Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,3520
Euro 9,9303
Altın 485,84

Muharrem Usta’dan torik pilaki

Uzun zaman oldu, sizlere Pazar yazılarında “Rakı-balık” muhabbeti yazmamıştım. Yobazların organize hakaretlerinden küfürlerinden falan korkup geri adım attığımı ya da yaşam biçimimi değiştirdiğimi falan düşünmeyin.

Zaten mekanlar uzun süredir kapılıydı. Üstüne balık sezonu sona erdi. Bir de işin ekonomik tarafı var ki, en mütevazi rakı-balık muhabbeti için en az 200 TL’yi gözden çıkartmak lazım ve günümüz şartlarında bu alışkanlığı çok sır sürdürmek de herkesin harcı olmasa gerek.

Mekanların hiç değilse gece saat 21.00’e kadar açılmasına izin verildikten sonra ilk kez geçen hafta içinde bir rakı-balık şansı buldum. Son aylarda neredeyse her gün birlikte olduğumuz, dostluğunun kalitesini anlatacak kelime bulamadığım sevgili kardeşim Tuğrul Kırankaya’nın daveti üzerine Geçit’e gittik. Üç kişiydik. Tuğrul’un asıl davetlisi, bu kentteki en kıdemli ve tartışmasız en kaliteli eğitimci büyüğümüzdü. Sohbetinden büyük keyif aldığım ve ülkemizdeki, ilimizdeki eğitimin gerçekleri konusunda çok bilgilendiğim masadaki üçüncü kişinin adını vermeyeceğim. Çünkü malum bu devirde, bu kentte benimle oturup sohbet ettiğini yazdığım insanlara bile birileri düşman kesiliyor. Hocamın başına iş açabilirim.

…………………

Akşam saati Geçit’e girdik. Her zamanki gibi önce mutfağa daldım. Öğlen güzel iş olmuş, tencere yemekleri büyük ölçüde bitmiş. Geçit’in sahibi ve Şef’i (bence Michelin yıldızına layıktır) Muharrem Usta ocak üzerindeki bir tepsinin kapağını açtı, “Torik pilaki yaptım. İki-üç porsiyon kaldı” dedi.

Balık av sezonunda bırakın torik, palamut pek görememiştik. Şimdi bu mevsimde Torik. Muharrem Usta, “Buzhane falan değil, taze balık. Tesadüf bulduk ve alıp, pilaki yaptım” dedi.

Geçit’te Torik bulmuşken başka şey yenir mi? Tuğrul ve ben hemen atladık. Misafirimiz değerli hocam, Arnavut ciğeri ile patates kızartması istedi. Bizim önümüze toprak kap içinde hafif ısıtılıp getirilen bol sulu, bol soğanlı torikten de birer parça kendisine ikram ettik.

Çok keyifli bir yemekte çok keyifli bir sohbete daldık. Mekanların kapanma saati olan 21.00’e nasıl geldiğimizi, Geçit’in şef garsonu Tayfun başımıza dikilip, “Hadi kalkın, kapatacağız” deyince anladık.

Masadaki sohbetin ayrıntılarına girmeyeceğim. Ama değerli hocamdan milli eğitimin halini, ilimizdeki milli eğitim yönetiminin kalitesini, gelecekte daha ne gibi sorunlarla karşılaşacağımızı detaylarıyla dinledim. Bu bilgiler yeri geldiğinde kullanılmak üzere benim hafızamda saklı kalacak.

………………

Bu pazar yazısında asıl demek istediğim şudur sevgili dostlar. Çok zor dönemden geçiyoruz, ama hayata daha sıkı sarılmamız gereken bir dönem. Mafya–siyaset çatışmaları, her geçen gün biraz daha ortaya dökülen medya kirliliği, hepimizi etkileyen ekonomik sorunlar, bu koşullar altında bile çok yetersiz kalan muhalefet falan. Hayata küsmek için gerçekten çok fazla gerekçe var. Ama inadına hayatın üzerine gitmek, eskisi kadar sık olmasa da alışkanlıkları ve yaşam biçimini ısrarla sürdürmek zamanıdır diye düşünüyorum.

