Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,0781
Euro 9,5515
Altın 494,79

Bu yazı bir davetiyedir

Pazartesi yazılarımın sürekli okurlarından öncelikle özür dilerim.

Bugünkü yazı, tamamen şahsım ve ailemle ilgilidir. Bilirsiniz, benim hiçbir zaman gizlim saklım olmadı. Her şeyimi anlattım, sizlerle paylaştım.

Bugünkü yazım da aslında benim sizler için davetiyemdir.

Her satırı samimi, her satırı gerçektir.

………………………..

Allah kısmet ederse, 3 Eylül Perşembe günü akşamı, küçük oğlum Emir Çiğit, Gölcüklü Şahin ailesinin kızı Hasret ile evleniyor.

Cemiyetimiz Antikkapı Düğün Salonunda saat 19.00’da başlayacak.

Davetiyeler hazırlanmış, bana da bir tomar verdiler, “Kendi çevrende bu davetiyeleri dağıt” dediler…

Ben kime davetiye vereceğim, kime vermeyeceğim diye günlerce düşündüm.

İşin içinden çıkamadım.

Bu kentteki konumumun farkındayım.

Oğlumun cemiyeti için davetiye verecek olsam, İzmit’teki herkese vermem gerekir diye düşünüyorum.

Misal Kapanönü Meydanındaki Boyacı Co da benim dostum, TBMM içinden çıkan son hükümetin Başbakan yardımcısı Fikri Işık da benim dostum.

Hala Bağçeşme mezarlığında fahri olarak çalışan, Mezarlıklar Müdürlüğü’nden emekli Musa da benim arkadaşım, TBMM Başkan Vekili Haydar Akar da.

Yelpaze o kadar geniş ki, kime, kaç kişiye davetiye vereceğim.

Birine verip, ötekini atlarsam, bana gönül koymayacak mı?

Bu kentte bütün lokantaların, meyhanelerin sahipleri de aşçıları da garsonları da benim dostum. 

Örnek Geçit Restaurant’ta Muharrem Usta’ya davetiye versem aynı lokantada çalışan Sezgin’e,  Tayfun’a vermeyecek miyim?

Bir başka örnek; Kapanönü’ndeki İzmit’in en meşhur dönercisi Barkın’a davetiye versem, aynı dükkanda çalışan İsmail ile İlhan’a vermeyecek miyim?

Davetiye dağıtmakta ölçü nedir?

Ben gönlümdeki herkese oğlumun düğünü için davetiye versem, bu kentte hangi salona sığarız?

Bu virüs ortamında nasıl insanları bir araya getirebiliriz?

Bu nedenle radikal bir karar aldım: Bir kişi hariç kimseye davetiye vermiyorum.

Sadece İzmit’in Yed-i emini, Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’ten randevu aldım, kendisine “Bunu size bütün İzmit halkını davet ettiğim anlamında sunuyorum” dedim.

Oğlumun ve gelinimin nikahını kıyarsa, ailemize büyük onur vereceğini söyledim.

……………………………….

Değerli okurlar; bu kentte kendi ailemin bir cemiyeti için gerçekten davetiye dağıtacak olsam her halde üç kişi hariç herkese vermem gerekir.

Bu üç kişi de benimle davacı durumunda olan insanlar.

Birincisi; bir zamanlar çok yakın dost bildiğim ne kadar yanılmışım ne kadar gereksiz ve değmezmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın.

İkincisi; bugünkü kadar çok zengin olmadan önce, saatlerce kafamı ütüleyen, palavralarını dinlediğim-ne kadar büyük zaman kaybıymış işadamı İbrahim Aracı.

Üçüncüsü, ailesinin koyduğu orjinal isminden utanan sığır çobanı Hüdaverdi.

Zaten bu adamı sokakta görsem tanımam.

Bu üç kişi benimle mahkemelik.

Elbette gidip, “Benim oğlumun düğünü var, Davetlisiniz” diyerek davetiye veremem.

Ama bunların dışında bu kentteki herkes benim dostum veya okurum.

Her zaman birlikte yol yürüyebileceğim insanlar.

Nasıl birini ötekinden ayırabilirim. Nasıl bana verilmiş 50 kadar davetiye dağıtma kotası varken, davetiye vereceğim insan sayısını sınırlı tutabilirim.

Misal eski çalıştığım Özgür Kocaeli’ye gitsem, temizlik eşlerinden sorumlu Gül Abla’dan, gazetenin büyük patronu Macit Haldız’a kadar belki Recep ile Cemalettin’e vermem herkese tek tek davetiye vermem gerekir.

Pazarcılar benim dostum, balıkçılar benim dostum, minibüsçüler, fırıncılar zaman zaman bana çok kızsalar da hepsi benim dostum.

Bu kentteki Esnaf Odası Başkanından, en küçük sermayeli esnafa kadar herkes benim dostum, arkadaşım, hemşerim.

Hepsine birden oğlumun düğünü için davetiye veremeyeceğime göre, kentin belediye başkanı hariç kimseye vermeme kararı aldım.

………………………………….

Zaten içinden geçtiğimiz dönemde bir dostunuza, sevdiğinize davetiye vermek de ona yönelik bir jest mi, yoksa ona yüklenmiş bir külfet mi bunu da beynimde tartışıyorum.

Tanıdığım çok yakın dostlarım var.

Geçen mart ayından beri, korona virüs korkusuyla evlerinden çıkmıyorlar.

İnsan içinde gözükmüyorlar.

Zaten doğrusu da bu olmalı.

Şimdi ben davetiye vereceğim, hatır gönül koyacaklar, kalkıp gelecek kalabalık içine girecekler.

Ama korkacaklar.

Belki benim davetim yüzünden virüs kapacaklar.

Bu vebali üstlenebilir miyim?

Bir de günümüzde altın fiyatlarının geldiği nokta var.

Şimdi düğün davetiyesini verdiniz.

Bizim adetlerimize göre davetiye vermek, “Al altınını gel” demek.

Gram altın 500 TL, tam altın 3.500 TL.

Herkes için büyük bir külfet.

Ben insanlara nasıl davetiye verip bu külfetin ve riskin altına girmeye çağırabilirim.

………………………..

Türk toplumu olarak çok önemli, çok değerli hasletlerimiz var.

Acıların paylaşılarak azaldığına, sevinçlerin paylaşılarak büyüdüğüne inanırız.

Gerçekten de doğrudur. Ama acılarımızda, örneğin bir yakınızın cenazesinde davetiye dağıtmayız. 

“Falanca yakınım vefat etmiştir. Şu gün, şu vakit, falanca camiden kaldırılacaktır” diye davetiye çıkartmayız.

Müsait olan, zamanı olan, cenazenizi duyar, size taziyeye gelir.

Düğün işleri de böyle olmalı. Ben perşembe günü akşamı kimin nasıl bir işi, nasıl bir programı olduğunu nereden bileceğim?

O kişiye davetiye verecek, “Her ne işin varsa bırak, benim düğünüme gel” diyeceğim.

Ben yapamam.

Korona virüs olayı patlamadan önce bu düğün için 12 Temmuz tarihini belirlemişlerdi.

Bir baktım, 12 Temmuz’da Avrupa Futbol Şampiyonası’nın final maçı var.

Oğluma dedim ki, “Bak Türk milli Takımı Avrupa Şampiyonasında finale çıkarsa, ben 12 Temmuz’da senin düğününe gelmem. Düğün için böyle tarih alınır mı?”.

Oğlum, “Sen merak etme baba” demişti. Türkiye finale çıkarsa, ben senin için düğün salonuna dev ekran televizyon kurdururum.

Benim davetiye dağıtma konusunda hiç tecrübem de yok.

İki oğlumun sünnet düğünlerini 1999 yılının Ağustos ayı sonunda yapmaya karar vermiştik. Uzuntarla’da o zamanlar faaliyet gösteren Erdal Piknik’le konuşup, anlaşmıştım.

Sadece 50 davetliyle, şöyle davullu zurnalı bir sünnet düğünü yapacaktım.

18 Ağustos 1999 günü çıkıp davetiye dağıtacaktım.

17 Ağustos’ta yüzyılın felaketi oldu, sünnet düğünü iptal edildi.

Sonra bir Çarşamba günü eşimle birlikte oğullarımızı alıp İstanbul’da bir kliniğe götürmüş, ayak üstü sünnet ettirmiştik.

……………….

Bugün bu yazım, 3 Eylül Perşembe akşamı oğlum Emir Çiğit’in Antikkapı’da gerçekleşecek düğünü için bütün dostlarıma bir açık davettir.

Her gelen beni mutlu eder.

Gelemeyen kimseye gönül koymam.

“Mutlaka bir mazereti vardır” diye düşünürüm.

Zor işmiş bu düğün dernek işleri.

Şimdi çok daha iyi anlıyorum.

Bütün dostlarımın da beni anlayışla karşılayacağına inanıyorum. Ben herkese tek tek davetiye dağıtarak dostlarımı birbirinden ayıramam.

Keşke imkanım olsa, bütün İzmit’i şöyle gayet güzel ağırlayıp, ikramlar yapabileceğim bir düğünle oğlumu evlendirebilsem.

Ama böyle bir imkan yok.

Cemiyetimize gelen de benim dostumdur.

Gelmeyen de benim dostumdur.

Ben bugüne kadar bana verilmiş davetiyelerin belki yüzde 80’ine icabet edemedim.

Mazeret nedir bilirim.

Gelmek isteyenlerin de mutlaka gelin veya damada takı takma zorunluluğu yoktur.

Düğünle ilgili olarak böyle bir tarz seçtiğim için ailem bile bana kızgın. Ama ben kalbimi, içimi size açtım.

Samimiyetle açtım. Arzuhalim budur. Sağlık ve mutluluk dilerim.

Korona virüs sanılandan, anlatılandan çok daha yaygın.

Lütfen kendinize dikkat edin, maskenizi burnunuzun ucundan ihmal etmeyin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

07

rize - allah mutlu etsin inşallah gençleri çok samimi bir yazı olmuş tebrik ederim sizi gerçekten

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ağustos 12:28
06

İbrahim kahraman - Hakikaten davetiye dağıtmak dünyanın en zor işlerinden...hele hele davetli sayısı belirli ve dost/arkadaş ve sosyal çevren geniş ise...böyle bir yazı ile çok güzel ifade etmişsiniz.hayırlı, mübarek olsun... Bayram'lar ve düğünler bazen barışma yollarını da açar!...Çiğit ailesinin mutlululuğuna mutluluk katması Dilek'lerimle...

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 20:27
05

Kalender Kaleli - İsmet bey bir konu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Çok şeffaf ve samimi bir insansınız. Bu samimiyetiniz için ben cemiyetinize katılma kararı aldım. Adamsın vessalam.

Yanıtla . 10Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 12:45
04

Kürşat - Sayın, İsmet Çiğit, Yüce mevlam evlatlarımıza hayırlı uzun ömürler versin, ömür boyu mutlu olsunlar..

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 09:18
03

Ulugazi - Ismet abi sen iyi bir insansin , kalbini samimiyetle acan insan iyi insandir .

Emir ve Hasret'e omur boyu mutluluklar dilerim, Allah mesud etsin.

Yanıtla . 7Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 07:30
02

Ceditli - Abi Fatma hürriyet de seni mahkeme ye vermedimi ben onunla da küs olduğu nu biliyordum ama o sosyal demokrat kontenjanını kullandı demek ki sana yakışan b.bldy bask oğlunun patronuda olan Tahir başka nada her ne şartta olursa olsun davet etmen sen davetini yap gelmezse gelmesin top senden çıksın kolay gelsin mutluluklar çocuklarına

Yanıtla . 1Beğen . 9Beğenme 24 Ağustos 06:02
01

Aydın Yıldız - Evlilikleri boyunca saglıklı mutlu olurlar insallah Ismet Abi.Amerika Newyork tan selamlar.

Yanıtla . 7Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 00:09


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi