Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,5519
Euro 8,9571
Altın 472,67

Ah inanabilsek; Ah güvenebilsek

Başlangıcında bu korona virüs olayını çok hafife alıyor, dünya çapında bozulan insanlık düzenini biraz disiplin altına almaya yönelik global bir komplo teorisi olarak değerlendiriyordum.

Bu konuda aşırı hassasiyet ve korku gösterenlerle de sürekli gırgır geçiyordum.

Ayıptır söylemesi, kurallara uymamayı, korona virüsle adeta dalga geçmeyi bir ayrıcalık, bir marifet gibi görüyordum.

Şimdilerde öyle düşünmüyorum. Hatta çevremdeki gelişmeleri gördükçe ürküntüm giderek artıyor.

Kendimi sürekli maske takarken, sık sık ellerimi 20 saniyeyi aşkın süre ile yıkarken buluyorum.

…………………………

Son yıllarda ülkemizde gerçekleri toplumdan gizlemek, gerçekleri ülkeyi yönetenlerin işine geldiği şekilde saptırarak halka bildirmek adeta bir devlet politikası haline geldi.

Misal; çevrenizde neredeyse herkes işsiz, ama resmi rakamlara göre işsizlik azalmış…

Misal, marketlerde bütün etiketler üzerindeki rakamlar sürekli yükseliyor.

Ama resmi rakamlara göre enflasyon düşüyor.

Misal, milyonlarca insan borç batağı içinde, ama devleti yönetenleri dinlediğiniz zaman, Türkiye büyük sıçrama yapmış, bütün dünyanın imrendiği, kıskandığı, çok güçlü bir lider ülke konumuna gelmiş…

Bunun gibi, korona virüs konusunda da ilk günlerden itibaren (başlangıç 10 Mart diyelim) gerçekler halktan gizlendi.

Sağlık Bakanı, kafasına göre rakamlar açıkladı, sürekli olarak “Korona virüsle mücadelede dünyanın en başarılı ülkesiyiz” palavrasına sığındı.

Yeri geldiğinde sorduğum, ama bir türlü yanıt alamadığım çok net bir sorum var:

“Geçen 19 Mart günü, ilimizdeki Derince Hastanesi’nde 2 vatandaşımız korona virüs nedeniyle öldü mü, ölmedi mi?”

Hatırlarsınız 19 Mart günü SES Kocaeli gazetesinde bu konuda bir haber çıkmış, bu internet sitesinin yazarları olarak ben ve Güngör Arslan gece yarısı evlerimizden polis tarafından alınıp, sorgulanmıştık.

Hiç kimse haberimiz için yalan diyemedi.

Haber doğruydu.

Ama her nedense devlet bunu halkın bilmesini istemiyordu.

Bu nedenle de haberi yazan internet sitesinin yazarlarını kelepçeleyip, gözdağı vermeyi tercih ettiler.

………………………..

Böyle pek çok örnek var.

Sağlık Bakanlığı sözde her gün rakamlar açıkladı.

Test yapılan insan sayısını, testi pozitif çıkan mikroplu hasta sayısını, ölen hasta, iyileşen hasta, yoğun bakımdaki hasta sayısını, her gün kafalarına göre açıkladılar.

Toplumda inandırıcılık kalmadı.

Misal; (x) ilinin valisi, “Bugün benim şehrimde virüs nedeniyle 9 kişi öldü” dedi. Aynı gün, (Y) ilinin valisi “Bugün benim şehrimde virüs nedeniyle 7 kişi öldü” dedi. (Z) ilinin valisi “Bugün benim şehrimde virüs nedeniyle 12 kişiyi kaybettik” dedi. 

Yani, X, Y, Z illerinde aynı gün virüs nedeniyle hayatını kaybeden insan sayısı 28 kişiyken, aynı gün Sağlık Bakanlığı’nın resmi açıklamasında 81 ilin tamamında virüsten ölen insan sayısının 17 olarak açıklandığını duyduk.

Yakınları tarafından hastanenin yoğun bakımında virüs nedeniyle öldüğü bilinen hastalar için resmi raporlarda “Kalp krizinden öldü” dediler.

Cenazelerin defni konusunda çok sıkı önlemler alınırken, ölen insanların büyük bölümü için virüsten başka nedenler, gerekçeler, hastalıklar gösterdiler.

Devlet, “Biz yeni hastaneler yaptık. Biz dünyanın her ülkesine yardım malzemesi gönderecek güçteyiz. ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya gibi dev ülkeler virüs pençesi altında sürünürken, bizim ülkemizde hiç sorun yoktur.

İnsanlar hastalansa bile herkes iyileşecektir. Dünyanın neresinde bir Türk hasta varsa, biz ambulans uçağımızı gönderir onu da getiririz” havası attı.

İnandırıcılık ortadan kalktı. İnsanlar, kişisel önlemler konusunda rahatlığa sevk edildi.

Düşünün; korona virüs tehlikesi nedeniyle bu ülke 23 Nisan’dan, 19 Mayıs’tan vazgeçti.

Ama 15 Temmuz da iktidar yanlıları büyük meydanlara toplanıp, sabahlara kadar sözde dua ettiler.

Düşünün, ülkeyi yönetenler siyaseten prim yapmak adına, Ayasofya’daki Cuma namazı için Sultanahmet meydanına yarım milyon insanı sıkış tepiş toplamakta sakınca görmediler.

Şimdi kalkacak, bu bunaltıcı sıcaklarda başka çareleri ve daha büyük ekonomik imkanları olmadığı için kendilerine en yakın plaja koşarak ailece denize girip serinleyen insanları “Korona virüsü yaymakla” suçlayacaksınız.

İnandırıcı olabilir misiniz?

Menfaatleri öyle gerektirdiği ya da eğitim ve yaşam biçimlerinin gereği size körü körüne inananlar dışındaki insanların da size yüzde yüz inanmasını ve güvenmesini sağlayabilir misiniz?..

…………………………

Ülkemiz, çok değişik, hiç alışık olmadığı, dünyada da örneği bulunmayan bir yönetim biçiminin içinde bulunuyor.

Düşünün; Sağlık bakanımız, Türkiye’deki en büyük özel hastaneler zincirlerinden birinin patronu…

Düşünün; Milli Eğitim bakanımız, Türkiye’deki en büyük özel eğitim kurumu zincirlerinden birinin sahibi.

Düşünün; Turizm bakanımız Türkiye’nin iç ve dış turizm potansiyelini elinde bulunduran, en büyük turizm firmasının sahibi…

Üstelik bu bakanlar seçilmiş insanlar değil. Halka karşı, halkı bırakın TBMM’ye karşı sorumluluğu olan, günün birinde hesap verme mecburiyeti bulunan insanlar değil.

Belki çok iyi ve özverili çalışıyorlar. Ama Sağlık Bakanı’nın bu süreçte özel hastaneleri kolladığı, Milli Eğitim Bakanının, özel eğitim kurumlarına öğrenciler kayıt yaptırsın da okullar para toplasın diye 31 Ağustos’ta eğitimin açılacağını söylediği, Turizm bakanının, dünyada korona virüsün en yaygın olduğu ülkelerden biri olan Rusya’dan turist gelimine, sırf bu sektörün menfaatleri için yeşil ışık yaktığı konuşuluyor.

Halkın ağzı torba değil ki…

Artık bu ülkede hemen herkes basının özgür olmadığını, halka gerçekleri değil, sadece ülkeyi yönetenlerin duymak ve duyurmak istediklerini anlattığını biliyor. Kimse basından duyduğu veya gördüğü haberlere de inanmıyor,

Bu ortamda insanların devlete ve kurumlarına olan inancı, güveni ortadan kalkıyor. İster istemez, virüs de unutuluyor.

AH bu ülkeyi yönetenlere bir inanabilsek.

Ah bu ülkeyi yönetenlere bir güvenebilsek. Emin olun. Türk toplumu, bu korona virüsü bir kaşık suda boğar yok ederdi.

Ama güven ortamının sarsılması, inançların kaybolmasıyla herkes koy verdi, boş verdi. Bu nedenle çevremizde korona virüs adeta dans ediyor.

Her gün daha fazla insan virüse yakalanıyor…

Bu gidişle, önümüzdeki günler çok daha sıkıntılı görünüyor.

Biz daha 1 inci dalgayı atlatamadık.

Allah korusun 2 inci dalga gelirse bu fukara memlekette insanların hali ne olacak kimse bunu da kestiremiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

07

İbrahim kahraman - Tedbirleri uygun yaptığımız zaman bulaşma ve hastalanma ihtimali zayıflıyor.kurallara doğru uyup günlük hayatımızı sürdürebilmeliyiz ticaretinde, sanayininde, eğitiminde devamı için bu lüzumlu, bunu unutmamamız,unutturmamız lazım...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 19:15
06

Kalender Kaleli - İsmet abi corana morona hikaye abi hiç korkmana gerek yok ölüm sırası bize geldiğinde kaçış yok ölücez. Pazar günü vur şişenin dibine içelim güzelleşelim abi.Cesaretimiz artsın korona bizden korksun.

Yanıtla . 0Beğen . 3Beğenme 06 Ağustos 10:00
05

Cem Süreyya - İçişleri bakanı sigortacı, hazine damatta, savunma kısmen siha-iha vb. damatta, eğitim kısmen bilal’de, diğerlerini siz saydınız. Adalet eğitim sağlık sosyal güvenlik vs. hepsi kanayan yara. Ülke iflasın eşiğinde.Corona da tuzu biberi...Ama neymiş artık kendi hikayelerini yazıyorlarmış, hikayenin sonu “acı“

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 06 Ağustos 09:58
04

Oyverenler Ve Populizm - Fazla para harcayip esnaftan vergi ve sgk almayinca bedelsiz kredileri dagitip esnafin butun borcuna kefil olunca kitleri fiskobirlik caykur thy canlandirinca 1 milyon isciyi gereksiz ysre kadroya alinca devlet bankalari limitsiz ve bedava kredi dagitinca populizm saha kalkinca oyverenler memnun oldu belki ama hic para kalmadi..dolayisiyla para yoklugundan covid ile mucadele edilemiyor. Oyverenler de sorumlu..

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 06 Ağustos 09:26
03

Ali - Birey olanlarin sayisi, ahmak ve gelecek endisesi olmayanlarin sayisini gectiginde bunlardan kurtuluruz Ismet Abi.Turkiye nin 1.sorunu nufus planlamasidir.ama nedenini burada kisaca anlatamam.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 06 Ağustos 03:58
02

Seyyar Satıcı 2 - çantanı al git avrupa ülkeleri: arnavutluk, sırbıstan, kosova, makedonya ve ukranya. sırbıstan ,.AB üyesi olmayan kardeşimiz bosna kapalı. tecelli...arapları hiç sorma. galiba biraz dubai..diğerleri kapalı

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 02:19
01

seyyar satıcı - avrupa birliği ülkelerine ve kardeş bosna, tek millet azerbaycan'a Türkiye'den TC vatandaşının turist olarak gitmesi halen mümkün değil. Almanya sitede "yeşil" pasaportlu da olsa turistik amaçla Türkiye'yen kimse alınmayacak yazmış. Ama onlar bize gelebilir. sorun yok ta onlar korkup gelmiyor. antalya bodrum çeşmeye almanya izin verdi. bakalım ne olacak. sonuç: Avrupa birliği pandemi bahane etti Türk turiste Avrupayı yapattı. şengen vize ofisleri kapalı. Buyrun avrupa. siyasi mi , intani mi bilemeyiz (intanı enfeksiyon demek eski dilde)

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 02:16


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi