Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,4396
Euro 10,0747
Altın 492,32

Nerede o eski her şey?

Nerede o eski bayramlar?

Nerede o eski aşklar?

Nerede o eski mahalleler?

Nerede o eski evler?

Nerede o eski şarkılar?ü

Nerede o eski insanlar?

Dillere pelesenk olan, cümlenin sonuna ne koyarsanız uyan tekerlemedir. Tüm bunların özeti de son yazdığım cümledir aslında. Nerede o eski insanlar? Yok. Olmayacak. Eskiye özlem yeni bir şey olmasa gerek. Yüzyıllar öncesinde de insanlar bir önceki nesli ve yaşantıyı arıyorlardı. “Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı” atasözümüz olmasına rağmen, aslında yeni şeyler ilgi çekicidir, daha güzeldir diye de düşünmemize rağmen üstelik. Tezatlık içimize işlemiş. Bir öyle deriz, bir böyle. Her dediğimizi de o an aslında en doğrusu gibi satarız her şeye inanmaya hazır ahaliye.

Yüzyıllardır böyle dedim ama, eskiyle kıyaslayınca günümüzün önemli bir farkı var. Yaşadığımız zamanda gerçeklik yok. Özlediğimiz eski; o, şu, bu değil. Gerçeklik. Feuerbach demiş ki “ Çağımızın tasviri nesneye, kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öz’e tercih ettiğine kuşku yoktur. Çağımız için kutsal olan tek şey yanılsama. Kutsal olmayan tek şey ise hakikattir.”

Hakikati sevmeye istemeye, yalanın peşinden gide gide geldiğimiz nokta tam da budur. İnanmak istediğimiz yalanlar gerçek, beğenmediğimiz hakikatler yalan olmuş zihnimizde. Sonra da tüm yaşantımıza sızmış. En küçük topluluk olan aileden, devlet yönetimine kadar her şeyde, her yerde. Yalanın peşinden gidip, onu gerçek yapmak öncelikli misyonumuz olmuş. Ondandır bir arpa boyu yol katedemeden hep geriye gitmemiz. Onu da ileri sanmışız, ne acı.

Biri çıkıp nerede o eski bayramlar? Diye sorarsa biliniz ki bayramları değil hakikati özlemektedir. İnsanların, bayramların, her şeyin ama her şeyin yapay olduğu, bir çağdayız. Bayramı kutluyoruz ama eskinin bayram sevinci hangimizin içinde kaldı? Sanmıyorum. Hiç kimsenin. Her şeyi yapıyoruz ama ruhla yapmayınca, yapıyoruz ama yapmıyoruz. Yaşıyoruz ama yaşamıyoruz.

Kapıyı çalacak çocuklara bir gün evvelden hazırlanırdı şekerler, gıcır gıcır yeni basım paralar, lokumlar, hediye mendiller.

Macuncular, pamuk helvacılar, lunaparklar. Gürültülü yaşardık bayramları biz çocukken. Mahalle gürültülü, evler coşkulu, hazırlıklar günler öncesinden.

Derin sessizlikte şimdi evler, mahalleler, şehirler. Çünkü bayram var ama yok hissi. Her şeyde olduğu gibi. Var ama yok. Çağımızı tek kelimeyle tanımlayın deseler. “Sessizlik” derdim. İkinci seçeceğim sözcük ise “nahakikat”.

Bu düzeni bozuk düzende elimizde kalan tek gerçek sağlığımız. Ona dikkat edip, korumaya çalışmak en doğrusu. Beden ve ruh sağlığımızı.

Maalesef ki sağlığına çok dikkat eden biri olamadım. Uçuğu çıksa soluğu hastanede alan biri olmadım hiç. Bazıları için hayatın tek gerçeği, yegane sosyalleşme alanları olan hastaneler, doktor muayenehaneleri hep ötelediğim, belki de kaçtığım yerlerden oldu. Acılar içinde kıvransam belki bir ağrı kesici ile geçmesini bekledim hep. Taa ki arife gününe kadar. Sabaha karşı acıdan bağırarak uyanmama sebep feci bel ağrısına kadar. Son bir iki aydır ara ara nükseden bu ağrıya evde kendi kafamdan teşhiş koyup, geçmesini beklemek, kimine göre inanılır gibi değil. Ama demek son raddede vücut dedi ki yeter, çaktı sinyali.

Eski bayramlarda bayramlık giysilerini giymeyi bekleyemeden arife günü giyen çocuklara arife çiçeği denirmiş. Bu bayram arifesinde perişan bir halde hastanenin acil servisinde iğne vurulurken tam bir arife çiçeğiydim. Şeker var mı, tansiyon var mı gibi sorulan sorulara ise bilmiyorum diye yanıt vermek tam bana özgü bir şey olsa gerek. Yıllardır SGK’ya ödediğim primler buradan köye yol olur, biraz yararlansana. Yok. Günlerini en ufak bir şeyde hastanelerde geçirenlere buradan selam olsun. Sanırım en doğrusu her şeyin ortası deyip bayramdan sonra, ihmal ettiğim sağlığıma gereken özeni göstereceğim.

Hiçbir şeyin tadının tuzunun olmadığı, her an bir olay patlak verecek hissiyle yaşamaya çalıştığımız ülkemizde ve günümüzde, her şeye rağmen bayramlarımız, eski bayramlarımız coşkusunda geçsin.

Nerede o eski bayramlar?

Nerede o eski her şey?

Kurban bayramınız mübarek olsun.

Sağlıkla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi