Yaşlılarımızı koruyalım

İlksen Çağlayan
İlksen Çağlayan

Geçtiğimiz cumartesi akşamı 65 yaş ve üstü için sokağa çıkma yasağı geldi.

Onun birkaç gün öncesinde de özellikle sosyal medyada yaşlılarımıza yönelik işte laf anlatamıyoruz, evde tutamıyoruz gibisinden birçok caps, paylaşım yapıldı.

Belki bu zor zamanlarda biraz gülmeye ihtiyacımız olduğunu düşünerek yapıldı bu tarz şeyler ama ben hiçbirine gülmedim, gülemedim.

Her birinde içim burkuldu ve sanki bir çocuk gibi sürekli bir “yaşlı”vurgusu yapılması, tüm bu olan bitenden sorumlu sanki onlarmış gibi “günah keçisi”ilan edilmeleri açıkçası beni çok üzdü.

Onlar bizim gibi olmayabilir, teknolojiye bu kadar hakim olmayabilir ya da son dakika gelişmelerini bu denli yakından takip etmiyor olabilirler.

Kaldi ki bazısının eşi vefat etmiş, bazısı tamamen yalnız, bazısı da çocuklarından uzakta olabilir. Hatta bazıları bile bile çıkıyor da olabilirler.

Her şeyden önce yaşlarının ilerlemiş olduğu gerçeği ve bundan dolayı yaşanılan psikolojiyle kendilerini korku içinde hissedebilirler, daha doğrusu bizden daha fazla korku hissedebilirler, bu normal değil mi?

Belki dışarı çıkmak onlar için bir uğraşı, diğer insanlarla aralarındaki bağlantıyı, iletişimi koparmamak için bir ortam değiştirme ve aslında da “yalnız kalmaktan bir kaçış”olabilir.

Gözleri insan, kafalarının içindeki endişe de birer rahatlama, birer huzur arıyor olabilir.

Çok normal değil mi?

Yalnız bir şey demek istiyorum, bu sözlerim yanlış anlaşılmasın, ben elbette ki onların da kendilerini korumak ve tedbir amacıyla evde kalmalarına ve teması keserek coronavirüsten kendilerini korumalarına, riskli grupta oldukları ve bazılarının da kronik hastalıkları mevcut olduğu için daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini tabi ki savunuyorum.

Fakat bu konu ile ilgili anlatmak istediğim şey çok başka...

Biz ne zaman bu kadar vicdansız ya da şöyle söyleyeyim ne zaman bu kadar incitici, kaba, saygısız, düşüncesiz bir toplum olduk?

Bir haftadır yaşlılara yönelik bu tarz davranışlarımızı nasıl kendimize yakıştırabiliyoruz?

Ben yaşlı bile demek istemiyorum onlara, gönlü, ruhu genç olup da benden sizden çok daha genç olanları var aralarında.

Yaşı ilerlemiş bu insanlara kendimizi nasıl bu kadar yanlış anlatabildik?

Tamam iş, bankları bile kaldırma noktasına kadar geldi, onları korumak adına bu bile yapıldı ama yine de acaba kalplerini biraz kırmış olabilir miyiz?

Sokaklar dolup taşarken, geçen haftasonu herkes ailesiyle yürüyüşe, balık tutmaya, piknik yapmaya çıkmışken onlara “Lütfen siz evinize gidin, sizler yaygınlaştırıyorsunuz, neden bunu düşünmüyorsunuz?”diyerek acaba biraz iki yüzlü davranmış olabilir miyiz?

Onlar yüzünden bu hastalık daha da yayılıyor gibisinden bir algı oluşturup, elimizi kolumuzu sallaya sallaya, güle oynaya deniz kenarında spora gitmeye nasıl içimiz el verdi?

Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca da demedi mi, sadece yaşlılarımız değil, gençler de risk grubuna giriyor, o yüzden herkes kendi sorumluluğunu alsın, evinden çıkmasın demedi mi?

Peki biz ne yaptık?

O yaşlıların gözüne baka baka çıktık sokağa, bir bebek gibi olduğundan ve bizi dinlemediklerinden şikayet etmedik mi?

Onlar bize çocukken birçok şeye katlanmışken, bizim şimdi bu şekilde davranmamız etik mi?

Bu tarz şeylere çok bozuldum, çok üzüldüm, kendimi onların yerine koyup ben de kendimi çok yalnız hissettim.

Bir de elbette, çok can yakıcı birkaç video vardı, bilmiyorum izlediniz mi.
Birincisi iki amcanın bankta otururken, apartman penceresinden kafalarına dökülen suyla irkilmeleri ve oradan kalkmaları. İkincisi bir amcaya maske takıp kafasından aşağı kolonya döken bir başka genç.

Ayrıca yine hastaneye giden hatta kendisini bir otobüsün de almadığını söyleyen bir amcayı yolda durdurup, sana şimdi ceza işlem uygulayacağız diye kandıran başka bir genç.

Neyse ki bu insanlara Türk adaleti gereken cevabı vermiş, o bir nebze iç rahatlatsa da yine böyle olması gerekmiyordu.

Ayrıca bu tarz olaylar maalesef sadece ülkemizde değil dünyanın başka yerlerinde de oluyor, tıpkı İspanya gibi. İspanya’daki bir huzurevinde, maalesef ki çalışanlar orada koronavirüs tespit edildikten sonra, yaşlıları binalarda öylecene terk etmişler ve yaşlılar da yataklarında ölü bulunmuş.

Ve maalesef ki cenazeleri orayı dezenfekte etmeye gelen İspanyol askerleri bulmuş.

Gerçekten çok üzücü.

Ben gerçekten belediyelerimizin, gönüllülerin yaptıkları inanılmaz işleri, yaşlılarımız için kapılarına kadar gidip istedikleri tüm siparişleri getirmelerini, bu zor zamanlarda yaptıkları destekleri, hatta bazı ünlülerin bile yeter ki amcalarımız teyzelerimiz evlerinden çıkmasın biz onlara yardımcı oluruz diye seslenmelerini, kısacası genel olarak yaptığımız tüm bu iyilikleri, iyi niyetleri takdir ediyorum.

Ve lütfen hatırlayalım yaşlılarımız bizler için kıymetlilerimiz, bizim büyüklerimiz, onlara iyi davranalım, incitmeyelim, onların kalplerini kırmadan, onları rencide etmeden, onları koruyan bir üslupla, daha sakince onları uyaralım lütfen.

Not: Youtube’a girip lütfen bir amcamızın bir zabıtan bir şeyler istediği şu başlıklı videoyu izleyin “Poğaça alır mısın, poğaça?”İçiniz ısınacak...

- Kocaeli Ses Gazetesi, İlksen Çağlayan tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/4107393/ilksen-caglayan/yaslilarimizi-koruyalim