Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,6580
Euro 10,1795
Altın 488,66

Geceden mülteci kederim

 

 

Aylardır iş bulamayan adam artık her yere müracaat etmeye başlamış. Hayvanat bahçesinin önünden geçerken durup, “neden olmasın” demiş. Gösterilerin en önemli hayvanlarından maymun, bir gece önce ölmüş ve bunu müşterilerden gizlemek istemiş yetkililer. İşsiz adamcağıza sordukları soru “ yeni maymunumuz gelene kadar onun postunu giyip, maymun taklidi yapabilir misin?” olmuş. Önce şaka diye düşünse de, adamlar gerçekten ümitsiz görünüyormuş. Parada anlaşırsak yaparım demiş. Ertesi sabah hazırlanmış, postu giyip maymun kafesine girmiş ve seyrettiği belgeseller kadarıyla maymun gibi davranmaya başlamış. Ara sıra homurdanıyor, göğsünü yumrukluyor, dört ayak üzerinde yürüyor, sıçrıyor, sallanıyor, seyircilerin attığı meyveleri yiyor, günler geçtikçe daha yüksek dallara tırmanıyormuş. Fakat son atladığı dalı tutamamış, yandaki kafesin üzerine düşmüş, kafes teli yırtılmış, kendini yeni kafesin içinde bulmuş. Ormanlar kralı aslanın kafesiymiş burası. Can havliyle maymun kıyafetinin içinde olduğunu unutup, imdat diye bağırmaya başlamış. Aslan yeri göğü inleten kükremesiyle gelmiş ve pençesini adamın göğsüne dayamış. Yaşamının son saniyelerini geçirdiğini düşünmüş adam. Bir kez daha imdat diye bağırınca, aslan pençesini bizim maymunun yüzüne dokundurup, başını öne eğerek adama yavaş bir sesle: “Kapa çeneni be adam, beni de işimden edeceksin” demiş.

Son zamanlarımızı, kimin ne olduğunun bilinmediği şu ortamı, maymunun maymun, aslanın aslan olmadığını iyi ifade eden bu fıkraya bayıldım. Sizlerle paylaşmak istedim.

Ülkemizin sahil beldeleri yangın yeri. Günlerdir yüreğimiz yanarak takip ediyoruz. Her sabah bugün ne olacak endişesiyle twittera girip, gece yarılarına kadar çıkamıyoruz. Ana akım medyada yok, çoğu haberlerde yok. Güzelliklerimiz, zenginliklerimiz yok olup gidiyor. Öylece seyrediyoruz. Ormanların içindeki hayvanlar ölüyor, oksijen kaynağı ağaçlar küle dönüyor. Nefessiz kaldık. Yangın söndürme çalışmaları bazı yerlerde yetemiyor. Bir yangın söndürme uçağı krizimiz de oldu biliyorsunuz. Yazılacak, söylenecek çok şey var. Ancak bir çok duyarlı insan kendisi yazıyor, kendisi çiziyor. Temenni edeceğim tek şey; bir sihirli değnek, herkese şimdiki akıl ve yıllar öncesine dönebilmek…

Ne maymun gerçek, ne aslan dedik günümüzde, en yakınımızdan en uzağımızdakilere kadar.. Kavramlar, terimler iç içe geçmiş, karışmış. Afgan, Suriyeli mülteciler diyoruz. Ancak:

Mülteci; siyasi görüşlerinden dolayı başka bir ülkeye gidenlerdir.

Göçmen; seçilerek alınan insanlardır.

Sığınmacı; iç savaştan dolayı kitleler halinde komşu ülkeye sığınanlardır.

Türk Dil Kurumu’nda aynı gibi yazılsa da, terim ve anlam farklıdır. Yani neymiş; bu insanlar sığınmacıymış, mülteci değil. Öbek öbek, sürüler halinde ülkemize geliyorlar. Üstelik yanlarında ne kadın, ne çocuk. Gencecik erkekler. Burada da maalesef ikiye ayrıldık. Hiçbir şekilde durumdan hoşnut olmayanlar ve “ne yapsın bu insanlar” diyen hümanistler olarak. Ben hiçbir şekilde durumdan hoşnut olmayanlardanım. Ülkemizin demografik yapısının bozulacağını ve sosyolojik olarak çok zor şartların ileriki yıllarda bizleri beklediğini düşünmekteyim. Üstelik çevremdeki en çok din, dil, ırk ayırmadan, herkesi eşit gören biri olmama rağmen. En çok da çocuklarımıza, bizlerden sonraki nesillere üzülüyorum.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın sığınmacılara 10 kat fazla su faturası talebi insanlık dışı görülebilir. Ancak tehlikeyi görüp, elini taşın altına koymak, bir şeylerden başlamak adına bir adımdı. İnsanlar ne yapacaklarını, bazı şeylerle nasıl mücadele edeceklerini bilemez hale geldiler.

Sihirli değnek ile düzelmesi hayalim, gerçek olmadığı halde beni ne kadar mutlu ederdi bilemezsiniz. Eskiye dönmek. Çok eskiye, en eskiye. Ancak madem şu an buradayız, bu durumdayız; her şeye rağmen umut etmek zorundayız güzel günleri.

Sığınmacılar, mülteciler… Küçücük çocukların ve gençlerin dertleri de bunlar olmamalıydı. Kişisel ufak tefek dertlenmeler olmalıydı halbuki. Ne bileyim; aşk acıları, arkadaş küsmeleri olsa tek dertleri. Ekmek kavgası ve bu sorunlar değil.

“Onlar da insan, sizin başınıza gelse” sözleri de beni teselli edemiyor ne yazık ki. Bazen o kadar da insancıl bakamıyorum artık bazı gerçeklere.

Geceden mülteci kederim,

Korkarım dönmez yüreğim,

Korkarım güzelim, korkarım…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kar Tanesi - 90 larda genç değil de yaşlı olsaydım ş imdiye gitmiştim.

dönsem yine o güzel yıllara ne mümkün ki :(

bu günleri görmeseydim cinayet şiddet adam kayırmaca kadın cinayeti çucuk tecavüzleri yangınlar artık ruhum yoruldu olumsuz olaylardan haberlerden yeterrrrrrrrrrrrr diye bağırasım geliyor fakat neye kime

Aygen hanım ruhuma ses olmuşsunuz kaleminize sağlık......

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 04 Ağustos 15:10


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi