Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 13,5246
Euro 15,4809
Altın 789,97

Bu arkadaşların ruh halini çok merak ediyorum..!

Ben, ülkemizin ve şehrimizin çok daha iyi ve güzel günlerinde çok uzun yıllar gazetecilik yaptım.

Bu işi zirvede yaptım. Tabir yerindeyse, burnumdan kıl aldırmadan yaptım.

Kimseye kibir yapmadım, kimseye tepeden bakmadım ama hiç kimsenin de lafını dinlemedim, kimseden emir almadım.

Özgür Kocaeli’nin şirket olarak bize ait olduğu dönemde (1991-2013 yılları arası) , gazetede gerçek bir aile ortamı vardı. Bütün çalışanlar birbirimizle kardeş gibiydik.

Bazen, işle ilgili aramızda çok sert tartışmalar yaşanır, ben bir haberde eksiklik veya hata varsa ortalığı yangın yerine çevirirdim.

Ama ertesi günün gazetesi hazırlanır, o günkü iş biterse,  hepimiz yeniden kardeş olur, aile olurduk.

Birlikte eğlenir, birlikte sevinir; birlikte yas tutar, birlikte üzülürdük.

Mutlaka içlerinden tanıdıklarınız vardır.

Sorun Metin Karan’a, Ahmet Serimer, Murat Yoldaş’a, Hayrettin Albayrak’a sorun. Uğur Hoca’ya, Yıldız’a, Ayşegül’e, Şennur’a sorun…

Mehmet Sümer’e, Yılmaz Yenişar’a, çaycı Fehmi’ye sorun. Gazetenin ruhu vardı. Gazetenin içinde gerçek bir aile ortamı vardı.

Yılda iki kez maaşlara zam yapılır, her bayramda ikramiye verilirdi. Personel maaşı bir gün gecikse (ki bizim zamanımızda hiç olmadı. Haldız’lar döneminde başlamıştı), çalışma arkadaşlarım adına ortalığı ayağa kaldırdım. Söylemedik laf bırakmadım.

O dönemde Cevat Çetin, Nazif Çanakçılı, Hazım Özbay, Nahit Çiğit hepsi patrondu da, hepsi gazetenin çaycısıyla bile dosttu, ahbaptı, ağabeydi…

Şimdi ilimizdeki yerel gazetelerde çalışan herkesin mutsuz olduğunu, gazetelerin ortamında dostluktan çok birbirini gammazlama yarışı olduğunu çok iyi biliyorum.

………………………

2013 yılında değişen şartlar yüzünden birlikte çalıştığımız, ailemiz kabul ettiğimiz insanları gelecekte mağdur etmemek adına şirketi Sadece gazetenin genel yayın müdürü değil, aynı zamanda şirketin CEO’su gibi çalıştım. Haldız ailesine sattık. Gazetenin yeni sahipleri ısrarla öyle istediği için ben işin başında kaldım.

Sağolsunlar Haldız ailesi de hep bana karşı saygılı oldu. İşime çok fazla karışmadılar. Ama birkaç kez karışmak istediklerinde de kendi doğru bildiğimden hiç taviz vermedim.

Haldız’lar döneminde de gazetede aile ortamının sürmesi için çaba harcadım. Ama bunu başaramadım. Eskiden bizim gazetede işe başlayan, emekli olana kadar kalırdı.

Haldız’lar döneminde çok fazla çalışanı işten çıkarttılar. Hep kendilerine yakın, Trabzonlu ve AKP tandanslı insanları işe aldılar.

Elbette şirket patronlarının bu konulardaki kararlarına karşı çıkamazdım. Ama karşı çıktığım konular da çok olmuştur.

Mesela; Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a yaptığı  “Hak-Hukuk-Adalet” yürüyüşü günlerinde Macit Haldız bana, “İsmet bu yürüyüşün haberini gazetede kullanmayalım. Benim kredilerimi engelliyorlar” dedi.

Düşünün binlerce kişi gazete binasının önünden, D-100’den geçecek, ben bu haberi gazetede kullanmayacağım.

Macit Bey’e, “Kusura bakmayın. Bu isteğinizi yapamam. Beni affedin, ben işten ayrılayım, siz isteğiniz gibi yapın” dedim. Macit Haldız, “Tamam bildiğin gibi yap” demişti. Ben o haberi manşetten kullandım.

Bir başka anım; Bir gün, o dönemde çok havalı olan AKP’nin il başkanı (mobilyacı olanı) , bir basın toplantısı düzenlemişti. Toplantı öncesinde gazetenin patronu Recep Haldız’ı aramış, “Aman demiş. Bu toplantı çok önemli. Yarın gazetenin manşetinde yer alsın”. Recep Bey, bu isteği bana iletti. Basın toplantısı yapıldı, haber metni önüme geldi. Söz konusu il başkanı, içinde hiç yerel konu bulunmayan, ülke siyasetiyle ilgili bana göre tamamen abuk sabuk bir basın toplantısı yapmış. Haberi gazetenin en ücra köşesinde iç sayfada kullandım. İl Başkanı çok kızmış, köpürmüş. Yine Recep Bey’i arayıp, sitem etmiş, “Neden beni haberin 1. sayfada verilmedi” diye hesap sormuş.

Açtım telefonu o il başkanına: “Bak Başkan” dedim, “Haddini bil. Senin o haberin benim için çöp niteliğindeydi. Ama bu gazetenin sahibi Haldız’lar olduğu için yine de iç sayfada kullandım. O haber bu gazetenin 1. sayfasına yakışmıyordu. Eğer gazetenin sahipleri Haldız’lar değil, ben olsaydım, iç sayfada bile yer almaz, doğrudan çöpe giderdi.”

………………

Ben böyle çalıştım. 2013 ile 2019’a kadar geçen süre içinde defalarca

 Macit Bey’e, “Abi beni affet, bırak gideyim” dedim. Her defasında “Sen bu gazeteden gidersen gazeteyi kapatırım” dedi. Gidemedim. Sonra 17 Haziran 2019 günü sabahı, bir yerlerden gelen emirle Recep Haldız bana “Artık seninle çalışmak istemiyoruz” dedi.

8.800 TL maaş alıyordum. Altımda hiçbir masrafına karışmadığım arabam vardı. Herhalde bugün hala orada çalışıyor olsam, 15-20 bin TL’den aşağı ücret de almazdım.

 Şirkette 30 yıllık kıdemim vardı. Dava yoluna gitsem, pazarlık etsem, en az 200-300 bin TL tazminat alırdım. Koltuğun arkasında asılı montumu aldım, binadan çıktım.

Anlatmak istediğim şudur; Kendimi hiç kullandırmadım. Kimseye karşı saygısızlık yapmadım ama kimseye de kendimi ezdirmedim.

…………………..

Şimdi bu kentte gazeteci geçinen arkadaşların haline bakıyorum. Bunların bazısı geçmişte CHP’nin aktif üyesiydi. CHP’den belediye başkanlığına aday adayı olmuştu.

Kimisi, CHP’li belediye başkanlarının danışmanıydı. Kimisi, alevi derneklerinin aktif üyesiydi, CHP’li siyasetçilerin yanından ayrılmazdı.

Bunlar kendilerini düzene teslim etmişler. Emir geliyor, her gün gazetenin manşetine Büyükşehir Başkanı’nın ya da AKP il başkanının sözlerini koyuyorlar. Emir geliyor, hiç alakası olmayan konularda CHP’li Başkan’a saldırıyorlar.

Bu nasıl bir midedir? Bunların midesi bu kadar şerefsizliği, haysiyetsizliği nasıl kaldırıyor? Bunlar gece yattıklarında nasıl uyuyorlar?

Öyle içkiyi sigarayı bırakıp, yediklerine dikkat etmekle,  fırsat buldukça bol bol yürüyüş yapmakla falan insan sağlığını koruyamaz.

Beyninin rahat olması lazım insanın. Kendisiyle barışık olması, kendisini kullandırmıyor olması lazım. Aksi halde vicdan azabı, aksi halde insanın kendi ruhu ile yaptığı kavga ve ezilmişlik duygusu insanı içten kemirir, kanser yapar maazallah.

Gerçekten üzülüyorum bu dönemde bu kentte kendisini gazeteci zanneden, bir porsiyon ıspanaklı bonfile ile yetinen zavallıların haline.

Sevgiler, saygılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mektup - İsmet Çiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Ahmet - gazeteci değil onlar para karşılığı ne isteniyorsa yazanlar topluluğu

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 13:06
03

Osman Çakırcı - Emin olun sizin bu düşüncelerinize "çoğunluk" vicdanlı olan insan katılır..

Okuyoruz o gazeteci(!) abileri, ablaları!

YAZIK gerçekten, beşeri sermayelerinden yiyorlar...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 11:19
02

Kral Çıplak - Şu mobilyacı başkan sanirim şemsettin ceyhan, büyükşehirin bütün ihalelerini alan malum şahıs? Ah ulan ah yemin ederim bu ve bunun gibilerinin yatacak yeri yok, bunlari görünce Allah a şukrediyorumki kul hakki yemedim diye, sizde öleceksiniz peki nasıl hesap vereceksiniz?????

Yanıtla . 7Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 09:59
01

Samet - yine okudum ve bayıldım. kocaelide gazetecilik dendiği zaman birinci sıra her zaman ismet çiğit'e aittir. sonra ahmet serimer, murat yoldaş diye devam eder. elimizde bir sihirli değnek olsa, o yıllara geri dönmek isterdim. sevgiler, saygılar.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 09:53


Kocaeli Markaları

Kocaeli Ses Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 41 41
Reklam bilgi

Anket Saadet Partisi İl Başkanı Zafer Mutlu'yu BAŞARILI buluyor musunuz?