Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,4806
Euro 9,0392
Altın 442,06

Köfte ve ayran...

30 Ekim'de Ege Denizi'nde gerçekleşen 6.6 büyüklüğünde bildirilen, ancak en son Kandilli Rasathanesi'nin 6.9 olarak güncellediği deprem, İzmir'de 17 binanın çökmesine ve onlarca, yüzlerce binanın da hasar almasına sebep oldu.

Deprem ülkesiyiz ancak tedbir, önlem almak yok. Göz göre göre gelen bu felakete kader, mukadderat diyebilir miyiz? Depremler yüz yıllar boyu olmuş ve olacak. Japonya'da çok daha güçlü ve uzun süreli depremlerde kimsenin burnu bile kanamazken, biz 2020 yılında hala kader diyoruz.

Binalar müteahhitler tarafından yapılırken düzgün yapılmazsa, denetleyenler neye göre denetliyorsa, imar izni verenler neye bakıyorsa, yıkılınca Allah'tan deniyor. Deprem öldürmüyor, binalar öldürüyor. Bu kadar da net. İzmir'de evlerin yıkıldığı bölgenin zemini hep bataklık.

Çoğu da 20-30 yıllık binalar. Yıkılan Doğanlar ve Rıza Bey apartmanları hakkında ilçe belediyesinin 2012 ve 2018 yıllarında çürük raporu verdiği ortaya çıktı. Doğanlar Apartmanı’nın eski yöneticisi, daire sakinlerinin anlaşmazlığa düşmesi sebebiyle görevi bıraktığını söyledi.

Raporda zeminde 3. derece sıvılaşma olduğu söylendi. Rıza Bey Apartmanı’nda da durum pek farklı değil. Çoğunlukla kiracılar oturuyor. Bilerek kiraya veren için de ne büyük vebal.

Kocaeli de 21 yıl önce asrın felaketini, büyük depremi yaşamıştır. Nice binalar yıkıldı, aileler dağıldı, çocuklar ana babasız, ana babalar çocuksuz kaldı.

Ders alındı mı? Yeni ve olacağı kesin diye söylenen Büyük Marmara Depremi'ne hazır mıyız? Şehir içindeki en az kırk yıllık yüksek katlı, boyalı, makyajlı, birbirine yaslanmış ya da birbirinden ayrılmış binalarımızla depreme hazır mıyız?

Kiraya vermekle, satıp kurtulmakla bitiyor mu? 21 yılda bir kentsel dönüşüm yapılamaz mıydı? 21 yıldır toplanan, her bir harcama kaleminden alınan deprem vergileriyle riski büyük olan şehirler yeniden yapılamaz mıydı?

Zaman çoktu, bence yüklü bir vergi geliri de vardı. Yapılamadı. Şimdi zaman dar, bütçe yok. Bir felaket olursa kader, mukadderat mı?

17 Ağustos 1999 depreminde henüz enkaz çalışmaları sürerken, emeklilikte yaş sınırı yasasını koyup, hali hazırdaki bir kanunu geriye doğru işletmişlerdi. Anayasada kanunlar geriye işlemez.

30 Ekim 2020 Ege Denizi depreminde de enkaz çalışmaları devam ederken, işçilerin tazminat haklarıyla ilgili yasa tasarıları, görüşmeler sürüyor.

Değişen hiç bir şey yok anlayacağınız. Partiler, iktidarlar değişse de olan hep çalışana, emekçiye oluyor.

İzmir'de depremden 91 saat sonra enkazdan çıkarılan 3 yaşındaki minik mucize. Ayda Gezgin. Ambulansa binerken söylediği ilk kelime "anne". Maalesef annesi kurtarılamadı. Senin meleğini ayırdılar senden güzel kızım. Kader değil, mukadderat değil. Öz cehalet. Bilgisizlik, kurnazcılık.

Çok güçlü ve çok güzel bir kadın olacaksın sen.

Her şey geçecek. Meleğinle beraber büyüme hakkının elinden alınmışlığı dışında güzel kızım. Ambulansta ilk istediği şey yemek.

Köfte ve ayran. O gün abisini kreşe bırakıp kasaptan kıyma almışlar. Annesi elleriyle ona köfteler hazırlamış ancak yemek kısmet olmamış. Çocuklarda zaman kavramı yoktur. Enkaz altında onca geçirdiği saatten sonra ve açlığın etkisiyle, köfte ve ayran derken, annesinin yaptıklarını sayıkladı.

Acının tarifi yok. 3 yaşındaki Elif Perinçek de enkazda 65 saat bekledikten sonra kurtarıldı. Bu yazıyı yazarken 114 can kaybı, 137 tedavisi süren yaralı vardı. Arama kurtarma ekipleri çalışmalarını tamamladı.

Sosyal medya sayesinde tüm yaşananlar anında görüntülendi. Bunun iyi yanlarından biri de; İzmir'de deprem bölgesinden topladığı erzak ürünlerini marketinde sattığı iddiasıyla gözaltına alınan şahıs tutuklandı.

Çadırlarda ve dışarda kalan vatandaşlarımız için dağıtılan battaniyeleri yüklenmiş evlerine götüren kadınlar afişe edildi. Sosyal medyanın kötü yanı; enkazdan çıkartılan bebeklerin, insanların, onların rıza, izin ve inisiyatifleri dışında fotoğraf ve videolarının herkes tarafından paylaşılması.

Twitter ve instagramı aktif kullanan ben de, olayın mutluluğuyla bu büyük hatayı yaptım. Bundan sonra biraz daha dikkat etmeliyiz ancak kötü örneklerin, yardımların kötüye kullanılmasının afişe edilmesi için sosyal medyanın yararı tartışılmaz.

Sosyal medyada, twitterda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: "Ayda'nın acıyan bir yeri yok" demiş. Elbette tüm iyi niyetiyle söylemiş. Ancak, her şeyi fiziksel olarak algılamamalıyız. Evinin yıkılması ve annesinin ölmesi acısı var. Toz pembe gibi gösterilmeye çalışılsa da durum öyle değil.

Yine sosyal medyada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Keşke bir kaç metre kare fazla pay alma uğruna riskli binalarda oturmak tercih edilmeseydi, keşke yıllar önce çöken binaların durumu kontrol edilseydi." dedi.

Buna cevap niteliğinde soru, oyuncu Fırat Tanış'tan geldi: "17 yılda depremle ilgili verilen 58 araştırma önergesinin, iktidarın oylarıyla reddedildiğini biliyor musunuz?"

Para, güç, iktidar hırsı, mal, mülk, zenginlik hırsı, ev, araba, kendini diğerinden üstün görme hırsı, ego savaşları beyhudedir.

Senin belediye başkanın şöyle, benim belediye başkanım böyle, senin yaptığın iş şöyle, benimki böyle.

Minik bedenler enkazdan tekbirlerle çıkartılırken her zamanki gibi yine saflara ayrıldık. Dur sana laf çarpayım öne geçeyim, dur ben de sana bir laf diyeyim dini öğreteyim. Her iki taraf için de söylüyorum; kimse kimsenin doğup büyüdüğü ailenin ve çevrenin fikirlerinin dayatılmasına, manipülasyona maruz kalmak zorunda değildir.

Belki de hasbelkader o yöne evrildiniz her iki taraf. Bu öne çıkma, üste çıkma çabası niye? Üstelik hoşgörü dininde.

Gerçek problemimiz, daha doğrusu olması gereken; para kaynaklarının yerinde kullanılması ve hayati öneme sahip mesleklerde hatanın, iş bilmezliğin affedilmemesi olmalıdır.

Diğer ego ve taraf savaşları fasa fisodur. Gerçek sorunumuzu unutturmamalıdır.

Minik Ayda'nın ilk isteği kadar basittir oysa yaşam. Dünya bu kadardır.

Açlık ve susuzluktur. Köfte ve ayrandır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

RÖNGEN - Depremi durdurma şansınız var mı ? Vadı da biz mi yapmadık..Ölüm bu işin fıtratında var.

Yanıtla . 0Beğen . 3Beğenme 06 Kasım 08:18


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi