Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,0118
Euro 9,6282
Altın 454,56

Tavşana kaç tazıya tut

"Benim doğduğum coğrafyada önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğardı. Güneşi kadınlar doğururdu." Ezidi analarının sözüymüş, Afgan asıllı Amerikalı yazar Khaled Hüseyni'nin Uçurtma Avcısı kitabından. Gün doğmadan işleri başlar çünkü, nasıl uyanmasınlar? Evde, işte, tarlada, bağda, bahçede...

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Her kadın emekçidir. Hepimize kutlu olsun. Kutlu olsun da, yılda bir gün yalandan anarak mı olacak bu. Her gün kadınlara uygulanan şiddet, cinayet, vahşet, katliam haberleri ve olayların neredeyse normalleştirilmesi içimize dokunuyor. Sosyal medyadan üzüntü bildirmekle bitmeyecek, artarak devam ediyor çünkü.

Geçen gece Samsun'da bir kadın sokak ortasında, boşandığı kişi tarafından öldüresiye dövüldü, yanlarındaki küçücük kızlarının "annee" diye feryatlarına rağmen. Yerde yatan kadının kafasına, suratına attığı ölümcül tekmeleri sayamadım, bakamadım videoya. O günün sabahı da Aydın'da 23 yaşında bir sapık katil, 92 yaşındaki komşu olduğu kadının evine girip, önce tecavüz etti sonra da boğarak öldürdü. Ertesi günün sabahında Bursa İnegöl'de Cami gasilhanesinde 10 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz etmeye çalışırken bir şahıs yakalandı. Sapık adamın "Kız kendi istedi" sözleri kalabalığın tepkisine yol açtı. Aynı günün öğle saatlerinde yani dün ise Ankara'da tartıştığı eşini dört çocuğunun gözleri önünde boğazından bıçaklayarak öldüren bir katil daha. Denizli'de 26 yaşındaki kadın boşandığı eski eşi tarafından av tüfeğiyle vurularak öldürüldü. Niğde'de Halime T. eski eşi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Kayseri'de de Nuran Koçer eski eşi tarafından silahla öldürüldü. Son dört günde ülkemizden haberler böyle. Hatta ninenin haberini ilk aynen şöyle okudum. "Soldaki büyükanne Lena lakabıyla bilinen çılgın nine Elena Mikhailovna ilerlemiş yaşı ve sağlık problemlerine rağmen dünyayı dolaşıyor. Sağdaki de 92 yaşında evinde otururken 23 yaşındaki komşusu tarafından tecavüze uğrayarak, boğularak öldürülen..." diye fotoğrafları vardı. Coğrafya kaderdir.

Nasıl olacak bu işler? Nasıl düzeleceğiz? Nasıl insan gibi yaşayacağız? Giderek daha da korkunç bir hal alıyor şiddet ve çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakıyoruz?

Kadın kadının yurdu olmalı, sığınacak limanı, desteği olmalı, iyiliğini istemeli birbirinin. İş yerinde kadın iş arkadaşı başarılı olduğunda, terfi ettiğinde kendi olmuş gibi sevinmeli. Aileye yeni bir kadın geldiğinde mutlu, huzurlu olması sağlanmalı, iyiliği istenmeli. Arkadaşlıklarda bir diğerinin mutluluğunu kendi mutluluğu bilmeli. Her şeyi geçtim kendi huzuru, mutluluğu ve başını yastığa koyduğundaki o vicdan muhasebesinde kuş kadar hafif olunması için. Öyle mi oluyor? Yoksa kadın kadının kurdu mu?

Büyü gibi konuşan kadınlar var, sanki takmışlar vitesi 2'ye, ne daha hızlı ne de yavaş, aynı tondan, aynı perdeden dakikalarca, hatta saatlerce ve her gün manipüle edecekleri erkeklere sistematik algı yükleyen. Efsunlanan bu erkekler kim mi? İş arkadaşı, patronu, çalışanı, oğlu, kocası, babası. Herkes olabilir, amaca ve hedefe göre değişir. Kişisel ego tatmini ve güç göstergesi, iktidar hırsı, benim dediğim olacak baskılamasının sonuçlarının ucu bucağı yoktur. Kendilerinin bile tahmin edemeyecekleri sonuçlar doğurur. Doğuda töre cinayetlerine baktığımızda erkek egemen bir toplum görünürde. Ama sözde namusu temizleyecek kişiye o silahı verip de, "katli vaciptir" denilen sürece gelinmesinin gizli öznesi; aşiretin ihtiyar kadınlarıdır ne yazık ki. Bunların bir kısmı gerçek bir otorite, herkesin desturla yanına yaklaşabildiği kadınlarken, bir kısmı da gündüz külahlı gece silahlı misali, görünürde pek zavallı, iyilik meleği, hatta ezilmişi oynayan kadınlardır. İnce ince işlenen planlar ve belki de ince ince işlenen kişilerle kaçınılmaz sona ulaşılır. Osmanlı'da da böyleydi. Saray entrikaları, güç gösterileri, küçük zaferlerle tatmin, kadınlar arası savaşlardan kaynaklıydı.

Bir erkek düşünün; annesinin pohpohlamadan, şımartmadan, ya da tam tersi ezmeden, küçük oyunlarına alet etmeden, ne eksik ne fazla tam kıvamında sevgi vererek, ilerde oluşabilecek tüm arızalara, kişilik ve ruhsal bozukluklara kalkan gibi bir eğitim ve ilgi verdiği, mutlu ettiği, hakkı, adaleti, vicdanı, inancı öğrettiği. Bu adamı hiçbir güç değiştiremez, hayat ne getirirse getirsin bir canavara dönüştüremez. Ancak, tavşana kaç tazıya tut diyen bir kadınsa anne, anneanne, babaanne fark etmez büyüten, yetiştiren; geçmiş olsun. Kalıcı hasar çok derin olacaktır. Şimdi diyebilirsiniz ya baba kötüyse? Tam da bunu söylemeye çalışıyorum. Arızanın kaynağına, taa kaç nesil önce yetiştiren, büyüten kadına bakacaksınız. Sıkıntı her kimse, onun kaynağını bulacaksınız. Ona hayatı öğretendedir sıkıntı. Bir ailede baba terör estiriyorsa, mutlaka hayatının bir dönemine narsist bir kadın dokunmuştur. Ya da ilgisiz, ya da fazla ilgili. Mutlaka bir kadın. Bazılarınız bana kızabilir ama derin düşününce anlayacaklar. Erkek bu derece çetrefilli düşünemez çünkü. Düzdür. Kadının bu kadar yok sayılması, dışlanması, ikinci sınıf görülmesi, göz kırpmadan vahşice öldürülmesi toplum olarak cinnet geçirmemizin kalıcı çözümü; kadınlarımızın ruhsal, psikolojik, maddi, manevi mutluluğu ve huzuru ile çözülür ancak. Mutlu kadın mutlu çocuklar yetiştirir. Bir başka ailenin gözünden sakındığı kızlarının canını yakmayacak, hayatlarını söndürmeyecek, hak ettikleri değeri verecek erkekleri yine kadınlar yetiştirir. Huzursuz, mutsuz, kişilik problemi olan bir kadınla döneriz tekrar başa. Ne yazık ki geçmiş neslin bozuklukları, ruhsal hasarlar, bıçak kesiği gibi birden kapanmaz. Zamanla, ancak bir kaç sağlıklı nesil sonra sıfırlanır.

Sosyal yaşamın derinine indik, kaynağı bulduk, çözdük diyelim. Daha önemli bir olayımız var kalıcı mutluluk için: Devlet yönetiminde kadına bakış açısı. Kadınların ikinci sınıf sayılmadığı, onlar çiçektir, narindir denilip pozitif ayrımcılık laflarıyla ötekileştirilmediği, gerçek eşitlik taleplerimizin görmezden gelindiği bir yönetim mi? Yoksa her şey yolunda mı? Hiçbir şey yolunda değil ki bu kadar rahat şiddet uygulayıp, gözlerini kırpmadan kadınları katlediyorlar. Hem de istisnasız her gün. Siyasi parti, eş, dost, tanıdık, arkalarına aldıkları gücün bir işe yaramayacağını bilseler acaba bu katiller, sapıklar bu kadar rahat olabilirler mi? Herkes için gerçek adaletin tecelli edeceğini bilseler tüm bunlar olabilir mi?

Kadınların gücünden, eşit olduğumuzdan rahatsız olmadan, ezmeden, incitmeden, hor görmeden, bir gün boşanabilineceğinden, herkesin ayrı birer şahsiyet olduğundan rahatsız olan bu güruh, yasalardaki bazı kendi lehlerine olan açıklardan yararlanmaya devam mı edecek? Herşeyden önemlisi bizler adaleti sosyal medyadan mı sağlayacağız? Peki o görseller, videolar olmasaydı, herşey ortaya apaçık dökülmeseydi, kimse bir şey bilmeseydi daha mı rahat olurlardı acaba? Sosyal medya sansürü yasaları bu noktada çok da hayırlı bir şey değil gibi. İki üç kendini bilmezin sosyal medyada ettikleri küfürleri baz alıp, haber alma özgürlüğümüzün kısıtlanması sonucunda herşeyden bi haber olunması bu pervasız katillere daha da güç verecektir.

Meclis'te kadına yönelik şiddet araştırılsın önergesi 19.11.2019'da AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2011'de Avrupa Konseyi tarafından İstanbul'da imzaya açıldı. Mart 2019 itibarıyla 46 devlet ve Avrupa Birliği tarafından imzalandı. Sözleşme Avrupa Konseyi tarafından desteklenmektedir ve taraf devletleri hukuki olarak bağlar. Sözleşmenin temel ilkeleri; kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Bu sözleşme, tüm maddeleriyle uygulanmadığı sürece toplumdaki bu çürüme artarak devam edecektir.

Üstte yazdığım tavşana kaç tazıya tut stratejisi artık geçerliliğini yitirmiş, farkındalığımız artmıştır.

Öldürülmeden, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmadan, adaletli ve eşitlikçi günler elbette ki gelecektir. Bu bağlamda kadınlarımızın sorumluluğu büyüktür. Öğretmenler gibi, yeni nesil bizlerin eseri olacaktır. Yolumuz uzun. Sevgiyle kalın. Kadınlar günümüz kutlu olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

huzurlu yarınlar umudu - İnce ruhlu kadınlar hep var olsun, kaleminize sağlık.. Güzel bir yazı güzel temenniler fakat hep bizim Ülkede lafta kalacak sözler keşke gerçek olsa iyi dilekler huzurlu hayatlar olsa.. Ben iş yerimde mobing görüyorum kadın yöneticilerden "Kadın kadının yurdu olmalı, sığınacak limanı, desteği olmalı, iyiliğini istemeli birbirinin." Aygen hanım maalesef insana saygı kalmadı, Adalet hukuk saygı özveri hak laf bunlar para ve güç kimde ise o haklı maalesef..... Rabbime havale ediyorum kocaman aminnn

Yanıtla . 7Beğen . 0Beğenme 09 Mart 15:59
01

Nurten Özütül - Gene harika yazmışsın yürekten kutluyor alkışlıyorum,hepsi çok gerçek konular,bir bakan meclis'te bir kere taciz bişey olmaz,yada 10 yaşındaki çocuğun rızası var deniliyorsa maaalesef başımızdaki vekiller red oyu veriliyorsa sözlerin bittiği yerdeyiz,belki sizler gibi duyarlı kişiler sosyal medyadan derslerimizi duyurabilirsek ne mutlu, Dünya Emekçi Kadınlar Gününüzü Kutluyorum başarılarınız daim olsun sevgiyle kalın Seskocaeli.com iyiki varsınız yazılarınızı heyecanla bekliyoruz.

Yanıtla . 8Beğen . 0Beğenme 08 Mart 12:42


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi