Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,7896
Euro 9,2940
Altın 453,11

Perşembenin gelişi...

Çarşambadan bellidir neyin geleceği, neyin ne olacağı.

Ancak bizler başımıza gelen her negatif olayın suçunu başkalarında, başka olaylarda aramayı ya kolaylık sayarız ya da kendimizi avuturuz.

Aklı yerinde olan her bilinçli insan bilir ki; yol belli, ayrımlar belli, sen seçeceksin, tercihine göre ilerleyeceksin.

"Oğlum Bekir! Dedim kendi kendime. Yolu yok çekeceksin, isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli. Eğ başını usul usul yürü şimdi.

O gün bugündür usul usul yürüyorum işte..." Çok sevdiğim bir Zeki Demirkubuz filmi olan Masumiyet'te Haluk Bilginer'in o çok meşhur tiradındaki gibi; seçtiğin yolu kader bilmek, mukadderata bağlamak değil demek istediğim. Hangi yolu seçeceğimizi biz belirler, suçu kadere atabiliriz bazen.

Bu kural insan ilişkilerinin en temel başlangıç yeri olan aile ilişkilerinde de böyledir, arkadaş seçimimizde de beraberliklerimizde de, iş hayatımızda da, en küçük idari yönetimden devletin en üst kademelerine halka hizmet için başa gelen siyasetçi, bürokrat, devlet adamları seçimlerimizde de böyledir.

Siyasetçilerden farklı olarak bürokratlar seçimle değil atama ile belirlense de belli bir rüzgarın etkisi ve gidişat ile aslında onları da biz seçmekteyiz. Tercih bizimdir, karar bizimdir. Verdiğimiz oyların kısa vadede fiyat performans karşılaştırmasının, yani o anlık menfaatimiz için onu gerektirmesinin, uzun vadede nelere yol açabileceğini biliriz. Sonra konduramadım kandırıldım demek, tamamen kendimizi kandırmaktır.

Arkadaşlık ilişkilerimize bakarsak; bazılarımız mesafeyi ayarlayamayıp en olmayacak kişilerle fazla samimi olabilmekteyiz. Baştan anlayamazsınız bazen. Ruh sağlığı yerinde midir yoksa gözleri mi boyamaktadır, gizliden yaptıkları ile dışarıya oynanılan mükemmel insan rolleri asla örtüşmemektedir. Hayır efendim. En baştan anlarsınız. Konduramazsınız. Sezen Aksu'nun "konduramadım" şarkısı tam bir ironidir bu bağlamda. Siyasette de böyledir, neyin ne sonuçlar doğuracağı bilinir, önceden kestirilir. Bir gün bakarsınız, olmaz dediğimiz her şey olmuştur. Sürpriz midir? Bence değildir.

Siyaset demişken, ülke gündemine bakarsak son bir kaç gündür neler olduğuna; bir Youtube kanalındaki söyleşide şarkıcı ve söz yazarı Sinan Akçıl her ne kadar ülkemizin en büyük probleminin sosyal medya kirliliği olduğunu, insanların birbirine hakaret edebilme hakkını nerden kendilerinde bulduklarını merak ettiğini belirtse de, yapımcı ve sunucu bunun sebebini ekonomik çıkmaz ve imkansızlıklar diye alt perdeden hatırlatmıştır, farklı ve doğru bakış açısıyla. Bence de ülkemizde her problem gözüken olayın derinine indiğimizde; ne acıdır ki ekonomik sebepler, imkansızlıklar, çaresizlikler bu olayların gerçek sebebidir. Ve tabii ki sınıflar arasındaki büyüyen ekonomik uçurum.

Ama ekonomi bakanımız dolara bakmayın demiştir. Bakmıyoruz.

Sağlık bakanımız hasta sayısına bakmayın, çünkü belirti göstermeyen ama testi pozitif çıkan vakalar turkuaz tabloda yer almamaktadır demiştir. Ona da bakmıyoruz.

Online eğitimde çok öğrenci bağlanmış, bu sebepten bilgisayar sisteminde kısa süreli çöküş yaşanmıştır. Eğitime de bakmıyoruz.

Biz bence en iyisi kendimize bakalım. Kendi ruh sağlığımıza, iç huzurumuza iyi gelecek onu besleyecek uğraşlar bulalım. Başka hiç bir şeye bakamıyoruz. Kendimizi mutlu etmeye bakalım. Diyeceğim de... Bu da nasıl olacak bilemiyorum. Polyannacılık oynamayı severim çünkü düşündüğün şey, dışa yansıttığın ışığın, sonunda gerçek olur. Ne düşünürsen o olur, çevrende de öyle bir algı yaratır. Değişim dıştan değil, içten yani kalpten başlar. Kalbin paslı, dışın cilalı olmaz. Sırıtır. Perşembenin gelişi gerçekten de çarşambadan belliyse, şu andan itibaren hepimiz için gün çarşamba olsun. Üstelik, perşembenin gelişi salıyı hiç ilgilendirmez diyen komik sosyal medya paylaşımlarına kanmayın. İlgilendirmez mi hiç? Her gün bir bütünün, bir zincirin halkasıysa, başımıza gelen her şey bir sonraki adımımız için kılavuz olacaktır. İyi hissedelim, pozitif enerji yayalım etrafımıza.

Son yıllarda yaşanılan bütün bu şiddet, nefret hiç olmamış gibi davranalım demiyorum. Bundan sonra yeni bir sayfa açalım hayatımızda. Eksik olan, bozuk olan ne varsa düzelecektir zamanla buna inanıyorum. Sürekli olumsuzluğu düşünmek olumsuzluğu getirir, çığ gibi artarak hem de. Bu eksik ve bozuk olan şeyleri de akılcı bir yolla, zamanı geldiğinde elimizden ne geliyorsa yapacağımızı da bilerek düzeltelim, hiç olmazsa düzelteceğimizi umalım. Beşer şaşar demişler. Hayır. Şaşmasın artık bence bu beşerler. Adımlarımızı da düzgün atalım artık, güzel yaşamak istiyorsak. Mutlu olmak istiyorsak.

Ne güzel bir şarkıdır:

Bundan böyle düşünerek atın adımlarınızı.

Elbet bir gün mutluluktan yana alırız payımızı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Hasan K. - Cok doğru yazmışsaınız Sn. Tuna hanım yazılarınızı eşim ve kızımla takip ediyoruz saygılar

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 02 Ekim 18:57


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi