Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,2806
Euro 8,5074
Altın 476,05

Zorro!..

Maskeli süvari Zorro. Bilmeyeniniz yoktur. İspanyolca tilki anlamına gelir, 1919 yılında Pulp dergisinde karikatür olarak yaratılan hayali kahramandır.

Filmlerde, kitaplarda, televizyon dizilerinde ve medyada sıkça yer alır.

Eski bir gazeteci, polis-adliye muhabiriyken; bir isyankarın idamına şahit olunca muhalefetin ailesine zarar vereceğini bildiğinden, adalet için mücadele ederken kimliğini siyah maskesi, simsiyah giysisi ile gizleyerek Zorro'ya dönüşür. En bilinen Zorro; 1998'de başrol oynamış Antonio Banderas'tır.

En akılda kalıcı hareketi kılıcı ile Z harfi çizmesidir. Adeta bir rituele dönüşmüş bu hareket, bana bizim Z kuşağının sosyal medyada her yere damgasını vurmasını hatırlatıyor. Okuyorum, izliyorum her yerdeler, hemen hemen her platformda yorumları, fikirleri, videoları var. Var da siyaset sorulunca çoğunluk gibi sonuca bağlayamadıkları fikirleri var.

Geçenlerde bir sokak röportajı izledim, konu: "Z kuşağı bugün bir seçim olsa hangi siyasi partiye oy verir." Tabii ki ana akım medyada değil, youtube'da izlediğim bu röportaj İstanbul'un işlek bir caddesinde, o sırada oradan geçen gençlere mikrofon yöneltilerek yapılmış.

Bu soruya cevapları yüzde yetmişinde aynı. "Oy vereceğim bir siyasi parti yok." Bunun üzerine ben de düşündüm, evet tarzını, söylemlerini beğendiğim parti başkanları, milletvekilleri var, partilerinin genel konsepti bana uzak.

Gelecek nesiller için kendimce uygun gördüğüm siyasi partilerin başındakilere ise öyle tam da budur diyemiyorum. Gençlerin haklılık payları çok.

AKP'nin 18 yıllık siyasi hayatı hakkında yazacak çok şey var ama en önemli yazabileceklerim içinde bulunduğumuz ekonomik darboğaz, adalet sistemi, üstüne bir de EYT'li oluşum.

Ah CHP, üzümlü kekim.

Başında hala ve ısrarla Kılıçdaroğlu.

Devlet Bahçeli'nin aslanlar gibi muhalefet yaparken sonrasında bir anda enteresan bir şekilde bir günde değişmesi, başka biri olması.

Meral Akşener'i çoğu genç Merkelvari bi havası var diye savunuyor.

Babacan ve Davutoğlu şimdilerde ayrı ayrı yeni bir yola çıktılar.

Babacan'ı bi tık daha umut verici buluyorum. Habertürk'te geçtiğimiz günlerde yayınlanan Nedir Ne Değildir programında Nagehan Alçı'nın ters köşe sorularına çok akıllıca cevaplar vermişti.

Armağan Çağlayan'ın youtube kanalını izlerken kendisiyle yaptığı röportajda ODTÜ Endüstri Mühendisliği'ni birincilikle bitirmesi, ABD'de yüksek lisansını tamamlaması, oğlunun da ODTÜ'de okuması ve gençliğinden beri sonra da ailece sırt çantası ile gezmedikleri ülke bırakmayışları, çocuklarını da bir dünya vatandaşı gibi yetiştirdiğini söylemesi ilgimi çekmişti. Ama işte son zamanlardaki gidişatını beğenmediğini söylediği partisinde neden bu kadar uzun kaldı?

Asıl mesleği oyunculuk olan Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu'nu oynadığı filmlerden ve yıllar önce Saffet karakterini canlandırdığı Arka Sıralar dizisinden tanırım.

Zekası, kitaplardan örneklemelerle kurduğu cümleleri ve sivri dili ile Meclis'de yaptığı muhalefet konuşmalarını takip ederim. Hatta herkesin dizi, şarkı türkü eşliğinde yaptığı ev işlerini ben Barış Atay Mengüllüoğlu'nun youtube Meclis konuşmaları eşliğinde yapıyorum özellikle yemek ve temizlik yaparken.

Aynı şekilde CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'i de beğenirim.

Parti kafamda otursa kişi uymuyor, kişi uysa partide bir sıkıntı var diyorum. Gençler de bu yüzden hiç bir partiye tam budur diyemiyor.

Sosyal medyadan hepsini takip etme şansımızın bulunduğu bugünlerde sadece kafamız daha çok karışıyor.

Sosyal medya demişken Çorum Müftülüğü'nün "kocanız size vurursa suçlayıcı konuşmayın, yanından uzaklaşın, sevdiği şeyleri yapın, çay içerken sakince neden vurduğunu sorun" dediğini öğrenemeyecektik eğer bu mecra olmasaydı.

Ya da Bilal Erdoğan'ın youtube'da izlediğim CNN TÜRK'teki konuşmasında, ilkokulda olduğu yıllarda çok net bir şekilde alfabemizden dolayı geri kaldığımızın onlara anlatıldığını. O zaman sorgulamamış, şimdi düşününce Yunanistan, Japonya, Çin niye alfabesini değiştirmedi diyor. Buradan, gelişmenin alfabe ile bir alakası olmadığı sonucunu çıkarmış.

Zamanın birinde yaşlı bir adam ve karısı varmış. Bunlar geçimlerini tereyağı yaparak karşılarmış. Köyün biraz dışındaki küçük bir çiftlik evinde iki tane inek, bir keçi ve bir koyunları varmış. Sütü bu hayvanlardan elde ederler, çıkan sütten tereyağı, peynir yapıp köyün içerisindeki bakkala satarlarmış.

 İhtiyaçlarını yine aynı bakkaldan temin ederlermiş. Bakkal yaşlı adama güvenir, aldığı ürünleri tartmazmış. Bir gün yaşlı adam tereyağı getirip “şunlara ihtiyacım var” diyerek elindeki listeyi uzatmış.

Alacaklarını aldıktan sonra küçük adımlarla bastonuna dayanarak evin yolunu tutmuş. Bu sırada bakkal şimdiye kadar yapmadığı bir şey yapıp, "dur şunu bir tartayım" demiş ve tereyağını teraziye koymuş, yaklaşık yüz gram eksik olduğunu görüp, "ihtiyar bunak beni bu kadar zamandır dolandırdın, demek benden çaldın" diye dişlerini sıkmış.

Birkaç gün sonra yaşlı adam yine elinde bir tereyağı paketi ile gelip bakkala uzatmış. "Bir kilo tereyağı" demiş. Bakkal paketi tezgahın üzerinden alıp tartıya koymuş ve yine yüz gram eksik olduğunu görüp, paketi atar gibi tezgaha fırlatıp,

- "Bunu al senin olsun bir daha senden almayacağım" demiş. Yaşlı adam şaşkın:

- Bir kusurumuz mu oldu?

- Bir de utanmadan soruyorsun, bunca zamandır sana güvendiğimden tereyağı, peyniri hiç tartmamıştım güvenimi sarstın.

Yaşlı adam;

- Tamam da benim evimde terazim yok, kendi yaptığım dengede duran iki kap bulunuyor. En son senden aldığım bir kilo unu koyup tereyağını tartıp getirdim. Önceki getirdiğim tereyağını ise yine senden aldığım bir kilo şeker paketi ile tartmıştım. Sorun sende olmasın?

Dolar 7, Euro 8 TL. olmuşken oyalandırıldığımız bu muhabbette: Ali Rıza Binboğa'nın ilk öğretmenin kim senin, kim öğretti alfabeyi şarkısıyla büyüyen biri olarak, Bilal Erdoğan'ın "alfabemizden dolayı geri kaldık" sözünden kastettiği, özlemini çektiği Türklerin gerçek anlamda ilk dili olan Göktürkçe mi? Osmanlıca mı? Yoksa Arapça mı? Biraz zor o.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Ersoy Kandemir - Zorroların sayısı dünya da artmalı,Z kuşağı gereken cevabı fazla fazla veriyor da bazıları kulaklarını tıkamış!

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 03 Ağustos 00:33
01

Bozuk Yapi - . Osmanliyi son zamanlarinda esnaf yonetiyordu esnaf her yenilige yeni fikre karsi cikti ayricaliklarini ulke aleyhine korudu..ve koskoca devleti aliyeyi batirdilar. Bugune gelecek olursak yerel yönetimlerin tamami ve ulke yönetiminin buyuk kismi yine esnafta. Esnaf klasik olarak vergi odemez sgk odemez devlet butun kaynaklariyla borc hibe destek olur. 5 milyon esnaf ve 2 milyon şoför sayisi gibi sosyolojik olarak surdurulemez adette beslenen esnaf kesimi hic bir medeni ulkede yoktur..bu esnaf kesimi tasfiye olmadan kalkinmanin gelişmenin sadece edebiyati olur muasir medeniyet seviyesi hayal olur..alfabe abc bu isin muhabbetidir boyle geri batik asgari ucretlinin esnafi besledigi bir yapiyla bizi atatürk dirilip gelse kurtaramaz..

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 10:46


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi