Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,2667
Euro 10,0098
Altın 482,57

İzmit’in en güzel yerindeydim

Dün (20 Nisan) rahmetli Babam Dündar Çiğit’in ölümünün 30 uncu yıldönümüydü.

Dündar Çiğit, bu kent için çok büyük kavgalar vermişti. Çok gözü kara adamdı.. Bu kentin veya bu kentin insanının mutluluğu, menfaati için gözü kimseyi tanımaz, dümdüz giderdi. Tabii o zamanlar gazeteciliğin kıymeti vardı. Dündar Çiğit de mesleğinin hakkını verirdi.

Rahmetli babamla en önemli ortak noktamız şudur: O, Demokrat Parti döneminde “ CHP’li olduğu için” SEKA’dan kovulmuştu. Sonra devir değişti, Demokrat Parti iktidardan düştü,. Babam Seka’ya dönüp, bir süre sonra kendi isteğiyle istifa ederek gazeteciliğe başladı.

Ben de AKP iktidarı döneminde Tahir Reis sayesinde gazetedeki işimden, CHP’li Belediye Başkanını ziyaret edip, iyi dileklerde bulunduğum için kovuldum. Allah’a şükür ki, bu kent beni hala defterden silmedi, kendi çapımda gazetecilik yapmaya devam edebiliyorum.

Dündar Çiğit, 50’sinden sonra da çok büyük sağlık sorunları yaşamıştı. Gırtlak kanseri oldu, boğazında delik açıldı. Kalp krizi geçirdi. Sağ tarafına inme geldi. Zaten bildim bileli, strese dayalı ülser sıkıntısı vardı. Her haliyle mücadele etti. Ayakta kaldı. 60 yaşında vefat etmişti.

Dün, ölüm yıldönümünde ruhuna bir fatiha göndermek amacıyla kabri başına, Bağçeşme’ye gittim.

Mezarlığın içine girerken kuş sesleri karşıladı. Güzel bir bahar havası, kuş sesleri dışında insana huzur veren muhteşem bir sessizlik vardı.

…………………..

Mezarlıklar Müdürlüğü’nden emekli sevgili dost Musa, kardeşim Nahit ile babam Dündar Çiğit’in yan yana yattıkları kabri çiçeklerle süslemiş. Yanlarında annem ve benim için de boş yerler duruyor. İnsanın kendi sağlığında ölünce konulacağı yeri bilip, başında oturmak farklı bir duygu.

Ama dün Bağçeşme’de kardeşimin ve babamın kabri başında şunu anladım ki, giderek değişen, giderek çirkinleşen İzmit’te en güzel, en huzurlu yer hala Bağçeşme’dir. Ne mutlu ki, ben de eninde sonunda orada olacağım.

Bağçeşme’ye çıkana kadar bütün güzergahta İzmit tertemiz. Bağçeşme’nin içi, çevresindeki yollar pırıl pırıl. Şehrin aşağı bölümünde büyük bir karmaşa, gereksiz gürültü ve koşuşturma varken, orada sadece kuş sesleri duyuluyor. Masmavi görünümü ile Körfez ayaklarınızın altında.

Gitmişken Bağçeşme’deki bütün tanıdıklara, büyüklerimize, küçüklerimize de dua ettim, ruhlarına birer fatiha gönderdim.

Zaten oldum olası ölmekten korkan, kendini her şeyden sakınan bir adam olmadım. Ama dün Bağçeşme’ye çıkıp, o ortamı görünce kendimi biraz daha rahat hissettim.

Bütün zorluklar, acılar, sıkıntılar, korona mikrobu; çirkin siyaset, dünya savaşı korkusu, hukuksuzluk, adaletsizlik, aklınıza gelebilecek her türlü kötülük ve mutsuzluk günümüz dünyasının ve günümüz İzmit’inin yaşam biçimi olmuş. Bağçeşme bir korunak, bir sığınak, bir huzur ortamı.

Onun için sevgili İzmitliler; hep dikkatli olun, duyarlı olan, şu covid aşınızı falan da mutlaka yaptırın da, çok fazla korkmayın ölmekten. İnsan bir kere ölür… Biz İzmitliler için hala ölünce gidilecek yer Bağçeşme ise, ölümden hiç korkmamak, bu duygu ile her türlü haksızlığa, hukuksuzluğa, kahpeliğe karşı adam gibi direnmek ve karşı durmak gerekir.

Bu hayat, ciğeri beş para etmez birilerinin pohpohlamaları ile güzel gibi göründüğü dönemlerde aslında doğru ve düzgün insanların iç dünyasında çok büyük çalkantılar demektir…

Babamın ölümünün 30 uncu yıldönümüydü dün. Geride kalan 30 yıllık dönemin başlarında, ben henüz gazetenin genel yayın müdürüyken, 20 Nisan’lardaki anmaya pek çok insan, sırf bana veya kardeşime görünmek için gelirdi. Mezarın çevresine Belediye gelen insanlar rahat etsin diye tabureler koyar, limonata falan ikram ederlerdi. Bu yıl pandemi nedeniyle de biz yıldönümü hakkında kimseye haber vermedik. Babam ve kardeşimle tek başıma buluşmayı tercih ettim.

Dün babamın kabrinin başında, ben, oğlum Can ve bizi hiç yalnız bırakmayan değerli dostumuz Tuğrul baş başaydık. Duamızı ettik, selamları ilettik. Rahmetliye İzmit’in şimdiki halini, kimlerin eline kaldığını anlatmayı düşündüm, sonra vazgeçtim. Bilmesin de huzur içinde yatsın istedim.

Bu yazının amacı ve teması şudur: Ölmekten çok fazla korkmayın. Hayatınızın bütün eksenini sağ kalmak için çırpınmak üzerine kurmayın. Evet, önlemlerinizi alın, bulaşıcı hastalıklardan, magandalardan, yabani hayvanlardan acımasız ve vahşi tiplerden kendinizi sakının.

Ama dik durun, eğilmeyin, bükülmeyin. Haksızlığı gördüğünüzde karşı çıkın, haykırın. Ölümden öte köy yok. Ölünce gideceğimiz yer de Bağçeşme ise, emin olun bu kentin en huzurlu ve sakin yeri orası. Belki de Bağçeşme’de yatanların tamamı, biz bu kahpeleşen İzmit’te yaşayanlardan çok daha mutlu ve huzurlu.

CEMALETTİN’E MADALYA TAKIN

Dün sabah, babamı anmak için Bağçeşme’ye çıkmadan önce, davetli olarak Bekirpaşa Polis Merkezi’ne gittim. Polis, ifademi almak için davet etmişti. Sabaha karşı evimi basıp kelepçe ile almasınlar diye, bu tür davetlere hemen icabet ediyorum.

Yine Tahir Reis’in avukatı Halit aracılığıyla verdiği bir şikayet dilekçesi nedeniyle çağırıldığımı düşünüyordum. Yanılmışım. Bu kez bizim meşhur uzun saçlı Cemalettin şikayetçi olmuş.  “Benim etnik kimliğimi, memleketimi deşifre edip, onurumla oynadı” demiş.

Bu adam, uzun yıllar benim emrimde çalıştı. Benim önümde nasıl hareket edeceğini, ne diyeceğini bilemez biriydi. Sonra ben ÖZGÜR KOCAELİ’den ayrıldım, Haldız’lar bu zavallıya paye verdi. Kendini bir şey sandı. Polise ifademi verdim, “Kesinlikle hakaret etmedim. Şikayetçi kişi, benim hakarete tenezzül edeceğim biri değildir” dedim. Avukatı yine Halit mi diye evraka baktım. Değilmiş, başka bir avukat aracılığıyla şikayet etmiş.

Cemalettin amacına ulaştı. Benim sabah sabah ağrıyan dizim, tutmayan bacaklarım ile polis merkezine gidip, ifade vermeye mecbur bıraktı. Umarım, mahkeme de olur, karşı karşıya geliriz. Benim gözümün içine nasıl bakacak merak ediyorum.

Ama şimdi, ağababaları beni karakola davet ettirdiği için Cemo’ya bir madalya takmalı.  Haldız’lar bir maaş ikramiye, Tahir Reis’i şöyle bol porsiyon bir kuzu pirzola ile ödüllendirip, çok sevdiği ve saydığı Rektör’ü de ciğerlerinden ameliyat ettirmeli.

Beni seven İzmitlilerden tek bir ricam var. Bu kente lütfen sahip çıkın. Bu kentte ayakların baş olmasına göz yummayın, izin vermeyin ve gereken tepkiyi gereken yerde gösterin.

Ölümden öte köy yok çünkü…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

16

Korhan - 3 gün önce vizyon sahibi Haldiz , haksizlik ettiler Reali elinden aldilar diyordun... bugün haldiz uzun saçlı cemalettin'e para veriyor bana saydırsın diye demişsin . Haldizlarla ilgili kafanız karışmış... güngör beyden kac gündür hic bahsetmiyorsunuz , hayırdır ?

Yanıtla . 4Beğen . 4Beğenme 21 Nisan 22:37
15

Murat Yılmaz - Bu mahalle ağzıyla nasıl gazeteci olmuşsun hayret.

Yanıtla . 3Beğen . 6Beğenme 21 Nisan 21:42
14

İzmitliii - İsmet bey Cemalettin seni karakola gönderdiği için Tahir bey Cemalettine kuzu pirzola ısmarlasın demişsin. Abi menüyü eksik yazmışsın Kuzu pirzolanın yanına portakal suyu ilave etmeyi unutmuşsun. Şu menüyü lütfen unutmayalım. Kefken palamudunun yanına 70 lik yeni rakı uzun demleme. Kuzu pirzolanın yanınıda portakal suyu. Menü bu abi.

Yanıtla . 2Beğen . 3Beğenme 21 Nisan 20:55
13

Kayhan Emir - İsmet üstadım, Bahçemde de bir 70 lik falan , aman Ha !! orası yeri değil. ayıp olur sonra Fransa'ya karşı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Nisan 20:39
12

Atipik - kamer genç hiç rahatsız olmazdı. gurur duyardı. meclis lojmanlarında çiçek sulardı.

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 21 Nisan 19:42
11

Hakkı Dayı - 30 yıldır sizi okurum.Artık yazı yazı başlığına bakınca ne yazacağınızı bile anlıyorum,,,Ne hikmetse sadece mahkemeye çağırılınca dizim ağrıyor diyorsunuz.Bir kere bile Geçite giderken ,Kerpeye,Bağırganlıya giderken,Yuvacık barajı üzerine giderken dizim ağrıdı diye yazmadınız :))

Oralarda nevaleleri götürürkende hastalık yok.Sadece ifadeye çağırılınca adliyeye ada karakola gidince hastalık ortaya çıkıyor? İlginç?

Yanıtla . 4Beğen . 6Beğenme 21 Nisan 18:31
10

Burhan Gülkan - Tunceli li ve alevi olmakla gurur duyarım diyeceğine onurumla oynadı diye şikayet ediyorsun ,cemo Tunceli li ve alevi olmayı sen onursuzluk olarak görüyorsan o senin sorunun Tunceli li ve alevi kesime sen hesap verirsin, ne şekil bir Tunceli li ve alevisin sen

Yanıtla . 12Beğen . 2Beğenme 21 Nisan 15:57
09

İzmitin Yerlisi - İsmet abi yazında yine uzun saçlı Cemalettin yazmışsın bu bir hakaret oluyormuki acaba ? Avukatına bir danışsaydın bu cümle yüzünden yarın yine polis karakoluna gitmek zorunda kalma. Siyasi görüşlerimiz farklı ama seni gerçekten seviyorum.Sen gerçek bir İzmitlisin yazılarında çoçukluğuma dönüyorum. Babanıza ve Nahit abiye (Nahit abiyle tanışırdım ve severdim) Allahtan rahmet diliyorum. Mekanları Cennet olsun inşallah.

Yanıtla . 5Beğen . 1Beğenme 21 Nisan 12:10
08

İzmitli 41 - Prens İsmet ve emrinde çalışanlar ? uşağı ahcisi şoförü ve gazetecisi

Yanıtla . 3Beğen . 7Beğenme 21 Nisan 10:10
05

Korhan - Bağçeşmede artık tek boş nokta kalmadı her yer site ev market apartman... Birileri artık yapılaşmaya dur demeli izmit in köylerine doğru milyonlarca boş arazisi var artık şehir oralara kaydırılsın

Yanıtla . 10Beğen . 2Beğenme 21 Nisan 08:39
04

Tk1974 - Adliyeler ve karakollar bu tip adamlar yüzünden doluyor demekki. Adam dediğin birisi hakeret ettiğinde ona hesabını yüzyüze sorabilendir. Birde büyük adamlık vardır, sadece güler geçersin ve devletin hiçbir kurumunu mesgul etmezsin. Yazarım diye geziyorlar ama cevabı yaşamıyorlar demekki...

Yanıtla . 9Beğen . 1Beğenme 21 Nisan 07:38
03

Eski Izmitli - H.Z ÖMER Haktan,Adaletten, Hukuktan Ayrilmamak için bir adam tutmuş adama demiş ki her gün kapıma gelip ÖLÜMDE VAR EY ÖMER ÖLÜMDE VAR diyeceksin her gun bir altın vericem demis.Adam is buldum diye sevinirken her gun H.Z OMERIN Kapisina OLUMDE VAR EY ÖMER ÖLÜMDE VAR demiş aylarca bu böyle gitmis bir gun adam H.Z OMERIN kapisini çalmış tam soyleyecekten H.Z ÖMER tamam demis bu sabah başımda bir tel Beyaz Saç gördüm onun için gelmene gerek yok demiş çünkü beyaz Saçlar ölüme biraz daha yaklaştığımızi anımsatır onun icin kimseyi kırmaya değmez giderken iki mt bezle gidicez ölüm meleği geldiği zaman kimse Şah değil Padişah değil

Yanıtla . 9Beğen . 0Beğenme 21 Nisan 04:15
02

Ayhan - Bağçeşme mezarlık ve yollarına Büyükşehir bakıyor ve temizliyor. Büyükşehire teşekkürünüz için kutluyorum sizi

Yanıtla . 3Beğen . 12Beğenme 21 Nisan 01:56
01

Bağçeşmeli Esnaf - o yazıları hatırlıyorum. bir kişiyi geldiği kentle ilişkilendirmek etnik köken sayılmaz ki. izmirli,manisalı , sakaryalı demek etnik kimlik mi sayılır. çorumlu demekle niye onurla oynansın ki... benim çankırılı olduğumun deşifre edilmesinden niye rahatsız olayım ki . kent gazeteciliği ilkokula döndü: "ötmenim ismet benim silgimi aldı vermiyor" gibi... tadı kaçtı bu işin...

Yanıtla . 15Beğen . 1Beğenme 21 Nisan 01:48
07

Smile - @Bağçeşmeli Esnaf 01 nolu yoruma cevabı: Çok doğru dediniz, olgunlaşmamış ruhlar.

Görünen kibir, özdeki aşağılık kompleksinin kamuflajıdır.

İsmet beyle uğraşanlar ne komik adamlar.

Yanıtla . 14Beğen . 0Beğenme 21 Nisan 10:02


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi