Çok insan, çok sıkıntıda

İsmet Çiğit
İsmet Çiğit

Ülkemizde korona virüs salgınının ne denli korkunç boyutlara ulaştığını, toplum sağlığının nasıl büyük risk altında olduğunu biliyoruz.

Bu konuda başından beri çok palavra attık, “Dünyada korona virüsle en başarılı mücadele eden ülkeyiz. Avrupa’da insanlar sapır sapır ölürken, bizde herkese yetecek yoğun bakım yatağı var” falan dedik ama, her şeyin yalan olduğu ortaya çıktı.

Bugün belki birkaç Uzakdoğu, birkaç Latin Amerika ve Afrika ülkesinden sonra korona virüs konusunda en zayıf halkalardan biri durumundayız.

Bu nedenle, gecikmiş de olsa mutlaka yeni önlemler, kısıtlama kararları almak gerekiyordu. Belki de, özellikle Meral Akşener ve Ekrem İmamoğlu’nun söylediği gibi ülke genelinde ve herkes için en az 2 haftalık eve kapanma kararı alınması gerekiyordu. Ülkeyi yönetenler buna cesaret edemedi. Saçma sapan, neye hizmet ettiği anlaşılamayan kısıtlama kararları çıktı.

Ülkemizde salgının en fazla büyük fabrikalarda yaşandığı biliniyor. İlimizde de lastik fabrikaları, otomobil fabrikaları başta olmak üzere bütün büyük fabrikalarda çok sayıda işçi virüs kapmış, hasta durumda.

Ama Türkiye’nin hazinesinde, merkez bankasında beş kuruş parası kalmadığı, genel bir kapatma kararı halinde devletin insanlara gerekli desteği veremeyeceği biliniyor. Bu nedenle kabak, lokantalara, kahvelere, halı sahalara, sinemalara falan patladı.

……………………….

Bugünden itibaren pek çok küçük işletme kapalı olacak. Ama bu işletmelerin kiraları işleyecek. Çalışan elemanların maaşları işleyecek. Aidat paraları, kapalı dükkanda zorunlu olarak çalışan buzdolabı gibi aletlerin tükettiği elektrik paraları işleyecek.

Pek çok lokantada stoklanmış yiyecekler bozulup, çürüyecek, çöpe gidecek. Küçük esnaf beş kuruş geliri olmadan, ama giderlerinin büyük bölümü  devam ederek hayatta kalmaya çalışacak.

Çok dertli insanlar, çok sıkıntılı. Pek çok kişi bir ay sonrasını, 2021 yılının başını düşünmek bile istemiyor. Ne yapacağını, ailesini nasıl geçindireceğini bilemiyor.

Belki çok sınırlı sayıdaki zengin, sanayici emekliler dışında, bugün ülkemizde üç kuruşluk emekli maaşı üzerinden kredi kullanmamış emekli gösteremezsiniz. Bu krediler yüzünden zaten çok düşük olan emekli maaşlarının da yarısı kesiliyor.

Emekliler perişan, küçük esnaf perişan. Sanayicilere, özellikle müteahhitlere destek alabildiğine devam ederken, milyonlarca insan eziliyor ve korona virüs önlemleri nedeniyle giderek daha kötü duruma düşüyor.

………………..

Bu arada çok kollananlar da var. Misal, Büyükşehir Belediyesi, dünyada benzeri olmayan bir Halk Ekmek uygulaması başlattı. Büyükşehir, bir halk ekmek fabrikası kurup, ucuz ve kaliteli ekmeği kendisi üreterek halka satmak yerine, fırıncılara kazandırıyor.

Birkaç baraka kulübede sözde 25 kuruş ucuza satılan çok kalitesiz halk ekmekten de fırıncı kazanıyor. Zaten yakında ekmek fiyatlarına da yeni zam yapılır.

Bir de toplu taşıma konusu var. İlimizde toplu taşıma ücretlerine 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere yüzde 17 civarında zam yapıldı. Neden 1 Ocak’tan geçerli bunu da anlamak zor. Belki 1 Ocak’a kadar mazot fiyatları düşecek. TL değer kazanıyor. Zammı yaptıysan, bu kararının arkasındaysan, hemen uygularsın. Yok, bizimkiler uyanık. Sözde zammı 1 Ocak’ta başlatacak, o zamana kadar da halk unutacak.

Bakın, İzmit’te şehir içi ulaşım 3.50 TL oldu. Dünyanın her yerinde öğrenci ücreti, tam ücretin yarısı oranındadır. Bizde de öğrenci ücreti 1.75 olarak ilan edildi. Yani doğru rakam. Ama Büyükşehir Belediyesi, araçlara binen her öğrenci için, minibüsçülere 50 kuruş ek ödeme yapacak.

Bu neyin nesidir? Büyükşehir’in aktaracağı para da halkın parası, bizim paramız değil mi?

Pandemi kısıtlamaları başladığından beri zaten Büyükşehir minibüsçüye kıyak üzerine kıyak yapıyor, ekstra para veriyor.

Ama ilimizdeki toplu taşıma sisteminde en küçük bir iyileştirme yapılmıyor. Bu kentte en kötü, en ucube toplu taşıma sistemi uygulanırken, toplu taşımaya en fazla parayı da bu kentin insanları ödüyor.

Küçük esnaf lokantası sahibi, küçük kıraathane sahibi sürünsün. Ama fırıncıya, minibüsçüye her türlü koruma ve kıyak devam etsin.

Böyle bir kentte yaşıyoruz. Minibüsçü esnafının da haklı olduğu pek çok konu var. İşleri düştü, giderleri arttı. Pek çok minibüsçünün bu işi bırakma noktasına geldiğini de biliyorum. Ama geçmişte bu kentte çok para kazandılar. Bu kentin kaymağını yediler.

Şimdi ayda bir zam diye tutturuyorlar. Hizmet kalitesini arttırmak yönünde hiçbir şey yapmıyorlar. Bu kentte hala Derince Sopalı’dan Umuttepe’ye gitmek de 3.50 TL, Fevziye camiinden Yenicuma camiine gitmek de 3.50 TL. Dünyada böyle saçma bir düzen yok.

Hani her vatandaş her durakta önüne gelen ilk minibüse binebilecek, hani gidilen mesafeye göre ücret ödenecekti. Bunların hiçbiri yapılmadı.

Büyükşehir, tramvay ücretini de 2 TL’den 2.50 TL’ye çıkarttı. Aslında tramvay hattı uzatılsa, yeni hatlarla yolcu sayısı arttırılsa, bu zamma hiç gerek yok.

Ama Büyükşehir, hem minibüsçülerin baskısıyla tramvay ağını geliştirmekte alabildiğine yavaş davranıyor, hem de yine minibüsçülerin baskısıyla tramvay ücretlerine yüzde 25 zam yapıyor.

……………….

Anlatmak istediğim şudur. Bu ülkede ve bu kentte çok geniş yığınlar eziliyor. Yarın nasıl geçineceğini, zorunlu giderlerini nasıl karşılaşacağını bilemiyor.

İnsanlar intiharın eşiğinde. Aileler dağılıyor. Ama bu ülkede ve bu kentte iktidara yakın, iş başındakilere sürekli yağ çeken ve onların önünde sürekli ceket ilikleyen küçük bir grup bu dönemde bile kollanıyor.

Çok büyük bir çelişki var. Çok büyük tepki, çok büyük infial var. Girin halkın arasına yükselen çığlığı duyacaksınız.

Hem koronadan kendinizi koruyun hem de bu çelişkiler, haksızlıklar ülkesinde ve kentinde aklınıza mukayyet olun.

Bütün bu haksızlıklar, yanlışlıklar ve kayırmalar karşısında yerel muhalefetten hiç ses çıkmıyor olmasını da bir kenara kaydedin. Günü geldiğinde onlara da hesap sormak gerekecek.

- Kocaeli Ses Gazetesi, İsmet Çiğit tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/5741369/ismet-cigit/cok-insan-cok-sikintida