Birileri,  beleşe getirdikleri kuzu pirzola-taze portakal suyu masalarında ülkenin kaynaklarını ve kentimizi parsel parsel paylaşırken, biz rakı-balık zevkimizi sürdürürken, bu ülkenin geleceği hakkında fikir jimnastiği yapmaya, mücadele için kendimizi diri tutma ısrarına devam etmek zorundayız.

……………….

Malum şu sıralar balık av yasağı zamanı. Zaten sorumsuz yöneticiler sayesinde iyice kirlenen Marmara’da, Körfez’de balık falan da kalmadı.

Geçen hafta Kandıra Bağırganlı limanına içinde Romanya açıklarında yakaladığı 3 ton kalkan balığı ile girmek isteyen bir balıkçı teknesine sahil güvenlik el koymuş. 3 ton kalkan balığı, bu zamanda, bu mevsimde, mezatta babanızın oğluna kilosu 100 TL’den satılır. Sahil güvenlik Romanya sularında her türlü riski göze alıp avlanan balıkçı teknesine yüklü bir ceza yazmış. Balıklara da el koymuş. Doğrusu içim gitti. 3 ton kalkan balığı acaba ne oldu?

Patates-soğan olsa fakir fukaraya dağıtırsın. Ama bu Kalkan balığı. Acaba ne yaptılar. Dilerim, bu balıkları kokutup, çöpe atmamışlardır. Hiç değilse kendileri şöyle güzelce parçalayıp, kızgın yağda kızartarak yeselerdi. Ya da Cumhurbaşkanımızın da Kalkan’ı çok sevdiği, sık sık İstanbul Boğazı kıyısındaki çok sevdiği bir lokantaya gidip, taze kalkan yediği biliniyor. 3 ton Romanya Kalkanı’nı belki de o lokantaya vermişlerdir diye düşünüyorum.

BUGÜN BABALAR GÜNÜ

Bugün Haziran ayının 3 üncü Pazar günü yani “Babalar Günü”. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle ister istemez evlerde kutlanacak. Babaların genellikle kız çocukları ile araları çok iyidir de erkek çocukları ile özellikle onlar serpilip büyüdüklerinde aralarında sık sık tartışmalar, görüş ayrılıkları çıkar. Olsun, babalar alınmaz, kırılmaz. Çünkü babalar da çocuklarını en az anneleri kadar sever ve önemser. Bugün hiçbir babanın, çocuğundan bir özel hediye beklediğini sanmıyorum.

Çocuklar, babalarının kıymetini, değerini genellikle babalarını kaybettikten sonra anlar. Her yaştaki babaların bu gününü kutluyor, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Her çocuğun, Babalar Günü’nde nerede olursa olsun en azından babasını arayıp, kutlamasını tavsiye ediyorum. Dedim ya hediye istemez. İki-üç güzel söz yeter.

BARİ BİR GOL ATALIM

Çok havalı gidip, final çığlıkları atarak başladığımız Avrupa Futbol Şampiyonası finallerinde iki maçını da kaybeden Milli Takımımız bugün turnuvadaki son maçına çıkıyor. Türkiye-İsviçre maçı, Bakü’de bu akşam saat 19.00’da başlayacak. Bizim artık grupta hiç şansımız yok. Ben bugünkü maçtan da galibiyet veya puan beklemiyorum. Çünkü, iki maçtaki halimizi gördük. Rakip İsviçre ise gruptan çıkmak için kazanmak zorunda. Bugün tek dileğim, bu maçta hiç değilse bir gol atalım. Bu turnuvayı üç maçta hiç gol atamadan bitirirsek, gerçekten ulusça pek boynumuz bükük kalacak.

Mutlu, keyifli bir Pazar günü diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

09

Kerem1441 - İsmet Bey yazılarınıza yapılan yorum sayısına size üzülüyorum ( her ne kadar belli kesimi tahrik etsenizde yapılan yorunmlar başka haberlerden çok az.) Şunu anlayın artık okunkuyorsunuz. Böyle tahrik edici ve kışkırtıcı yazılara bile yorum gelmiyorsa arık o masalarda eskiden ne kadar büyük gazeteci olduğunuz masallarını anlatırsınız. Yazık dev aynasında görüp kendinizi şu halinize bakıp biraz ders almanız gerek. Aa rakı balık zerre kadar umrumda değil .Ben yazılanlara fikirlere bakarım.

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 21 Haziran 16:43
06

Zelenko - İsmet yazının başında yobazlardan çekinmediğini söylemişsin bundan eminim sen Allah'tan çekinmezken yobazlar kim ola. Domuz domuz luğunu yapar ayrıca Atatürk'ün sünnetini de yerine getirmişsiniz rakı masasında milli eğitim meselelerini tartışmış sınız o da devlet meselelerini rakı masalarında tartışırdı.

Yanıtla . 2Beğen . 11Beğenme 20 Haziran 14:50
08

Zelenko - @Zelenko 06 nolu yoruma cevabı: He he eğitimli Uşak

Yanıtla . 1Beğen . 3Beğenme 20 Haziran 22:16
07

Lan Bírakk - @Zelenko 06 nolu yoruma cevabı: Siz eğitilmezsiniz, Atatürk'ün içki masaları diye diye, tekke ve zaviyelerde neler oluyor acaba... Ülkenin en kötü bu yıllarını gizleyemezsiniz, bir yerden pırtlar. Yazıma cevap verirseniz bile ben daha da size bir şey yazmam. Siz başkaa, ben başka. Domuz yazmak. Fikir neyse zikir o sanki

Yanıtla . 6Beğen . 1Beğenme 20 Haziran 17:23
05

Leonardonun Vinci - İsmet bey aynı masada demlendiğiniz, hoca dediğin kişi senin kadar cesaretli biri değilmiş.İsmet bey içer bunuda kimseden gizlemez köşesindede okurlarıyla paylaşır böyle şeffaf bir adamdır İsmet Çiğit.Ben buradan hocaya sesleniyorum hoca rahat ol rahat 30 yıl ve öncesiydi milletin kılık kıyafetleri ile uğraşmak özgürlüklerini kısıtlamak.Şuan reisin bulunduğu özgürlükler ülkesinde yaşıyorsun. Başörtü takanada rakı içenede karışılmıyor rahat ol hoca sen bunlara rağmen yine oyunu özgürlükleri kısıtlayan Chp ye verebilirsin. İsmet Çiğitte öyle yapıyor zaten

Yanıtla . 2Beğen . 14Beğenme 20 Haziran 11:14
04

Kalender Kaleli - İsmet abi torik marmara denizinden yakalandıysa sakıncalı bir durum. Deniz salyası yüzünden midene oturabilir dikkat et. Masanızdaki hoca senin meşhur bir hocan varya o olmasın ? Bende ismini yazmıcam. Yoksa hocayı rakıyamı başlattın İsmet abi ?

Yanıtla . 1Beğen . 7Beğenme 20 Haziran 09:31
03

Devran - Masadaki üçüncü kişi kim??? Çabuk yaz merak ettim kimmiş o maharetli eğitimci? Yoksa galip ataman mı?

Yanıtla . 2Beğen . 4Beğenme 20 Haziran 08:53
01

Saffet Emiroğlu - Adamsın İsmet abi. Masadaki hocayı merak etmedim değil ama isim vermediğin iyi oldu. Takdir ettim.. Bütün babaların da babalar günü kutlu olsun.. Kaybettiklerimize Allah gani gani rahmet eylesin babaların hakkı ödenmez..

Yanıtla . 9Beğen . 0Beğenme 20 Haziran 01:49


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi