Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,8187
Euro 9,3602
Altın 449,54

Vay Recep Kardeş vay..!

Neredeyse 40 yıldır, yöneticisi olduğum gazetede başmakale yazdım.

Başmakalelerin konusu siyasettir, kent sorunlarıdır.

Kimi zaman başmakale yazılarında da okurlarımla sohbet ederim ama asıl okurla sohbet MEKTUP yazılarında yapılır.

20-25 yıldan beri de haftanın ilk günü olan pazartesi günleri için MEKTUP başlıklı farklı bir yazı kalem alıyorum.

MEKTUP, okurla dertleşme yazısıdır. Bana yönelik kişisel saldırılara veya yöneticisi olduğum kuruma yönelik saldırılarda, MEKTUP sütunlarını kullanır, yanıt veririm.

Bu hafta pazartesi gününü beklemeden EXTRA MEKTUP yazmak zorunda kaldım.

Çünkü hiç beklemediğim bir yerden, hiç ummadığım bir saldırı ile karşı karşıya bulunuyorum.

 İyice gözden düşen, itibarı yerlerde sürünen ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesinin sahibi Recep Haldız, kendi gazetesinde kendisiyle röportaj yaptırmış.

Dün gazetenin internet sitesinde yayınlandı.

Recep Haldız, bana sallıyor.

Mümkün olduğu kadar sinirlerime hakim olarak, mümkün olduğu kadar efendiliğimi bozmadan, kesinlikle belden aşağıya vurmadan hakkımdaki bu yersiz, mesnetsiz ve saçma iddialara yanıt vermek zorundayım.

………………………

Açıkçası Recep Haldız’dan böyle bir çıkış beklemiyordum. Amma mecbur kaldığını, kendi gazetesindeki saçma röportajı da yine bir yerlerden gelen emirle kaleme aldırdığını düşünüyorum. Belki de gereğinden fazla şekilde “Beni Recep Haldız falanca kişinin talimatı ile işten kovdu” diye yazdım.

Bu iddiamın asıl muhatabı, bir kere bile kalkıp, “Bu tam bir yalan.. Ben siyasetçi olarak bir gazetenin iç işlerine, genel yayın müdürüne nasıl karışırım” demedi, diyemedi.

Aklınca Recep Tayyip Erdoğan’ı oynamak istedi. Ama yüzüne gözüne bulaştırdı.

Giderek daha da zor durumda kalınca, Recep Haldız’a bu konuda da talimat verdiğini, “Bir gerekçe uydur, İsmet Çiğit’i kendin kovduğunu açıkla” dedi diye düşünüyorum.

Sevgili Haldız röportajında diyor ki, “İsmet Çiğit benim gazetemde çalışırken, bu gazeteye rakip başka bir gazete kurmak için temaslar yapıyordu. Bu durum iş ahlakına, profesyonelliğe uymuyordu. Kimseden talimat almadan, bu nedenle ben işten çıkarttım.”

Sevgili Recep, benim için “Hırsızlık yaptı da attım” diyemezdi.

Çalıştığım sürece gazete binasında yerden ataş toplamış kutuya atmışımdır. Haldız’ın malını, parasını aslında ben Recep Haldız’dan daha fazla koruyup, düşündüm.

Sevgili Recep, benim için “Tembeldi, işini yapmıyordu” da diyemez.

Malum, çok ağır bir kalp ameliyatı geçirdim. Ameliyat sonrası hastaneden taburcu olurken doktorlar, “Üç ay dışarı adım atma, evden çıkma. Çalışma” dediler.

Ben bu ameliyatın ardından hastaneden çıkışımın ikinci günü gazeteye işime gittim.

Her sabah, herkesten önce işe geldim. Bayram seyran demeden çalıştım.  İşten ayrılırken sorgusuz sualsiz “Hiçbir hakkım yoktur” diye imza attım ama, çalıştığım 6 yıllık dönemde en az 4-5 aylık izin hakkı alacağımı bırakmışımdır.

Sevgili Recep, “Benim gazetemde çalışırken, bana rakip gazete kurmak için temaslar yaptı” diyor. Sözleri için tamamen yalandır diyemem.

İşadamı Sinan Saral ile bu kentteki en deneyimli gazeteci Tanju Cılızoğlu neredeyse her gün gazeteye bana geliyor, “Kurtul şuradan gel adam gibi yeni bir gazete yapalım” diyorlardı.

Hatta evime kadar geldiler. Saatlerce beni ikna etmeye uğraştılar.

Her seferinde “Ben sizinle dost olurum. Ama birlikte gazetecilik yapmam” demişimdir.

Özgür Kocaeli’deki işimden resmen ayrıldıktan sonra Sinan Saral ve Tanju Cılızoğlu ile görüştüm. İçimde bu kent için, bu kentin hak ettiği bir yerel gazete yapma tutkusu elbette vardı.

Sinan Saral’a şartlarımı anlattım, “Çok pahalıymışsın abi” dedi, zaten bu iş orada bitti.

Bu konuda bir hikayem daha var.

Bir gün mesai saatinin bitiminden sonra, ertesi günkü gazeteyi bitirmiş rahat vakitte ofisimde otururken, Demokrat Kocaeli’nin sahipleri Niyazi-Kadir Genç Kardeşler ziyaretime geldiler.

Babalarından (Ali Genç) selam getirdiklerini söylediler.

Genç kardeşler, o dönemde gazetelerinde genel yayın müdürü olan Adem Turgut’la yollarını ayırmak istediklerini yerine birini aradıklarını söyledi.

Kadir Genç, “Babam da bunu istiyor, Seni gazetemizin başında görmek istiyoruz. Ne istiyorsan söyle. Sana açık çek. Gazeteyi yönetirken, yazacağın virgüle bile karışmayacağız. Yaparsan bu kentte bu işi sen yaparsın. Gel bizim gazetemizin başına geç, buradaki imkanlarının on mislini sana verelim” dediler.

Çok açık bir şekilde, “Ben Macit Haldız’a ihanet edemem. Teklifinizden onur duydum. Ama burayı yüz üstü bırakıp, rakip bir gazeteye gidemem” dedim.

Bugün Demokrat Kocaeli’nin başında bulunan Mevlüt’ü de Genç’lere ben tavsiye ettim, “Gayet başarılı bir arkadaş. Adem Turgut’u istemiyorsanız, Mevlüt’e şans verin. Size güzel gazete yapabilir” dedim.

Genç Kardeşlerle aramda geçen bu görüşmeyi de karşılaştığım ilk ortamda Sevgili Recep’e eksiksiz anlattım.

 Çok şaşırmıştı.

Şimdi bana, “Benim gazetemde çalışırken bana rakip gazete kurmaya kalktı. Bu nedenle yollarımızı ayırdık” diyor.

Yapma Recep kardeş yapma, “Tahir hocam istedi, ben uyguladım” de.

Benim hakkımda İlker, Aysun, Gökhan, Engin, Galip falan istediklerini yazabilir, söyleyebilir.

Hiç yanıt bile vermem. Ama sen benimle çalıştın. Birlikte bir dönem kader ortaklığı yaptık. En azından benim yediğim kaba pislemeyecek biri olduğumu gayet iyi bilmen lazım.

…………………………..

Recep Haldız, özünde iyi insandır, temiz insandır.

Ama ruh hali gel-gitlerle doludur.

Bir bakarsınız, şeker gibi adam.

Güler, şakalaşır, herkese mavi boncuk dağıtır. Bir bakarsınız, sahibi olduğu kurumdan en az bir kişiyi kovmadan ruhu durulmaz, beyni çalışmaz hale gelir.

Sevgili Recep; bir Vakıf Üniversitesi’nin gazetecilik bölümünü bitirmiş.

Kendisini çok önemli bir gazeteci zanneder. Oysa bu mesleğin uygulamasındaki en küçük gerçekten bihaberdir.

Haldız ailesinin medya alanındaki işlerinin sürekli zarar etmesine, aileye de zarar vermesine Recep Bey neden olmuştur.

Bir sabah öfkeyle uyanır, “Falanca ilçenin belediye başkanına yüklenin. Yerden yere vurun” diye yazı işlerine; editörlerine emir verir.

Bunları bana söyleyemezdi. Benim altımdaki arkadaşlarla işi götürmeye çalışırdı.

Düşüne biliyor musunuz İzmit’te yayınlanan bir şehir gazetesinde aylarca İzmit Belediye Başkanı’nın (Nevzat Doğan) fotoğrafını kullanmak yasaktı.

Toplu fotoğraflarda arkadaşlar rötuş yapar, Nevzat Doğan’ı resimden çıkartır, öyle yayınlardık.

Sahibi olduğu okulda işler iyi gitmiyorsa, kendisine rakip gördüğü özel okula doğru olmayan, ahlakla bağdaşmayan şekilde çamur atılması için sahibi olduğu gazeteyi kullanırdı.

Benden habersiz, benim arkamdan teknik serviste haber değiştirtir, menfaatine uygun haberin konulmasını sağlardı.

Sevgili Recep; gazeteye ender gelirdi. Üçüncü kattaki odasına çıkar, televizyonunu açar, ekranı karelere bölerek, bina içindeki güvenlik kameralarının kayıtlarını izlemeye başlardı.

Yanına da hemşerisi ve çocukluk arkadaşı olan, belki okuma yazması bile bulunmayan gazeteye şoför olarak soktuğu tuhaf yobaz kişiyi alıp, onunla sohbet eder, personel hakkında dedikodu toplardı.

Bu bilgilendirme toplantılarında hemşerisi şoför gazetede kim kiminle ne dedikodu yapıyor, hangi kadın personel hangi etek boyunu giyiyor, saç rengini hangi aralıklarla değiştiriyor bunları konuşurlardı.

Özgür Kocaeli’de bana istediğini yaptıramayınca, bir dönem Büyük Kocaeli ismiyle bir gazete çıkarttı. Bu gazete tamamen iç bünyede hazırlanıyordu. Personel masrafı yok, kira yok, sarf malzemesi masrafı yok.

Ama Büyük Kocaeli, yayınladığı aylar boyunca bir tek gün bile bayilerde toplam 10 tane satılmadı. Kimse yüzüne bakmadı. Bu gazete her ay ortalama 40-50 bin lira zarar etti ve sonunda kapatmak zorunda kaldı.

Recep, iyi niyetli, saf bir çocuktur. Çabuk kandırılır. 

Gazetede öyle günler yaşadım ki, ben binadaki odamda yellensem, daha kokusu odadan çıkmadan en önemli rakibimiz gördüğüm Güngör’ün yellenmeden haberi oluyordu.

İçeriden birisi, bizim gazetenin bütün sırlarını Güngör Arslan’a anlatıyordu. Kafayı yiyecektim. Gazetede herkes birbirinden şüphelenmeye başlamıştı.

Aradan zaman geçti, ben Güngör ile bir araya geldim. Samimiyet ilerleyince bir akşam vakti Güngör’e sormuştum: “Yahu arkadaş, bizim gazetede olan biten her şeyi sen kimden öğreniyordun, Bizim içimizdeki ajanın kimdi?”

Güngör gülerek o kişinin adını söyledi. Ayda 500 TL maaşa bağlamış. Recep Haldız’ın yanında çalışan, en güvendiği adamlardan biri olan,  benim her fırsatta, “Recep Bey birini işten çıkaracaksan bu adamı çıkart. Çok cahil ve tehlikeli biri” dediğim kişinin adını vermişti Güngör.

Aslında günün birinde kendisine karşı ayda 500 TL’lik menfaat karşılığında aylarca casusluk yapan kişinin adını da Recep kardeşime söylemek isterim.

………………………..

Kesinlikle inanarak yazıyorum. Recep Haldız özünde iyi insandır.

Kendisini çok önemser. Ama hiç okumaz. Hayatı boyunca bırakın bir edebi eseri okuyup bitirmiş olmasını, herhangi bir gazetede herhangi bir makaleyi baştan sona okumuş olduğunu düşünemem.

Okumayan adamın, bırakın gazetede yazı yazmasını, mektup yazması bile mümkün değildir.

Bir gün, işten çıkarttığı bir personeli karalamak için o sıralarda gazetede en iyi adamı olan, hatta Büyük Kocaeli rezaletini borçlu olduğu İbrahim Gürsel’e kendiyle röportaj yaptırmıştı.

Ben akşam olup gazeteden ayrıldıktan sonra yapılmış bir röportajdı.

Benim işten çıkartmasına karşı olduğum kişiyi neden işten attığını anlatıyordu.

O işten çıkarttığı kişiye yaklaşık 300 bin TL tazminat ödemeye mahkum oldu. O kişiyi kötülemek için röportaj yaptırdığı İbrahim Gürsel’le de bir süre sonra papaz oldular.

Benim hakkımda yayınlanan son röportaja gelince, Çok zorlama, çok basit ve çok abes olmuş.

Adem’e yaptırsa bu kadar kötü olmazdı.

Öyle sanıyorum ki, şimdilerdeki en iyi adamı Cemalettin’e yazdırmış. Cemalettin gibi bir adamdan da işte ancak bu kadar bir röportaj çıkabilir.

Benimle ilgili röportajın sonunda Sevgili Recep Kocaelispor hakkında da ahkam kesiyor, fikir beyan ediyor.

Recep Bey’e deseniz ki; “Önünde iki seçenek var. Ya Trabzonspor şampiyon olacak ya Kocaelispor amatör kümeye düşecek. Hangisini istersin?” Sevgili Recep, hiç tereddütsüz “Trabzon şampiyon olsun” der.

Bu tavrını kınamak için yazmıyorum.

Biri aynı soruyu bana sorsa, “Kocaelispor şampiyon mu olsun, Trabzon küme mi düşsün” diye önüme iki seçenek koysa, “Bana ne Trabzon’dan Kocaelispor şampiyon olsun” derim.

Ama böyle düşünen bir insan olarak, sonra gidip toplumsal statü kazanmak sevdasıyla Trabzonspor yönetimine girmek için birilerinin önünde güvercin takla atmam.

Özgür Kocaeli’de çalışan arkadaşların 2-3 tanesi hariç (onlar kendilerini bilirler) hepsini severim, sayarım, kardeşim dostum bilirim.

Ne onlar hakkında, ne şirket hakkında, ne Macit Haldız veya Fatih Haldız hakkında benden olumsuz tek bir kelime duyamazsınız.

Ama Recep kardeşin durumu farklı. O ailesine, ailesinin şirketlerine, yatırımlarına bile zarar veriyor. Benimle ilgili son zorlama röportajı neyin karşılığında yaptırdığını da merak ediyorum.

Gecikmiş hak edişin tahsilatı için mi, yeni bir ihaleyi alabilmek için mi? Yoksa yeni dönemde tekrar Kocaelispor yönetiminde yerini sağlamlaştırmak karşılığında mı  kendisine verilen emri uyguladı bilemiyorum.

Ama saçma olmuş, yersiz olmuş.

Rektörün isteğiyle gazetesinin en başarılı, en üretken muhabirini kovan, siyasetçinin isteği ile gazetesinin genel yayın müdürünü değiştirip, yine istek ve talep üzerine O’nun üzerine hiç oturmayacak iftiralar atmaya kalkan Sevgili Recep Haldız’ı, çok saygı duyduğum babası Macit Haldız’ın uyarması, en azından “İsmet’e bulaşma” demesini bekliyorum.

Bir daha bu tür konularda yazı yazmak, kendimi savunmak zorunda kalırsam, bu kadar nazik ve ölçülü davranmak konusunda kendimi kontrol edemeyebilirim.

Sokakta karşılaşsak, Recep Beni döver. Zıpkın gibi bir genç.

Parayla yarışmaya kalksak, Recep beni boğar, ezer.

Ama medya üzerinden birbirimize sataşmaya başlarsak, bundan zararlı çıkan ben olmam.

Hala ve her şeye rağmen, bu kentte çok geniş bir kesimde, Çiğit’in sözünün, Haldız’ın sözünden çok daha itibarlı kabul edileceğini düşünmekteyim.

Başınızı ağrıttıysam, özür dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

12

Çeçen Şamil - Ağa sen ne yaptın yaa :))) okurken kahkaha attık kaç defa:)) ne biçim bombalamışsın recep'i. O daha kendine aylarca gelemez

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 01 Eylül 02:29
10

Izmitli - İsmet bey daha ne kadar iyimser davranıp İ.Karaosmanoğlu , Fikri Işık , Nevzat Doğan, Haldız Ailesi, Tahir Büyükakın ve diğerleri ile bildikleriniz herşeyi açıklamayıp nereye kadar götüreceksiniz. Bunlarda görüyorsunuz çıkar menfaat olunca gizli sır dostluk vefa herşey unutulup harcıyorlar. DÜRÜSTLÜK VE NAMUSLULUĞU KARŞILARINDAKİLERİ ALDATARAK SÜRDÜRÜYORLAR

Yanıtla . 14Beğen . 1Beğenme 09 Temmuz 11:03
08

Izmitli - Bir yazıda bir taş kaç defa gediğine oturtulur örneği verilmiş

Yanıtla . 16Beğen . 1Beğenme 07 Temmuz 19:45
07

İşçisin - Bizler sizin yanınızdayız yazılarınız için yanındayız onların yanındakiler neden onlarla menfaat için

Yanıtla . 14Beğen . 1Beğenme 07 Temmuz 19:28
06

Sena - Sizi kötülediği röportajın altındaki okuyucu yorumlarına dislike daha çok yapılmış. Bunların makus talihi hep dislike.

Yanıtla . 12Beğen . 2Beğenme 07 Temmuz 17:39
05

Kağan - Abi herşeye cevap yazmışsın bi konu havada kalmış. Ortağın sevgili Güngör abiyle ilgili kısım. Keşke inceden bi cevapta o konuya verseydin. Gölcük den selam ve sevgiler..

Yanıtla . 14Beğen . 3Beğenme 07 Temmuz 16:17
04

Sena - Özgürce yazı yazmak, fikir beyan etmek ne güzelmiş di mi İsmet bey. İyi ki kurtuldunuz. Yeni özgürlüğünüz ve yazılarınız içlerine oturmuş. Onların gazetesindeki makaleleri okuyunca içim daralıyor. O kadar belli ki gerçek fikirleri olmadığı, yanlış bir şey dememek için, yağlamak için kasılmaktan içleri şişmiş. Bir iğne batırsanız hepsi pırtlayacak. Ben eğlenmek için okuyorum onları. Midyat!.. Seyfo!.. Gülün...

Yanıtla . 25Beğen . 2Beğenme 07 Temmuz 13:14
09

10. Köylü - @Sena 04 nolu yoruma cevabı: Sena, Midyat ve Seyfo isimli arkadaşları liseliler bilmez :)

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 08 Temmuz 00:40
03

Ceditli - İsmet abi bı kere daha anladım ki sen bu işi biliyorsun eminim Recep birdaha sana bulaşmaz ama o uzun saçlı varya hemen bir karşı cevap yazmaya çalışır becerebilirse

Senden tek ricam bir akparti li olarak her akparti liyi öcü olarak görme unutmalı seni akparti lilerde seviyor ve okuyor

Saygılarımla

Yanıtla . 31Beğen . 1Beğenme 07 Temmuz 13:10
02

İzmit - İki yazıyıda okudum kimin gazeteci olduğu bariz bir şekilde ortada insan okurken gerçeği hissediyor ????????????

Yanıtla . 25Beğen . 2Beğenme 07 Temmuz 13:04
01

KAYA41 - Ne zaman Gazeteler iş adamlarının eline geçti;bunlar gayet normaldir.Takma kafanı İsmet kardeş.

Yanıtla . 23Beğen . 2Beğenme 07 Temmuz 13:04


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi