi 150 verimlilik puanına sahipken, bizim fabrikalarımızdaki en düşük verimli işçinin aynı değerlendirmedeki puanı 300’dü.

İzmit’teki lastik fabrikalarında çalışan işçiler, dünyadaki en sağlıksız lastik fabrikalarında çalışan en verimli lastik işçileri olarak biliniyordu.

Ama ortaya çıkan sözleşmeye bakın.

Yüzde 16 isteyerek masaya oturuyor, yarısını bile alamadan, yüzde 7 ile sözleşmeyi bağlıyorsunuz. Hizmet-İş Belediyelerde daha yüksek zam aldı.

Türk Metal, MESS’le son pazarlığında işçisinin yüzünü güldürdü. Lastik-İş tam bir hayal kırıklığı oldu.

Tam olarak bilemiyorum ama, emin olduğum bir konu var: Bugün bu son sözleşme ile dünyada dolar bazındaki ücreti en düşük lastik işçisi, bizim İzmit’teki fabrikaların işçileri olmuştur.

Maaşlara ortalama 250-300 TL zam geliyor.

Lastik işçisinin eline geçecek net ücret, 500 Dolar’ın altına iniyor.

Sendika, bu sözleşmede üyeleri için 5’er bin TL borç almakla övünüyor…

Lastik-İş bu sözleşmeye imza koymasa ne olurdu.

Grev yasağı var işçinin ve sendikanın manevra alanı dar.

özleşme YHK’na giderdi.

Emin olun, YHK’ndan çıkacak sözleşme bile sendikanın imzaladığı bu sözleşmeden daha kötü olamazdı.

Sarı ve arkadaşları, pazarlık masasına otururken sundukları taslakta, sosyal haklar için de Yüzde 40-120 arasında zam talep ediyorlardı.

Sonuçta sosyal haklara ortalama yüzde 20 zam geldi.

Taslakta yer alan oranlara en yakın artış ise, işçinin ölümü halinde ailesine ödenecek tazminat konusunda elde edilebildi.

Büyük olasılıkla Goodyear da bu şartlardaki sözleşmeye hemen imza atacaktır.

Sarı ve arkadaşlarının 2 yıl sonra yeni sözleşme döneminde yeniden tam yetki ile pazarlık masasına oturabileceklerini sanmıyorum.

Ama diyelim ki herkesi korkuttular, sindirdiler, saltanatlarını sürdürdüler.

Emin olun, lastik işçisi için bu yönetimle 2 yıl sonraki sözleşme bile şimdiden hayal kırıklığı olmuştur.

…………………

Sarı ve arkadaşları, “Biz sırtımızı MHP’ye dayarız, bu işi bitiririz “zannettiler.

Dini ve milli bayramlarda 300-500 TL’lik kutlama ilanları verdikleri yalama gazetecilerin övgüleri ile bu işi kurtaracaklarını zannettiler.

Pazarlık sürecinde işçiyi sindirdiler.

Kıpırdatmadılar.

Bütün toplantıları, kendileri ve aileleri için mekan haline getirdikleri 5 yıldızlı lüks otellerinde yaptılar. Hep kamuoyuna yalan söylediler.

Pazarlık masasındaki gerçekleri bile sakladılar.

Kendi dar kafaları ile, bu işi kurtaracaklarını sandılar.

Ortaya çıkan tablo, enflasyonun altında ücret zammı ve büyük hayal kırıklığı oldu.

Sanırım, Rahmetli Karacan’ın diğer başka zaafları bir yana, toplu sözleşme masasında üyesinin hakkını korumak konusundaki farkı şimdi çok daha iyi anlaşılıyor.

Genel Başkan Sarı’nın “Yaramaz komünist gazeteci “ ilan edip, bu süreçte hiç görüşmediği yerel basın mensuplarından biriyim.

Bize de ihtiyaç duymadı.

Kent dinamiklerini de hiç umursamadı.

Lastik-İş Markasını rezil ettiler.

Günümüz şartlarındaki Türkiye’de herkes için en büyük korku işsiz kalmak.

Bu nedenle lastik işçinin yüreğinde, ciğerlerinde, böbreklerinde fırtınalar kopuyor ama, pek fazla da ses çıkartamıyor.

Ama bu rezil sözleşmenin, bu ihanet sözleşmesinin mutlaka bir faturası olmalıdır, olacaktır.

En azından Lastik-İş, üyesinden aldığı bir yevmiye tutarındaki aidatı indirmek zorundadır.

Bütün üye işyerlerinde tam demokratik delege seçimleri yapılmalı, biran önce kongreye gidilmelidir.

Lastik işçisi, yeni bir Karacan beklemiyor.

Ama Sarı ve ekibini de artık hiç istemiyor ve güvenmiyor.

Sayın Sarı ile yaptığı, sözleşme dönemi öncesindeki son görüşmede bana uzun uzun, “Robot işçi” tehlikesini anlatmış, “Biz işvereni üzersek, lastik fabrikaları işçi yerine robot teknolojisine geçecek. O zaman herkes işsiz kalacak” demişti.

Bu kafayla sözleşme masasına oturan bir sendikacı, karşısındaki işverenlerle nasıl pazarlık yapabilir.

İşçiye sorulmadan, işçiye ihanet edilerek imzalanan bu toplu sözleşme ile, Sayın Sarı, robotları bir süre daha korumuş oldu.

Çünkü, lastik işvereni için, en ucuz en terbiyeli, en disiplini robot bile, bu ücretlerle çalışan işçilerden daha pahalıya gelir.

Lastik sektörüne en azından Türkiye’de robotların girişini önlediler ama, her yıl pek çoğu akciğer kanseri nedeniyle vefat eden mevcut lastik işçilerini çok fena harcadılar.

Lastik işçisinin derdi siyaset değil. Lastik işçisinin amacı; işverenleri sömürmek, fabrikaları zarara götürmek değil.

Her bir işçi, şartları, koşulları ne üretip ne kazandırdığını çok iyi biliyor.

Bakın bu  corona virüs şartlarında hala harıl harıl üretim yapıyorlar.

Bu işçileri temsil edecek doğru dürüst sendika liderlerine ihtiyaç var.

Çok büyük paralar içinde boğulup, kendisini çok önemli sanan ama pazarlık masasında süt dökmüş kediye dönen insanlarla bu işlerin yürümeyeceği artık açıkça ortaya çıkmıştır.

Lastik-İş yönetimi yalakası meslektaşlarıma da naçizane tavsiyem var: Sakın bu sözleşmeyi parlatmaya, cilalamaya kalkmayın.

Bu kentte yerel basının lastik işçileri arasında çok saygın ve güvenilir bir yeri vardı.

Sarı’dan 300 TL’lik bayram reklamı almanın peşinde koşarken, velinimetiniz lastik işçileri arasındaki bütün okurlarınızı kaybedebilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Premeteon Şahin - İsmet çiğit senin derdini ben az çok tahmin edebiliyorum sendikaya vurup sendika üzerinden pirim yapmak kusura bakma sendikamız yönetimi ve üyeleri sana bu fırsatı vermez boşuna yırtma oranı buranı bu işçiyide galeyana getirmeye çalışma gelmez neyin ne olduğunu bu işçi biliyo senin ve senin gibilerin ne amaçla bu yazılarınızı yazdığınızıda biliniyor bedava gürültü yapma sana burdan ekmek çıkmaz

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 30 Nisan 23:01


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi