Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,6604
Euro 8,9115
Altın 458,62

Göklerden gelen bir karar vardır

ABD'de bir genç, iş istemek için ünlü iş insanı Henry Ford'un ofisine gider. Sekreterden zor bela bir ay sonraya randevu alır, tam verilen saatte orad...

ABD'de bir genç, iş istemek için ünlü iş insanı Henry Ford'un ofisine gider. Sekreterden zor bela bir ay sonraya randevu alır, tam verilen saatte orada olur. Sekreter:

- ‘Bay Ford şu anda dışarı çıkıyor, siz de onu takip edin lütfen’ der.

Bir arabaya biner Ford. İşsiz genç de yanındadır. Yol boyu hiç konuşmazlar, arabadan inip bir mağazaya yürürler. Kapıdakiler büyük bir saygıyla karşılarlar Henry Ford'u. Birlikte gezerler, sonra da aynı şekilde 5-6 büyük mağaza gezildikten sonra dönüş için tekrar otomobile binerler. Genç daha fazla dayanamaz ve sorar:

- Sayın Ford! Benimle bir iş görüşmesi yapmayacak mısınız?

- Ya! Demek öyle. Pekiyi o halde.

Ford arabayı durdurup, gencin arabadan inmesini ister ve basar gider. Şehirden uzak, tenha bir yerdir. Gencin cebindeyse hiç para yoktur, sinirle ve küfürle karışık yürümeye başlar. Yorgunluktan bitkin düşmüş bir halde evine gelir. Bir taraftan da düşünür; mutlaka bir ders vermek istedi. Ama ne? Günlerce kafa yorarak gizli mesajın ne olduğunu anlamaya ve çözmeye çalışır. Bir anda beyninde yanan ışıkla Ford'la beraber ilk ziyaret ettikleri mağazaya koşar, mağaza yetkilileri gence büyük bir saygı gösterirler. Her sorusuna, sanki karşılarında Henry Ford varmış gibi nezaketle cevap verirler. Birlikte gezdikleri diğer mağazalarda da aynı ilgiyle karşılaşınca mağaza yetkililerine der ki:

- Ürünlerinizi pazarlamak istiyorum.

- Buyurun istediğiniz kadar alın satın, parasını sonra ödeyin.

Bundan büyük yardım mı olur? Beş yıl içinde Amerika'nın en büyük iş insanlarından biri olur. "Ford'u bir ziyaret edeyim de kendisine teşekkürlerimi sunayım artık" diye düşünür. Gittiğinde Ford'un sekreterine görüşmek istediğini söyler söylemez, aldığı cevap enteresandır:

- Buyurun efendim, Bay Ford sizi bekliyor.

Ve Henry Ford ona şunu söyler:

- Aynı yerde arabadan indirdiğim ne ilk kişisiniz, ne de son. İçlerinden bir tek siz anladınız ne demek istediğimi. O günden beri, hayranlıkla takip ediyorum sizi.

Belki Henry Ford ile hiç karşılaşmadık ancak hayatımız boyunca çok büyük fırsatları bilmeden geri çevirdik. "İn arabadan" sözüyle arabadan inen onlarca insan, daha sonraları Henry Ford'un adını duyunca sinirlenerek olduğu yerde kaldı, seçenekleri olmasına rağmen. Oysa bu işsiz genç "göklerden gelen bir karar vardır" dememiş üstüne gitmiş.

Son yıllarda bu cümleyi çok sık duyuyoruz. Ama Mustafa Kemal Atatürk'ün son Meclis konuşması da şudur: "Bizim devlet idaresindeki ana programımız Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler; İdare'de ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

Coğrafya kaderdir, doğduğun aile de öyle. Bir yere kadar katılıyorum ama sonrası hep elimizde. Hayatımızdaki yanlış seçimlerimizden hiç kimseyi ve hiç bir şeyi sorumlu tutamayız.

İnsan ne yaparsa kendine yapar bu hayatta. Düşünsenize; hayatımızın iş ve girişimcilik fırsatı belki onlarca kez teğet geçti yaşantılarımızdan veya hayatımızın aşkı. Ya da güvendiğimiz bir siyasi partiye oy verirken, geleceğin de bir gün geleceğini, sonraki nesillerin de kaderinin elimizde olacağı. Dünyamızı tamamen değiştirecek o beş saniyelik kader anı'nda neler kaçırdık, ya da neler kazandık?

1998 yılı yapımı Gwynet Paltrow'un başrolde oynadığı Rastlantının Böylesi filmi konuyu çok güzel anlatmıştı. Metroyu kaçırırsan olacaklar ile kaçırmadığında olacakları, hayatların bir kaç saniye farkla nasıl değiştiğini, her iki olasılıkta da aynı anda aynı olayların yaşanması, paralel evren ve kader denilen olguyu düşünmemizi sağlamıştı.

Vizyona gireli 22 yıl olmuş, izlemeyenler ya da hatırlamayanlar bulup izleyebilir, çok keyifli filmdi. 2019 yılı yapımı Bir Aşk İki Hayat filmi de Engin Akyürek ve Bergüzar Korel'in, kaderin bir kaç saniyedeki kararlarımızla değişebileceğini, ama sonun malesef ki aynı olacağını gösterdikleri güzel bir filmdi. Genç adamın bir gece dışarı çıkarılması gereken köpeğini çıkardığı ve çıkarmadığında başına gelecekler. 2012 Yunanistan yapımı What If (An) filmi ile birebir aynıdır da aynı zamanda. 2004 yapımı aynı adlı romandan uyarlanmış Kelebek Etkisi filmi de bu konuyu irdeler. Bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın başka bir yerinde bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.

Ben çok acele karar veririm, hayatımın en önemli kararlarında bile. Çoğu da radikal kararlardır. Asıl beni düşündüren; seçimlerimizi biz mi belirleriz, yoksa zaten onları seçmek bile kaderin elinde midir? Yani seçim zannettiğimiz aslında kaderimiz midir? Seçen miyiz yoksa seçilen mi? Her şeyi kaderin eline bırakmadan hayatımıza girecek kişileri, mesleğimizi, tarafından yönetileceğimiz devlet erkan'ını bizler seçer, bizler şekillendiririz. Öyle bir döneme de denk gelmişiz ki; salgın hastalıklar, işsizlik, eşitsizlik, ekonomik güçlükler, haksızlıklar, adaletsizlikler, oyunlar, iki yüzlülükler, düzenbazlıklar, en önemlisi sevgisizlik toplumda her yerde.

Tüm bu olumsuzlukların yanında yaşam enerjimi, mutluluğumu, huzurumu kimsenin bozmasına izin vermeden, çok fazla insanla da haşır neşir olmadan Amazon Ormanları'ndaki bir kelebeğin kanat çırpmasını sevinç olarak her şeye rağmen yüreğimde hissediyorum. Bu kelebek etkisinin sonucu ne olursa olsun. Bilemeyiz ki...  Hayatta başıma gelmiş ve gelecek olan her şeyi memnuniyetle kabul ediyorum. Mutluluk kabullenişle başlıyor. Tabii ki çabalıyorum ancak kavga etmiyorum artık ne kendimle ne de başkalarıyla.  Ya siz?

Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten; "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.

Kader, yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin. (Şems-i Tebrizi)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kader Olcu Ortalama - Istatistikte buyuk sayilar kurali var.. kucuk kucuk olaylarin ortalamasi ne olursa olsun ortalama yigin ortalamasina yaklasir yani hep iyi kararlar alsaniz da kotu karar alsaniz da sonuc hayatınızın ortalamasina evrilir.. hersey olacagina varir. O karari oyle almasaydiniz yine de farketmezdi ortalama hayatınıza evrilirdiniz. Pismanliklara gerek yok yani.. kader olcu olarak istatistik olarak var uzulmeyesiniz diye bu boyle...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 13 Ağustos 19:39


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi