Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,3010
Euro 8,7914
Altın 403,38

İçerik değil, uygulama önemli

TBMM, Türkiye’de tam anlamıyla başı boş bulunan internet ortamı, sosyal medya ile ilgili yasal düzenlemeyi görüşüyor.

Yeni ve kapsamlı bir yasa çıkacak ve sorumsuzluğun, kepazeliğin paçadan aktığı internet ortamına nihayet bir yasal düzenleme getirilecek.

Böyle bir yasaya itiraz etmek, “Özgürlükler kısıtlanıyor” diye bağırıp karşı çıkmak, elbette mümkün değil. Hiç kimsenin denetimsiz internet ortamında bir başkasına hakaret etmesi kabul edilemez.

Ne Cumhurbaşkanı’nın kızı ve damadına ne eski Başbakan’ın eşine, ne sıradan bir insana sosyal medyada hakaret edilemez, aşağılayıcı sözler kullanılamaz.

İnsanların kutsallarına saldırmak, yasa dışı kumar oynatmak, insanların özel hayatına küstahça saldırmak, elbette kabul edilemez.

Dünyanın bütün ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de sosyal medya, internet medyası üzerinde bu tür küstah ve sakıncalı girişimleri engelleyecek, eğer kurallara uyulmazsa, muhatabı cezalandıracak yasaların olması gerekmektedir.

Bu konuda kimsenin tereddütü, itirazı olamaz.

…………………………..

Ancak Türkiye son yıllarda farklı bir ülke haline geldi. Türkiye, kendi adaletine güvenmeyen bir ülke oldu. Pek çok yasamız var.

 Mali yasalar, medeni hukuk, ceza yasaları, miras hukuku vs.

Ne yazık ki, bu yasaların, farklı insanlar için farklı uygulandığını, farklı kararların verildiğini görüyoruz.

Ülkenin kutsal değerlerine hakaret eden, Cumhuriyetimizi kuran Atatürk’e hakaret eden bir sözde gazeteci ceza almazken, sadece mesleğinin gereği olan haberciliği yapan bir başka gazeteci, “Vatan hainliği-casusluk” gibi suçlamalarla hapse atılabiliyor.

Ya da bir kadına saldıran, taciz eden, hatta öldüren bir sanık, eğer siyaseten bir yerlere yakınsa paçayı kurtarabiliyor. Ama benzer suç işlediği iddia edilen ve muhalif kimliği ile tanınan bir başka sanık, sürüm sürüm süründürülebiliyor.

Sorun bizim ülkemizin yasalarında değil. Bu yasaların uygulanmasında yatıyor.

15 Temmuz sonrası FETÖ’cü olmakla suçlanan ve yasa dışı yollardan yurt dışına kaçmak isterken yakalanan bir hakim, yeniden göreve alınıyor, ana muhalefet liderine karşı Cumhurbaşkanı’nın açtığı Man adası davasına bakmakla görevlendiriliyor.

Kendisinden önce aynı davaya bakan ve suç unsuru bulamayan hakim görevden alınıyor. İpi tamamen devleti yönetenlerin eline geçmiş hakim getirildiği yeni görevinde hemen davanın seyrini değiştirip, Ana Muhalefet Partisi liderini külliyetli bir tazminata mahkum edebiliyor.

Bu konuda çok fazla örnek verebiliriz. FETÖ’cü olduğu konusunda tereddüt bulunmayan pek çok güçlü siyasi isim yargıda aklanıp, normal yaşamına dönerken,  sadece 15 Temmuz öncesinde bir bankada hesap açtırdığı için suçlu görülen gariban insanlar sürüm sürüm süründürülebiliyor.

Aynı davada, aynı yasa maddesinden yargılanan bir sanık, tutuksuz yargılanırken; bir başka sanık, sadece devleti yönetenler tarafından sevilmediği ve düşman görüldüğü için yıllarca hakim önüne çıkmadan cezaevinde tutuklu kalabiliyor.

Benzer olayları sosyal medyayı hizaya getirmeyi hedefleyen son yasa tasarısında da yaşamaktan korkuyorum.

Mesela bir yerel yönetici hakkında kesinlikle doğru olan bir haber, bir eleştiri yaptınız.

Ülkeyi yöneten partinin adamı olan bu yerel yöneticinin, yine ülkeyi yöneten siyasi zihniyete hizmet eden avukatı hemen sözde yargıya başvuracak, sizin haberiniz derhal yayından kaldırılacak ve ceza alacaksınız.

İstediğiniz kadar “Benim yaptığım haber doğru. Bu habere dayanan eleştiri de ifade özgürlüğü kapsamındadır. Hakaret yoktur” diye bağırın.

Derdinizi kimseye anlatamayacaksınız.

İktidar yalakası, iktidar tarafından beslenen ve sürekli iktidar mensuplarına yağ çekmeyi görev kabul etmiş internet siteleri cayır cayır başkalarına hakaret ederken, muhalif duruş gösteren bir internet sitesi, çok doğru ve çok basit bir haber nedeniyle süründürülebilir.

Bu ülkede hala çok değerli, hukukun temel ilkelerine saygılı savcılar, hakimler var.

Ama pek çoğunun eli kolu bağlı. İpleri siyasi iktidarın elinde.

Bu ülkede kendi çıkarları için görevlerini yürürlükteki yasalara göre değil de tamamen siyasi iktidarın istek ve talepleri doğrultusunda yapan savcı ve hakimler de var.

Sanık aynı, müşteki aynı, suçlama aynı olsun.

Aynı yasa maddesi üzerinden yargılanan bir kişi için, bir savcı ve hakim başka, bir başka savcı ve hakim başka karar verebiliyorlar.

Sosyal medyaya düzen ve disiplin getirmeyi hedefleyen yeni yasa ile birlikte bu istismarların daha da artmasından korkuyorum.

Evet, sosyal medya üzerinden para kazanan büyük yabancı firmalar diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de vergi ödesinler.

Ülkemizde ofis açsın, temsilci bulundursunlar.

Evet, sosyal medya üzerinden başkalarına sürekli hakaret etmeyi alışkanlık haline getirmiş küstah kişiler cezalandırılsınlar.

Onların sosyal medya üzerinden yaptıkları yayınlar kesilsin.

 Böyle bir yasaya kimsenin itirazı yok.

Ama bu yasa kullanılarak muhalif olanlar tamamen susturulacak, en küçük bir eleştiri bile ceza konusu haline gelecekse, işte burada büyük bir sorun var demektir.

Bu sütunların yazarı ben, yaklaşık bir yıldır sosyal medyanın, internet gazeteciliğinin içindeyim. Ne yasaklarla, ne baskılarla, ne haksızlıklarla karşılaştığımızı ben biliyorum.

Şimdi yeni yasal düzenleme ile bu baskı ve haksızlıkların çok daha ağırlaşmasından, elimizin kolumuzun tamamen bağlanmasından endişe duyuyorum.

Normal, sıradan bir insanın sosyal hakları ile, kamuya mal olmuş, siyaset yapan, devlet kademelerinde görev yapan insanların sosyal hakları farklı değerlendirilmelidir.

Misal, sıradan bir insanın aile içindeki kavgası, ya da eşinden boşanması haber değeri taşımaz. Ama kamuda görevli, siyaset yapan bir insanın kimlerle düşüp kalktığı haber değeri taşır.

Bu ayrımlar nasıl yapılacak.

Bu yeni yasa ile birlikte, “Şu yönetici başarısız, bu yönetici işini iyi yapmıyor” diye yazdığınızda başınıza ne gelecek?..

Bu ülke artık zaten gazete okumuyor.

Bütün iletişim, bütün haberleşme sosyal medya üzerinden yapılıyor.

Sosyal medya yeni yasa bahanesiyle tamamen susturulur, eli kolu bağlı hale gelirse, bu ülkenin insanları doğru haberleri nereden, nasıl alacaklar?

Bu ülkede neler olup bittiğini, kimlerin nasıl yanlışlar yaptığını nereden öğrenecekler.

Yargı tam bağımsız olsun, yargı aynı yasa maddelerine herkes için aynı şekilde uygulasın, hiçbir yasadan en küçük kaygım olamaz.

Ama siyasetin tamamen yargıya hükmettiği, hakim ve savcıların siyasi iktidarın elinde piyon olduğu bir adalet düzeninde hangi yasaya ne kadar güvenebilirsiniz?

Herkesin bu gerçeği iyi düşünmesi gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

İzmitli - İsmet bey yargıdan söz açılmışken 1960 da rahmetli Menderesi yargılayan hakim sizi buraya iten güç idamınızı istiyor diyerek, Yani benimde yapacağım bişey yok demek isterken yargının üstünlüğü neredeydi ? Yarın köşenizde birde bu konuya değiniverin derim. Yarınkı yazınızı sabırsızlıkla bekliyoruz sayın sosyal demokrat ismet abey...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Temmuz 10:17


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi