Kocaeli iyi yönetilmiyor

Tuğrul Kırankaya
Tuğrul Kırankaya

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Yürüyüş Yolu projesi diyerek bir başladı, gerisini hak getire. Bunun altında İzmit Belediyesi hiç kalır mı?

Kalmaz tabi ki, kalmamalı.

İzmit Belediyesi de önce Fethiye Caddesi ve sonrasında İstiklal Caddesi yenileme projesine girişince, iş çığırından çıktı.

Hem esnaf, hem de vatandaş oldukça mağdur edildi.

Ülkemizde yaşanan ekonomik krizin etkileri oldukça hızlanmış ve insanların gerçekten alım güçleri azalmışken, birde bu proje adı altında belediyelerin şehri bitirme çalışmaları gerçekten akla ve mantığa sığmayacak hale geldi.

Olmuyor, beceremiyorlar.

Lafa geldi mi, Çarşıyı canlandırmak adı altında bu çalışmaların yapıldığını ve her şeyin çok güzel olacağını bahsediyorlar.

Ama işin aslı gerçekten öyle olmayacak.

İnsanlar dükkanının kirasını ve giderlerini ödeyemiyor, vatandaş alışveriş yapamıyor.

Yapmak isteyenlerde, çarşıdan yapmasın diye uğraşıyor belediyelerimiz.

Arabanla çarşıya inmek istersen en az 15 TL otopark parasını gözden çıkartman gerekiyor. Onunda otoparklara gidebilecek yol bulabilirsen.

Az bir şey aracınla tramvay güzergahını kullanayım falan dersen eğer 196 TL cezaya maruz kalmanız kuvvetle muhtemel.

Sadece bununla da kalmıyor.

Tuvaletin gelse çarşıda, mağazaların hiç birisinde bu ihtiyacını giderebilme ihtimalin yok. Belediyenin kiraya verdiği ve özel işletilen cami tuvaletlerini tercih etmeniz gerekiyor.

Bildiğiniz para ağacı olmuş vatandaşlar, her yerden para kazanmanın peşinde belediyelerimiz.

İzmit merkezinde 2,5 TL olmuş tuvalet ücretleri. 4 kişilik bir aile 10 TL’de tuvalete verdiğinizi düşünürse eğer daha alışverişe başlamadan, otopark ücretiyle beraber 25 TL masrafınız olması kaçınılmaz.

Belediyelerimize sorarsak, AVM’lere özendirmiyor insanları. Çarşıdan alış veriş yapılmasını istiyor.

Ama gerçekten işin aslı öyle değil. Bizim belediyelerimizin tamamı zenginlere ve büyük firmalara hizmet etmek için mücadele ediyorlar.

Çarşı içi bitmiş durumda.

Çöpler bile doğru düzgün ve düzenli saatlerinde toplanmıyor.

Yollar zaten buna müsait değil. Çöp Kamyonları çoğu sokaklara girebilecek yol bulamıyor. Araçlar park ettiği zaman imkansız hale geliyor.

Şehir gerçekten çok sahipsiz bir duruma geldi.

Deniz kenarına ücretsiz park yaptık, oraya araçlarını park etsinler diyecekler şimdi, haklılarda bunu demeye de.

Tamamda şehrin merkezinde ne yürüyecek yol bıraktınız, ne de ücretsiz tuvalet.

Camilerin yakınındaki tuvaletleri bile birilerine peşkeş çekmenin ve insanların sırtından büyük paralar kazandırmanın peşindesiniz.

Yapın tuvaletlerin tamamını ücretsiz.

Ya da adam akıllı fiyatlara işletmelerini sağlayın.

İzmit’in gerçekten vatandaşını anlayan ve her zaman yanında olan kişilere ihtiyacı var.

Rant peşinde koşan ve her işten yolunu bulmak için uğraşan insanlara değil.

İzmit merkezinde yaşanan tuvalet soygununa müsaade etmeyin.

Müdahale edin.

Benden söylemesi.

-------------------------

Olmayan yollara araç park etmek nedir?  
 
Gerçekten dikkatimi çekiyor uzun süredir.

Yazmayayım diyorum kendi kendime, insanlar cenazeye geliyor diyorum.

Ama işin aslının cenaze sahipleriyle ilgisinin gerçekten olmadığına inanıyorum.

Fevziye ve Yeni cuma camilerinde iktidara yakın kişilerin cenazeleri olduğu zaman, İzmit merkez de araç trafiği tam anlamıyla kilitleniyor.

Büyük büyük otomobiller, hepsi şoförlü ve devletin kuruluşlarına ait, camilerin önünde klimaları açık bir şekilde zaten olmayan şeritlerden birisini tamamen işgal ediyorlar.

Hem de polis gözetiminde.

Nedir bu anlayışsızlık, iki adım yürümeme sevdası.

Gösteriş merakı.

Yahu birde o araçlardan inen yöneticilerinde halini gören kimse yok mu?

Giydikleri takım elbise ve kıyafetlerin üstleriyle alakası yok. Tamamen abesle iştigal vaziyetteler.

Bu insanlar mı bizim şehrimizde yöneticiler, pantolonunda ve gömleğinde ütü olmayan, daha giydiği kıyafetin ayakkabısı ve kemerini uyduramayan, kravat bağlamayı bilmeyen kişiler trilyonluk araçlarla geziyorlar, şoförlü araçlardan iniyorlar.

Gerçekten Kocaeli’ne yakışmıyor bu tarz yöneticiler.

En azından ben yakıştıramıyorum.

Kılık kıyafetle mi not veriyorsun insanlara derseniz de eğer, yahu giyinmeyi bilmeyen bir insan, nasıl idareci olabilir?

Kendini idare edemeyen bir kişi, koskoca mevkilerde nasıl söz sahibi olabilir?

Bir aynaya bakın arkadaşlar, insan içine çıkmadan önce gerçekten aynaya bakın.

Kendi haliniz, kendiniz beğeniyorsanız eğer, özür diliyorum hepinizden.

Ama sanmıyorum beğeneceğinizi.

Birde bu şehrin yola ve trafiğin akışına ihtiyacı varken, bu şekilde davranarak trafiği tamamen durma vaziyetine getirmenizi anlayamıyorum.

Cenaze sahipleri bile sizin yaptığınız bu anlayışsızlığı yapmaz diye düşünüyorum.

İnsanlar araçlarını otoparklara park edip, sağa sola bırakıp camilere gelmeye çalışırken, şoförlü bir aracın bu derece sorumsuz ve anlayışsız olması gerçekten anlaşılabilir gibi değil.

Her şeyin bir eğitimi ve öğrenimi olduğuna inanıyorum.

Bence standartlarından yüksek mevkilere getirilen insanların, önce hayat ve yaşamla ilgili eğitimler almaları sağlanmalı.

Kendisine bilgiler verilmeli ve görgü kuralları üzerine çalıştırılmalılar.

Yoksa bu işler, bu kalitesizlikle düzelmez.

Bu ülkenin en baş sebebi bu olduğuna inanıyorum.

Ne oldum dememeli ve ne olacağım demeli, İnsan yaşadığı her dönemde kendini biraz daha geliştirmek için mücadele etmelidir.

Çoban değilsiniz hiç biriniz, bizlerde koyun sürüsü değiliz.

Biraz daha kendinize çeki düzen vermeye özen gösterin.

Benden söylemesi.

-----------------------

AB bizden neden vazgeçemiyor?

Türkiye uzun yıllardan beri Avrupa Birliği’ne tam üye olabilmek için kapısında sıra bekliyor. Bizden çok sonra başvuran ülkeler çoktan Avrupa Birliği’ne tam üye oldular. Biz sıramızı beklemeye devam ediyoruz.

Aslında Türkiye’nin hiçbir kriteri Avrupa Birliği standartlarına uymuyor.

Demokrasimiz, hukuk sistemimiz, ekonomimiz,  özgürlükler, basınımızın hali.

Hangi açıdan bakarsanız bakın Avrupa standartlarının çok uzağındayız.

AB bizi tam üye yapmıyor ama elinin tersiyle silip atmayı da göze alamıyor.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü biz, Avrupa’yı göçmen akınından koruyoruz.

Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan milyonlarca çaresiz insan Avrupa’ya gitmek, orada insan gibi yaşamak istiyor. Ama biz bu fakir halimizle bütün bu insanları ülkemizde tutuyoruz. Ülkemize gelenleri besliyor ve Avrupa’ya gitmelerini önlüyoruz.

Türkiye kapılarını bir açsa, bu göçmenleri Avrupa’ya doğru bir salsa, AB’de çok büyük krizler yaşanır. Avrupa gerçekten çöker.

Sınır komşusu Avrupa ülkeleri birbirine girer, savaşlar çıkar.

İşte bu nedenle AB bir yandan bizi kapıda bekletip “Tamam bu sefer sizi alacağız” muamelesi yaparken, bir taraftan da  “Tamam sizi istemiyorum. Bütün bağları kopartıyorum” diyemiyor.

Biz de bir türlü Avrupalı olamadan Avrupa’yı doğulu göçmenlerden koruyacağız diye büyük çilelere katlanıyoruz.

Ama hızla Arap dünyasının fakir, muhtaç bir üyesi haline geliyoruz. Hakkımız da hayırlısı diyelim.

Her yer göçmenlerle dolu. Bizim ülkemize gelenlerin kendi ülkelerinde meslekleri ne acaba, çok merak ediyorum. Yoksa kendi memleketinde de dilenen ve yardım toplayanların tamamı mı bizim ülkemize geldiler.

Bu dilenme ve insanlara rahatsızlık verilmesi işinin önüne geçilmeli, gerçekten kabak tadı vermeye başladı.

Çocuğumuzun elinden tutup tatlı almaya giremez olduk, kapının önünde yapışıyorlar insana. Bize de al, para ver diye rahatsızlık veriyorlar bütün vatandaşa.

Esnaf garibim ne yapacağını şaşırmış durumda. Dilenciye kızsa bir dert, dokunsa ayrı dert. 

Daha ne günler göreceğiz kim bilir bakalım.

- Kocaeli Ses Gazetesi, Tuğrul Kırankaya tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/10079385/tugrul-kirankaya/kocaeli-iyi-yonetilmiyor