Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 9,5706
Euro 11,1144
Altın 554,79

Yangın, depremden çok daha kötüymüş

Allah kimseye, düşmanıma bile felaket yaşatmasın, göstermesin.

Yeni bir yıl dönümüne yaklaştığımız 17 Ağustos 1999 Salı günü sabahını sık sık hatırlarım…

“Bundan daha büyük bir felaket olamaz” diye düşünmüştüm. O dönemlerde de gazeteciydim, ÖZGÜR KOCAELİ’nin başındaydım.

Aklımdan şunları geçirmiştim: “Biz bir kişinin hayatını kaybettiği trafik kazası haberini manşet yapıyoruz. Bu depremde 15-20 bin kişi hayatını kaybetti. Bundan sonra 1-2 kişinin hayatını kaybettiği bir kaza, bu kentte haber değeri taşır mı?”

17 Ağustos 1999 Salı günü öğlen saatlerinde, o zamanki gazete binasının hemen yanındaki Valilik binasının bahçesine gitmiştim. Büyük bir karmaşa vardı. İnsanlar, yıkılmış binalarının enkazı içinde kalmış, yakınlarını kurtarmak için iş makinası arıyordu ama devletin de elinde bir şey yoktu. Eski Valilik binasının bahçeye açılan kapısı önündeki geniş merdivenlerin en üst basamağında dönemin Valisi Memduh Oğuz çöküp kalmış, başını iki elinin arasına almış, ağlıyordu.

Sayın Vali’nin yanına gittim, “Efendim, insanlar çok büyük panik halinde. Enkaz kaldırmak için iş makinası bekliyor. Siz de bir şeyler yapsanız” demiştim. Vali Memduh Oğuz,  ellerini yüzünden çekmiş, benim gözlerime bakarak şunları söylemişti:

“-İsmet Bey, bu deprem değil. Bu kıyamet. Yüce Allah işini bitirmedi. Hiçbir şey yapmamıza gerek yok. Yeni bir dalga gelecek, yer yarılacak, herkes içine düşecek. Biz birkaç iş makinası bulsak ne olur?”
………………………………

Biz, en büyük felaket, 7 ve üzeri şiddetteki deprem olarak bilirdik. Şimdi televizyonlarda yurdumun bir köşesinden yükselen alevleri büyük bir acı içinde, sanki o ateşler tenime değiyor da beni yakıyormuşçasına izliyorum. Şimdi çok iyi anlıyorum ki, en büyük felaket deprem değil, yangınmış.

Deprem, Allah’ın kullarını sınaması. Doğanın bir olayı.

Ne zaman deprem olacağını bilemiyorsunuz. Ama belli bir periyot içinde hangi zaman aralığında, nerelerde olabileceğini bilebiliyorsunuz. İçinde yaşadığınız binaları doğru zeminde, kurallarına uygun biçimde yapmışsanız,  depremde sadece korkarsınız. Ama hayatta kalırsınız. Canınız yanmaz, malınız ziyan olmaz..

Yangın öyle değil. Bir küçücük ihmal, bir minik kıvılcım ortalığı kasıp kavurabiliyor. Biraz rüzgar ya da oraya buraya fırlayan çam kozalakları bir anda alevlerin büyüyüp, yayılmasına neden olabiliyor. Çok uzakta gibi gördüğünüz alevler, çok kısa bir zaman dilimi içinde sizin ayaklarınızın ucuna kadar gelebiliyor.

Depremde kurtlar, kuşlar, kuzular; böcekler, çiçekler, ağaçlar kendilerini koruyabiliyorlar. Yangın, üzerine yüklendiği bütün canlıları cayır cayır yakarak yok ediyor.

Deniz kenarında leb-i derya villanız var diye övünüyorsunuz da, arkanızdaki ormandan inen alevler bir anda sizin her şeyinizi yok edebiliyor. Depremde sarsıntı olsun olsun 40-50 saniye sürüyor da, yangında alevler günlerce yayılarak devam edebiliyor.

…………………

Bu kavurucu yaz sıcaklarında çok büyük bir felaket yaşıyor güzel ülkemiz. Hepimizin ciğerleri yanıyor. Bu ortamda biz ulusça bu büyük felaketin tahribatını mümkün olan en az seviyeye indirmek, bu büyük felaketten bir an önce kurtulmak adına hep birlikte el ele vererek çabalamak zorundayken yine birbirimizi yiyoruz. Ucuz siyaset yapıyoruz.

Evet, ülkemizi bugün yönetenler suçlu, aciz, beceriksiz. Bir Bakan, bu büyük felaket nedeniyle yurt dışından yardım isteyenleri, “Ülkemizi yabancılara peşkeş çekmek istiyorlar” diye suçlayabilecek kadar cahilse bu ülke nasıl toparlanıp ayağa kalkacak merak ediyorum.

Ya muhalefete ne demeli? Sırf laf üretiyorlar…

Evet, THK’yı dışlayanlar, THK’nın elinde yangın söndürme uçakları varken, bu kurumu sırf Atatürk eseri olduğu için yok edenler elbette suçlu. Bu büyük yangın felaketi karşısında aciz kalan, alev alev yanan ülkemin ormanlarına su atacak bir uçak, bir helikopter bulamayan ülkemiz yöneticileri elbette suçlu ve sorumlu.

Ama muhalefet laf üretmekten, işleri zorlaştırmaktan, halkın öfke ve nefretini  körüklemekten başka ne yapıyor?

Bu büyük yangın felaketi de gösterdi ki, ülkemizde bir iktidar sorunu, bir yönetim sorunu var.

Ama ülkemizde aynı zamanda bir muhalefet sorunu, bir alternatif yönetici sorunu da var. Bunlar da alevler arasından açıkça görülebiliyor.

……………………….

Değerli okurlar; biz Türkiye’deki en büyük doğal felaketi, 7.4 büyüklüğündeki depremi yaşamış, görmüş insanlarız.

O depremi yaşayınca, “Artık her şey bitti. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz” diye düşünmüş insanlarız.

Bakın, bu büyük depremin üzerinden 22 yıl geçti. Hala ağır hasarlı, orta hasarlı, riskli binalarla birlikte yaşıyoruz.

Üstelik, bu coğrafyada her an yeni bir depremin olabileceğini de biliyoruz. Hala bir Cedit Mahallesi’ndeki kentsel dönüşümü bile yapamadık.

Deprem, böyle bir gerçek. Ama artık biliyoruz ki; yangın çok daha büyük ve korkunç bir gerçek.

İzmit, bu açıdan biraz şanslıdır. Özellikle 17 Ağustos 1999 depreminin ardından, Hollanda’nın Amsterdam kenti belediyesinin desteği ile Türkiye’deki en güçlü, en organize, en iyi eğitilmiş itfaiye teşkilatlarından birine sahip olduk.

İbrahim Karaosmanoğlu’nun başkan, İlhan Bayram’ın İSU Genel müdürü olduğu dönemde bu kentte her bölgeye yangın muslukları konuldu. Allah korusun, bir yangın halinde itfaiye araçlarının yangın mahalinde bir yangın musluğu bulup alevlere müdahale edebilmesi mümkündür.

Ama hala bu kentte daracık sokaklarımız, çok büyük trafik sıkıntısı yaşayan caddelerimiz var. İtfaiyenin giremeyeceği, olası yangınlara müdahale edemeyeceği yerler var. Bu yerlerde hiçbir imar kuralına uyulmadan yapılmış, baraka tipi bitişik nizam  binalar var.

Allah korusun, bu şehirde öyle yerler var ki bir küçük kıvılcımla bir yangın başlasa, itfaiye de girip müdahale edemeyeceği için bütün sokağın hatta bütün mahallenin alevler içinde  yanıp kül olabileceği riskli bölgeler var.

Yangının nasıl büyük bir felaket olduğunu hepimiz ülkemizin cennet köşesindeki manzaraları izlerken görebiliyoruz.

Aradan 20 küsür yıl geçti, yeni ve olası bir deprem için gerekli önlemleri alamadık.

Hiç değilse olası bir yangın riskine karşı gerekli önlemleri şimdiden alabilsek.

Yangın sadece ormanlarda çıkmaz. Derme çatma yerleşim bölgelerinde, itfaiyelerin giremeyeceği kadar sıkıntılı bölgelerde olası bir yangın çok büyük felaketlere yol açabilir.

Ülkemizin cennet köşesindeki büyük felaketi çok büyük üzüntü ve dehşet içinde takip ederken, hiç değilse olası yangınlara karşı gerekli önlemleri düşünmek ve uygulamak da öncelikli işlerimizden biri olmalıdır diye düşünüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

07

Haci - Esselamun aleykum kıymetli arkadaşlarım sayın yazar ın da dediği gibi muhalefet sorunumuz var iktidar elinden geleni yapıyor bakanlar bölgede. Sayın cumhurbaşkanımız daha ilk anda yangın bölgesindeydi elhamdulillah

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 04 Ağustos 20:05
03

Tamam Mı - İsmet bey ! Allahın işine de karışmışsın.bIrak Allah işini bitirsin.Dalga gelsin yer yarılsın nede olsa herkes içine düşecekmiş boşver kepçeyi iş makinasını,uçağı helikopteri tek seceneğimiz var CÜBBELİ AHMET ten yardım istemek yoksa , Vali beyin dediği gibi" Bir kaç iş makinası uçak helikopter bulsan ne olur.Oturup bekleyeceksin yer yarılsın diye .Neden söz dinlemiyorsun.?. Ölüm bu işin fıtratında var...

Yanıtla . 1Beğen . 5Beğenme 04 Ağustos 09:59
02

Hodri Meydan 89 - İsmet bey Manavgattaki yangını televizyondan seyrederken bu kadar etkilendiysen seni birde yangın yerinde hayal ediyorum. İmana gelir rakıyı bırakırsın Chp yede oy vermezsin. Senin şu meşhur hocan varya onunla takılmaya başlarsın. Tuğrulmuş, Milli eğitimdeki eğitimciymiş, Nazif beymiş, Geçitteki Tayfunmuş, Kerpede Rahmiymiş hepsini silersin.

Yanıtla . 4Beğen . 9Beğenme 04 Ağustos 08:54
04

TaMaM mı - @Hodri Meydan 89 02 nolu yoruma cevabı: Kendi içmez,içeni kınamaya bayılır.

Yüzünden aldatmaca,sahtekarlık yayılır

Şarap içmiyor diye,kaslıp gezer ama;

Yedikleri yanında şarap meze sayılır.

Yanıtla . 7Beğen . 2Beğenme 04 Ağustos 10:47
01

Chp Ye Oy Vermeyin - Chp grup başkanvekili yangın bölgesinde bir tane helikopter görmedim diye yemin ediyor biri İzmir biride Muğla belediye başkanı olsa gerek ? şıracının şahidi bozacı rolünü oynuyor.Nasıl bir mücadele verildiğini dünya görüyor birtek Chp liler ve yandaşları görmüyor Allah bunlara ülke yönetme fırsatı vermesin. Bu zihniyet yangından daha tehlikeli.

Yanıtla . 5Beğen . 11Beğenme 04 Ağustos 07:31
08

Algı Ile Iş Yürümedi - @Chp Ye Oy Vermeyin 01 nolu yoruma cevabı: Yönetemedik, beceremedik demek de bir erdemdir.

Herkes anladı neyin ne olduğunu.

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 04 Ağustos 21:03


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi