Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,2585
Euro 9,6922
Altın 497,83

BİR ÜLKE DÜŞÜNÜN: VE

Bir ülke vardı;

Hemşireler kapı kapı gezip mamanın faydalarını, çocukları daha zeki yaptığını, anne sütünün ise zararlarını anlattılar. Anneler kendi sütlerini kesip o pahalı mamaları alıp çocuklarına yedirdiler.

Ne de olsa devletin kapısına gönderdiği "okumuş" insandan daha iyi bilecek değillerdi ya "cahil" halleriyle.

Bir ülke vardı;

Köylerinde mis gibi yoncaları yiyip, yağlı yağlı süt veren ineklerin sütünü bıraktırıp, okul sıralarındaki köylü çocuklara hayırsever ABD süt tozunu suyla karıştırıp dağıttılar ve lıkır lıkır içirdiler.

Ne de olsa öğretmeni veriyordu ondan daha iyi bilecek değillerdi ya.

Bir ülke vardı;

Tereyağ, yumurta, sakatat kolestrolü fırlatıyor aman yemeyin ölürsünüz! diye korkuttular. İnsanlar ağızlarına sürmedi korkularından. Yerine içinde jelatin olan, bakterinin bile üremediği margarinler yer aldı sofralarda. Sonra, "Ayyy pardon o bilgi yanlışmış yiyin gari" dediler.

Zavallı halk kooosskocaa profesörlerden daha iyi bilecek değillerdi ya.

 Bir ülke vardı;

Günlerden birgün kuş gribi geldi bu ülkeye.

Medya nasıl panik!

Beyaz astronot gibi giyimli bilgili adamlar tavukların ayaklarından çuvala tıkıp tıkıp imha ettiler. Halk korktu. Köylü bacım canım yerli ırk tavukları imha ettirdi, gitti reklamı yapılan virüssüz banvit tavuk, yumurta aldı afiyetle yedi. Ne de olsa koskoca gazeteci reklamında onu tavsiye etmiş fabrikasını gezdirmiş garanti vermişti.

Halk kooskoocaa gazeteciden daha iyi bilecek değildi ya.

 Bir ülke vardı;

Dağı bayırı güzelim zeytin ağaçlarıyla doluydu ama zeytinyağı yanınca kanserojen yapıyormuş.

Ayçiçek yağının faydalarını, yiyince nasıl hafiflediğini ve havalara uçtuğunu anlatan reklamları izleyen bacım ürettiği zeytinyağını satıp gitti ayçiçeğimsi yağa benzeyen ürün aldı.

Ne de olsa TV ondan daha iyi bilirdi.

 Bir ülke vardı;

Kadın doğum uzmanları başladı söze.

Avrupa’da doğurdukları çocuk başına para ödenirken Türkiye’de kapı kapı dolaşıp prezervatif dağıttılar.

Normal doğumun çarşaf çarşaf risklerini sezeryenin rahatlığını anlattılar. “Napalım doğurmayalım mı?”

“Sana gün saat verelim, bavulunu, tacını, rujunu, tüllü süslü terliğini sakın unutma ama. Sen şu saatte gel 15 dk sürmez prensesss usulu doğum yaptırırız sana.” dediler.

Koooskocaa doktordan daha iyi bilecek değillerdi ya.

 ŞİMDİ O ÜLKEDE;

Covid-19 diye bir virüs var. Dünya’dan sonra buraya da ziyarete geldi.

Medyadan yönetilen halk geçmiş tv başına Prof’un biri bir gün ‘maskeyi tak’ diyor, takıyor. Öbürü başka bir gün ‘çıkart’ diyor hoopp çıkarıyor.

Papağan gibi koooskoca proflar çıkıp maske-mesafe-hijyen diyor. Ezberlemiş herkes yolda, iş de her yerde marş gibi söylüyorlar. Millet de ağzı açık dinliyor.

Biri de ‘bağışıklık sistemi nasıl kuvvetlenir’ diye anlatmıyor. Takviye ürünleri, doğanın bize bahşettiği alternatif tıbbı, sağlıklı kalmanın yollarını göstermiyor.

İlginçtir ki bu virüs ve ölüm en çok camide, cenazede ve insanların örfünü adetini uyguladığı düğün dernek mevlüt sünnet okullarda geziyor ama sahillerin turistlerin bir arada zevkü sefa yaptığı yerlerin yolunu bile bilmiyor.

Halk yürüyen çelişkiye döndü. Sanki ölüm, hastalık ilk defa yeryüzüne indi. Kanser, otizm, kalp yetmezliği gibi bütün hastalıklar silinmiş yer yüzünden. Daha düne kadar korktukları deprem gerçeğini bile unuttular.

Eeee yani gos goca medyadan daha iyi bilecekler değil ya.

 ESKİDEN O ÜLKEDE;

Kuran'ın ilk emri OKU!

Marşının ilk kıtası KORKMA! diye başlardı.

Çalışkan, akıl feraseti açık, fıtratı bozulmamış, ilim irfan sahibi Anadolu Kadınları vardı. Diploması yoktu duvarda ama kuranı asılıydı ilmihali vardı. Ama öyle süs olsun falan diye değil. Hisleri kuvvetliydi iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt edebilirdi. Ne yediğini, yedirdiğini sorgulardı. Bir iş tutarken “el benim elim değil Fatıma Anamın eli olsun” der besmeleyle başlardı. Çok güçlüydü, dimdikti Anadolu Kadını.

Bu kadına yarenlik eden erkekte ADAM’dı. Gören çekinir kendine çeki düzen verirdi. Evinin rızkını temin edip emanetlerini her türlü fitneden korurdu. Bağrının kılını falan lazerle yaktırmazdı. Çocuğunun, karısının oyuncağı olmazdı. Öyle bir beleş araba için kendini ekrana atıp olmayan şaklabanlıkları yapmazdı.       

 Ne mi oldu bunlara?

Yıllardır önüne koyduklarını yiye yiye, içe içe, aklına girdiklerini sindire sindire fıtrat yok oldu. Epifiz bezi diye bir şey kalmadı. His yok oldu. Ar damarı çatlayalı yıllar yıllar oldu.

Bunları görüp, uyaranlar "cahil ordusu" "bağnaz" "geri kafalı" oldular.

‘Devlet-i Âlâyı beğenmiyon mu bakim sen?’ dediler.

 Hâlâ da öyle diyolar...

 Korona mı daha korkunç, Korona sebebiyle kurulan yeni dünya düzeni mi daha korkunç? Bunu önümüzdeki zaman gösterecek.

 Korana var olduğu için dünyada sistemler değişmiyor, sistemler değiştiği için korona var.

 Yeni dünya düzeninin korona veya benzeri korku salgınlarına ihtiyacı var.

Korona kitleleri pasifleştiren, korkutarak sindiren, otomasyona bağlanmış sürüler elde etmek için standart ve tek tip düşünmeye iten, kardeşçe evlat anne baba olarak sevgi ve muhabbetle sarılmayı bile korkutarak elinden alan kendi söylediklerine itaati ve kabullenmeyi ön plana alan bir araç olma yolunda büyük başarı elde etti.

 

Dr. İsmail Dinç ten Alıntıdır..

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güngör Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

İzmitli - Şahane bir yazı olmuş. Zeytinyağlı yiyemem aman türküsü de o yıllarda Marshall Planı'na uyulsun diye halkı kandırmak için ısmarlama bir türküdür.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 22 Eylül 23:38


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi