Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,3424
Euro 10,0497
Altın 478,72

Muz Doğurdu demiştim

Aylar önce, henüz konuk yazarken yazdığım bir yazıyı bulup tekrar okudum. Muz Doğurdu demiştim. Kısa fakat günün anlam ve önemine uygun eski yazıma tekrar göz gezdirirken, içimden geçenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir gece yarısı kararnamesi ile Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini memnuniyetle karşılayanlar oldu. Düşünceleri ise: "Avrupa'da aile kalmadı, kadınlara şiddeti bahane edip, ülkemizde aile kavramını yok etmeyi planlıyorlar. LGBT'yi savunanlar, Lut kavminin nasıl helak olduğunu bilmiyorlar mı? İslam'da kadına en yüce değer verilir. Başka milletlerin sözleşmelerine ihtiyacımız yoktur." Böyle düşünüyorlar.

Sözde Avrupa'da kalmayan aile, ülkemizde de yok oluyor diye düşünme sebebiniz gerçekten Avrupa'nın bize karşı planladıkları oyun mu? Yoksa oyalanalım diye her gün televizyonda izlettirilen başı bağlı, evli barklı, nerdeyse ninemiz yaşında kadınların kocaya kaçmaları, komşuların, akrabaların arsa, para sebebiyle birbirlerini planlayarak öldürmeleri, ensest, aile içi şiddet, tecavüz mü? Sonra da hiçbir şey olmamış gibi bu insanların dışarıya karşı mazlum, aileye, gelenek ve göreneklerine bağlıyı oynamaları mı? Bu insanlar nereden görecek batı medeniyetini? Ala ala batıdan bel altı güncellemelerini alıyorlarsa, eğitimi, bilgiyi, medeniyeti alamıyorlarsa, bu; batının planı değil, hepimizin ayıbıdır. LGBT konusunda ise demek istiyorum ki; başkalarının kendi evinde yaşadıklarından, başkasının cinsel tercihlerinden rahatsız olurken, kendi kol kırılır yen içinde kalır düzeni bozulmasın, konu komşu gelenekli görenekli bilsin diye nice çocuklar o evlerde gizliden neler yaşayıp heba olup gidiyor. Ruhları, bedenleri paramparça hayata başlayıp, büyüklerinden gördükleri iki yüzlülükle, yeni nesle yeni bir hastalıklı hayat veriyorlar.

Kadınların yanında İslam'da kadına verilen değeri anlayacak erkekler olduğunda, zaten şiddet, katliam, tecavüz, vahşet olmasına imkan yok. Ama bunu sözleşmesiz, kanunsuz, şartsız, şurtsuz ve en önemlisi erkeklerin iki dudağının arasından çıkacak bir söze, aralarındaki kötülerin olmayan vicdanına bırakırsak daha çok kadınımız katledilir, yakılır, tecavüze uğrar, öldürülür. Bana hayali, ütopik, sözleşmesiz, aileyi, kadını imanımız koruyor dedikleri tek bir refah içinde, mutlu ülke göstersinler. Örnek aldıkları her lokasyon yangın yeri.

Sözüm kadınlara! "Morardınız mı" diye sosyal medyadan tag açanları destekleyen kadınlara, bizler gibi düşünenlerin yazdıklarına gülme emojisiyle cevap veren kadınlara buradan seslenmek istiyorum: Bir gün size de nafaka hakkı, erkek kardeşlerinizle eşit miras hakkı, kadının beyanı esastır hükmü lazım olursa, haklarınız elinizden alınıp müşkül duruma düşerseniz, hiç istemeyiz ama şiddete maruz kalırsanız, biz sizin gibi yapmayacağız. Sonuna kadar sizlerin de yanında olacağız.

Eski ancak çok sevdiğim yazım ile ve vicdanınızla sizleri başbaşa bırakıyorum.

Sevgilerimle,

Muz Doğurdu

Siz hiç muz tarlasına gittiniz mi? Kafanızda sarı yeşil bir tarla hayal ediyorsunuz. Görsel olarak evet ama muzların doğurduklarını ve doğururken cuk cukcuk diye ses çıkardıklarını biliyor muydunuz? Ece Temelkuran; 10 yıl önce yazdığı ilk romanı Muz Sesleri'nde Beyrut'ta geçirdiği 9 ayını ve Ortadoğu insanının o gürültülü, hengameli yaşamında, iç savaşın ortasında o naif, o zarif, o kırılgan muz seslerini kimsenin duymadığını yazmıştı.

Sağlam bir sosyal medya takipçisiyseniz, özellikle twitter'ı takip ediyorsanız; her gün en az bir kadının katledildiğini, şiddet gördüğünü, nice küçük çocuğun taciz, tecavüz ve şiddete maruz kaldığını görüyorsunuzdur. Televizyon ve gazeteden takip edemezsiniz, çünkü ya yayınlanmıyor ya da kısa bir altyazı ile geçiştiriliyor. O güzel, o hayata tutunmaya çalışan kadınların sesleri çıkıyordu oysa. Naif, zarif ve kırılgan seslerini Ortadoğu insanına has o çığlık çığlığa gürültü bastırdı hep. O güzel bebeklerin, çocukların sesleri çıkıyordu oysa. Bastırılmasa, daha çok duyulsa, daha çok herkes elinden geleni yapsa...

Muzlar o naif, o zarif, o kırılgan sesleriyle çoktandır aramızda cuk cukcuk doğuruyorlar halbuki. Ses veriyorlar duyabilene, çığlık atıyorlar görebilene. Haberi okuyup geçmek değil elimizde olan. Özellikle oğlumuza, sonra kızımıza vicdan, akıl ve ahlak aşılayarak yetiştirmek. Bizim nesil çok acılar gördü, bir sonraki nesli şekillendirmek yine bizim elimizde. Bırakalım en mükemmel kadın, en mükemmel erkek, en süper anne baba olmayı, gerçek vicdan sahibi bebeler yetiştirelim. Yirmi yıl sonra da bir Ortadoğu ülkesi gibi hala bunları yaşayıp, hala bunları konuşmayalım.

Hep gelecek nesli kurtaralım diyorum. Çünkü; DarioFo'nun (İtalyan oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve oyuncu) bir lafı var: Başımız dik yürüyoruz çünkü; boğazımıza kadar b.ka battık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurten Özütül - Çok güzel anlatmışsın Aygen'cim ? anlayan anlıyor,anlamayana davul zurna çalsan anlamaz, yüreğine kalemine sağlık tebrikler, başarılarınız daim olsun

Yanıtla . 7Beğen . 1Beğenme 22 Mart 11:58


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi