Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,8187
Euro 9,3602
Altın 449,54

Kusura bakmayın; Ben böyle bir adamım

Bizim camiada benden daha şeffaf birini gösteremezsiniz.

Zevklerimi de zaaflarımı da hatalarımı da kendim yazar, anlatırım.

Sır tutmam, kimseden gizlim saklım olmaz.

Yeri gelir, kumar oynadığımı da yazarım, rakı içtiğimi de kimseden saklamam.

Hatta oğlumun belediyede işe girmesine aracılık yaptığımı bile (asgari ücretli müteahhit işçisi) ben yazdım.

 Kimle oturup kalkmışsam, kimle düşüp kalkmışsam, hepsini yazmışımdır.

Akıllarınca bana saldırmaya kalkanlar, benim kendi yazdıklarımı bana karşı kullanmaya kalkarlar.

Çok hatalarım da olmuştur.

Yanlışlar yapmışımdır.

 Yeri geldiğinde bunları da itiraf etmekten, gerekirse özür dilemekten hiç çekinmem.

Mesela geçmişteki en büyük hatamın, Güngör Arslan hakkında yazdıklarım olduğunu düşünüyorum.

Bu kentte Beni O’na karşı; O’nu bana karşı doldurdular.

Birbirimize düşman ettiler.

Şimdi son bir yıldır anlıyorum ki, Güngör Arslan, benim kafamda canlandırdığım tipten çok farklı bir insanmış.

İnsani pek çok konuda benden çok daha dürüst, sözünün eri biri olduğu da belirtebilirim.

Ben böyle biriyim. Zamanında para kazandım, tutamadım. Başıma hastalıklar, çeşitli işler geldi, paramı bitirdim.

Kenarda beş kuruşu, orda burada villası, kirada dükkanı falan olan biri de değilim.

Bir de artık gerçekten yaşlıyım ve çok hırpaladığım bedenimin artık beni taşımadığını çok net hissedebiliyorum.

Şöyle ihtiyacım olduğunda tuvalete kendim gidip gelebilecek şekilde bir yıl daha yaşasam, benim için büyük nimet.

Oğullarımı da evlendireyim, bir de torun kucağıma alırsam, Milli Piyango’dan büyük ikramiye çıkmış gibi hissederim.

……………………

Artık bir saplantım var.

Bana hakaret eden, bana iftira atan insanlarla cehennemin dibine kadar uğraşmak.

Gerekirse, her gün ifade vermek için karakollara gideyim.

Her gün, Adliyede hakim karşısında saatlerce dikileyim. Hatta gece yarısı evimden kelepçelenerek alınayım veya cezaevinde hücreye kapatılayım.

Hiç fark etmez. Benim için bütün bunlar risk olmaktan, korkulur olmaktan çıkmıştır.

Çiğit soyadı sadece bana ait değil. Rahmetli babamın, rahmetli kardeşimin de soyadıdır.

Çocuklarımın, torunlarımın soyadı olacaktır.

Benim onlara bırakacağım başka bir miras da bulunmuyor.

Bu nedenle, Tahir gibilerinin, Recep gibilerinin kalkıp bana laf söylemelerine gülüp geçemem. Hesabını sorarım. Dibine kadar sorarım. Sormaya da devam edeceğim.

ÖNCE TAHİR VAKASI

Çok samimi söylüyorum. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ile böyle papaz olmak istemezdim.

Evde kendi ailem, bazı yakın dostlarım, AKP’li okurlarım bile bana kızıyor, “Neden her gün Tahir yazıyorsun. Bu adamdan ne istiyorsun. Yeter, kes artık” diyorlar.

Emin olun, Tahir ile olan meselem, sadece kişisel mesele değildir. Bu adamı tanıdım, yakından tanıdım.

Tanıdığım ilk günden beri de aslında hiç sevmedim.

Bu adamın, benim yaşadığım ve çok sevdiğim bu kentte bugünkü konuma gelmeyi hak etmediğine kendi insanlık kriterlerim çerçevesinde eminim. Tanıdıkça siz de bana hak verecekseniz.

Bu adamdan ben çok çektim.

Bir dönem bana hayatı zehir etti.

Bilecik Valisi’yken, Recep’le birlikte ziyaretine gitmiştik. İki saat yemek yedik sohbet ettik.

Ben sadece kutlama ziyaretine gittiğimi düşünüyordum. Ama sohbette anladım ki, Tahir Büyükşehir adaylığına oynuyor.

Üstelik çok istiyor.

O sohbette bana neler neler anlattı.

 Yanımızda Recep de vardı. Karaosmanoğlu ve ekibini bana şikayet etti.

Aynen cümlesidir “Ben genel sekreterlikten ayrılırken 400 milyon TL nakit parayı kasada bıraktım. İki ay içinde çarçur ettiler, beş kuruş kalmadı” dedi.

Büyükşehir’in o dönemdeki yatırımlarını kötüledi. Örneğin Mannesman’ın yerine yapılan kültür merkezinin çok yanlış olduğunu söyledi.

Bunların hiçbirini yazmadım.

Bilecik’ten dönerken Recep (Artık ailesine saygım nedeniyle bu adamın soyadını yazmayacağım. Bey kelimesinin de Recep adından sonra çok fazla olduğunu düşünüyorum. Sadece adını kullanacağım) “Abi şu sohbeti haber yapalım, manşetten verelim” dedi.

Bilecik’ten döndük. Gece gazeteye kapandım, uzun bir röportaj yazdım. Gazetenin mizanpaj tekniği açısından manşeti, “Tayyip Bey ne derse o olur” şeklinde attım. 

Zaten Tahir de aynen bu cümleyi kurmuştu.

Bu AKP’liler, Recep Tayyip Erdoğan’ın gölgesine sığınıp bir yerlere gelmek istediklerinde nasıl korkak oluyorlar anlatamam.

Ben bunların ciğerini biliyorum artık. Birileri haber gazetede çıkınca hem Tahir’i, hem Recep’i aramış, “Sen kim oluyorsun da Sayın Erdoğan’dan Tayyip Bey diye söz ediyorsun” demişler.

Seninki bir tutuşmuş, bir tutuşmuş.

En az bir hafta boyunca sabahın köründen gecenin yarısına kadar sürekli bir Tahir arıyor, bir Recep, arada bir de Sayın Macit Haldız arıyor. “Şunu düzeltelim. Bu lafları Tahir söylememiş de sen yazmışsın gibi düzeltelim” diyorlar.

Tahir, “Abi abi” diyerek sürekli telefonumun öbür ucunda.

Yazıyorum, beğenmiyorlar, şurası şöyle olsun diyorlar.

Sırf bu Tahir röportajı nedeniyle bir de Recep’le birlikte Ankara’ya gittik.

Bana Zeki Aygün’le röportaj yaptırdılar.

Zeki Bey’le bir ABD’de Özgürlük Anıtı altında konuşmuştuk. Bir de Tahir yüzünden Ankara’da konuştuk.

Ama ne sıkıcı bir gündü.

Emin olun ben hakkımı helal etmesem, Tahir’in yatacak yeri yoktur.

Buna rağmen, bana kalleşlik yaptı. Benim arkamdan dolap çevirdi.

Aslında beni Recep’ten kurtarıp iyilik yaptı ama, sonrasında da fesatlığını sürdürdü. Bulunduğu her ortamda müteahhite, siyasetçiye, ahpabına arkadaşına hep benim dedikodumu yaptı.

Bu gazeteye 100 TL’lik reklam vereni “Senin çanına ot tıkarım” diye tehdit etti.

Yazdığım her yazıya dava açtı, mahkemeden yayın yasağı istedi.

Bu nedenle Tahir, benim gibi biri için intikam alınması, yaptıklarının hesabının sorulması gereken biridir.

Bu kentin seçilmiş en yüksek makamına da hiç yakıştıramadığım biridir.

Ben yazacağım, o dava açacak.

Ne zaman ki, “İsmet Çiğit’ ten özür dilerim. Benim hakkımda yazdıklarının eksiği vardır, fazlası yoktur” diye yandaş basın mensuplarını bir araya toplayıp açıklama yapacak, işte o zaman belki iki elimi yakasından çekerim.

BİR DE RECEP VAKASI VAR

Aslında benim için Özgür Kocaeli konusu tamamen kapanmıştır. Hayatımın sonuna kadar da bir daha Haldız ailesi ile bir arada olmak, muhattap olmak istemezdim.

Ama geçen hafta yırtık dondan çıkar gibi bir Recep çıktı.

 Kendi gazetesinde sözde Adem’e röportaj vermiş.

Benim için, “Benim gazetemde çalışırken, rakip gazete kurmak için çalışma yapıyordu. Profesyonelliğe yakışmayan bu davranışı nedeniyle kovdum. Zaten o gitti, gazete kendisine geldi” falan demiş…

Recep, benim için bunları söyleyemez.

Söylerse de karşılığını alacaktır. Ben Recep’e gazetecilik öğretemezdim. Çünkü O çok iyi bildiğini sanıyordu.

Ama biraz beni iyi izlese birlikte çalıştığımız dönemlerde insanlık öğrenebilirdi.

Bu adam, şirketinde çalıştığı insanları kafası bozuldukça kovmaktan zevk alan tuhaf biri.

Şu Hayal Kahvesi yeniden açılsa da Recep özel locasına gidip, biraz stres atsa, kendine gelse.

Durduk yerde gazetesinde yayınladığı sözde röportaj bana çok koydu.

Ben bu Recep’ten çok çektim.

Şimdi ayrıntılarına girmek istemiyorum.

Ama bir dönem bu Recep, ailesine karşı benimle sidik yarıştırmak adına kenti terk etti.

Sadece gazeteyi değil, başında bulunduğu Peugeot bayiliğini de bırakıp, İzmit’ten çekip gitti.

Ortanca ağabeyi Veli bana geldi, “Abi sen geri adım at, şu Recep’i tekrar kazanalım, geri döndürelim” dedi.

Bu olayın ayrıntılarını da yeri geldiğinde bir gün anlatırım.

Recep, gazetede kendisini hep benimle bir yarış içinde görmek istedi. Benim böyle bir derdim hiç yoktu.

Hatta Macit Bey zaman zaman, “Bu Recep’le olmuyor. Bu gazetenin yönetimini Ondan alacağım” demiştir.

 Her defasında ben, “Yapma Macit Bey. Recep iyi çocuktur. Sen bana bırak. Ben hatalarını törpülerim” diye karşı çıktım.

Ama Macit Bey’e de mahcup oldum.

Şimdi bu adam çıkıp benim hakkımda, “Arkamdan dolap çevirdi. Profesyonelliğe bağdaşmayan işler yaptı” diyor.

Ben bunun alnını karışlarım.

Bana bu teklifle en çok Sinan Saral gelmiştir.

Git Sinan Saral’a sor. Sen tanımıyorsan, Tahir’in kankasıdır, O’na sordur.

Sinan ne zaman “Abi çık buradan gel birlikte gazete yapalım” demişse, her defasında, “Kardeşim ben Haldız’ların kucağından inip, senin kucağına oturmam. Senle bu iş hiç olmaz” demişimdir.

Ne zaman Özgür Kocaeli’den resmen ayrıldım, o zaman Sinan’la bu konuyu tekrar konuştuk. Şartlarımı abartarak söyledim, zaten O da korkup vazgeçti.

Recep’e soruyorum: Senin 30 yıllık gazetenin internet sitesinde çıkan, Adem’e yazdırdığın (kendisi yazamaz) röportajını internet sitesinde kaç kişi okudu?

Benim sana verdiğimi yanıtı, bu henüz üç aylık internet sitesinde kaç kişi okudu. Neden senin röportajının altına, adından (Hüdaverdi) bile utanan Öküz tüccarının yorumunu koydun da, beni savunan pek çok kişinin mesajını oraya koymaya yüreğin yetmedi.

Benim adımı ağzına almak Recep’in haddini aşar.

Tekrar soruyorum Recep Sana: Senin için Kocaelispor mu öndedir, Trabzonspor mu öndedir. Trabzonspor’u tutmana da söyleyecek lafım olmaz.

Ama sırf Özgür Kocaeli’nin yönetim kurulu başkanısın diye Kocaelispor yönetim kuruluna girmek konusundaki bu ısrarlı talebin nedendir?

Ben gazetesinde çalışırken bu adam 300 TL masraf çıkacak diye Kocaelispor’un en önemli maçında deplasmana muhabir gönderilmesini yasaklamıştı; haspam şimdi Tahir’le birlikte Kocaelisporlu kesildi.

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü derler.

Umarım Recep bir daha böyle bir yanlışlık yapmaz. Birlikte çalışırken pek çok kararına karşı çıkmama, uygulamamama rağmen, kendisine karşı saygıda zerre kadar kusur etmemiştim.

,Ama benim için artık Recep yok hükmündedir.

Eğer, sahibi olduğu gazetede çeyrek sayfalık bir “Özür” ilanı yayınlar, “Beni Tahir doldurdu. İsmet Çiğit’e yanlış yaptım, özür dilerim” derse (Adem’e söylesin.

Abuk sabuk da olsa, iki cümlelik böyle bir ilanı yazabilir) belki kendisini affedebilirim.

……………………………….

Maruzatım böyledir sevgili dostlar. Lütfen beni neden Tahir’le, Recep’le bu kadar uğraşıyorsun diye kınamayın.

Gerekirse beni okumayı bırakın.

Yazılarımı okumayın.

Ama ben, bana yalan söyleyenlerden bunun hesabını sormak zorundayım.

Aksi halde kendime olan saygımı yitirir, hala bu şartlarda yaşıyor olmamın, kafamın çalışıyor olmasının, yazı yazabiliyor olmamım hiçbir anlamı kalmaz.

Şuna da emin olun, bahsettiğim kişilerden biri Kocaeli’yi yönetmeyi, diğeri bu ülkenin en büyük yerel gazetesinin sahibi olmayı hak etmiyorlar.

Birinin bunlarla uğraşması, “Kral çıplak demesi gerekirdi. Baltayı taşa vurdular, ben uğraşacağım.

Ne yapalım, ben böyle bir adamım.

Lütfen kusuruma bakmayın. Sağlık, mutluluk ve bereket dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

10

Uslup - abi bu uslup sana pek yakismiyor. herkes yetiskin insan acikcasi kimse kimseyi sevmek, iyi davranmak desteklemek zorunda degil, kimsenin kimseye borcu da yok , acikcasi siyasetciden is adamindan vb.. hatta gazeteciden yuksek bir ahlak, azizlik mertebesi gostermesini beklemek de dogru degil. dunyadan cok sey bekleyip hayalkirikligi ile etrafa saldirmak sana zarar verir. kimseye bir sey olmaz. yine dogrulari yanlislari yaz ama dogal nötr bir uslupla yaz. kimin ne oldugu biliniyor, bu halk kendi de aziz degildir ama iyiyi kotuyu ayirdeder , anli sanli turgut ozallar, anaplar, papatyalar nerde, dyp ye ne oldu,gecmisin muhtesem mutahitleri, ne oldu ? sabirli olursan elestirdigin insanlarin hepsinin gittigini, zaten 10 sene icinde gozunle goreceksin.

Yanıtla . 0Beğen . 3Beğenme 15 Temmuz 09:30
09

Hakan - İsmet abi senin ve ailenin kalitesinde insan değil bunlar sal gitsin bunları Kocaeli kimin ne olduğunu çok iyi biliyor AKP ‘ nin asalakları hepsi

Yanıtla . 8Beğen . 0Beğenme 14 Temmuz 22:55
08

Yenidoganli - Sayin Ciğit

Yazdiklarinizin tümü doğrudur , ancak doğrulari her platform ve koşulda söyleyibilmelisiniz , gazatenizi sattiktan sonra yillarca Haldizlarin yaninda calisip , beraber caliştiginiz arkadaşlariniz işten atilirken kilini kipirdatmayan siz şimdi ipleriniz kopunca veryansin ediyorsunuz , yarin Gungor Arslandan ayrilincada böyle bir yazi yazacakmisiniz ???

Yanıtla . 0Beğen . 5Beğenme 14 Temmuz 15:16
07

Aydın Yıldız - Ismet Abi,en cok ta gazete bunlara satildiktan sonra isminin onundeki Õzgür ifadesinin kalmasina şaşarim.başta Adem olmak uzere hickimse isgur degil çünkü.

Yanıtla . 5Beğen . 1Beğenme 13 Temmuz 16:56
11

Ali - @Aydın Yıldız 07 nolu yoruma cevabı: Özgür değil

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Temmuz 15:01
06

Real41 - Reis olmasa kısaca çöp olan insanlar topluluğu..koskoca kocaeli de yatırım,açılış olmayınca kocaelispor un üstünden prim yapma peşine düşenler bu millet salak mı?ilk seçimde alırsınız cevabı..bakınız istanbul,ankara..

Yanıtla . 10Beğen . 3Beğenme 13 Temmuz 13:12
05

Murat Erdil - İsmet Çiğit gemileri yaktı. Ben bu İsmet'i özlemiştim. Seni seviyoruz güzel adam.

Yanıtla . 13Beğen . 1Beğenme 13 Temmuz 12:10
04

Ahmet Mercan - İsmet bey yazınızı okuyunca çiçek abbas filmi aklıma geldi. Tahir beyle size bir söz düellosu yaptıralım. Rampaların ustasıyım gözlerinin hastasıyım diyerek düelleyo başlanır. Nasıl fikir ?

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 13 Temmuz 11:31
03

Vatandaş - ismet reis seni bilen bilir. gerçekler zamanla kimin yalancı kimin doğru söylediğini çıkaracak.tek projesi kocaelispor olanlar mı parayı çar çur etti diyor? o beğenmediği başkanla senelerce çalıştı- o yanlış yatırım yapan ekibin bu kente neler kattığı da ortada ,güneş balçıkla sıvanmaz sen rahat ol.

Yanıtla . 9Beğen . 0Beğenme 13 Temmuz 10:20
02

Sena - 45 yaşındayım, 35 yıldır sizi okurum. Ama bunları hiç tanımıyorum. Sizin en büyük ve tek hatanız gazete satıldıktan sonra onlarla yola devam etmeniz. İnsan bazen ailesi için, bazen de yalancıların yağlamasına ballamasına kanıp hata yapabiliyor. Kişisel çıkarlarınız için olmadığını, asıl onların size ihtiyacı olduğundan o gazetede kaldığınızı bu kent artık anladı. Sadece doğruları yazan Ses Kocaeli'dir. Bu kent sizi ve Çiğit soyadını hep bağrına bastı. Ama bunları hiç tanımıyorum.

Yanıtla . 11Beğen . 1Beğenme 13 Temmuz 09:49
01

İzmi̇tli̇ - İnsan kendini vay be demeden alamıyor. Kaleminize sağlık. Bilen biliyordu ama bilmeyenler de artık çoğu şeyi öğrendi,öğreniyor Güngör bey ve sizin sayenizde.

Yanıtla . 11Beğen . 1Beğenme 13 Temmuz 09:07


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi