Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,7540
Euro 10,3892
Altın 496,61

Altın bir madalyon gibi taşınmalı vicdan

Utan, utan. Utanmayan insan olur mu lan?

Altın bir madalyon gibi taşınmalı vicdan.

Adamlar müzik grubunun eski bir şarkısının sözleri. Kutsal değerlerimiz vardır bizim. Din gibi, vatan, millet, bayrak gibi. Ancak bunların yanında ve belki de bu değerlerin gerçek anlamda sonsuza dek yaşaması için bir üst değer gereklidir. Nedir? Vicdandır. Vicdan yoksa bir insanda veya bir toplulukta, diğer değerlerini sorgulayın. Gerçek midir, insanları yönlendirme ve kullanma amacıyla mı ortaya atılmıştır, orası biraz sıkıntılı.

İnsanlar ikiye ayrılır; iyi insanlar ve kötü insanlar. Başka da hiçbir ayrıştırma, bölme, kategorize yoktur bende. Sağcı, solcu, o parti, bu parti, sınıflara ayırma ve etiketlemeden ibarettir diğer her şey. Tabii ki bir fikrim, bilgim, tarafı olduğum, gönülden yakın bulduğum oluşumlar var. Siyaset için söylemiyorum bunu sadece. Hayatın her yönüyle bu böyledir. İyi gibi görünen kötü ve kötü gibi görünen iyi. Asıl tehlike budur. İçinde, yüreğinde vicdan bulunan bir insan zaten doğru ile yanlışı ayırır, bilir ve kendince doğru olanı, bu bilgiyi paylaşmak ister karşısındakiyle. Aksi gibi düşünüyordur bir başkası çünkü ona göre, doğru yolu bulsun, akılcı olsun diye. İşte aynı şeyi karşısındaki de düşünür. Ona göre de o’dur doğruyu bilen, nasıl sen bunu göremiyorsundur. Kavgalar, kıyametler bu noktada başlıyor. İşte tam da burası. Herkesin tek doğrunun kendisininki olduğunu düşünmesi.

Bütün bu izlediğimiz söyleşilerdeki, okuduğumuz makalelerdeki, sosyal medyadaki yorumcu kayıkçı kavgalarının altında yatan temel sebep; herkesin doğrusu tek doğru. Ve bu doğruyu ispatlama ve bir fikri olmayan insanları kendi safına çekme çabaları. Vicdan bu noktada devreye girmeli, “ben ne yapıyorum” denmeli. Nice arkadaşlıkların bitme sebebi, nice karışıklığın, toplumsal düzenin bozulmasının nedeni olan şey, vicdan eksikliği. Zaten vicdan sahibi bir insan bütün bu yanlış dediğimiz ya da inanmayın dediğimiz hiçbir şeyi yapmaz, yapamaz. O zaman da konuşulacak sorgulanacak mevzu kalmaz ortada zaten.

Vicdan demişken, gerçek düşüncelerini söylemek, konu hakkında fikrini beyan etmek de suç olmamalı hiçbir zaman, ya da yersiz ve ayıp kaçmamalı. Üstelik asıl gerçek ayıptan da utanılmalı. Utanmayan insan olur mu? Biraz yüzü kızarmalı insanın hiç değilse.

Yazı yazmayı çok seviyorum. Teknolojiden de uzak kalmayı hiç istemiyorum. Bu yüzden web sitelerinde okuduğunuz yazıların, makalelerin, güzel sözlerin, çeşitli alışveriş sitelerinin ürün tanıtımlarına yazılan yazıların toplamını içeren, bu işin yapıldığı bir firmaya metin yazarlığı da yapayım dedim. Bu işi meslek olarak yapanlar bilir, ben bilmiyordum. Başladım yazmaya, makaleler, bloglar. Ancak bir sabah bebek çorabı tanıtım makalesi yazarken bana bir aydınlanma geldi. Yazıyorum, yazıyorum, istenilen yazıda ruh yok. 450 kelimelik bebek çorabı tanıtımında yazım “yemeyip yedirdiğiniz, giymeyip giydirdiğiniz bebeğiniz, işte sizin bu giyemediğiniz mini mini çorapları giyerken”e dönüyor. Şöyle bir baktım yazıya. Dedim ki; ben kendi damgamı vurursam yazıya kabul olmayacak, vuramazsam ben rahat edemeyeceğim. Bıraktım, bir süre ara verdim eski Hazine Bakanı gibi sağlık sorunlarım sebebiyle. Hoş, sonra başka makalem de samimi duygularımı fazla belirttiğim için kabul görmemişti. “ Pandemi döneminde dizi setleri” konulu makalede sanırım uzun çalışma saatleri ve düşük ücretlerden de bahsettiğim için. Allah aşkına, içimdekini yazamazsam ancak başlığı 90 kere tekrar yazıp vermem gerekir editöre.

Vicdanım bu noktada devreye girdi. Ruhsuz, kendimden bir şey katmadan hiçbir şey yapamayacağımı fark ettim ve ara verdim. Sussan olmuyor, susmasan olmaz, dil dursa hakim bey, tende can durmaz. Aynen doğrudur. Bütün bunları bu yasaklı, hepimizin evde olduğu, muhtemelen çoğumuzun erkenden kalkıp bir videonun peşine düştüğü bir pazar günü neden mi anlattım? Ruhsuz hiçbir iş yapmayın. İçinizden, yüreğinizden gelen, durduramadığınız, varsa söylenecek bir sözünüz, açıkça söyleyiniz. Önce vicdan tartısında tartarak, sonra karşı fikirlere de saygı duyarak. Tabii bunun için önce hür iradeniz ve bulunduğunuz yerde düşünce özgürlüğü olması gerekir.

Vicdanımızı altın bir madalyon gibi göğsümüzde taşıdığımız, mutlu, huzurlu yarınlarımıza.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Nurten Ozutul - Kalemine yüreğine sağlık harika anlatmışsİn tebrikler bizler senin içinden gelerek yazdığın yazılarını beğeniyoruz ??❤????Seskocaeli.çöm

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 30 Mayıs 16:39


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi