Deniz pis, balık yok

İsmet Çiğit
İsmet Çiğit

Şu sıralar, yazın en sıcak günleri. Profesyonel balıkçılar için balık av yasağı zamanı…

Bu dönem, İzmit Körfezi bölgesindeki amatör olta balıkçıların en çok özlemle beklediği dönemdir.

 İzmit Körfezi’nin her yerinden, İzmit’te Marina iskelesinden, Derince, Tütünçiftlik sahilinden, Kavaklı’dan, Yüzbaşılar’dan insanlar oltalarını denize atarlar.

Küçük fiber veya tahta sandalı olan amatör balıkçılar. 

İzmit Körfezi’nde çapari, kaşık olta sallar…

Aslında İzmit Körfezi için yıllar ve yıllar önce tercih “Sanayileşme” yönünde değil de “Doğa turizmi” yönünde yapılmış olsa, bugün bu Körfez dünyada amatör olta balıkçılığının en önemli merkezi, akvaryumu olurdu.

Ne yazık ki, dünyanın en vahşi, en acımasız ve umursamaz sanayi tesisleri bu cennet Körfez’in yanında kuruldu.

Nüfus hızla artarken, evsel atıkların arıtılması konusunda da Sefa Sirmen’li 1980’li yıllara kadar hiçbir şey yapılmadı.

Körfez zehir çukuru oldu.

Körfez, pislik merkezi oldu.   

Her şeye rağmen, 17 Ağustos 1999 büyük depreminin ardından İzmit Körfezi toparlanmıştı. Temizlenmişti.

Zaman zaman Yunus balıkları dans ederek geçiyor, Körfez’in her köşesinde sahile inip, denize baktığınızda minicik Gümüş balığı sürülerini veya iskele ayaklarına sürünen kefal sürülerini görebiliyordunuz.

Kıyıdan kamış olta atan ya da küçük sandalı ile İzmit Körfezi’ne açılan amatör balıkçılar, hiçbir şey olmasa bile en azından o gece evlerinde pişirilebilecek bir tava balıkla kovalarını doldurabiliyorlardı.

İstavrit hiç terk etmemişti Körfez’ini; İstavrit için attığınız çapariye, ender de olsa Uskumru veya izmarit takılıyordu.

Değirmendere ile Halıdere arasındaki kayalık bölgede sıkılmadan sabaha kadar oturup yemli olta atanlar Karagöz yakalayabiliyordu.

Hamsi, sardalya vardı Körfez’de.

Çinakop, sarıkanat, hatta Lüfer atlardı, rölantide çalışan motorlu teknenin arkasından salınan kaşık oltaya…

İzmit Körfezi’nde suya baktığınızda pislik görmezdiniz. Seka park sahilinde bile rıhtımdan bakıldığında gümüş yavrularını görebilir, 50-60 cm derinlikteki suyun dibinde oynaşan yengeçleri izleyebilirdiniz.

………………………..

İzmit Körfezi’nde gerçekten denetim vardı.

Havadan, denizden, uydudan denetim vardı. Denizi kirletenlere yaptırım vardı.

Şimdi deniz pis.

Gümüş balığı yavruları bile yok Körfez’de.

Amatör balıkçılar saatlerce olta sallayıp, kovaları boş dönüyorlar evlerine.

Hatta bu mevsimde amatör balıkçılar olta ile tek tek tuttukları balıkları Ereğli Balık haline götürüp, üç beş kuruş para da kazanırlardı.

Bırakın Lüfer’i, Kırlangıç’ı, Uskumruyu.

Şimdi istavrit bulunmuyor Körfez’de.

Gün boyu Körfez’de sallanan oltalara, üç-beş sümüklü mezgit bile zor takılıyor.

Bütün balıklar terk etti Körfez’i.

Ya çekip gittiler ya bu pis sularda öldüler.

Çünkü, yaklaşık 2 yıldan bu yana İzmit Körfezi’ni kirletenlere yönelik hiçbir ciddi denetim ve yaptırım yok.

Yandaş, yağcı medyada zaman zaman “Denizi kirletene şu kadar ceza kesildi” gibi haberler çıkıyor.

Yalan.

İzmit Körfezi’ndeki 40 küsur özel liman ve iskeleye gidip gelen gemileri denetleyen yok.

En eski, hani çişini tutamayan yaşlılar olur ya, öyle hırpani gemiler, Sadece İzmit Körfezi’ne girip çıkabiliyorlar.

Denetlenmiyorlar.

Umursanmıyorlar.

İbrahim Karaosmanoğlu’nun hiç değilse gerçek ve samimi bir çevrecilik ruhu vardı. Şimdikilerde bu ruhun da zerresi bulunmuyor.

Denetimi de umursamıyorlar.

Aslında bu pandemi sürecinde İzmit Körfezi’nin yeniden kendisini toparlaması, yeniden balıkların üremesi beklenirdi.

“Bırakınız yapsınlar”, “bırakınız gitsinler” mantığının hakim olduğu ilimizde Kocaeli Fuarı alanı nasıl sahipsiz ve pejmurde bırakılmışsa, İzmit Körfezi de öyle sahipsiz ve korumasız bırakıldı.

Yazık.

Bu günlerde dünyanın her yerinden amatör balık meraklılarının İzmit Körfezi’ne gelmesi sağlanabilirdi.

Ormanya gibi dışarıdan getirilen hayvanların bakıldığı tesisler dünyanın her yerinde var.

Ama İzmit Körfezi gibi doğal akvaryum olarak korunabilecek, her tür balığın içinde dolaşabileceği doğal alanlar hiçbir yerde yok.

Koruyamadık, boş verdik Körfez’i.

Bu mevsimde balıkçı tezgahında bir kilo istavritin fiyatı 60 TL’yi görmüşse, bundan sebeptir.

Eskisi gibi her noktadan denize oltalar atılmıyor, Küçük balıkçı tekneleri İzmit Körfezi’nde oltalarını denize bırakmış, dolaşmıyorlarsa bundandır.

Yazık oluyor bu şehre. Yazık oluyor bu şehrin değerlerine güzelliklerine.

Artık bu gerçekleri anlatabileceğiniz, önlem almalarını sağlayabileceğiniz, Körfez’i korumak için harekete geçmelerini sağlayabileceğiniz yönetici de kalmadı…

Yazık, İzmit Körfezi bir kez daha öldü.

Hem de bırakın Yunus’ları, Lüferleri;  Gümüş Balığı yavruları bile öldü.

- Kocaeli Ses Gazetesi, İsmet Çiğit tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/5048597/ismet-cigit/deniz-pis-balik-yok