Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,6604
Euro 8,9115
Altın 458,62

Unutamayız, unutturamayız

Bugün 17 Ağustos. Bölgemizin yaşadığı en büyük felaketin, Marmara Depremi’nin 21 inci yıldönümü. Büyük felaketin üzerinden zaman geçtikçe. Bu anlatılm...

Bugün 17 Ağustos.

Bölgemizin yaşadığı en büyük felaketin, Marmara Depremi’nin 21 inci yıldönümü.

Büyük felaketin üzerinden zaman geçtikçe.

Bu anlatılması imkansız olayın, Yüce Allah tarafından bu bölgedeki ve bütün Türkiye’deki insanlara ders olması amacıyla yaşatıldığı daha ciddi biçimde düşünüyorum.

Pekiyi, bizler bu dersi aldık, anladık ve gereğini yaptık mı?

Elbette hayır.

Ama aradan geçen 21 yıldan sonra hala aynı şeyleri yazmak, “Ağır hasarlı binaların hepsini yıkamadık. Orta hasarlı binaların hepsini onaramadık. Bu bölgede veya yakın çevremizde her an yeni depremler olabilir ve hazır değiliz” diye bir karanlık tablo çizmek de istemiyorum.

21 yıl bunu yaptım, ama anlatamadım.

………………

17 Ağustos 1999’u unutmamak lazım.

Unutturmamak lazım.

Çünkü bu olay sadece deprem denen doğal felaketin yıkıcı gücünü göstermekle kalmamıştır.

Bu bölgede çok büyük ekonomik ve sosyolojik değişime neden olmuştur.

Bunu da iyi değerlendirmek gerekir.

Bugün bu kentte yaşayan 2 milyon küsur insanın yarıdan fazlasının 17 Ağustos’u hiç bilmediğini, yaşamadığını düşünüyorum.

Aradan geçen 21 yılda depremi yaşamış pek çok insan dünyadan göçüp gitti.

Ayrıca bugün kent nüfusunu oluşturan önemli bir çoğunluk da deprem sonrasında ilimize göç edip yerleşti.

Depremde çok büyük acılar yaşayan İlyas Şeker’i hariç tutarsak, bugün ilimizi TBMM’de temsil eden milletvekillerinin hiçbirinin 17 Ağustos ile ilgili anısı yoktur.

Bugün bu kentte Belediye Başkanlığı koltuğunda oturanların eminim hiçbirinin de 17 Ağustos’u yaşamışlığı yoktur.

O yıllarda kimisi, tarikat-cemaat okullarında bugünler için hazırlanıyor, kimisi babasının dizinin dibinde oturup, geleceğini planlıyordu.

Bu kent, özellikle bu kentin merkezi İzmit, 17 Ağustos 1999’da anlatılması mümkün olmayan bir felaket yaşadı. Çok yıkıldık, çok öldük, çok korktuk.

Ama hepsinden daha önemlisi var: Bu kent 17 Ağustos 1999 öncesi çok daha sevgi dolu, çok daha ahlaklı, çok daha yaşanası bir kentti…

Deprem öncesinde İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen çok büyük projeler hayata geçirmişti.

Yuvacık Barajı, Yuvam Akarca Konutları, doğalgaz şebekesi, Buz Pateni Sarayı, SDKM, Otogar falan.

7.4 şiddetindeki korkunç depremden hepsi taş gibi sağlam çıktı.

Deprem sonrası Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kuruldu.

Bütçesi, yetkisi büyüdü, katlandı. Pek iyi, deprem sonrası bu kentte, Seka Fabrikası’nın yıkılması dışında önemli bir iş, önemli bir proje yapıldı mı, Bir stat yaptık diyeceklerdir.

O’nun da hala yolu bile yok.

Deprem öncesinde bu kentte Kocaelispor herkesin takımıydı. 17 Ağustos 1999 felaketinden etkilenen diğer bütün kentlerin takımları ligten çekilirken, bizim takımımız üzerinde siyah matem forması ile yine ligteydi.

Çürük İsmetpaşa Stadının tribünleri her maçta tamamen dolardı.

Kocaelispor’da siyaset yoktu ve siyaset sokmayı kimse aklına getirmezdi.

Deprem sırasında Kocaeli Üniversitesi’nin başında rahmetli Rektör Prof. Dr. Baki Komsuoğlu vardı.

O zor şartlarda Baki Hoca, KOÜ’yü küllerinden yeniden ayağa kaldırdı.

Kocaeli Üniversitesi, Umuttepe yerleşkesi ile Türkiye’nin en seçkin, en önemli, en itibarlı devlet üniversitesi oldu.

Bugün, yapmacık milletçi, göstermelik yobaz kadrosuyla bütün itibarını yitirmekte olan, marka değeri her geçen gün biraz daha düşen bir Kocaeli Üniversitesi var.

……………………..

Daha çok örnek verebilirim. 17 Ağustos 1999 öncesi İzmit’in ortasından kara tren geçerdi. Şimdi Yürüyüş yolu var.

Eskiden Fethiye Caddesi’nde, İnönü Caddesi’nde yürürken, karşılaştığımız insanların çoğunu tanır, selamlaşırdık.

Şimdi bu kentte hepimiz birbirimize yabancıyız.

Siyasetin kalitesi, ticaretin kalitesi vardı.

Ahlakı vardı.

Bu kadar fabrika, bu kadar KOBİ; bu kadar dükkan yoktu.

Ama bu kadar işsiz de yoktu.

Sendikaları delikanlı, sivil toplum örgütleri mert ve cesur, siyasetçisi dürüst ve itibarlıydı.

Bu kentte gelişi güzel silah sıkılmaz, bu kentte sokakta yürüyen veya araba kullanan kadınlar ahlaksızca rahatsız edilmezdi.

Biz, 17 Ağustos 1999’dan sonra çabuk toparlandık, çabuk ayağa kalktık. Ama bu kentin düzenini, ahlakını, bu kentin tılsımlarını yitirdik.

Deprem zamanında bu kentte bir ÖZGÜR KOCAELİ gazetesi vardı.

Depremden etkilenmiş her insanın hakkını savundu.

Devlete öneriler üretti, yeri geldi haksızlığa karşı dimdik durup, kafa tuttu.

Allah korusun, bölge yeni bir felaket yaşasa şimdi kim var?

Güveneceğiniz hangi siyasetçi, güveneceğiniz hangi kurum var?

Emin olun bu tablo, yeni bir felaket halinde ilimizde duran üfleseniz yıkılacak nitelikteki binaların çokluğundan ve hala içinde insanların oturuyor olmasından, bu kente hala kentsel dönüşümün bile başlamamış olmasından çok daha acı ve çok büyük hasarlar yaratmaya müsait bir tablodur.

Allah hiç kimseye 17 Ağustos gibi bir felaketi yeniden yaşatmasın.

21 yıl önce korkunç felakette yaşamını yitirenlerin önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, bu kentte o büyük felaketi yaşamış herkesin yaşadıkları sürece birbirinin kardeşi olduğunu unutmamalarını diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Okur - en zor kriterleri olan ve en prestijli akademik ölçüm sayılan sanghay üniversiteler sırası 2019 geçenlerde yayınlardı. ilk 100 çok prestijli ilk 500 prestijli üniversite sayılıyor. ilk 500 arasında Türkiye'den tek üniversitede var: İstanbul Üniversitesi. Üniversite bina değildir. İstanbul üniversitesinde cancanlı binalı kampüs yoktur bile. Üniversite birikim ruh kültür işidir. İstanbul'u arkasında ilk 1000 de yer alan Hacettepe var. Bir ilki gerçekleştirdik, tarih yazdık, altına imza attık, en büyüğü inşaa ettik diye böbürlenmenin sesi evrensel üniversite sisteminde yankı bulmuyor

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 11:51
02

Ey özgürlük - Allah tarafından bir ders olduğunu düşünmüyorum.Tarihi geçmişinde bu depremler olmuş bu fay denilen yeraltındaki çatlak kocaeli ve çevresi için heran bir tehdit. Kaderci toplumlar yazdığınız gibi hiçbir tedbir almaz para kazanmaya bakar.Fakirlikte Allah'tan kaderdir derler. Depremden sonra kocaeli kontrolsüz göç aldı Üniversitemiz sn.Sezer komsuoğlundan sonra çok gerilerde kaldı.Yıldız Kenter SDKM Açılışından sonra tv41 de önemli olan çok gösterişli beton binalar yapmak değil içinde bir ruh oluşturmak demişti. Evet bugün ilimizde çok lüks binalar yapıldı ama kentimizin ruhu kaçtı. Birde ilimizde yaşanan felaketten sonra o zamanki hükümetin deprem vergisi bugünkü hükümete miras kaldı. Kalıcı oldu. 21.yılında felaketi yaşayanlar unutamıyor.ölenlere rahmetler dilerim.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 17 Ağustos 00:44
01

Üniversiteli Okur - Doğru tespit: Deprem sırasında Kocaeli Üniversitesi’nin başında rahmetli Rektör Prof. Dr. Baki Komsuoğlu vardı.

O zor şartlarda Baki Hoca, KOÜ’yü küllerinden yeniden ayağa kaldırdı.

Kocaeli Üniversitesi, Umuttepe yerleşkesi ile Türkiye’nin en seçkin, en önemli, en itibarlı devlet üniversitesi oldu.

Bugün, yapmacık milletçi, göstermelik yobaz kadrosuyla bütün itibarını yitirmekte olan, marka değeri her geçen gün biraz daha düşen bir Kocaeli Üniversitesi var.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 00:15


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi