Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,1762
Euro 9,6840
Altın 501,13

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

Malum covid19 belası devam ederken, yeniden düzenlenen düğün, nişan, söz, kına yasaklarından çok kısa süre önce yeğenim ve gelinimiz Emir - Hasret Çiğit'in kına ve düğün törenlerinde bulundum.

Gençlere bir ömür boyu mutluluklar diliyorum.

Bir yıl öncesinden rezervesi yemekli olarak yapılan, ancak pandemi sebebiyle bu tür ikramların iptal edildiği ve sürenin kısa tutulduğu, her türlü önlemin alındığı, güzel organizasyonlar oldu bu kına ve düğün töreni. Sonrasında yeniden gelen ciddi yasaklara rağmen bazı düğün ve benzeri cemiyetlerde 1 saat süre, yemek ve ikram olmaması gerekliliği, sosyal mesafe kurallarına riayet edilmemesiyle ilgili haberleri okuyup üzülüyoruz. Kanun ve kurallar tektir, kişiye ve güce göre değişmemelidir.

Sonuçta bu sebeple zarar vereceğimiz belki de hastalığına veya ölümüne bile sebep olabileceğimiz tek bir canın öneminin statüye, vizyona, güce, paraya göre değişmeyeceğinin bilinçli ve vicdanlı bireyler olarak sadece bizler mi farkındayız? Çok dikkat etmeliyiz. Hastalık yokmuş, bitmiş, bizi etkilemezmiş gibi düşünmemeli, tüm önlemlerimizi almalıyız.

Düğün dernek demişken yeğenimin balayında gittikleri yeri ve otel adını, ilçe bilgisi dışında aileye vermediğini öğrendim. O hiçbir şeyini söylemez cevabını almak beni çok mutlu etti ki sevgi bağları güçlü ailesi ile. Henüz 27 yaşında olmasına rağmen hayatı bu kadar erken kavramasını felsefe mezunu olmasına bağladım kendimce. İçimden dedim ki bu yuva sağlam olur.

Yine biraz sosyolojik konulara derin dalış yapalım isterseniz. Ülkemizde bu evlilik, devam ettirme, sonrasında kimse istemez ama boşanma çok çetrefilli işlerdir. Her şey yazılı olmayan ancak uygulanması zorunlu gibi olan kurallara bağlıdır. En önemli bağlayıcısı ise "el alem" adı verilen merciidir. Bu merciinin kuralları katıdır, uyuldukça da istekleri katlanarak artar.

Sevgililikte ne zaman evlenilecek, hadi artık, sorunsalını evlendiğinizde geride bıraktığınızı düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Daha yeni evliyken "çocuk ne zaman" soruları, hatta ilk çocuktan sonra, "tek kalmasın yazıktır ikinci de olsun" baskısı devam eder durur. Asla memnun edemezsiniz. Diyelim el alemi aştınız, ya da her şey doğal sürecinde ilerledi onları takmadınız, ama onlar kendi bitmeyen isteklerini yerine getirdiniz sanıp mutlu oldular, egolar güzelce tatmin edildi. Ancak bu sefer de bir şekilde evliliğiniz yürümedi, olur ya hayatta her şey bizler için. Kendi ailesinde olanı biteni konuşulmasın diye gizleyip, tamamen konu komşuya ve onların yaşadıklarına odaklanan meraklı gözleri, keskin kulakları olan el alem için asıl bomba mevzu boşanmalardır. Boşanmış bir kadın tanımıştım, başka şehirde yaşayan annesinin kızının boşandığını gün arkadaşlarından gizlediği. Annesinin gün arkadaşları sebebiyle boşanamayan da vardır eminim.

İstatistiklere bakınca görüyorum ki; kocası tarafından şiddet uygulanan, öldürülen kadınlarımızın büyük çoğunluğu boşanmayı çok kez denemiş, hatta baba evine geri dönüp tekrar "kocandır er'indir" diye geri gönderilmiş kadınlardır. Bir kısmı kaşık düşmanı olarak görüldüğünden, bir kısmı da yine tabii ki "el alem ne der" endişesinden. Kızının mutluluğu, huzuru ikinci plandadır. Bu anlattıklarım herkes için geçerli değil ama bu coğrafyada böyledir. Olay maddi değilse kesin konu komşu sebebiyetindendir. Bu çağda ve maalesef hala boşanma bir kusur gibi görülür ve eve dönen kadın hor görülür hatta ekonomik gücü aileden çok olsa bile. Çünkü aile de çocukluktan beri öyle kodlanmış, öyle görmüştür.

Bütün bu hengamenin yaşanmaması için kendilerince bulunan çözüm; gizliliktir. Yapacak insan yapacağından geri durmayıp, ana baba baskısından kurtulmak için evlenip, ancak bununla da yetinmeyip kendine dışarda farklı bir dünya kurmuştur. Kadın erkek fark etmez. Aklınca hem el alemi susturacak hem gönlünce istediğini gizlice yaşayacak. Yakalanırsa cezası ölüm bile olsa da. Çünkü yakalanmayacağından o kadar emindir ki. Üstelik haberleri takip ettiğimizde bu tür olayların son zamanlarda muhafazakar kesimde de arttığını üzülerek okuyoruz. Tüm bu iki yüzlülüğün sebebi işleri bu raddeye getirten el alemdir. Dürüstlük ve gerçek mutluluk değil, mış gibi yaşamlar yaşanmaya başlamıştır. Çözümü dürüstlük ve mutluluğun peşinden gitmektir, konu komşunun değil.

Hayatta hep yalnızız, mezara da yalnız gireceğiz, Allah'a da hesabımızı yalnız vereceğiz.

Siz siz olun el alemi değil, sadece yüreğinizin sesini dinleyin. Dürüst olun. Çok sevin.

Bu dünyayı kurtarırsa sadece dürüstlük ve gerçek sevgi kurtaracak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Mahmut K. - Cok doğru Sn. Tuna hanım iyi bir konuya parmak basmışsımız

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 07 Eylül 21:37
01

Erdal - Toplumumuzu bu kadar doğru tanımlayıp bu yazıda da gerçeklerle bizi buluşturduğunuz için teşekkürlerimi iletmek isterim

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 07 Eylül 13:26


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi