Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,4396
Euro 10,0747
Altın 492,32

Gazetecilik sorgulanıyor

Türkiye, bu kadar çok kirli ilişki ile yoluna devam edemez. Artık, ülkemizdeki demokrasiyi tartışır hale geldik. Pek çok taşın altından da iktidar yağcısı, iktidara sırtını dayamış gazeteciler çıkıyor.

Kimi gazetecilerin kimi güçlü siyasetçilerle; kimi gazetecilerin kimi suç örgütü liderleriyle; kimi gazetecilerin kara para aklayan tefecilerle nasıl kirli ilişkiler içinde oldukları, nasıl yasa dışı olaylarda aracılık yaptıkları ve açıkça komisyon aldıkları konuşuluyor.

Türkiye’nin en büyük medya grubunun, iktidara borazan olması için bir yandaşa devlet bankasından verilen ve geri ödenmeyen kredi ile satın alındığı ortaya çıkıyor mesela.

Sonra, hükümetteki bazı kişilerle ahbap olan kimi gazeteci müsveddelerinin suçlu olduğu için aranan kişilerle nasıl kirli ilişkilere girdikleri ortaya çıkıyor.

Sonra, iktidarın borazanı kimi gazetecilerin, FETÖ davasında suçlanıp, KHK ile aforoz edilmiş isimleri nasıl kurtardıkları ortaya çıkıyor. Ben, bizim Güngör’ün davasından da biliyorum. FETÖ’cülükle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan, ama asıl FETÖ’cüler tarafından adice suçlanıp bütün mallarına el konulan Güngör Arslan’a da bu çevreler ulaşmış, el konulan mallarının bir bölümünün karşılığında bütün davalardan kurtarmayı taahhüt etmişlerdi. Bizim saf Güngör, “Benim suçum yok ki. Neden avanta verip kendimi kurtarayım” diyerek teklifi geri çevirmişti. Hala FETÖ suçlamasıyla yargılaması devam ediyor.

………………….

Sevgili okurlar, beni tanıyan tanımıştır. Çok uzun yıllar bu kentte gazetecilik mesleğini zirvede yaptım. Her zaman yönettiğim gazetelerde tamamen açık ortamda çalıştım. Hiç gizli kapaklı görüşmem olmadı. Hiçbir siyasetçi ile iş adamı veya başkaları arasında aracılık yapmadım. Oysa çok teklif aldım. Bu teklifleri kabul etsem, elimdeki güç sayesinde pek çok sorunu da çözebilir, önemli paralar kazanabilirdim.

Ama gazeteciliğin bir raconu vardır. Herkesle yakın olabilir, herkesle oturup kalkabilirsiniz de, kirli işlerde aracılık yapmak, gazeteciliğe yakışmaz.

Özellikle seçimlere yakın dönemlerde, özellikle AKP içinde adaylık yarışlarının çok kızıştığı dönemlerde,  İsmet Çiğit imzasıyla bir olumlu makale yazmam karşılığında önüme Bond çanta içinde paraların koyulduğunu bilirim.

Kimle oturup kalktığımı, kiminle ne konuştuğumu da her zaman açık açık yazdım. Zaten bu nedenle insanlar benimle konuşmaz olmuşlardı. Ama gazetecilik budur. Bakın son zamanlarda İçişleri Bakanı ile halen kara para aklamak suçlamasıyla Avusturya’da göz altında bulunan şahıs arasında 10 milyon Euro karşılığında aracılık yapmakla suçlanan bir gazeteci müsveddesinin ilimizdeki basın camiasıyla, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti ile ne kadar yakın olduğu, ne çok gelip gittiği de gözler önüne seriliyor.

Bu tür olayların içinde hiç olmadım. Bu tür kişileri hiç tanımadım. Şimdi oturduğum yerden gönül huzuru içinde gelişmeleri izliyor, Türk basınındaki çürüklerin ortaya çıkışını takip ediyorum.

Türkiye bu gazetecilerden, bu safralardan kurtulacak. İktidarla ticari ilişki içinde olan müteahhit gazete patronları dönemi bitecek. AKP’li patronların gazetesinde çalışıp, onlara istedikleri hizmeti verirken, kuzu pirzola- portakal suyu ziyafetlerinde kendilerinin adam yerine konulduğunu, aslında sahiplerinin gözünde bile beş kuruşluk değeri bulunmayan zavallıların devri de bitecek.

Onların yerine ben mi geçeceğim? Asla.

Artık benim dönemim de bitti, bunu gayet iyi biliyorum. Ama Türk basınında ve yerel basında yeniden benim eski ilkeli halimdeki gibi davranan gazeteciler öne çıkacak. Göreceksiniz. Ben belki artık göremem ama, yine çok saygın, çok ilgi ve itibar gören, her türlü pisliği cesaretle ortaya çıkartabilen gazetecilerin devri başlayacak.

Zaten bu ülkede demokrasiyi yeniden hayata geçirmek, yeniden demokrasiyi egemen kılmak istiyorsak, bir gün bunlar olacaksa, önce bu ülkede artık bütün pislikleri paçadan akan medyayı düzeltmek gerekmektedir. Sabredin, kendinizi pis işlerden uzak tutun. Varsın bir gazeteci olarak beni, korona virüsten ölen insanlarla ilgili doğru haber yazıldığı için sabaha karşı evimden kelepçe ile alıp götürsünler. Varsın, yazdığım her yazıdan gocunan, gerçeklerin yazılmasından korkan Tahir Reis gibi adamlar benim her yazıma “Erişim engeli” getirmek için mahkemeye başvursun, her yazıma alınıp, beni avukatı aracılığı ile karakola davet ettirsinler.

Bitecek bu günler, bitecek bu sıkıntılar…

Bu dönemde bizim çektiklerimiz, boynumuzda şeref madalyası olarak asılı kalırken, bu dönemde kendilerini satan, kullandıran sözde gazeteciler sokakta yürürken selam verecek insan bulamayacaklar.

Bu arada belirteyim. Tahir Reis, geçen 17 Haziran’da yazdığım “Hayatımın dönüm noktası” başlıklı yazım için de savcılığa başvurmuş. Bu yazıma da erişim engeli geldi.

Oysa ben Tahir Reis’in daha cesur, daha delikanlı olmasını beklerdim. Beni ÖZGÜR KOCAELİ’den kovdurduğunu, sonra bana avanta teklif ettiğimi yazınca nedense çıldırıyor. Sevgili okurlarım, ben hayatım boyunca size hiç yalan yazmadım. Hiç inanmadığımı yazmadım.

Zaman geçtikçe bu kentte herkes birilerini çok daha iyi tanıyacak, bugünlerde adam sıfatında gezen pek çok kişinin ciğerinin beş para etmez olduğunu anlayacaktır. Benim tek dileğim, Yüce Rabbim bana o günleri görecek kadar ömür versin isterim.

Güngör’ün tamamen siyasi kin ve hırsla tutuklanmasının üzerinden 110 günden fazla zaman geçti. Hala adamın dosyası hazırlanmadı. Çünkü, atılabilecek suç yok. Ortada hiçbir suç yok. Savcı üzerindeki baskıdan kurtulsa, dosyayı hazırlayıp Güngör’ü mahkemeye çıkartsa, bu ülkede adaletin zerresi varsa, adam serbest kalacak.

SİZ TRAMVAYIN TUTACAK ASKISI KADAR ADAMSINIZ

Bakın geçen hafta bir meslektaşımdan çok ilginç bir  olayı dinledim. Ben bu tür konulardan çok uzak olduğum için, araştırma falan da yapmam. Ama olayı bana anlatan kişi, sektörü, ilişkileri çok iyi bilen birisi. Doğru olduğunu düşünüyorum. İlimizde ellerine fırsat geçtikçe beni ve Güngör’ü karalamak için çırpınan, çok haksız, çok saçma yazılarla bize sarkan sözde gazeteciler arasında Büyükşehir Belediyesi’nden yani Tahir Reis’ten iş alma yarışı başlamış. Tahir Reis de bunlardan birine İzmit’te çalışan tramvay kabinlerinde ayaktaki yolcuların tutunmak için kullandığı askılar üzerine reklam alma imtiyazı vermiş. İhale falan yapmadan. Bu gazeteci, tanesi 500 TL’den tramvay tutanağı üzerine reklam almak için çırpınıyormuş. Tabii, bu gazeteciye bu iş verilince, yine her fırsatta bana ve Güngör’e sallayan diğer gazeteci müsveddeleri çok bozulmuşlar. “hani bana, hani bana” diye Tahir’i sıkıştırıyor, Tahir’e küsüyorlarmış.

Bu kentteki medya deşildiğinde durun bakın ileride neler çıkacak. Hiç kimse, bir tek benim hakkımda tek laf edemez. Bu kentteki yandaş maymun gazetecilerin kıymeti de, tramvayda ayakta kalmış yolcuların tutunduğu askılar üzerine alınacak reklam kadardır. Bunu bilesiniz.

Bütün okurlara saygılar, sevgiler…

Bu çok kötü ortamda kendinize iyi bakın.

Güzel günleri hep birlikte yaşamak için sağlığınıza da dikkat edin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Şeytani Fikir - travmay askısına da reklam mı olur. adam ayakta durma derdinde oradaki reklamı görecek ve de etkilenecek hali mi var.

şeytanın aklına gelmeyen işler. yürüyüş yoluna yere reklam yapıştırmaya ne dersiniz?

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 28 Haziran 00:15


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi