Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,4642
Euro 9,0240
Altın 438,14

Çay bella

Şehirler arası otobüs yolculuklarında kader anı sorusudur. Çay mı, kahve mi? O an sanki dünya durur. Vereceğiniz cevapla GBT'niz ortaya dökülecektir. Siz kimsiniz? Bu zamana kadar nasıl yaşadınız?

Ne yediniz içtiniz? Hangi klasmandasınız? Vizyonunuz, misyonunuz belli olacak, asaletiniz tasdik edilecektir. Halbuki basit ve nettir. Çay mı? Kahve mi? Kelimelerle oynamayı sevdiğimden mütevellit, başlıktan anlaşılacağı üzere, buyurun size çay güzellemesi:

30 yaşıma kadar cevabım hep "kahve" olmuştu. Kokusu daha keskin, daha aristokrat, daha kentli. Değil mi? 90'lı yıllardan bahsediyorum. Ellerinde meşhur markanın büyük karton bardaklarıyla, omzunda laptopu, gözlerinde çerçevesiz gözlükleriyle caddede çok meşgulmüş gibi hızlı adımlarla yürüyen iş insanlarından epey önce. Sahilde, belki Ortaköy'de, belki evinizin balkonunda veya cam kenarında ince belli cam bardaktan içilen çayla kahve hiç aynı olur mu? Pıt diye biter bir kere o fincan kahve. Kırk yıl hatırı var denir, o ayrı. Ancak çay demek, samimiyet, dostluk, sohbet, buz gibi havada içimize dolan, kemiklerimize kadar hissedebildiğimiz sıcaklık demektir. Memleket gibi bir şey. Kahvenin bir mesafesi var, elitizm kisvesi altında belki de sakladığı bir gizemi var. Sonradan edinilen servet gibi, içi boş diploma gibi, benim bir çizgim var onu geçemezsin gibi. Çayın değerini ruhum olgunlaştıktan sonra anlayan insanlardanım. Maalesef balığın olduğu gibi. Fırından çıkardığınız mis gibi limonlu kekin yanına, veya güzel bir rakı balık gecesinde son sohbetleri ederken, çaydır hep size eşlik edebilecek en güzel lıkırtı. Çay emektir, umut etmektir, insandır, doğadır, sıcacıktır.

Çay, henüz her şey bitmedi demektir... (Cezmi Ersöz)

Yıllar önce kurumsal bir şirkette çalışırken, tercihimin kahve olduğu yıllarda, çok yoğun olduğumuz bir dönemde yeni işe başlayan sorumlumuz, o kadar personel arasından sanırım beni en samimi bulduğundan, kendine gün içinde milyonlarca kez çay söylerken, bana da sabahtan bir kere sorup, benden "içerim" cevabını alınca gün boyu sürekli çay içmiştim. Yalnız şöyle bir sıkıntı vardı. Ben "içerim" dediğimi, gün boyu gelen yüzlerce çayı içtiğimi, akşam olup işlemler bitince, hesaplar kapanınca fark ettim. Müşteri Hizmetleri Departmanıydı ve o kadar yoğunduk ki. Gün sonu işlemlerini yapmadan önce herkese çay içiyor musunuz diye sorduğunda, ayağa kalkıp "Eeehh yeter be! Çay çay... Bütün gün köy kahvesinde gibi çay içtim. Ben çaydan nefret ederim" diye çıkışmamı, onun şaşalamış yüz ifadesini hiç unutamam, çay içerken hep aklıma gelir. O anda "sanırım bu da deli, bizden" diye düşünmüştü, biliyorum.

Çay konusunda bilinenin aksine çok büyük bir varlık gösteremeyen Osmanlı, I. Dünya Savaşı'nı yaşamış, kaybettiği topraklar ve ticari anlaşmalar nedeniyle bir kültür haline gelen kahveyi oldukça pahalıya ithal etmeye başlamıştı. Yemen'den gelen kahveler çok pahalıydı. Bu konuda önlem alınması gerektiğini düşünen Mustafa Kemal Atatürk, bizim topraklarımızda yetiştirilebilecek bir bitki olan çayın yaygınlaşması için çalışmalara başlamış. Kahvenin pahalı yüzüne karşılık çay, daha ucuza imal edilebilen ve kolay ulaşılabilen bir içecek olmuştu. 20. yüzyıla kadar çayla çok haşır neşir olmayan Türkler, 1900'lü yıllarda Karadeniz'in Rize ilinde çayda önüne geçilemez bir büyüme kaydetti. 1924 yılında devlet tarafından Rize'de çay yetiştirilmesi konusunda bir yasa çıkarılmış. 1930'lara gelindiğinde Gürcistan'dan alınan 70 ton siyah çay tohumu ekilmiş ve Rize'nin bir çay yıldızı olması sağlanmış. Dünyada en yüklü miktarda çay üretimi gerçekleştiren ilk 6 ülke arasındaki yerimizi almışız.

1986 yılında meydana gelen dünya tarihinin en büyük nükleer faciasının yani Çernobil faciasının ardından, Karadeniz Bölgesi'nin radyasyondan etkilenmediğini ispatlamak için yaptıklarıyla unutulmamak üzere tarihe geçmişti dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral. Çay ve fındığın radyasyona maruz kalmadığını ispatlamak için kameralar önünde çay içmişti. Sonra o bölgede yaşananları, artan kanser vakalarını, acıları, ölümleri takip etmiştik medyadan. Karadenizli sanatçı Kazım Koyuncu da yıllar sonra genç yaşında kanserden vefat etmişti. Bir de bakan düşüren kadın Aynur Aydan vardı 70'li yılların sonunda. Yasak bir ilişki sonrasında istifa etmek zorunda kalan bakanımız Hasan Fehmi Güneş vardı. O zamanlar utanma vardı, bence haysiyet vardı. Ülkemizde her şey bu kadar yozlaşmamıştı. Şimdilerde ne olursa olsun, ne yaparsan yap, herşey mübah, her şey unutuluyor.

Nihayet yavaş yavaş mevsim normallerine dönmeye başladığımız, havaların soğumaya başladığı, yağmurun yağacağı ümidini taşıdığımız şu günlerde, güzel bir çay demleyin kendinize. Kurulun cam kenarına, açın internetinizi. Dışarda yağmur, içerde sıcacık, ince belli cam bardağınızdan çayınızı yudumlarken, ülkemizin siyasi geçmişine bir yolculuk yapın. Çoğunu bildiğimiz ama unuttuğumuz olayları tekrar hatırlayın. Çay nostaljiktir, tarihtir. Geçmişin bilgilerini çay taneciklerini süzgeçten geçirir gibi hafızanızda süzün. Bugüne de belki bir fikir oluşturur kafanızda.

Çay tadında sıcacık günleriniz olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

izmitli köylü - vay anasını bilmiyordum rizedeki çayların başlangıcının atamızın eseri olduğunu bu değerli bilgi için teşekkürler bende çay içeceğim bu yazıdan sonra ıhlamura ara verilir bu yazıdan sonra

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 14 Ocak 11:23
03

Yalnız Adam - Kaleminize sağlık. Çay kahve genelde bu ikisinin dışına pek çıkılmıyordu ancak şimdi birçok yerde 'ne içersiniz' sorusu sıkça kendini göstermeye başladı. O kadar çok sıcak içecek türleri çıktı ki insan ne içecegini şaşırıyor. Yine de çay kahve ikilisinin yeri başka. Hele çay vaz geçilmelerimizden olmadaki yerini koruyor. Size katılıyorum.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 13 Ocak 19:39
02

Kartal2 - Bu ince belli bardaktaki çayı sizin şerefiniz içiyorum aygen hanım

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 13 Ocak 19:12
01

Nurten Özütül - Kalemine yüreğine sağlık Aygen'cim gene makale yazın harika,her şehir dışı seyahatinde bu soru sorulduğunda hep bı duraksamışımdır, kararım kahve olmuştur,beni o yıllarıma götürdünüz teşekkürler ??☕?❤️

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 13 Ocak 17:07


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi