Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 6,8627
Euro 7,7740
Altın 397,05

Özgürlüğün bir yılı

Geçen yıl 17 Haziran sabahıydı.

O zamanlar korona falan yok.

Türkiye uzun bir bayram tatilinden çıkmıştı.

17 Haziran Pazartesi gününe rastlıyordu.

Her zamanki gibi erkenden Özgür Kocaeli’ deki işime geldim.

Fehmi kahvemi yaptı, sigaramı yaktım, masamdaki günlük yerel ve ulusal gazeteleri inceliyorum.

Saat 08.00-08.30 sıraları.

Büyük bir sürpriz oldu.

Gazetenin sahibi Recep Haldız geldi.

Aslında gazeteye ender gelirdi.

Hele bu kadar erken hiç gelmezdi.

Bir terslik olduğunu anlamış, kendi kendime “Acaba yine kimi kovmaya geldi?” diye düşünmeye başlamıştım.

Oturdu Recep Haldız misafir koltuğuna.

Çayını söyledim. Çok gergin görünüyordu. Babasının ağabeylerinin yanında içmez, ortalık tenhayken, bir de sigara yaktı. 

“Söyle Recep Kardeş” dedim, “Ne söyleyeceksen söyle. Rahat ol, gevşe”

“Abi” dedi Recep Haldız, “Hafta sonunda aile içinde karar aldık. Artık seninle çalışmak istemiyoruz”. Emin olun içim rahatlamış, üzerimden yük kalkmıştı.

Birlikte çalıştığım bir başka arkadaşımı kovacağına beni kovuyor olmasından büyük bir mutluluk ve rahatlık hissetmiştim.

Üç kişiydik odada; Recep Haldız, Ben, İdare Müdürü Levent Kadıoğlu.

…………………………

Özgür Kocaeli Gazetesinin sahibi Koga A.Ş.’yi, 2013 yılının eylül ayında resmen Haldız Grub’a devretmiştik.

Satış şartnamesindeki en önemli koşullardan biri, “İsmet Çiğit işin başında kalacak. Başyazar ve Genel Yayın Müdürü olarak çalışacak” maddesiydi.

Aslında gazetenin satılmasını ortaklar içinde en çok ben istiyordum.

Bu kentte, hele AKP varken bu işi yapmak istemiyordum.

 Köşeme çekileyim, hiçbir şeyi kafama takmadan huzur içinde bir gün Kerpe Karagöz’de, ertesi gün Geçit’te dostlarla keyif yapayım istiyordum.

Ama mecbur devam ettim.

2013’ün eylül ayı ile, 2019’un 17 Haziran’ı arasındaki dönemde, en az 8-10 kez Macit Haldız ile ve oğulları ile görüşmüş, “Beni bırakın, Bu işi yapmak istemiyorum” demiştim.

Her defasında Macit Haldız, “Sen bırakırsan, ertesi gün gazeteyi kapatırım. Buradaki herkes işsiz kalır” diyerek beni durdurmuştu.

Hatta Recep Haldız’ın sabahın köründe gelip, aile kararını ilettiği 17 Haziran 2019 tarihinden birkaç gün önce, Ramazan ayının son günlerinde Haldız Kardeşleri ısrarla gazeteye davet etmiş bir toplantı yapmıştık.

Fatih-Veli ve Recep Haldız’a açık açık “Arkadaşlar ben artık dayanamıyorum. Bu yükü taşıyamıyorum. Bakın önümüzde uzun bir tatil var. Ben sizi ortada bırakacak adam değilim. Ama bu tatili fırsat bilin, tatil dönüşü ben yokmuşum gibi kendi kadronuzu kurun. Biz güzellikle bu işi tamamen size devredelim” demiştim.

Recep Bey, oruçlu kafanın da etkisiyle o toplantıda çok sinirlenmiş, üç kardeşin en büyüğü Fatih, “Abi böyle şeyleri kafandan sil. Şu tatil dönüşü her şeyi halleder, sorunları çözeriz” demişti.

Aslında, Haldız Ailesinin beni işten çıkartmak için de çok sebebi vardı.

Laf dinlemeyen, kendi bildiğini okuyan, gazetenin sahibi onlar olmasına rağmen, gazeteyi ısrarla vıcık vıcık AKP’li yapmayan bir Genel Yayın Müdürüydüm. 

Gazetenin sahibi, patron konumunda olan Recep Haldız, saygıda hiç kusur etmiyordu ama kamuoyunda hala benim adımın kendi adının önünde konuşulmasından da rahatsızdı.

Gazeteden ayrılırken, aylık 8.800 TL net maaş alıyordum.

Bu kentte, bu sektörde inanılmaz bir para.

Ayrıca altımda mazot parasına, yıkanmasına, hiçbir işlemine karışmadığım bir Peugeot araba vardı. Recep Haldız tarafından işten ayrılmam tebliğ edildiğinde eğer biraz tavır koysam, en az 20 yıl geriye dönük tazminat talep edebilir, Haldız’lardan 200-300 bin TL kopartabilirdim.

Recep Bey konuştu, ben bir tek şey istedim:“-Yarınki yazımı yazayım. Kovulduğumu okurlara ben kendim açıklayayım” dedim.

Haldız kabul etti. Bir süre sonra Macit Haldız aradı, “İsmet, altındaki araba senin. Sakın onu bırakma” dedi. “İstemem abi “ dedim.

Arabanın anahtarını da bıraktım.

Yazımı yazdım, muhasebenin gönderdiği “Hiçbir hakkım ve alacağım yoktur” kağıtlarını imzaladım.  Kardeşim, arkadaşım Başar Kardeşler’i evinden çağırdım, montumu sırtıma alıp, bir kalem, bir ataş bile almadan gazeteden çıkıp, O’nun arabasıyla evime gittim.

………………………..

Bir yıl olmuş.

Allah’a şükür aç ve açıkta değilim.

Çok lüks değil ama, iyi yaşarım.

Standartlarım devam ediyor.

Bu süre içinde iki oğlumu nişanladım.

Yine her gün yazı yazacak, kendimi ifade edecek bir platform buldum.

Bir yıldır kafamın içi rahat. Özgürlüğün tadını çıkartıyorum.

Aslında maddeci, akıllı, ailesinin geleceğini düşünen biri olsam, bu geçen dönemde ben bu kentte AKP’nin altın çocuğu olurdum.

Kendilerine yönelik muhalefete hiç tahammülü olmayan AKP’liler beni severdi.

Çünkü dürüst olduğumu, hiçbir çıkar karşılığımda yazı yazmadığımı bilirlerdi.

Onların suyuna gitsem, yönetimimdeki gazeteyi tam bir AKP yayın organı haline getirsem, paraya para demez, her istediğimi yaptırır, belki belediyeden beleş kafeterya bile kiralayabilirdim.

Hem kurucusu hem annesi hem babası olduğum, çok büyük emek vererek Türkiye’nin en güçlü yerel gazetesi haline getirdiğim Özgür Kocaeli’ deki görevimden 17 Haziran 2019 Pazartesi günü sabahı, Recep Haldız’ın ağzından çıkan bir cümle ile ayrılıyor olmak, inanın bana hiç koymadı.

Bunu istiyordum. “Beni kovun, beni bırakın” diye yalvarıyordum da bırakmıyorlardı.

Onların dediğini yapmıyor veya direnç gösteriyor, zorluk çıkartıyordum, buna rağmen hakları olmasına rağmen beni kovmuyorlardı.

Bana, bu işin arkasında Tahir Büyükakın’ın bulunması, Haldız Ailesinden beni hemen kovup, yerime  Adem Turgut’un getirilmesini Tahir Büyükakın’ın istemesi ve bunu uygulatması koydu.

Haldız’ların Büyükşehir Belediyesi’nden kaç paralık alacağının tahsili için kovuldum, bilmiyorum.

Ya da hangi ballı işin ihale garantisi için kovuldum, bunu da bilmiyorum.

Belki de Recep Haldız’ın çok istediği Kocaelispor yönetim kurulu üyeliğine kabulü için o günlerde Hüseyin Üzülmez başkanlığındaki yeni yönetim kurulu oluşturuluyordu, pazarlık malzemesi yapılıp kovuldum, bunu da bilmiyorum.

 Recep Haldız bana “Aile kararı “demişti.

Bunu yazdım.

O gün ailenin büyük oğlu Fatih Haldız aradı, “Abi bilesin böyle bir aile kararı yok. En azından böyle bir karar varsa da benim haberim yok. Babam da böyle bir şeye onay vermezdi” dedi.

Recep Haldız ile Tahir Büyükakın arasındaki bir pazarlıkta benim kalemim kırıldı ama pazarlık neydi bunu bilmiyordum.

Oysa bu olaydan birkaç ay önce Recep Bey ile Bilecik’teydik.

Vali Büyükakın’ı ziyaret etmiş, yaklaşan yerel seçimlerde Kocaeli Büyükşehir adaylığı için nabız yoklamıştık.

Özgür Kocaeli olmasa, ben olmasam, Haldız’ların açık tavrı olmasa, bugün çok büyük ihtimalle Tahir Büyükakın’ın yerinde Nevzat Doğan veya Zeki Aygün bulunacaktı.

Biz bunu yaptık ama Tahir Büyükakın Belediye Başkanı seçildikten sonra ilk icraat olarak beni kovdurdu.

Üstelik bunu sadece İzmit Belediye Başkanı CHP’li Fatma Kaplan Hürriyet’i ziyaret ettim, bu ziyaretin ardından “Dilerim 5 yıl sonra Büyükşehir binasında da bir CHP’li başkanı ziyaret kısmet olur” diye yazdığım için girdiği öfke ve kibir krizi yüzünden yaptı.

Neyse, bu konuda yazacağım çok şey var.

Bazı bildiklerim hala bende kalsın.

Özgür Kocaeli’den kovulmayı hem hak etmiş hem çok istemiştim.

Geride kalan bir yılda özgürlüğümü yaşadım.

Hakkımda çok dava açıldı.

Gece yarısı evimden polis tarafından kelepçe ile alınıp polis merkezine götürüldüm.

Ama Özgür Kocaeli’den, AKP’den, Recep Haldız’dan kurtulduğum için hiç pişman olmadım.

Bakın, 2013 yılı eylül ayında 1 Dolar 2.01 TL’ydi.

Biz hiç gayrımenkulü, hiç makinası, eşyası bulunmayan bir şirketin sadece isim hakkını, marka değerini, o dönemde 5 milyon TL’ye sattık.

Haldız’ların hala satış sözleşmesinde taahhüt ettikleri bazı vaatlerini yerine getirmediklerini de söylemek isterim.

Ama bugün Özgür Kocaeli’nin marka değerine, hiç kimsenin 500 bin TL vereceğini bile sanmıyorum.

Bu kentin gazetesini berbat ettiler.

Bitirdiler, itibarsızlaştırdılar.

Yok ettiler.

Hayatım boyunca Macit Haldız ve Haldız ailesi hakkında kötü söz söylemem.

Macit Bey’e saygım bakidir.

Ama Recep Haldız’dan çok çektim. Mobbinglerin en ağırı ile mücadele etmek zorunda kaldım.

Bana söz geçiremedikçe, benimle birlikte Özgür Kocaeli’yi var eden bütün arkadaşlarımı tek tek ve gerekçesiz olarak işten çıkarttı.

Birileri benim, bu son bir yıllık dönemde Tahir Büyükakın ile çok fazla ve gereksiz uğraştığımı düşünüyorlar.

Olabilir, ama haklıyım.

O’nun ciğerinin gerçek değerini ben bilirim.

Gazeteden ayrıldıktan sonra Büyükakın bana kendi maaşının yarısını bile teklif etti.

Ama bu kadar yazdım, bir kere bile, “Hayır İsmet Çiğit’i gazeteden ben kovdurmadım” demedi. Büyükakın’a ne kadar kin ve öfke duysam hakkımdır.

Ayrıca bu olay, O’nun gerçek karakterini göstermesi açısından da çok önemli örnektir.

Neyse, ben rahatım, huzurluyum, en önemlisi özgürüm.

Bir yerlere bağımlı, zengin ve itibarsız bir adam olmaktansa; özgürlüğün hakkını vererek gerekirse kelepçeli cezaevine atılmaya bile razıyım. Bununla da gurur duyarım.

Özgürlüğünüzün kıymetini bilin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Gölcüklü - 1-) Gölcük-İzmit arasında raylı sistem için proje çalışmalarına başlanması ve  güzergahın belirlenmesi ile ilgili çalışma var mı?

2-) İlçe ile diğer ilçeler arası toplu ulaşımın geliştirilmesi, ulaşım süresinin kısaltılması, durak yanaşma imkanlarının iyileştirilmesi ile ilgili çalışma var mı ? 

3-) Gölcük, Karamürsel, Gebze arasına yapılması planlanan otobüs seferlerinin başlama tarihi nedir? 

4-) Yıkılan küçük sanayi bölgesinde molozların ne zaman kaldırılacak? Yıkılamayan binaların niye yıkılmadığının açıklanması.

5-) D-130 yoluna alternatif olarak ilçe içine  yapıldığı söylenen yolun getireceği trafik karmaşası için hangi çözümler alındı? Bu yolun en az bir şeridinin bisiklet yolu olarak düzenlenmesi. Burada araç trafiğini artırmak halkın daha fazla eksoz gazı solumasına, daha fazla gürültüye maruz kalmasına sebep olmayacak mı? Kaldırımlar ağaçlandırılmayacak mı? (daha önce kaldırımlarda ağaç vardı) .Bu ağaçlar daha özenli bir çalışma ile korunamaz mı idi? Bu kaldırımda şimdi ağaç yok. Kaldırıma dökülen kumlar bile süpürülmedi.

6-) Gölcük içinde yıkılıp (Eski Adı Gazi Okulu) , varisleri tarafından mahkeme süreci başlatılan okulun tekrar yapılmasına ne zaman başlanacak?  (AVM yapılacağı söylenerek yıkılan okul öğrencileri artık servis ile okuluna gitmek zorunda.)

7-) İhsaniye otoparkı ne zaman kullanıma açılacak? Bu kadar yatırım ve çekilen eziyet boşa mı gitti?

8-) Temizlik firmasında alınan ve Şahsınızın makam aracı olarak kullandığı araç firmaya iade edilecek mi? Firma bu bağışı ne karşılığında yapmıştır?

9-) Necati Çelik hastanesi yakınında büyükşehir belediyesi tarafından “ücretsiz otopark” tabelası asılmış alan toprak dolgu yapıldığı için araçlar artık burayı kullanmıyor. Bu konuda bir çözümünüz olacak mı?

10-) Otogar tesislerinin taşınması için mevcut mezbahanın yıkılarak yerine yapılacağını açıkladınız. Mezbahanın kullanılmadığını söylediniz. Kullanılmayacak tesisin yapımına kim karar verdi? Halen burada kaç görevli var. Mezbaha binası yapılırken

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Haziran 21:23
04

Nurettin Cicek - Iyide abi bunlarin hepsini biliyorsun da gazeteden ayrildiktan sonra adem turguta nicin hayirli olsun demeye gittin Madem sana kumpas kurdular.Onu anlayamadim

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 26 Haziran 03:59
03

Derince - ismet abi ..

kimler geldi kimler gecti ..

yolcu onlar , sen hanci ..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Haziran 10:00
02

Tepecikli - Tahir bey, Adem Turgut'u belediyeye danışman almak istedi. Bunu kabul eden Adem Turgut, çalıştığı demokrat gazetesinden istifa etti. Ancak solda görünen bir gazeteciyi danışman aldığı için Tahir Bey çeşitli tepkiler aldı ve geri adım atarak Adem Turgut'u danışman almaktan vaz geçti. Bu durumda Adem Turgut boşa istifa ettirildi ve açıkta kaldı. Tahir bey bu işi yüzüne gözüne bulaştırmıştı. Adem Turgut'a bir yer bulunması gerekiyordu. Tahir Bey yaptığı yanlışı düzeltmeliydi. Bu durumda kurban olarak İsmet Çiğit seçildi ve görevinden uzaklaştırıldı. artık adem Turgut'a bir yer açılmıştı. Adem Turgut, İsmet Çiğit'ten boşalan göreve getirildi ve yanlışlık tamir edildi. Olayın aslı ve özü kanımca budur.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 11:19
01

Eşmeli - yolun açık olsun abimm rabbim herkesin gönlüne göre versin .Allah herşeyi gören bilendir

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 09:29


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi