Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,4201
Euro 9,0116
Altın 444,15

Pandemi mi? Pandomim mi?

Bir kıta hatta dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen isimdir pandemi. Buraya kadar tamam. Sanatçının yüz mimiklerini, el, kol ve beden hareketlerini kullanarak, konuşmadan, ses çıkarmadan, temayı anlatmaya çalışması yani sözsüz tiyatro oyunu ise pandomimdir. Pandomim bildiğimiz bir kelime olsa da, sanırım benim gibi bir çoğunuz pandemi sözcüğünü geçtiğimiz mart ayına kadar çok bilip kullanmazdı, salgın olarak bilirdi. Pandomim ve pandemiyi anlamca çok farklı olsa da, şekil itibariyle benzerliğinden ve şu günlerde yaşanılanların anlamca da benzerliğinden dolayı, hayatım boyunca ikisini beraber anacağım.

Doğa, tüm dünyaya yıllardır bize pandomim gibi sessizce bir şeyler anlatmaya çalıştı, anlamadık. Bilim insanları, pandeminin başladığı Çin'de sera gazı emisyonlarında bir düşüş olduğunu belirttiler. Sera gazı emisyonları, küresel ısınmanın ana sorumlularından biri. Doğa ve dünya rahat bir nefes aldı işin anlayacağımız boyutu. Çünkü çekirge istilası gibi elimizi attığımız her şeyi kirlettik, mahvettik doğada. Yarattığımız bu tahribatla ilk haline dönemese de, kendini toparlamaya başladı. Canlıların daha özgür, endüstriyel atıkların üretimsizlikten bir nebze de olsa azaldığı dünyada ekolojik sistem toparlanma sürecinde.

Bu süreçte bir başka pandomim sağlık ve ekonomide yaşanıyor. Sessiz çığlıklar duyulmuyor. Ekonomi en kötü dönemlerinden geçiyor, doktorlar ve sağlıkçılar insanüstü mücadeleyle canla başla uğraşıyor. Hastanelerde yer yok. Üstelik sadece yoğun bakımlarda değil, normal odalarda da yer kalmadı artık. Salgının ilk günlerinde tek tük duyup şaşırdığımız covid19 hastaları artık çok yakın çevremizden, hatta ailemizden de duyulmaya, görülmeye başlandı. Çember çok daraldı. Annem de maalesef ki koronaya yakalanan kişilerden biri oldu. Testi negatif çıkan ablam, annemle temaslı olmasından dolayı beraber karantinada oldukları hastaneden şükür ki bir haftada çıkıp, evde tedavi ve karantina sürecine geçebildiler. Onlardan duyduğum hastane ve tedavi süreci çok meşakkatli, çok zor. Hala umurunda olmayanlar, virüsü yaya yaya, dikkatsizce her yerde olanlar, hijyene ve sosyal mesafeye dikkat etmeyenler, daralan çemberin kendilerine de yaklaştığını görmelidirler.

Tabii ki virüs sadece gezerken bulaşmıyor. İnsanlar bir şekilde hayatlarını idame ettirmek zorunda. Çalışmak zorunda. Uzaktan online sistemle çalışabilen beyaz yakalılar yok ki sadece ülkemizde. Temizlik, garsonluk, inşaat işçiliği, seyyar tezgah açanlar gibi yüz yüze çalışılması gereken ya da beden gücü gereken bir yığın iş yapan insan var. Bu işi yapanların evine ekmek götürememesi durumu da var. İnsanlar zorda hem de çok zorda. Bu sadece bir defaya mahsus hane bazında çok çok azınlık sayıda 1.000 TL dağıtmakla olacak bir iş değil. Yine insanlar işlerinin peşinde ve temas halinde olmak zorunda. Bu hastalık ancak bir ay tamamen herkesin izole edilmesiyle ve devletin herkese bir aylık maddi desteğiyle azaltılabilir. Kaynak yok. Sosyal medyada bizi sözüm ona kıskanan ülkelerin haberlerini okuyoruz, bu şekilde salgının önüne geçebilen. Bizde ancak ilk duyduğumuzda saatlerini bile anlayamadığımız, şaşırtmacalı denklem gibi sokağa çıkıp çıkmama kuralları yapılabildi. İyi kötü üniversite okumuş ben, yakın arkadaşıma şöyle bir whatsapp sesli mesaj gönderdim ilk sokağa çıkma saatleri kuralları yayınlandığında. "Hafta sonu gündüz evde mi dışarda mı bana öyle söyle. Gündüz evde miyiz dışarda mıyız ben öyle anlıyorum. Saat söyleme gündüz ev mi dışarısı mı?"

46 yaşındayım, çok bolluk da gördüm, yokluğu da bilirim. Böyle bir ekonomik çıkmaz, bu yaşımda görmedim. Büyük bir servetin içinde doğdum, hani Seren Serengil kendi için demişti ya "altın kaşıkla doğdum" hah işte aynen öyleydi. Fakat yine magazinden örnek verecek olursam; Serdar Ortaç'ın bir gecede giden serveti gibi, çocukluktan çıktığım ilk gençlik yıllarımda ailece iflasın dibini bulmamız ve ailenin en küçüğü olmama rağmen, maddi manevi büyük yükü omuzlayarak bu günlere geldim. İnanın kıyaslarsam; ekonomik anlamda şu andaki kadar zor bir dönem hiç yaşamadım, ülkem adına söylüyorum. Tarım ülkesinde ezine peyniri artık lüks tüketim olmuştur. Alım gücü sürekli aşağıya doğru bir ivme göstermektedir. Hoş yine de hayattaki en kötü şey; vizyonu olup parası olmamaktansa, parası olup vizyonu olmamaktır. Bu sözümün arkasındayım.

Kimsenin kimseye güveni kalmadı son yıllarda. Güvensizlik; acı tecrübelerden ve yavaş yavaş da olsa farkındalıktan kaynaklanmaktadır. Devletin en başındakilerin, bakanların sözleri artık halkımız tarafından hep acaba ile karşılanıyor. Sadece onların değil, muhalefet liderlerinin de, topyekun siyasetle uğraşan, siyasetin içinde olan insanlar için de yüzde yüz "o diyorsa doğrudur" diyemiyoruz. Bizlere sunmakla yükümlü oldukları bir takım bilgiler, tablolar var. Sağlık Bakanı'nın dediğini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yalanlıyor. Birinin dediğine biz inanmıyoruz, öbürünün ne dediği muamma.

Bütün bu karmaşada pandomim sanatçıları, yani sağlıkçılar ve ekonomik güçlük çeken halk, seslerini duyurmaya çalışıyorlar sağır kulaklara...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Yalnız Adam - Birçok konuda sizinle hem fikirim. Bu yazınızda geçen virüse karşı önlemlere biraz kısa değindiniz, hak veriyorum çünkü ana konu o değildi.

Ben birşeyi hatırlatmak istiyorum, alınan önlemler ve tavsiyelerin bir çoğu yetersiz veya eksik. Çok sıkışınca da milleti eve kapat. Bu senaryo için bilim kurulunun toplanmasına gerek yok herhangi bir 13-15 yaşında çocuğa sorsan aynı senaryoyu anlatacaktır. Maske ve mesafe kuralının haricinde ve çok daha önemli bulaşma riski olan durumlar var ki, bir devlet yetkilisi çıkıp bunlara değinsin artık. Bunlar neler mi, hangi birini yazayım. Biz yinede bir içeri bir dışarı devam edelim. Şile Ağva' dan saygılar.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 27 Kasım 01:32


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi