Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,3545
Euro 10,2076
Altın 502,53

Yazı yazmak, öyle basit iş değildir

Günümüzde pek çok meslek, pek çok iş kolu kalite erozyonuna uğradı, laçkalaştı, itibarını, güvenilirliğini yitirdi.

Yakın geçmişte en itibarlı, en güvenilir ve saygı duyulan mesleklerden biri olan gazetecilik ve gazetelerde köşe yazarlığı, bu süreçte özellikle ülkemizde ve hele hele kentimizde en çok itibar kaybeden, en çok gözden düşen ve en fazla itilip-kakılan meslek haline geldi.

Çünkü önüne gelen kendisini gazeteci ilan etti; önüne gelen köşe yazarı oldu, ahkam kesmeye başladı.

…………………………

Öncelikle gazetecilik ile köşe yazarlığını birbirinden ayırmak gerekiyor. Gazetecilik haber peşinde koşmaktır. Gazetecilik, rakip gazetelere haber atlatmaktır. Ya da bir haberi, rakip gazetelerdeki aynı habere göre daha detaylı, daha kapsamlı şekilde okura iletmek için duyulan heyecandır.

Benim bu mesleğe adım attığım 1976 yılından, 2010’lara gelene kadar geçen dönemde, bu kentte gerçek gazetecilik vardı. Türkiye’de örnek gösterilen gerçek gazetecilik. Saim Ertürk’lerin, Ekrem Bütün’lerin, Nabi Yazıcı, Güngör Arslan, hatta  Ömer Polat, Murat Yoldaş, Ahmet Serimer gibi isimlerin içinde bulunduğu, sonrasında Şennur’un, Ayşegül’ün,  yani kadın jenerasyonunun da aralarına katıldığı gerçek, koşturmacı gazetecilik.

Bu kentte gazete patronları değiştikten, gerçek gazetecilerin yerine siyasetin ürettiği müteahhitlerin geçişinden sonra gazetecilik piç oldu. Gazete muhabirleri, “Habere çıkıyoruz” diye gazetelerinden ayrılıp, bir kafede toplandılar, bütün haberleri birbirleri ile paylaşıp, kendi küçük akılları ile çalıştıkları gazetelerin patronlarını, genel yayın müdürlerini kandırma yolunu seçtiler.

Bu kentte gazeteciler cemiyeti vardı. O da, siyasetin buyruğu altına girdi, kendisini gazeteci sanan kimi tiplerin kazanç kapısı haline dönüştü. Kendisini gazeteci sanan tipler, üç kuruşluk asgari ücrete talim ederken, haberini yaptıkları mağazadan beleş bir ayakkabı, haberini yaptıkları bir lokantadan çeyrek ekmek içine döneri beleş almayı kendilerine kar sayar oldular.

Kendilerini gazeteci zanneden, çevrelerine kendilerini öyle pazarlayan bu tiplerin kimisi ortadan kaybolup giderken, kimileri birden bire kendilerini köşe yazarı ilan ettiler. Her gün gazete dedikleri paçavralarda, ya da sosyal medya ortamında sözde imzaları ile yazılar yazmaya başladılar.

Ama gazeteciliğin sahtekarlığına kaçan bu tipler, hiçbir zaman gerçek anlamda bir köşe yazarı falan da olamadılar.

………………………….

Kendilerini gazeteci sandıkları, saçlarını uzatıp, arkadan lastikle bağladıkları bu dönemlerde haberini yaptıkları lokantadan önlerine atılan çeyrek ekmek içi az köfteyi zıplayarak alan bu tipler, köşe yazarı olduktan sonra, belediye tesisinde bir porsiyon kuzu pirzolaya terfi ettiler. Belediye Başkanları veya milletvekilleri ya da üniversite rektörü falan telefonla arayıp, kendileriyle konuştuklarında adam sınıfını girdiklerini falan sandılar.

Oysa köşe yazarı olmak, her gün altına imza atarak farklı konularda yazılar yazabilmek, kolay iş değildir. Herkesin işi hiç değildir. Hele hele herkesin birbirini tanıdığı, geçmişini az çok bildiği küçük yerlerde yerel köşe yazarı olmak hiç kolay değildir.

Eğitim gerektirir. Bir miktar entelektüel olmak, yaşadığın kenti ve o kentin insanlarını ciğerine kadar tanıyor olmak gerektirir. Dil bilgisi, imla kuralları, gramer bilgisi sahibi olmak gerektirir.

Çok okuyor, her gün devamlı okuyor, eline ne geçse okuyor olmak gerektirir.

Ne acıdır ki, bizim şehrimizde yazı yazarken dahi manasındaki (de-da)yı ayırmayı bilmeyen, nerede büyük harf, nerede paragraf yapacağını, özel isimlere gelen ekleri nerede (‘) ile ayıracağını, soru cümlelerinin sonundaki eklerin nereden ayrılacağını bile bilmeyenler, kendilerini köşe yazarı falan sandılar.

Çünkü, cahil kent yöneticilerinin; siyasetçilerin işine bunlar geliyor. Bunlara ne söyleseler, onu yazdırabiliyorlar.

Çünkü, kendisini gazeteci olmuş sanan siyasi müteahhitten bozma gazete patronlarının işine böyleleri yarıyor. Bu patronlar ne isterse, bu kendisini gazeteci sanan tipler onu yazıyor, neyi istemezlerse bu kendilerini gazeteci sanan tipler onu yazmıyor.

Ben bu tiplerden olmayı reddettiğim için, bugün kendisini güçlü sananların işine gelmediğim için bir köşeye fırlatılıp atılmak istendim. Çalıştığım gazeteden sırf siyasi nedenlerle atıldım. Sonra, sözde Gazeteciler Cemiyeti de beni ihraç etti.

Ama hala bu kentte günlük yazıları en çok okunan kişiyim. Her yazımı ortalama 3 bin kişi okuyor. Geçen hafta korona virüs nedeniyle hayatını kaybeden Dönerci Yaşar Bayan’ın arkasından bir yazı yazdım, 5 binden fazla okundu. Bunlar önemli konular, önemli rakamlar. İnsana hem güç ve moral veriyor, hem insanın köşe yazarı olarak sorumluluklarını arttırıyor.

Kimi akşam bir yazı için iki-üç gün uykusuz kalırım. Yazılarımı önce kafamda yazarım. Konuyu belirleyip, yazıyı kafamda oluşturduktan sonra 15-20 dakika içinde bitirir, noktayı koyarım. Ama yazıyı okuruma sunmadan, gazeteye veya internet sayfasına aktarmadan önce, güvendiğim en az 2-3 kişiye okutur, fikrini alır, varsa yaparken yaptığım yanlışlar bunları düzelttiririm.

Kendime güvenirim. Zekama güvenirim. Yazı yazarken okuruma meramımı iyi anlatma konusundaki meziyetimin Allah vergisi yetenek olduğuna (Sergen’in veya Messi’nin sol ayağı gibi) inanırım.

Kim ne diyecek, kim nasıl tepki gösterecek diye korkmadan, endişe duymadan yazarım. Mümkün olduğu kadar terbiye sınırlarını aşmadan, ama yeri geldiğinde argoya girmekten de çekinmeden yazarım.

Bu kenti ara sokaklarına kadar, bu kentin bugünkü aktörlerini kalplerine giden kılcal damarlarına kadar tanıdığıma inanarak, 50 yıllık birikimime güvenerek yazarım… Okuduğum her kitaptan, her gazete yazısından kendime yeni dersler çıkartmaya, yeni yazım biçimleri geliştirmeye özen göstererek yazarım.

Kimseye yaranma, kimseye kendimi beğendirme gayreti içine girmeden, düm düz yazarım. Yazılarıma gelen övgülerden çok, gelen eleştirileri dikkate alır, varsa hatalarım mutlaka düzeltmeye çalışırım.

Bu nedenledir ki, bu kentin en güçlü insanlarının yok etmek, diri diri gömmek istedikleri, karakollarda, mahkeme salonlarında çürütmek istedikleri ben, bu kentte hala yazıyorum ve hala her gün binlerce kişi tarafından okunuyorum. Her gün benim yazılarımın altına, bir yerlerden aldıkları emirlerin gereği abuk sabuk yorumlar yazarak bana saldıranlarla, beni anlayan ve savunan fanlarımın onlara verdikleri yanıtları okuyarak keyifleniyorum.

Sizin sonunuz ne olacak ey kendini gazeteci zanneden, ey kendini köşe yazarı oldum sanan zavallı kardeşlerim.

Siz bu korkaklık, bu aymazlık, bu alçalmış karakter yapısıyla daha ne kadar yola devam edeceksiniz. Yolun sonu geldiğinde, sıkılmış limon posası gibi bir kenara atıldığınızda hala yazı yazmaya devam ediyor olsanız kaç kişi tarafından okunacak, kaç kişi size sokakta selam verecek, kaç kişi sizinle diyaloğunu sürdürecek? Bunları hiç düşünüyor musunuz?

Kendinize lütfen çok dikkat edin. Sevgili Rektörünüzün yaptığı Alman aşıları ile korona virüsten korunuyor olabilirsiniz. Ama yarın elinizde o saçma sapan yazılarınızı yazacak bir müteahhit gazetesi kalmayınca bu kentte nasıl yaşayacak, nasıl dolaşacaksınız.

Köşe yazarı olmak, gazeteci olmak herkesin harcı değildir. Ukalaca ve kendini beğenmişçe ama hiç sıkılmadan yazıyorum: Bu şehirde, kendimden başka köşe yazarı, susturulmak istenen Güngör Arslan’dan başka gazeteci tanımıyorum.

…………………

Bu arada üzerimde kalmasın. Her hafta pazartesi günleri Güngör’le telefonda 10 dakika görüşüyoruz. Kızı Nazlıcan, arkadaşlarımız Sedat, Tuğrul falan de ayda bir kez görüşe gidiyorlar. Çok selamı var Güngör’ün hepinize. Seveni sevmeyeni, hakkında iyi düşüneni kötü düşüneni herkese çok selamı var.

Tamamen haksız, hukuk dışı yöntemlerle bir ayı aşkın süreden beri özgürlüğü kısıtlanmış durumda Güngör’ün. Ama sevenleri emin olsun, sevmeyenleri üzülsün ki, O her ortama uyabilen ve mutlu olabilen çok farklı bir adam. Hepinize selam gönderiyor. Elbet bu haksızlıklar bitecek, Güngör çıkacak, yeniden gazetecilik yapmaya başlayacak. O zaman hepinizi gözlerinizden de öpecek.

Bütün okurlarıma sağlıklı, mutlu, bol kazançlı bir hafta dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

15

Murat - O halde gastene sahip çıkıp satmayaydın karrrrdeşim

Yanıtla . 1Beğen . 4Beğenme 27 Nisan 07:15
13

Körfezli Robinson - Üstad serdar ismet Çiğit boşuna reklamlarını yapmayın gazeteci olmayan kişileri, hele evlere şenlik Cemiyeti hiç yazılarınızda adını kullanmayın, yok hükmünde sayın. kalite her zaman kalitedir. Onun değerini okuyucusu bilir boş işlerle uğraşanları lütfen gazeteci diye tanımlamayın . Yüzde 99'u sizden ekmek yiyen tipleri sizden başka kim bilebilir. Mübarek ramazanda yazımı uzatmak istemiyorum gıybet yapmak istemiyorum. Taş olduğu yerde ağırdır. Sizde bence şunu düşünün mübarek ramazanda yaşadıklarınız bir imtihan olsun şükredin ve sabır edin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 26 Nisan 13:23
10

Ali Aydeniz - Çeyrek ekmek dönere kendini atan tipler demişiniz. Siz de rakı balık sponsoru aramıyor musunuz... Arada bir fark göremiyorum....

Yanıtla . 6Beğen . 8Beğenme 26 Nisan 12:27
11

Şah Mat - @Ali Aydeniz 10 nolu yoruma cevabı: Aradaki fark: Şah ve piyonların oyun bitince aynı kutuya konulması onları aynı seviyede yapmaz. Yaşarken neye tamah ettiğine bakılır.

Aradaki farkı göremeyenler piyondurlar. Kötü bir şey değil, nerede olduğunu, kim olduğunu bilip benimsersen. Had bilmek güzeldir.

Yanıtla . 5Beğen . 1Beğenme 26 Nisan 12:59
09

Mehmet - bu ilde düzenli okunan tek gazetecisin beğenmediğim bir sürü huyun var..sana yakışmayan hiddetlenmelerin mesela!.. sakin yazdıkların daha çok ilgimi çekiyor...devam....

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 26 Nisan 11:29
08

Can - Günde 3-5 adet yazı yazsanız hepsi okunur.İzmit,sizden okununca gerçek kimliğine kavuşuyormuş gibi hissediyoruz.

Yanıtla . 5Beğen . 1Beğenme 26 Nisan 10:21
07

Ks 1966 - Haldızlar siyasi fikrimden dolayı beni işten attı diyorsun. Bizim oralarda bir söz var, bak o söz aklıma geldi. "Yemi bizde yer yumurtayı komşunun folluğuna yumurtlar"

Yanıtla . 4Beğen . 4Beğenme 26 Nisan 09:43
06

Okur - Farklı dünya görüşüne sahip insanlarız. Gelen yorumları okuyup keyif alıyorum diye yazınca bu yorumu yazmak geçti içimden. Sizin bahsettiğiniz 3.000 rakamını aşan okurlardan biri olarak ilimizde düzenli takip ettiğim tek yazarsınız. Dümdüz yazma, verilen talimata göre cümleyi evriltme çabası içerisinde olmadan, yazının gidişatını etkileyecek faktörleri düşünmeden özgürce yazabilmeniz belki sizi takip etmemi sağlıyor. Sizi okuyup içkiye özenmem, bahis oynamam bu tür farklılıklarımız var diye size sövmem, kızmam. Okutur ama bu yazılar, karşı tarafı anlamayı, öcü gibi görmemeyi sağlıyor bende. Bu tür yazıları okuduğumda yaşam tarzı böyle insanlar da var, deyip dua edip, kötü his beslemeden yazının sonunda bir özet çıkartıyorum şahsımca. Kente olan hayranlığınız, yılların birikimi ile yaptığınız yorumlar, bahçeşme mezarlığı ile hatırlattığınız kavramlar çok anlaşılabilir tarzda oluyor. Zorlu süreçte bir nebze olsun serinlik sağlamak, içinizde hoşnutluk olsun ve yalnız olmadığımızı ifade edebilmek adına sahur sonrası bu mesajı paylaşıyorum.

Yanıtla . 8Beğen . 4Beğenme 26 Nisan 04:59
05

Adalı41 - İsmet Abi Çok Güzel Döktürmüşsün.Ben Olsam Yazına Konu Arkadaşları İsim Olarak Zikretmem Bile...

Senin KLASMANIN Belli.

Arkadaşları Bırak Kendi Liglerinde FEDERE Olsunlar.

Mesela Okumayı Aklımdan Geçirmediğim Kişileri Senin Anlatımınla Merak Ederek Okuyorum.

Bu Örneklemeyle Diğer Okuyucularında Okuyordur.

Dolayısıyla TİRAJ Arttırımına Gidiyorsun.

Satmadan Önceki Özgür Kocaelinin Yaşadığımız Günler Geceler Sayfasını Bile Özledik.

Birde Eskileri Anmışsın.

Cenap Elmas Unutulmuş Olsa Gerek Anımsatmak İstedim.

Spor da Rahmetli Sancar Şener:Semih Koçana:Ahmet Kobak vs.

Rahmetli Ruşen Hakkı.

Naci Girginsoy.

Tanju Cılızoğlu ve İsimlerini Anımsayamadığım

Bu Yazarlar Sizin Sayenizde Biz Okuyucularla buluştu.

Güzel Günlerdi.Gazetenizin Tiryakisi İdik.

O Güzellikleri Yaşayan Bizler Bu Hizipçiliği Esefle Karşılıyoruz.

Meğerse Yaşadığımız Ne Güzel Günlermiş.

Öyle İnanıyorum Gazeteniz Eldeğiştirmemiş Olsa Belki de Bu Güzellikler Hala Yaşanıyor Olacaktı.

Kalın Sağlıcakla...

Yanıtla . 11Beğen . 1Beğenme 26 Nisan 02:09
14

Körfezli - @Adalı41 05 nolu yoruma cevabı: Ağzınıza sağlık..aynen katılıyorum..

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 26 Nisan 21:46
04

Fatih - Yazınızda noktalama işaretleri neredeyse baştan sona yanlış. Bir şey yazıyorsunuz siz kontrol etmiyorsanız bile editörünüz kontrol etsen bari.

Yanıtla . 3Beğen . 8Beğenme 26 Nisan 01:22
12

Gökhan Ç. - @Fatih 04 nolu yoruma cevabı: Sizin 2 cümlelik mesajınızda da yazım yanlışı var.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 26 Nisan 13:00
03

Real41 - 3 milyar milyon tl tik yatırımları proje köprü yollari bir yazmadin gitti abi..uçuyoruz haberin yok 200küsür eser 2 yilda masallah..

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 26 Nisan 01:14
02

Okur K.k - İsmet bey, yazım kurallarına uymayanları da eleştirdiğiniz bu köşe yazısında birden fazla yazım hatanız gözüme çarptı. Normalde hiç rastlamazdım böyle bir şeye, muhtemelen dijital ortama aktarırken hata olmuştur.

İyi günler dilerim

Yanıtla . 4Beğen . 7Beğenme 26 Nisan 00:41
01

Sena - Pandemide diğer yerel internet haber sitesi ve gazetelerin yazarlarının imla hatalarını bulma oyunu oynuyorum. Beşer şaşar diyenleri kabul etmiyorum, o zaman başka meslek seçeceklerdi. Evet gazetecilik ayrı, köşe yazarlığı tamamen ayrıdır dediğiniz gibi.

Her şeyi geçtim ruh yok ruh yazılarında. Bazı kadın yazarların incelikten, zerafetten, letafetten uzak lan'lı, ağalar'lı, beyler'li kelimeleri ve hitabeti beni çok şaşırtıyor. Hoş bu işin kadını erkeği olmaz tabii de, ayrımcılık için yazmadım. Esnaf ağzı ile yazarlık olmaz, belki gazetecilik stajyerliği...

Biz okuyan, araştıran, algıları açık, kişisel gelişimini tamamlamış yazarları okursak, kendi entelektüel seviyemizi ve vizyonumuzu yükseltiriz, kendimize de değer katarız diye düşünüyorum.

Onlar da kendilerine göre haklılar. "Ne çok gezen bilir, ne çok okuyan bilir. En çok cahil bilir. O her şeyi bilir..."

Yanıtla . 8Beğen . 1Beğenme 26 Nisan 00:27


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi