Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,7689
Euro 9,3143
Altın 442,54

Jung diye bilim adamı var mı abla?

Üç dört gündür hepimiz sosyolog olduk, analiz yapıyoruz. Kayıtsız kalamıyorsunuz, herkes bu Netflix yerli yapım dizisini konuşuyor. Sosyolojiye olan ilgim ve yerli yapımlara olan aşkım sebebiyle ilk duyduğum gün bir bakayım dedim ve kendimi 1. sezonun 8 bölümünü de soluksuz bitirmiş olarak buldum. Bir Başkadır adlı diziden bahsediyorum, bir başkadır benim memleketim şarkısını çağrıştıran. Berkun Oya senaristliğini ve yönetmenliğini yapmış. Öykü Karayel, Funda Eryiğit, Fatih Artman, Alican Yücesoy, Settar Tanrıöğen, Tülin Özen, Defne Kayalar, Nesrin Cevadzade, Bige Önal, Derya Karadaş, Nur Sürer, Sinan Tuzcu oynamışlar, inanılmaz oyunculuklarıyla. Bir yumruk olup çarptı adeta, herkes kendini ve yakın çevresini dizi karakterlerinde buldu. Çünkü bizi anlatıyor. Çok abartıldı diyenler de var tabii ama ben tek kelime ile ba-yıl-dım.

İlk bakışta laik-muhafazakar çatışması gibi dursa da, asla konu tamamen bu değil. Bütün çatışmalarımıza, ayrıştırmalarımıza, ötekileştirmelerimize ayna tutuyor. Zengin-fakir ayrımımız, okumuş-okumamış ayrımlarımız ve Türk-Kürt etnik köken ayrımcılığımız çok net yüzümüze vuruluyor bu dizide. Şimdiye kadar hiç bir dizide izlemediğimiz kadar hem de.

Yazılarımı takip edenler bilirler, her türlü ayrımcılığa karşı çıkıp, mutlaka empati kurmalı yani kendimizi karşı karşıya geldiğimiz kişinin yerine koymaya çalışmalı, baskıcı olanlara karşı ise dik durmalıyız diye yazdım çoğu yazımda. Kimse kimsenin doğduğu ailenin, büyüdüğü ve yaşadığı çevrenin öğretileriyle yaşamak zorunda değil demiştim ayrıca. Başkaları değil. Peki kendimiz? Doğduğumuz ve büyüdüklerimizle yaşarken seçimlerimizi kendimiz mi yapıyoruz? Yoksa bir şekilde mecbur mu bırakılıyoruz kendi seçimimizmiş gibi üstelik. İşte bu sorguyu taraf gözetmeden, objektif bir dille, ince ince dokuyarak, kitap okur gibi anlatmış dizi. Sanki bir Netflix dizisi değil de Nuri Bilge Ceylan'ın festival filmlerinden hissi ile. Çatışma sadece kendimizce ayırdığımız sınıflar arası değil üstelik, kendi içimizden, kendi sözüm ona sınıfımızdan insanlarla da çatışıyoruz. Bir nevi dizi izliyor gibi değil de, canlandırdıkları karakterler ile tanışıyoruz oyuncuların. Ve bu tanışıklık, izlerken giderek daha çok tanıma ve iç dünyalarına girmek oluyor zaman ilerledikçe. Peki bu her tipte insanın yolu bir şekilde birbiriyle kesişirse neler olur? Dizi tam da bunu anlatıyor. Bazı bölümlerin sonlarında verilen 80'li yıllar Türkiye'si görüntüleri, özenle seçilmiş müzikleri ve piyanosunun başındaki Ferdi Özbeğen'in yine 80'li yıllardaki muhteşem İzmir Fuarı konserinden o anki duruma uyan şarkı ile boğaza öküz oturmuş hissi veriyor. Ama asla melankolik değil. Ferdi Özbeğen en güzel seçim. Ne tam doğu, ne tam batı.

Gündüzüm seninle, gecem seninle.
Beyhude geçti bu ömrüm derdinle.
Aşkımı bir sır gibi senelerdir sakladım.
Geceleri rüyamda ismini sayıkladım.

Meryem; başörtülü, muhafazakar yetişmiş, köyden İstanbul’a gelip yerleşmiş, okuyamamış, maddi durumları kötü bir aileden, gencecik, güzeller güzeli bir kız. Psikolojik sorunları olan yengesi, baskıcı abisi ve iki yeğeniyle yaşıyor. Abisinden ve yaşadığı çevreden öyle gördüğü üzere her şeyini caminin imamına danışıyor. Sık sık bayılma nöbetleri geçiriyor. Birilerinin tavsiyesi üzerine psikiyatriste gitmeye karar veriyor, tabiiki de hocaya danışarak, onun da "bir kere git bir bak, olanları da bana anlat" icazetini aldıktan sonra.

Psikiyatr Peri; Çok iyi eğitimli, Robert Kolejler, Amerika'da okullar, yüksek lisanslar. Ancak laiklik, seküler yaşantı saplantılı. Kendini ve aklınca kendi gibileri en üstte bir sınıfa koymuş, geri kalan herkes çok insan gibi de değil, hatta en derininde büyük bir öfke var başı kapalılara karşı. Yalıda yaşayan ve tahmininiz üzere sadece böyle bir öğretiyi sunan ailesi, özellikle annesi sebebiyle. Bir kaç seans sonra elinde kendi yaptığı bir koca tepsi kıymalı börekle gelen Meryem, Peri'nin içsel uyanışına sebep oluyor aslında.

Gülbin; Peri'nin psikiyatrı. Bir psikiyatr da bir diğerine ihtiyaç duyabilir. Gülbin, Peri'nin insanları sınıflandırmasına içinden kızgın. "Takmış kızın tesettürüne, kendi kafasında çuvalla geziyor farkında değil" diyor. Çuval burda manidar. Ama farkında olmadan ona kızdığı şeyi yapıyor, öfkeli ve kategorize edici yaklaşıyor o da. Tarafsızlığını taraf tutarak yansıtıyor. Gülbin'in ablasının karakteri ile siyasal islam çağrışımı yapılmış gibi. Gülbin karakteri ile de özgürlükçü ve eşitlikçi kesim. İki kız kardeşin kavgaları ve birbirlerine söyledikleri bunu doğrular nitelikte.

Yasin; Meryem'in abisi. Özündeki duygusallığı, ailenin erkeği rolü ve tüm sorumluluğu üstlenmesi sebebiyle katı görünerek örtmeye çalışıyor. Sıkışınca bağırarak üste çıkması ve çevresindeki herkesi bastırmaya çalışması özgüvensizliğinden. Oldukça dindar ve her planını cami hocasına danışıp yapıyor.

Ruhiye; Yasin'in eşi. Geçmişinde yaşadığı kötü bir olayla ve o kişiyle yüzleşememesi sebebiyle majör depresyonda, ancak yaşadığı çevrede adı deliye çıkmış bir kadın. Ruhsal bunalımı sebebiyle Ruhiye ismi de tam duruma uygun.

Tüm karakterleri tek tek yazarak ve diziyi anlatarak, henüz izlemeyenlere saygısızlık etmek istemediğimden ve spoiler vermek istemediğimden, beni en etkileyen sahneleri üstü hafifçe kapalı yazmak istiyorum.

1- Meryem'in Peri'ye "Jung diye bilim adamı var mı abla?" diye sorduğu an koptuğum an oldu. Durduk yere herkese sürekli Jung'dan, Meryem'in ve anlattığı hiç kimsenin adını bilmediği bilim insanlarından, felsefe kuramlarından bahseden adama duyduğu güvensizliği, acaba mı diye de merakından sorduğu o soru her şeyin özeti gibi. O da bir değişik. Neyi, nerde, kime anlatıyorsun be adam? Ve ne sebeple?

2- Sezon sonuna doğru hocanın kızının "ben dışarı çıkmak için hazırım baba" dediği o sahne.

3 - Sinan'ın annesinin evi.

4 - Yasin'in istisnasız her sahnesi.

5 - Meryem'in abisi, yengesi ve çocuklarla köye gidiş yolunda araba içinde geçen tüm sahne.

6 - Ruhiye'nin köydeki yüzleşmesi.

7 - Melisa'nın ötekileştirdiği insanları, kendi sınıfından saydığı insanlara aşağılayarak anlatırken, dizisinin sosyo ekonomik gruplardan hangisine mensup olduğunu belirttiği sahnelerde, aslında total kelimesinin anlamını ve kimleri kapsadığını tam bilmemesi. Dijital izleyicisiyle televizyon izleyicisini ayırması. Dijital izleyicisini aşmış olarak görmesi.

8 - Herkesin televizyona kilitlenmesi, birbirleriyle iletişimsizliği.

Yazmaya kalksam dizinin derin analizi sayfalar dolusu olabilir. Burada kesmek istedim, mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Senariste bir küçük dilek sunmak isterdim bir sonraki sezon ile ilgili. Bölüm sonlarındaki şarkılara bir seçenek olsun. Mutlu bir anlarında biten bir bölüme, Ferdi Özbeğen'den şu şarkıyı da ekleyebilirler.

İstersen öldür, istersen güldür.
Yeter ki bırakma. beni de götür.
Satmışım anasını ben bu dünyanın,
Sen benim yanımda olduktan sonra...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Sinemada Biletçi - 03 istismar'a öneri: yücel çakmaklı'dan minyeli abdullah ve özer kızıltan'dan takva'yı öneririm sana.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 21 Kasım 00:04
03

Istismar Sinemasi - Bu tür dizilere filmlere istismar ürünleri deniyor, baştan sona kahramanın dönüşümünü hayat için de seyahatini anlatmıyor toplumdaki sıkıntılar üzerinden kendine raging topluyor para kazanıyor. Süpermarketlerde satılan pembe renkli romanlardan küçük emrah muziginden bir farkı yok, unutmayın bunlar istismar ürünleri olduğundan burda mağdur edilen bunu izleyendir, kaybedilen zaman, psikolojik enerji keyif ve moral izleyenin kaybıdır.

Yanıtla . 0Beğen . 4Beğenme 20 Kasım 05:21
02

İzmit'li - Bu yaşıma kadar hiç bir yerli yabancı dizinin takipçisi olmadım hatta senelerce ortalığı kasıp kavuran "Kurtlar vadisi"ni bir sefer on dakika kdar seyretmek 'mecburıyetinde' kalmıştım o öon dakikama yanarım Fakat bu; "Bir başkadır"dizisi bambaşka bir şey ilk dört bölümünü yerimden kalkmadan seyrettim akşamada son dört bölümünü.Ben ayrıntılarına girmeyeceğim sadece MUTLAKA SEYREDİN DİYORUM. A bu arada altmış üç yaşımdayım.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 19 Kasım 12:05
01

Dizi Hınzırı - her gün görüp yaşadığımız dünyayı yani kendimizi ekranda gösteren dizi. beğendim. film tekniği, çekimler, diyaloglar,dili, kamera, güzel. kimse şu bu konuya özel anlam yüklemesin. bu dizinin TV program formatı Müge'de ,Esra Erol'da ,Survivor'da, Master Chef te var zaten. kimse de kimseyi kötülemiyor.Tüm oyuncular hakkını veriyor ama Öykü'nün doğallığına yerel ağızla konuşma becerisi, zeki cevaplarını takdir ettim. Aynı anda Crown vardı ama Crown'u geriye bıraktırdı bana. İki gecede yedim diziyi.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 02:19


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi