Kocaeli’nin En Prestijli Gazetesi
Dolar 17,8659
Euro 18,4584
Altın 1.028,74

Kardeşin duymaz eloğlu duyar

Yıkılma bunları gördüğün zaman,

Umudu kesip de incinme sakın.

Aç yüreğini bir merhabaya,

Kardeşin duymaz eloğlu duyar…
 
Kulüp dizisinin son bölümündeki o feci sahnede, sözü ve müziği Zülfü Livaneli’ye ait bu şarkıyı duyduğunuzda istemsizce gözleriniz yaşarıyor, ya da kendilerini tutamayanlar hüngür hüngür. Hala seyretmeyeniniz varsa büyük kayıp derim. Derinden içlenmenin şartı insan olabilmek, insanı hissedebilmek.
 
Bu şarkıyı yasaklı olduğu yıllarda ve kardeşiyle aralarında bir fikir ayrılığı olduğu zamanlarda, Türkiye’ye çok yakın bir Yunan adasındayken yazıp bestelemiş Zülfü Livaneli. Üstelik de orada bir konser verdiği sırada. “Ülkemden geçen arabaları dahi görebiliyordum, burada el üstünde tutulurken ülkemde yasaklı olmam çok acı bir durumdu. İşte o zaman bu şarkıyı yazmaya karar verdim” demişti bir söyleşide. Bestesini tam yerinde ve bu kadar güzel kullandıklarını belirtirken de teşekkür ediyor tüm dizi ekibine.
 
Zamansız bir dönem dizisi aslında kulüp. 1950’lerin İstanbul’unun anlatıldığı bir dönem dizisi, içeriği de her döneme uyarlanabilir göç, göçmenlik, kökler, zenginlikler. Zamansız, her zamana uyumlu. Tüm oyuncuların muazzam oyunculuk performanslarının içinde Gökçe Bahadır ve Fırat Tanış oyunculuğu ayrıca bir kavram, bir nirvanaya ulaşma tadında. Bir gece kulübü ekseninde dönemin İstanbul’u ve Türkiye’si anlatılırken, başta Yahudiler ve diğer azınlıkların kendi ülkelerine özlemi, bir gün gidebilme umudu işleniyor. Tıpkı köyden İstanbul’a göçen yurttaşlarımız gibi. Ve aynı anda hepsi bir güzel harmanlanıyor. Gerçek bir hikayeden öyküleştirilmiş. En çok dikkatimi çeken ise; aile kavramına tersten bakması. Aileyi kutsamak yerine ailedeki kişilerin birbirlerini birey olarak kabul etmelerine dayalı bir hikaye.
 
Eğlenceli, sürükleyici, ortalama üstü bir dram dizisiyken, son bölümde duygularımızı yerden yere vurdu. Dizinin ortalarında Varlık Vergisi ile geçişi yapılan, son bölümde 6-7 Eylül olaylarını anlatırkenki atmosferiyle bu olayları hiç bilmeyenleri geçmişiyle yüzleştiren çok cesur bir yapım. Özellikle çıkarlar uğruna kutsalıyla vurularak kullanılan halk sahneleri çok çarpıcı ve geleceğe de ışık tutucuydu. Anlayabilene tabii ki.
 
Farklılıklar zenginliğimizdir. Ötekileştirdiğimiz zaman sonucunun bumerang gibi illa ki gelip bizi vurduğu bir dünya bu. Bizi vurmasın diye değil, gerçekten barış, huzur, sevgi dolu bir dünya kurmalıyız. Bir şeylerin maşası olmakla korkutulup, gerçekten kullanılmadığımız, tam ortasında sevginin yer alacağı bir dünya. Mümkün müdür?
 
Can Bonomo’ya twitter’da biri sormuş:
- Hacı!.. İsa’yı neden çarmıha gerdiniz?
- Ben germedim hacı. 87’liyim ben. Demiş.
 
Sürekli geçmişin intikamına takılıp, yeni birilerinin ağına takılmadan, özgür ve sevgiyle dolu bir dünya dilerim hepimize.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen Tuna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurten Özütül - Harika kalemine yüreğine sağlık Aygencim yollarınız açık olsun önünüze çıkan tüm engelleri yüreğinin kaleminin güzelliğiyle aşmanız dileğiyle seskocarli.com

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 10 Ocak 23:48


Anket Kocaelispor'da kimi teknik direktör olarak görmek istersiniz?