Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 7,1674
Euro 8,7324
Altın 414,05

Taş kağıt makas

En adaletli oyunlardan biridir. Birinin markete gitme, öğrenci evinde temizlik, bulaşık yıkama gibi angarya bir işi yapması mecburiyetinde, zarları bulamadığınız bir oyunda başlama sırası belirlemede veya kısa çöp bulamadığınızda kurtarıcıdır. İki kişiyle oynanır. Genellikle anaokulunda öğrenilir. Bilmeyenler için; aynı anda elleri yumruk yapıp üçe kadar sayıp, üçüncüde taş, kağıt veya makas şeklinde, o anda üç hareketten birini seçerek, ellerinize şekil vererek galibiyet amaçlanır. Taş için eller yumruk yapılır, kağıtta tokalaşma anının ilk hareketi gibi dümdüz duran eller, makas yapmak isterken de işaret ve orta parmak kullanarak ele makas şekli verilir. Galibiyet kıstasları da şu şekildedir; taş makası kırar, makas kağıdı keser, kağıt taşı sarar. Hiç biri birinden en üstün değil, her birinin diğer ikisine karşı bir üstünlüğü ve bir eksikliği var. Anlık karşına çıkan rakibe göre galibiyeti veya mağlubiyeti var, adaleti de buradan geliyor. Çin icadı ama Japonya'da en favori stratejik karar verme oyunu. Çin işi Japon işi, bunu yapan iki kişi diyerek espri yaptığını zannedenler acaba bu oyunu mu kastediyorlardı yıllardan beri, bilinmez.

Oyun teorisine göre kazanmak için oyuncuların hangi hareketi yapacaklarına tamamen rastgele karar vermeleri gerekiyor. Böylece diğer oyuncu tarafından ne yapacağının tahmin edilmesinin önüne geçiliyor. Her iki oyuncunun da taş-kağıt-makastan birini eşit olasılıkla seçtiği bu kalıp "Nash dengesi" olarak biliniyor. İsmini de, 2011 yapımı Akıl Oyunları filmine de konu olan oyun teorisinin babası John Forbes Nash Jr’dan alıyor. Araştırmacılar, taş-kağıt-makas oyununun Nash dengesinin açıklayamayacağı toplu bir periyodik hareketler dizisi gösterdiğini söylüyor.

Hayatın kendisidir bence bu oyun. Hiç kimsenin kimseden daimi bir üstünlüğü yoktur. Sadece o anlık ya da farklı branşlardaki yeteneklerle ilintilidir, mutlak galibiyet değildir ki küçük zaferler. "Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü gücüne ve üstünlüğüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir." Eflatun'un en güzel sözlerinden birisidir.

Şimdilerde ortalarda yeni bir iddia dolanıyor Z kuşağının Türkiye'nin yakın tarihine dair birçok şeyi bilmediğine dair. Doğrudur çok da bilmiyorlar bence, onları aydınlatmak yine biz eski topraklara düşüyor. Bunun için ünlü radyocu Nihat Sırdar Twitter'da halka sormuş bu sabah, eskiyi Z kuşağına öğreti babında neleri söylerdiniz diye. Kafa Radyo'daki programını takip edemedim, sanırım bu sabahki konu buydu. Cevapların bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim.

- Adab-ı Muaşeret dersi okutulurdu okullarda.

- Gençlerin doktor, mühendis olacağım diye idealleri vardı, pilot olmak isteyen marjinal sayılırdı. Şimdi tiktok'ta ünlü olma peşindeler.

- 45 yaşında emekli olunca ev alınırdı, şimdi 60'ı görüp de emekli olabilirlerse karınlarını doyurup, faturalarını ödemeye çalışıyorlar.

- Siyasetçilerin insan gibi tartıştığı, konuştuğu, yan yana ve beraber görülebildiği Siyaset Meydanı ve Arena gibi programlar vardı.

- Limanlar, Seka, madenler, Sümerbank, Türk Telekom, Şeker Fabrikaları, hastaneler, köprü ve otoyolların tamamı bizimdi.

- Bankaları diplomalı iktisatçılar yönetirdi.

- Eurovision şarkı yarışmasına katılırdık, toplumu birleştiren şeylerdi. Birinci bile olmuştuk.

- Birbirimizin kapısını X ile işaretlemek için değil, acıktığımızda kim olduğuna bakmaksızın salçalı ekmek veya şekerli yağlı ekmek almaya giderdik.

- Hayvanlara eziyeti, kız-erkek arkadaş ayırt etmeyi, kürt, alevi, süryani ayrımını bilmezdik.

- İzmir fuarının güzelliğini, eğlencesini, fuardaki yabancı ülkelerin pavyonlarını bilirdik. Pavyon derken araştırın, o manada değil.

- Zenginle fakirin çocuğu aynı ilkokula giderdi, beslenme saatinde alamayan olur diye çantaya muz konmazdı.

- Bülent Ecevit kendisiyle tv programında dalga geçen Levent Kırca'yı kapılarda karşılardı.

- Bir işçi maaşıyla aynı anda beş çocuk okutup, araba alıp, kooperatiften krediyle ev sahibi olunurdu.

- Diplomasızlara kız vermezlerdi, kız.

- Harp okulları vardı ve ortaokuldan sonra sınav ile girebiliyordunuz. En üst mertebelerden biriydi, gurur kaynağıydı.

- Doğum günlerimizde kendisine kitap armağan edilen, gazetelerden günlerce kupon biriktirerek sahip olduğumuz Temel Britannica, Meydan Larousse, Gelişim Hachette ile merak ettiklerimizi öğrenmeye çalışan ansiklopedi çocuklarıydık biz.

- Z kuşağı 19 Mayıs'larda 23 Nisan'larda kocaman bir grup olarak dans gösterisi hazırlayıp, stadyumlarda coşkuyla kutlama yapıldığını bilmez.

- Anadolu Lisesi'nde öğrendiğin İngilizce ile üniversitede İngilizce bir bölümü zorlanmadan okuyabilirdin. Şimdi ayda en az 5 bin lira verip kolejde öğrenebilirsin. Anadolu Lisesi kazanamayan da imam hatipe gitmek zorunda değildi. Düz liseler vardı. Kısaca eğitim bedava ve kaliteliydi.

- Sevgi, saygı ve ahlak vardı.

- Lise, üniversite bitirdiğinde en azından bir işe gireceğin kesindi. 25 yıl çalışıp emekli olacağın ve maaşının %70 oranında hesaplanıp, emekli maaşı olarak alacağın garantiydi. Şimdi ise böyle bir hayalin yok artık.

- Eskiden prim gün sayın ne kadar çoksa emekli maaşın o kadar yüksek olurdu. Şimdi tam tersi, prim gün sayın arttıkça emekli maaşın düşüyor.

- TRT'de buz patinaj müsabakaları tüm dünya ile aynı anda canlı yayınlanırdı. Estetik vardı.

- Ramazan ayında semt camileri giriş yerleri erkeklere, üst kat kadınlara ayrılır, ailece teravih namazına gidilirdi. Milli bayramlarda İnönü Stadı'na Harp Okulları'nın, liselerin gösterilerini izlemeye giderdik.

- Erzurum'da bütün okulu Barış Manço konserine götürürken; "Yanınıza kazak alın, sallarsınız!" diyen okul müdürleri vardı.

- Yerli tohum üretmek ve satmak yasak değildi.

- Babam okulda hizmetli memurdu. Bir alışveriş yapardı, çuval dolusu eve gelirdi sakızlar, çikolatalar, kutuyla alınırdı. Şimdi biz çocuğumuza tek tek alırken fiyatına bakıyoruz.

- Eskiden Türkiye'de aşı ve serumumuzu ürettiğimiz Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü vardı.

- Z kuşağına tavsiyem; açsınlar İkinci Bahar, Süper Baba dizilerini izlesinler. Neler kaçırdıklarını görsünler. 80ler ve 90lar bir başkaydı. Sıcaklık, samimiyet, aile önemliydi.

- Annemizin balkondan bizi sokaktan eve çağırma ses tonuna göre eve dönmek zorunda olup olmadığımızı kendimiz yorumlardık. İlk çağırmada ek süre talep edilir, ikincide ikinci ek süre talep edilir, üçüncüde sabır eşiği aşılmıştır. Müzakeresiz dönmek zorundasınızdır.

- Eskiden kadınlar altın günü yapardı. Şimdi bırakın altını, birbirlerine gitmeye paraları yok.

- Emekli maaşlarında aylık bağlanma oranı %70'ti. Şu an %28. Maaşınıza göre kaç lira emekli maaşı bağlanacağını varın siz hesaplayın.

- Ecevit'in Rahşan, Demirel'in Nazmiye aşkı vardı.

- Güzel bir işe girmek istersen; bir Seka, bir Tüpraş, bir Petkim, bir Tekel vardı. Ayrımcılık yapmadan herkese iş imkanı vardı.

- Mark'la kira verirdik, TL ile hemen hemen aynıydı.

Halktan gelen cevaplar bu şekilde. Taş kağıt makas oyunu gibiydik, kimsenin üstünlüğü baki değildi. Anlık küçük zaferlerdi sadece. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içindi. Eskiye özlem bugün büyük bir yaradır. Aynen Sezen Aksu'nun Ah Mazi şarkısındaki gibi. Sözler tabiiki de Aysel Gürel'e ait. Söz yazarlığı bile bence bu büyük usta ile son buldu.

Titresin bir mum alevinde o eski günler,

Bir gümüş çerçeveden seyret yine maziyi,

Bir nezaketli ince söz duyar da belki,

O sararmış resmin hayat bulur yeniden.

Ah nerede hani, ah nerede hani,

Bir şiir gibi narin ve sevdalıydı geçen o zaman,

Ah yanarım yanar, ah yüreğim sızlar,

Bu bir vazgeçiş mi yoksa aman.

Bir hasret ki her sabah gün ağrırken ben,

Dilerim yeter ki gün eksilmesin penceremden,

Bir nezaketli ince söz duyar da belki,

O sararmış resmin hayat bulur yeniden.

Ah nerede hani, ah nerede hani,

Bir şiir gibi narin ve sevdalıydı geçen o zaman,

Ah yanarım yanar, ah yüreğim sızlar,

Bu bir vazgeçiş mi yoksa aman.

Kaldırımlara sümbüli bir yağmur inerdi,

Ve tiz bir kadın sesinde bir devir inlerdi.

Ah yanarım yanar, ah yüreğim sızlar,

Bu bir vazgeçiş mi yoksa aman.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Mufit - eskilere doldurdunuz bizi.ne günlermiş.geri gelmez herhalde.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 28 Ocak 23:41
01

Hasan K. - Sn.Tuna hnm ne güzel sıralamışsınız maddeleri çocukluğumda Yarımca da ikamet ederdik bana eski günleri hatırlattınız mahallemiz bakkalımız tv de izledğimiz dizileri komşuluğu arkadaşlığı paylaşmayı.... şimdi nerde.... ne güzel anlatmışsınız saygılar efendim iyi akşamlar

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 28 Ocak 23:15


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 4141
Reklam bilgi