Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 8,8689
Euro 10,4740
Altın 499,21

Telefonsuz bir gün sakin ve huzurlu

Çevremdeki hemen herkesin, sürekli elindeki cep telefonu ile oynuyor olduğunu görmek inanın beni çileden çıkartıyor.

Biz bu cep telefonları ile büyümedik. Bizim zamanımızda İzmit’ten Derince’deki bir telefonu aramak için bile (03) kayıt yaptırıp, beklerdik.

1980’li yıllarda (Özal zamanı), bir gün gazeteye dönemin Kocaeli milletvekili ve TBMM Başkan Vekili, ilimizin o zamanlardaki en önemli siyasetçisi Halim Aras ziyarete gelmişti. Rahmetli Halim Aras sohbet sırasında “Birkaç ay içinde öyle bir sistem kurulacak ki, bu oturduğun masadaki telefondan Türkiye’nin ve dünyanın her yerini numara çevirerek kendin arayabileceksin” demişti. İnanmamıştım adama.

1990’lı yıllarda cep telefonları başladı. Cep telefonu bulunduğunuz yerde çeker, üç adım ileride çekmezdi. Zaten öyle internet erişimli falan da değil.

O zamanlar gazetede genel yayın müdürüyüm. Elimin altında bir telefon, istediğimi arayacağım, isteyen beni arayacak çok hoşuma gitmişti. Gazetenin mali işlerinden sorumlu Genel Müdürü ve aynı zamanda doğal patron Nazif Çanakçılı’yla bana bir telefon alması için çok yalvarmıştım.

Dediğim telefonlar kocaman, ağır, üstelik çok pahalı. Rahmetli Cevat Çetin’in arabasında araç telefonu vardı da çok hoşuma giderdi. Neyse, Türkiye’de ilk cep telefonu sahiplerinden biri oldum.

Emin olun, daha elimdeki cep telefonu ile birisine mesaj çekmişliğim bile yoktur. Telefonum çalar, açıp konuşurum. Ben birine ulaşmak istersem, yine açar konuşurum. Çevremde her ay yüzlerce TL cep faturası ödeyenler var. Benim aylık telefon faturam 45 TL’dir.

……………………..

Bu halde bile cep telefonu taşımak bazen bana külfet geliyor.

Pazartesi sabahı gazeteye geldim. Bende bir kere şarj ettiğinizde bir hafta giden çok basit, tuşlu telefon var.

Haftanın her günü belli kişileri aynı saatte mutlaka ararım. Bu pazartesi günü de önce annemi (O’nu her sabah ararım), sonra Sefa Sirmen, Metin Karan, Ahmet Kobak’ı aradım. Hatır sordum. Tam Sedat Sapmaz’ı arayacağım, telefonumdan cılız bir ses geldi ve kapandı. Pazar günü şarja takmayı unutmuşum. Benim garip telefonumun şarjı bitmiş.

Haftanın ilk günü bütün bir gün cep telefonu olmadan yaşadım.

Meğer ne büyük mutlulukmuş.

Nasıl bir rahatlıkmış, anlatamam…

Tabii, merak edenler de oluyor. Her hafta pazartesi günleri aradığım Sedat, ben aramayınca beni aramak istemiş. Telefon kapalı. Panik yapmış.  Önce eşimi, sonra oğlum Can’ı aramış. Hani biz yaşlıyız, hastayız, kalp ameliyatlı filanız ya, Sedat illa ses duymak istiyor. Sonunda eşim ve oğluma ulaşıp, hayatta olduğumu öğrenince rahatlamış.

Öğlen saatlerinde “Neredesin ulan sen” diye bağırarak Başar geldi gazeteye. Aramış, aramış telefonum açılmayınca, atlayıp arabasına kendisi gelmiş.

Telefonunuz çalışmayınca, sizi merak edenlerin kimler olduğunu da öğrenme şansınız oluyor.

……………………….

Elimde şarjı bitmiş uyduruk telefonla gazetede Nazlıcan ve Zerrin’le sohbet ediyoruz. Onlar, ellerinden telefonu hiç düşürmeyenler takımından. “Abi nasıl olur telefonsuz hayat” dedi Zerrin. Nazlıcan atıldı, “Benim bir gün telefonum olmasa herhalde ölürüm” diye devam etti. Zaten onlar, ellerinde cep telefonu ile birlikte bir de portatif şarj cihazı taşıyanlardan.

“Ben çok memnunum” dedim. “Ne karakoldan arayıp,  ifadeye çağıran var, ne bankalardan mesaj atıp, (Kredi kartının geciken borcunu) hatırlatan. Sessiz, sakin, huzurlu bir gün geçiyorum. Telefonumun şarjının bitmiş olmasından çok memnunum.”

…………

Hani şu televizyonlarda hep uyarılar yapılıyor ya, “Sigarayı bırak, alkole bulaşma, kumar oynama, maskeni tak, sakın çıkartma” falan diye. Aslında bunlara ekleme yapmak lazım; “Şu cep telefonlarına bu kadar bağlanma, bırak elinden telefonu, daha sakin ve huzurlu yaşa” diye insanları uyarmak lazım. Hatta bunun için Yeşilay, Kızılay gibi bir de hayır kurumu kurmak lazım. Telefon bağımlılarını tedavi ettirmek lazım.

Lütfen, bir gün telefonsuz kalmayı siz de deneyin.

Emin olun, ölmezsiniz. Abuk sabuk mesajlardan, abuk sabuk haberlerden kurtulur,  kafanızı dinlediğinizi hissedersiniz.

Haftanın ilk gününü şarjı bitmiş, işe yaramayan bir telefonla geçirdim ve emin olun kendimi çok mutlu hissettim.

Ama zaman farklı zaman. Eve gider gitmez telefonumu yeniden şarja taktım. En az bir hafta gider. Dün beni arayıp da ulaşamayan bütün dostlarıma bildiririm; Bugün cep telefonumun şarjı var ve açık. İsterseniz bana ulaşabilirsiniz.

Ama tekrar tavsiye ediyorum. Hayatta bir gün cep telefonsuz kalmayı deneyin. Kimse bu cep telefonları ile doğmadı. Emin olun, telefonsuz bir günde kendinizi çok daha mutlu hissedeceksiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Cenk Cemil - Milletin bu cep telefonu hastalığı kimelri memnun ediyor en köşebaşı ve işlek cadde dükkanlarını kimlerin işlettiğine bir bakınız o zaman anlayacaksınız ! Telefon operatörlerinin bizim ülkemizdeki kadar ihya olduğu bir başka ülkeyi kimsenin gösterebileceğini sanmıyorum !

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 12:58
01

Telefon - telefon anıları:

1-ismet abi ben orta ve liseyi "parasız yatılı" okudum 1965 'li yıllar. evden uzaksız. 13 yaşında çocuksun hayatla başbaşasın.canın evi özler konuşamazsın okuldan çıkış yok. ya da cumrtasi kenti ana postanesine gidersin. paran çok yok.normal yazdırırsın. saatlerce beklersin. bazen görevli "adana çık aradan diye söylenir" ne demek. meğer adana hattı karışmış. 3 saat beklersin 2 dakika konuşursun. evde de telefon yok. babamın çalıştığı resmi dairenin telefonu.yoksunluk insanı biler. benim de tuşlu telefonum var

2- 1974 yılı. kurs için londra'dayım. sıra arkadaşım alman bir çocuk. kurs sonrası yürüyüş yapıyoruz hyde parkta. çocuk bir dakika şuradan evimi bir arayayım. albert dedim şimdi londra da postaneyi nerden bulacağız. yooo dedi. şuradaki kırmızı telefon kulubesinden. nee kulubeden almanya aranır mı. aranır. cebinden ingiliz bozuk parası çıkardı. deliğe attı,trinkk alo .. başladı konuşmaya....vay anam dedi.

3- istanbulda evde telefon yok. telefon hattı (kofra karaborsa-telefon hattı alınır satılır ilanları vardı. taksi plakası gibi) babam karaborsa telefon almadı. postaneden telefona yazıldı. tam 15 yıl sonra eve telefon geldi yıl 1970 sonu 1980 başı.

eyy Türkiye ey nereden nereye

Yanıtla . 6Beğen . 1Beğenme 24 Ağustos 00:23


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi