Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 11,0914
Euro 12,5226
Altın 663,21

Her maç böyle bitmez !

Fikstür gereği kendi saha ve seyircimiz önündeki arka arkaya üçüncü maçımıza çıktık dün gece.

Rakibimiz neredeyse son sezonlarda TFF 1.Liginin olmazsa olmazlarından ve büyük futbol mazisi olan İstanbulspor'du.

Kendi sahamızdaki Samsun, Balıkesir ve Tuzla galibiyetlerine rağmen oynanan oyun, futbol kalitesi olarak taraftarlarımızı bir türlü memnun etmemişti.

İstanbulspor maçında birbirlerine olan uyum sürecini atlatmış oyuncu grubu.

Daha oturmuş, üçüncü bölgeye haliyle gole ve gollere dönük bir sistem.

Esame listesinde, özellikle de yedek kulübesinde stoperden fazla orta saha ve forvet oyuncuları olmasını bekliyorduk.

Ama Mustafa hocamız yine kendi doğruları ile, önce 1 puanı kurtaracak korkak oyun sistemiyle.

Kontra atak futbola dönük, rakibe topla oynaması için boş alan bırakan futbol anlayışla.

Bizlere yine hayal kırıklığı yaşattı.

Tuzla maçının ilk 11'inden farklı olarak sakat olan Cabezas'ın yerinde Pereira yer aldı.

Ben şahsen çok zevkli, çekişmeli ve keyifli bir maç olmasını tahmin ediyordum.

Camiamız tarafından çok sevilen ve saygı duyulan TRT Spor'dan maçımızı canlı anlatan değerli dostum Erdoğan Arıkan'a da maç öncesi bunu söylemiştim.

Tahminimde de yanılmadım.

Seyir zevki açısından mükemmel bir maç oldu.

Aldığı yüksek ücret, üst düzey bir futbolcuya yakışmayan kiloları ile topu tutmayı dahi beceremeyen Dino, Ümraniye ve Ankaragücü maçlarında büyük tepki almış ve çok eleştirilmişti.

Bir de milli arada gittiği ülkesinden ne demek istediği belli olmayan, saçma sapan bir tweet de atınca, camiada iyice gözden düşer hale gelmişti.

Bende hem yazılarımda, hem de konuşmalarımda aynı eleştirileri yapmıştım.

Hatta verilen çok yüksek ücret için yöneticileri ve transfer komitesini.

Aynı zamanda iki sezon başı kampı boyunca, kilolarını verdiremeyerek, oyuncuyu hazır hale getiremeyen teknik kadroyu da eleştirmiştim.

Görünen köy kılavuz istemez misali, tüm eleştirilerimizde yerden göğe kadar da haklıydık.

Ama aynı Dino, bir aylık bocalama devresi sonunda, fazla kilolarından kurtulup arka arkaya goller atıp maçlar da kazandırınca.

Eleştiri yapan bizlere de kendisinden özür dilemek düşer.

Helal olsun.

İnşallah sezon sonuna kadar aynı performansı gösterir de bizler her maç sonu kendisinden özür diler alkışlarız.

Maçın hemen başında rakip stoperin zamanlama hatasını affetmeyen Dino'nun yaklaşık 40 metre top sürerek attığı akıl dolu golü ile öne geçince derin bir nefes aldık.

Çünkü ilk golü attığımız maçları kazanıyor, ama ilk golü kendi kalemizde görünce bocalıyor ve ardından ikinci golü de yiyorduk.

Tıpkı Ümraniye ve Bolu maçlarında olduğu gibi.

Ama İstanbulspor'un ve ligin en iyi futbolcularından İbrahim Yılmaz'ın golü sonrası sevincimiz kursağımızda kaldı.

Beraberlik golünden sonra, rakip takım bize göre daha rahat top çevirip, oyunu kendi istekleri doğrultusunda yönlendirdi.

Böyle olunca da rolantide giden bir yirmi yirmi beş dakika izledik.

Ta ki maçın hakemi Özgür Yankaya'nın penaltı pozisyonda bariz elle oynamada düdüğünü çalamayıp, sarı kartlı oyuncuyu da oyundan atamamasına kadar.

Bence maçın sonucunu ve kaderini değiştiren karardı bu.

Ardından sarı kartlı Yılmaz'ı oyundan atamayarak ikinci büyük yanlışını da yaptı Özgür hoca.

Çok büyük tepki ve protesto altında soyunma odasına giden Yankaya, maçın neredeyse tamamında tüm takdir haklarını rakip takımdan yana kullandı.

Adeta bizlere saç baş yoldurdu.

Hekimoğlu maçında son dakikada verdiği penaltı kararı ile Trabzon kentinin ve Türk futbolundaki güçlü Trabzon lobisinin bir numaralı hedefi haline gelen Özgür Yankaya'nın belli ki aklı o penaltıda kalmış.

İkinci yarıya Yılmaz ve Ilyas'ın yerine Omolo ve Mehmet Taş değişiklikleri ile oldukça da iyi başladık.

Sürekli pres yapan, rakibi ikinci bölgeye dahi çıkartmayan, iki pas dahi yaptırtmayan bir futbol oynadık bu 10 dakikalık zaman içinde.

Yine ilk goldeki gibi aynı rakip stoperin büyük hatasında topu önünde bulan Dino'nun golü ile öne geçince de "Tamam bu iş bitti maçı kazandık" dedik.

Dedikte öyle olmadı işte.

Maçın ve bizim takımın en iyilerinden Cisse'nin alda at dediği pozisyonda, Omolo'nun topu üstten avuta atması, bizim için korku filminin başlangıcı oldu.

Bu pozisyondan sonra rakip futbolculara güven geldi.

Daha çok pas yapıp, hızlı hucümlarla dalga dalga kalemize gelmeye başladılar.

Her top onlarda kaldı.

Sahanın her yerini onlar kullandılar.

Böyle zamanlarda kulübede topu tutacak, arkadaşlarını rahatlatacak, oyunu yönlendirecek ve atacağı toplarla kontra atak yaratacak oyuncu olması gerekir.

Yiğit Ali gibi, Dilaver gibi.

Hatta yapacağı çapraz koşularla rakip defansı ve rakip ön liberoları öne çıkartmayacak Bahattin gibi oyuncu olması gerekir.

Ama biz ne desek, ne yazsak boş.

Hocamız kendi bildiğini okuyor.

Gereksiz inat ve ısrarla kendi sahamızda ki maçta dahi Bahattin'i kadroya almıyor.

Şaka gibi...

Yönetimde de " Hocam biz kazanmak için oynamalıyız, bir puan için değil" diyebilecek güvende ve kapasitede futbolu bilen bir adam da olmayınca.


Hocamız meydanı boş bulup kendi doğrularını empoze etmeye çalışıyor.

Nitekim son 10 dakika ve uzatma dakikaları bizler için "Fredy'nin Kabusları" filmi gibiydi.
Samsun, Balıkesir ve Tuzla maçlarında olduğu gibi.

Ümraniye maçında gelen rahat topu içeri alarak yerden yere vurduğumuz Korcan, yaptığı inanılmaz kurtarışlarla maçın kahramanı oldu.

Eğer kendi saha ve seyircimiz önünde böyle aciz kalıp, rakibe karşı böyle mahkum oynuyorsak, hocamızın da yöneticilerin de şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekir.

Tamam arka arkaya üç maç kazanmak hele de bu ligde büyük iş.

Ama futbol olarak sezon başından bu güne kadar bir arpa boyu yol kat edememek de büyük iş.

Hiçbir teknik adam bu ikisini bir arada beceremez.

Bence bu tek kelime ile Mustafa hocanın futbol şansının olduğunu gösterir.

Üç maçında içerde olduğu gibi.

Ne diyelim Allah daha çok versin hocamıza !

Geçen maçlara göre Mandjeck bu maçta çok iyiydi.

Çok çalıştı, mücadele etti.

Her pozisyonda var olan, orta yapıp ara toplar atan Cisse'den sanki 8 numara pozisyonunda da yararlanabiliriz.

Sanki o bölgede daha da yararlı olur gibi.

Atilla Turan bence bu ligin en iyi kanat oyuncusu.

En kritik anlarda yaptığı müdahaleler, topu arkadaşlarına kazandırması, özellikle de Musa Nizam ile uyumu çok başarılıydı.

Zamanlama ve pozisyon hatası yapsa da Diego her maç üstüne koyuyor.

Oyuna ikinci yarı giren Omolo, ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçişlerde başarılı olsa da, yüzde yüz golü kaçırarak kendi moralini de bozdu.

Sanki son 20 dakika da rakibin orta sahada boş alan yaratmasının da baş sorumlusu oldu.

Mehmet Taş yine rakibe zamanında yaptığı baskı ve müdahaleler ile verilen görevi yerine getirdi.

Oyuna sonradan giren Mevlüt ve Tisdell pek varlık gösteremediler.

Bunda geriye yaslanmamızın da etkisi vardı tabii ki.

Ama ne Tisdell, ne de Omolo, hocanın önyargılı inadı ve kontenjan sorunu yüzünden kadroya alınmayan futbolculardan daha iyi değiller.

Bahattin aynı mevkide oyuna sonradan giren Tisdell'den daha çok katkı verir.

Faydalı olur.

Bunu bizler çok net görüyoruz da, teknik kadro neden görmüyor veya görmek istemiyor bir türlü de anlamış değilim.

İnşallah bu oyuncular içinde Dino gibi yanılırız diyeceğim ama zor.

Çok zor hem de.

Milli maçlar dolayısıyla önümüzde 14 günlük bir ara var.

Ben Başkamızın ve yöneticilerin yerinde olsam kırmadan dökmeden konuşup anlaşıp hocamızla yolları ayırıp, genç ve başarıya aç bir teknik adamla anlaşırdım.

Maç oynanırken en az beş arkadaşım hocamızın kulübedeki yorgun ve bitik halinin fotoğrafını attılar.

Bir ara saha içine girmesi de kendisinin nasıl bir ruh halinde olduğunu gösterdi.

Eğer hoca ile devam edilecekse verilen bu arada daha çok pas çalışmamız ve mutlaka oyun sistemimizi değiştirmemiz gerek.

Böyle her maç son 20 dakika geriye yaslanan, rakibe top oynatan, bizi aciz gösteren ve kendi birinci bölgemize mahkum eden bir sistemle bu iş gitmez.

Gitmemeli de zaten.

Birde oyuna sonradan giren oyuncuların da takıma katkı vermeleri gerek.

Son üç maç, sonradan giren oyuncular maçın seyrini olumlu ölçüde değiştiremediler.

Hatta futbol olarak daha da geriye gittik.

Bunun için de her futbolcuyu hazır hale getirmeliyiz.

Mustafa hocam illa yabancı futbolculara ve kendi getirdiklerinize değil, hak edene de formayı vermelisiniz.
Kadroya almayarak ve küstürerek bu oyuncuları bir türlü kazanamayız.

Bunu da lütfen anlayın artık.

Zorda olsa İstanbulspor galibiyetinde emeği geçen herkese canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.

17 Ekim pazar günü saat 13.30'da geçen sezon kupadan elediğimiz Keçiörengücü ile Ankara'da oynayacağız.

Boluspor maçı gibi olmaz ve o maçı da kazanırsak, ibreyi alt sıralara değil de tamamen üst sıralara çevirmiş oluruz.

İşimiz çok zor.

Allah yardımcımız olsun..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Can Vatansever - Mesaj Gönder

# saat, son, Oldu

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

İzmit - Uzun bir yazı kalem almışsınız.Söledikleriniz kendi fikirleriniz.Saygı duyuyorum.Bahattin ve Benhur bu ligin topçusu değil teşekkürler

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 03 Ekim 11:59


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi