Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 6,8686
Euro 7,7716
Altın 398,83

SES’ten MEKTUP  

Geçmişte dediklerimin, yazdıklarımın arkasındayım.

Ben gazeteciyim. 

Benim için internet gazeteciliği, kağıt gazeteciliğin tırnağı olamaz.

İnternet medyasının yaygınlaşmasıyla, gazeteciliğin kalitesinin dibe vurduğuna inanırım…

Ancak, yaklaşık 3 aydır fiilen internet medyasının içinde, bu tür gazeteciliğin bir parçasıyım ve bu işin de farklı özellikleri, farklı lezzeti olduğunu anlamaya başladım.

Biraz bunlardan bahsedeyim..

…………………………

Kağıt gazetecilik, çok ciddi titizlik ister.

Bilgi birikimi gerektirir.

Bir harf hatası yapma lüksünüz bile olamaz.

Kağıt gazete yaparken, 24 saatlik zaman diliminde bir gazete çıkartırsınız.

Yaptığınız gazetenin hacmi bellidir.

Kimi zaman sizin makaleniz için ayrılan yere, yazdığınız yazı fazla gelir.

Sayfa sekreteri, yazıyı sıkıştırmak için belki harflerin boyutlarını (puntosunu) küçültür, belki kafasına göre bir kısmını keser atar.

Bazen, yazdığınız haber metni, o haber için ayrılan yere eksik gelir.

Sayfa sekreteri sizden bir ara başlık eklemenizi ya da belki bir paragraf daha eklemenizi ister…

Kağıt gazetecilikte şekil, görsellik önemlidir.

Haberlerin ekinde arşivden çıkarttığınız fotoğrafı kullanmak mesela bana göre ayıptır.

İnternet gazeteciliğinde bunların hiçbiri yok.

Daha doğrusu kural yok, disiplin yok.

Yazdığınız haber veya makale isterse çok uzun, isterse gereğinden kısa olsun.

Yer gani.

Sayfanıza istediğiniz gibi aynı şekilde kullanabiliyorsunuz.

İnternet okuru, gazete okuru kadar titiz değil.

Harf hatası yapıyorsunuz.

Haberde eksik bilgi veriyorsunuz.

Çok fazla bunları kafasına takmıyor.

Ayrıca gazetede haberi veya makaleyi bir kez yazarsınız.

Kağıda basılır.

O yazı veya makale değişmez.

İnternette öyle değil.

Gün içinde istediğiniz kadar değişiklik yapın. Habere eklemeler, çıkartmalar yapın. Yeni bilgiler geldikçe haberleri güncelleyin. Hepsi mümkün…

Kağıt gazetecilik bir gün içinde, 8 saatlik mesai süresinde hazırlanır.

İç sayfaları ne zamana kadar, kapak sayfasını hangi saate kadar teknik servise vermeniz gerektiği bellidir.

Gazete hazırlanır, baskıya girer.

Artık mermi namludadır, ya da diş macunu tüpten çıkmıştır.

Geriye alamazsınız…

İnternet gazeteciliği, 24 saat yaşayan gazetecilik.

Haber size ulaştıktan sonra, yarım dakika içinde gerekli düzenlemeleri yapıp, yayına verebilirsiniz.

………………………

Ben hala bu işin teknik kısımlarından çok uzaktayım.

Bilgisayarı daktilo gibi kullanıyor, makalelerimi veya haberlerimi yazıyorum. Çok harf hatası yapıyorum.

Önce yazılarım tekrar okunuyor, tahsil hataları düzeltiliyor.

Sonrasında bu kendi yazımı, internet sayfasına koyacak editöre (e-posta) yoluyla göndermeyi bile bilmiyorum.

Daha doğrusu bilmek, öğrenmek istemiyorum.

Kendimi, günün birinde gerekli koşulların tam oluşmasıyla birlikte yeniden bir kağıt gazete için kenarda saklı tutmaya özen gösteriyor, hala bu akımı-çok hızlı geliştiğini görüyor olmama rağmen- kabullenemiyorum.

Ben yarım asırdır içinde bulunduğum bu meslekte hep rekabetçi oldum.

Hep satış rakamlarını günlük olarak takip ettim.

Bu kentteki bütün diğer gazetelerin toplamının iki katından fazlasını tek başına satan gazetenin yöneticisi oldum.

Kağıt gazetecilikte rekabet yüksektir.

Herkes, ben rakiplerime hangi haberi atlatmışım, ben hangi haberi atlamışım diye bakar.

Hayatım boyunca işin bu tarafına bakmadım.

Bir başka yerel gazetede de yer alan aynı haberde biz ne kadar ayrıntı vermişiz, ne kadar doyurucu metin vermişiz buna baktım.

Bir de günü gününe tirajları, satış rakamlarını takip ettim.

Kocaeli’ deki gazetelerle yarışmanın hiçbir anlamı kalmadıktan sonra, Hürriyet’in, Posta’nın, Sabah’ın, ulusal gazetelerin bu kentteki satışları ile, kendi yaptığım gazetenin satışlarını mukayese etmeye başladım.

Kağıt gazetecilikte, 24 saatlik periyodlarla günlük satış rakamlarını alırsınız.

Sizin rakibiniz gazetelerde kaç haber, kaç reklam çıkmış, sizin gazetenizde kaç tane çıkmış bunlara bakarsınız.

İnternet gazeteciliğinde durum farklı. Bilgisayardan bazı şifreler girip, benim ekranıma açıyorlar.

İçinde bulunduğunuz anda, sizin sitenizde kaç kişi aktif olarak bulunuyor.

Bu insanların kaçı bir makaleyi, kaçı bir haberi takip ediyor. Hangi haber veya makale büyük ilgi görüyor (internetçiler buna tıklama diyorlar).

Hepsini anında görüyorsunuz.

Gün sonunda sizin internet sitenize toplam kaç kişi girmiş.

Toplam kaç haber girmiş.

Toplam kaç kişi haberin veya makalenin altına yorum yazmış.

Hepsini görüyorsunuz.

İnternet sitenizde günün her anında en az 300 kişi aktif olarak bulunuyorsa, ya da bir günlük periyod içinde sizin internet sitenize aktif olarak 80-100 bin kişi girmişse, bunları başarı olarak görüyorlar.

Rakamlar ekranda önünüzde.

An be an görebiliyorsunuz.

Hangi haber en çok okunuyor, hangi haberde insanlar en uzun süre kalıyor, hepsini görebiliyorsunuz.

Sürekli kendi kendinizle rekabet halinde oluyor, sürekli kendi kendinizi aşmaya çalışıyorsunuz…

………………………

Ben kağıt gazetede yöneticilik yaparken, hiçbir zaman aynı şirketin internet sitesi ile övünmedim. Hep gazetenin satış rakamları ile ilgilendim.

Zamanında ÖZGÜR KOCAELİ’nin bu alanda elde ettiği, Türkiye’de hiçbir şehir gazetesine nasip olmayan rakamlara ulaşmanın büyük onurunu yaşadım.  “İnternette şöyle şöyleyiz, böyle böyleyiz. Yazsana“ dediler.

“Beni ilgilendirmez” dedim.

Şimdi asıl işleri kağıt gazeteyi doğru dürüst yapıp, bunu insanlara okutmak olan bazı arkadaşların gazete satış rakamlarından hiç bahsetmeden internetle övünüyor olmalarını çok tuhaf bulup, yadırgıyorum.

İnternetin başka avantajları da var.

Dünyanın neresinden, Türkiye’nin neresinden sizin sitenize kaç kişi girmiş hepsini görüyorsunuz.

Kağıt gazete sadece yayınladığınız şehirde veya ülkede satışa çıkar.

İnternet, dünyaya yayılıyor.

ABD’den, Afrika’dan insanlar gelip giriyor.

Kağıt gazetecilik yaparken, Türkiye’de hep bir numaraydım.

Diyarbakır’dan, Trabzon’dan, Antalya’dan meslektaşlar gelir, “Siz bu işi nasıl başardınız” diye araştırırlardı.

Şimdi internet gazeteciliğinde neredeyse her gün yabancı medya kuruluşları ile muhattap oluyorum.

DW, ödül veriyor, ZDF röportaja geliyor.

Çin’deki, Portekiz’deki, Kore’deki, Belçika, Hollanda’daki gazetelerde SES Kocaeli’nin adı yazıyor.

Sisteme ve bu işin özelliklerine çok uzak olduğum için, doğrudan kendim tespit edemiyorum.

Ama bu internet gazeteciliğinde ölçüm pek çok açıdan yapılabiliyor ve kendi durumunuzu da başkasının durumunu da net olarak görebiliyorsunuz.

Güngör Arslan tam bir haber canavarı.

Tuvalete bile elinde telefonu ile giriyor.

Sürekli yeni haberlerin heyecanını yaşıyor.

Ben öyle değilim. Makalemi yazıyor, bana gelen özel haberleri redakte ediyorum.

Benim büyük oğlum Can da bir süredir bizimle birlikte.

O da tam bin internet canavarı.

Sürekli ölçüm halinde. Sürekli rakamları takip ediyor. O’nu demesine göre-ki kesinlikle doğru olduğuna eminim, Kocaeli genelinde en çok okunan (tıklanan) internet haber sitesi haline gelmişiz.

Bizden çok önce yayına başlamış, kendilerine yer edinmiş bütün internet haber sitelerini geride bırakmışız.

Türkiye ölçeğinde, dünya ölçeğinde çok saygın rakamlara ulaşmışız ve sürekli yükseliyormuşuz…

………………..

Tekrar ediyorum; benim internet gazeteciliğinde hevesim de, merakım da yok.

Ama bir iş yapıyorsam, iyi yapmalıyım.

En azından bu kentte her zaman 1 numara kalmalıyım.

Bu hırsım, ölene kadar devam edecek. İnternet gazeteciliğinde asıl ölçünün bu işin paralı olmasıyla ortaya çıkacağına inanıyorum.

Şimdi bedava girilen haber sitelerine herkes ulaşabiliyor. Ama bir haber sitesine girmek, misal günlük 50 kuruş veya 1 TL olsa, işte o zaman hangi siteye kaç kişi para ödeyip girecek, bunu merak ediyorum.

Türkiye’deki en büyük medya şirketlerinin bile kağıt gazeteden çıkıp, sadece internet gazeteciliği yapacağına dair bilgiler var.

Hayat o yönde ilerliyor. Çok uzak olmayan gelecekte, internet sitelerine girişin de bir bedeli olacak. Ben o zaman herkesin gücünü, değerini göreceğim.

Kağıt gazete hırsım hiç geçmedi, geçmeyecek.

Ama madem şimdi internet gazeteciliği yapıyoruz, o halde bundan zevk almayı, olabilecek en iyisini yapmayı ve bu alanda 1 numara olmayı hedeflemek gerekiyor.

Türk basınının yeniden özgür, bağımsız, halk nezdinde yeniden itibarlı, onurlu günlere kavuşacağını umutla beklerken, şimdi yaptığımız işi en iyi şekilde yapmanın gayreti içinde olacağız.

 

İsmet ÇİĞİT

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

İbrahim kahraman - Zaman tüneli,herşeyi değiştiriyor,tabiiki gazeteciliğinde...bir okuyucu olarak yazarımızdan bilgi ve haber öğrenmek yanında olaylara bakışı ve yorumunuzda merak edip okuyoruz.bu yazılar bugünden yarınlara bırakılan imzalar...sağlıklı günlerde güzel haberlerin daha çok olduğu yazılar yazmanız temennisiyle...

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 01 Haziran 20:01


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi