Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,1541
Euro 9,6523
Altın 499,52

Yengeç sepetinde yengeç olmak..!

Kapak yok. Kovanın üstü açık ve büyük kıskaçlarınızla hareket edip kovadan kurtulabilme yetiniz var. Kaçamıyorsunuz. Çünkü diğer yengeçler bu eyleminizi fark edip sizi yakalıyor ve kovanın içine geri çekiyor.

Böylece hiçbir yere gidemeyip, kalıyorsunuz o kovada. Tek yengeç kovadan kolayca çıkabilir ancak kova kalabalıklaştıkça bu iş imkansızlaşır.

Sonunda da öğrenilmiş çaresizlikle beraber, artık çıkamayacağınızı düşünüp kaçma planı yapmazsınız.

"Ben sahip değilsem sen de olamazsın. Ben başaramıyorsam sen de başaramazsın" anlayışıdır bu ve Filipinliler arasında popüler olan bir kavramdır.

Ülkemizde çok sık yaşanılan bir durumdur yengeç sepeti sendromu. En başta ailede, akrabalar arasında daha sonra okulda, en sonra da iş ve sosyal hayatta yaşanır.

Sürüden ayrılmak isteyen insanların arkasındaki gözü yaşlı bir ana baba bize duygusal bir sevgi gibi gelse de bazen içten içe ben yapamadım sen de yapma, ben başaramadım sen de başarma dürtüsüdür aslında.

Okulda da başarılı olamayınca tek çözümün başarılılara çelme takma, onları da başarısız yapma isteği ile kendi tembelliğini, başarısızlığını örtme eylemidir.

Sosyal hayatımızda ise sivrilen insanlara ket vurma, psikolojik manipülasyon ile kendini gösterebilir.

En büyük hayali tiyatrocu olmak isteyen bir insana " Sen yapamayabilirsin, zorluklarını bilmiyor musun? Tiyatrocular aç kalıyor, sen başka bir şeyler bak." diyenler oluyorsa bu yengeç sepeti sendromudur.

Belki de oscarlık bir oyuncuyu mutsuz, ilaçları sevmeyen bir eczacı yaptın tek bir lafınla. Veya şehir değiştirmek isteyen birine "Nasıl yapacaksın oralarda, sen burada rahatsın kal işte" diyen biri emin olun o sepetin sahte konforunu cennet zanneden belki de kovaya düşen ilk yengeçtir.

Halbuki hazır kendi gibi yengeçler yokken kurtulabilirdi kovadan. İşte o yengeç yanındakileri aşağı çekip, kimse kurtulmasın, yükselmesin, özgür ve mutlu olmasın, kendinden bir adım üstte olmasın derdinde.

"Ben kendimi kurtarayım" yok. İllaki milletle zoru. Biraz oynak, fingirdek bir kadının kendi yapınca sevilip beğenilmesi başka kadın yaparsa "her kuşun eti yenmez biraz ağır ol, yapma" demesidir tam olarak.

İş yerlerine gelirsek, zaten yengeç sendromunun en büyük semptomları burada görülür. Bazen üst bile astını kıskanabilir, bilir ondan daha başarılı olacak, hep personel kalsın yükselemesin diye çabalar.

Bunu bazen yaptığı güzel işleri görmezden gelerek, kimselere göstermeyerek, bazen de psikolojik baskı ile yapabilir.

Konuşmalarında onun çok da başarılı olamadığından dem vurarak.

Şu sıralar en büyük yengeç sepeti sendromu bizim yerel basında yaşanmaktadır. Kovadayken sorun yoktu kraldı, ağaydı, paşaydı, duayendi.

Kafayı kaldırıp bir çıkmak istedi, kendi gibi asi, gerçekleri gören, söylemekten çekinmeyen biriyle el ele verip çıktılar kovadan.

Başardılar. Ve gerçekten kısa sürede sıfırdan çok da başarılı oldular.

Aman Allah’ım ne büyük olay oldu. Ne geçmişleri kaldı didik didik edilmeyen, kendi kabul ettiği hatalarını temcit pilavı gibi yüzüne vura vura, akıllarınca tekrar o kovaya çekmek istediler.

Ama olmaz artık yengeç kurtuldu bir kere sürüden.

Kendilerini de kurtarsalar halbuki. Çıksana o kovadan, bir özgür hür iradenle yazsana şu yazılarını.

Ekmek her zaman bulunur, özgür ve onurlu olmak mutlulukların en büyüğüdür. Sahte konforlarda ömür tüketmeyin.

Yok. O zaman yengeç sepeti sendromu olmaz ki. Hep beraber o kovada kalmak varken. Kurtulup başarılı olanı dibe çekip eşitlenme hissi varken.

Kim ne derse desin toplumumuzun ileri gidememesinin en büyük sebeplerinden biri yengeç sepeti sendromudur.

Tek bir olumsuz lafımızla bir hayatın yönünü değiştirebiliriz, çünkü biz başaramıyorsak sen de başaramazsın.

En ünlü ve başarılı insanlar o kovadan arkalarına bakmadan çıkanlardır. Kasap mı olucan deriz, Nusret olur. Cimnastik mi yapıcan deriz, Naim Süleymanoğlu olur. Ülkeyi sen mi kurtarıcan boşver deriz, Atatürk olur.

Bu lafım gençlere; güzel bir hedefiniz varsa, başaracağınıza inanıyorsanız, olumsuz sözleri en yakınınız bile olsa dinlemeyiniz.

Sağlam adımlarla hedefinize ilerleyiniz.

Bu hayat bir kerelik, başka yok. Sonra kafanızı çok vurursunuz.

 En büyük pişmanlık yaptığınız hatalar değildir. Yapamadığınız hatalardır. Hatalar tecrübedir, hayat; tecrübelerin totalidir.

Hiçbir şey yapmadan, hata bile yapmadan yaşanılmış hayat, hayat değildir.

Hatalarla dolu, derslerin alındığı, mutlu, keyifli, özgür günler dilerim hepinize.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi