Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,4806
Euro 9,0392
Altın 442,06

Gidiyorum şimdi elimde ÇANTA...

Bir çanta krizidir gidiyor.

Fransız mı Fransız.

Hermes mi Hermes.

Olayın başlangıcı; Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ırkçı söylemleri. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlara ait iş yerleri, evler, okullar hemen her gün faşist grupların saldırısına uğruyor.

Buradan milletime sesleniyorum. Sakın Fransız markalarına asla itimat etmeyin, bunları satın almayın." dedi.

Valla zaten halk ufak bir araştırma yaptı markaları, alacağı iki adet Fransız ürünü var. Yoğurt ve belki kozmetik ürünü.

Onların da muadilleri, çok daha uygunları seçip alınıyor artık bu ekonomik dar boğazda, işsizlikte, pandemide.

Askıda ekmekten söz ediliyorken ki demek insanlar zorda, sıkıntıda, zaten almıyoruz Fransız ürünlerinden. Buraya kadar tamam.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın Fransız ürünlerine boykot çağrısına "vatandaşta Fransız malı alacak hal mi kaldı?

Boykotu sen uygularsın, saray sosyetesi uygular. Fransız uçakları var, hemen satsın. Emine Hanım'ın 50 bin euroluk bir çantası var onu da Saray'ın bahçesinde yaksın." diye karşılık verdi.

Erdoğan'dan yanıt ise gecikmedi. "Bay Kemal eşimle ilgili bazı laflar etti. Sende zerre kadar yürek varsa sen benimle ilgili konuş, eşimle ilgili konuşma." Dedi.

Kılıçdaroğlu bu sefer çok daha sert bir yanıt verdi. "50 bin dolarlık çanta ile askıda ekmeğin tartışılması hepimizin ortak düşüncesini oluşturmalı. Bir tarafta askıda ekmek var, bir tarafta 50 bin dolarlık çanta… Nedir Allah aşkına bu! Ben bunu eleştiremeyecek miyim? Dünyanın her tarafından ülkeyi yönetenler eşleriyle birlikte toplumun gözündedir. Onlar da topluma örnek olmak zorundadır.

Saray sosyetesi diye bir sınıf çıktı ortaya. Yeter artık ya… Sen taşıyacaksın 50 bin dolarlık çantayı, ben ağzıma bant çekeceğim! Niçin? Hangi gerekçeyle? Benimle konuş… Seninle konuşuyorum, cesaretin varsa gel, yüreğin varsa gel. Boyun var, posun var. Niye karşıma çıkmıyorsun?" Dedi.

İki siyasetçi arasındaki tartışma basına da sıçradı. Gazeteci Hande Fırat Hürriyet'teki köşe yazısında "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan çantalara asla büyük paralar vermiyor.

Marka çanta kullanmamaya özen gösteriyor, yani iddia edildiği gibi büyük rakamlara çanta alınmıyor. Daha çok yerli malını tercih ediyor. Orijinalin yerine çakma yani imitasyonlarını alıyor.” diye belirtti.

Övüyor mu sövüyor mu belli değil. Cumhurbaşkanı eşinin sahte çanta kullanması daha büyük rezalet değilmiş gibi bir bahane.

Tüm bu gelişmeleri şaşkınlıkla izleyen bizler de ayın sonunu anca getirmeye, çarkı çevirmeye bakıyoruz. Emeklilikte yaşa takılanlar, bir umut haberlere bakıyoruz, e-devletten orda miktarı belli, kendisi belli, 25-30 yıl primini ödediğimiz, alamadığımız, "Yedi Uyuyanlar" gibi duran maaşlarımıza bakıyoruz. Aklımıza Fransız markası almak asla gelmiyor zaten. Ne demişler; zenginin malı züğürdün çenesini yorar.

Biraz önce internette dolanırken sosyal güvenlik uzmanı, gazeteci, yazar Ali Tezel'in bir konuşmasına denk geldim. "Siyasi duruşunuza göre oyunuzu vermeyin. Size ne adam laikse, Atatürkçüyse kendine laik. Ya da alnı secdeye değiyor, size ne, Allah kabul etsin. Siz pastayı nasıl pay ediyor, vergilerimizden sağlanan gelirleri hangi önceliğe göre dağıtıyor, ona bakacaksınız. Önceliği emekçinin hakkı mı, istihdam sağladığı düşünülen üç beş büyük iş adamı mı ona bakacaksınız. Siz kimsiniz ona bakın. Emekçi iseniz ona göre yön belirleyin. Ekonominize göre sizi yönetenleri seçin, diğer şeyler teferruattır." Demiştir. Çok da doğru bir söylem olduğunu düşünüyorum.

Her iki tarafın da çocukluğunda büyüdüğü aileye ve çevreye göre siyasi duruşunun şekillendiğinin farkındayım. Bazen aşırı uçlara doğru kaydıklarında ne yalan söyleyeyim aynı olduklarının bilincindeyim. Yok birbirlerinden bir farkı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda aşırı sol görüşlü bir milletvekilinin attığı tweeti aynen aktarıyorum. "Bugün görmemiz gereken; Cumhuriyet'in tüm kazanımlarının, sembollerinin, özellikle bu hükümet tarafından yok edildiğini görmek ve yeniden kazanmak, daha güçlü kurmak için mücadele etmek gerekliliğidir.

Kutlama, ancak bu gerçekliğin kabulü ile başlayacak bir mücadeleden sonra gelir." Yani bahanesi, gerekçesi, kendine göre haklılığı ne olursa olsun kutlamamış. Bir " Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun" diyememiş.

Tıpkı her gün sürekli paylaşım yapıp, Cumhuriyet Bayramı'nda her yer kıpkırmızı oluyor diye o gün sosyal medyaya girmeyen aşırı dindar bir grup gibi. Yanılıyor muyum bilmiyorum ama benim gözümde aynı kefedeler.

Bize düşen; milli ve manevi değerlerimizin bütünü ile yaşamak. Hepsine sahip çıkmak.

Bodoslama değil, neyin neden olduğunu sorgulayarak, karşınızdakinin yerine kendinizi koyarak, tüm değerlerinizin hepsine sahip çıkarak geçireceğiniz güzel günleriniz olsun...

Aklımdaysa hala çanta krizi. Şarkıdaki gibi. Gidiyorum şimdi elimde ÇANTA. Tüm bağlantımı kestim şu anda...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Alperen - ssk soyulurken alkışlayan bu gün ağlamasın eyt ye el kaldıran bekir yurdagül ama suçlu başka

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 03 Kasım 13:38


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi